Kutsal Değerlerimizi Aşağılamaya Karşı Etkin Koruma Talep Ediyoruz!

Kampanya metni

 Allah’a, Peygamberlere ve Kutsal Değerlere Yönelik Hakaretlere Karşı Etkin Koruma Talebi
 

Son yıllarda Allah’a, peygamberlere ve kutsal kitaplara yönelik hakaret ve alay içeren ifadeler kamuoyunda yaygınlaşmıştır. Bu durum yalnızca bireysel inançlara değil, kamu barışına, toplumsal huzura ve milletimizin ortak vicdanına zarar vermektedir. Ne yazık ki mevcut hukuk sistemimiz bu kutsal değerlere yönelik saldırıları doğrudan ve yeterli biçimde cezalandırmamaktadır.

 Türk Ceza Kanunu 216/3 maddesi “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun gerçekleşmesini “kamu barışını bozmaya elverişli olmak” şartına bağlamıştır. Bu şartın oluşmadığı durumlarda, en kutsal değerlere yapılan ağır saldırılar dahi cezasız kalabilmekte, karar verilememekte veya hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilmektedir. Kişilere hakarette ise bu şart aranmamaktadır. Halbuki, bu değerleri aşağılamak miletimizin çoğunluğu açısından şahsına yapılan hakaretten daha fazla sarsıcıdır. Dinî değerlere saldırı, bireysel manevî haklar açısından da mağduriyet doğurur.

 Ayrıca, kamu barışını bozmaya elverişlilik şartı son derece muğlaktır, Hakimin takdirine bırakılmıştır. Elverişlilik değerlendirmesi, olayın niteliğine, zamanına, toplumun duyarlılığına göre değişebilmektedir. Bu da düzenlemeyi hem uygulanamaz hem de istismara açık hâle getirmektedir. Onun için bu şartın kaldırılması gerekir.

 Öte yandan, Cumhurbaşkanına, bireylere veya ölen kişilerin hatırasına yönelik hakaretler çok daha ağır cezalara tabi tutulurken dine ve kutsallara yönelik hakaretlerdeki cezalar sınırlıdır, son derece düşüktür. Bu dengesizlik, yaratılmışlara gösterilen saygının, Yaratıcı’ya ve O’nun elçilerine yönelen saygının önüne geçtiği gibi, milletimizin anayasal kimliğiyle de açıkça çelişmektedir. Çünkü bu millet, değiştirilemeyen anayasal hüküm olan İstiklâl Marşı'nda belirtildiği üzere “Hakk’a tapan bir millettir”. Egemenlik alameti olan İstiklâl Marşı’nda vurgulanan değerleri korumak devletin ve milletin anayasal sadakat yükümlülüğüdür.

 Ben, bu kimlik ve bilinçle;

  •  Allah’a, Peygamberlere ve kutsal kitaplara hakareti doğrudan ve caydırıcı şekilde suç sayan yeni bir yasal düzenleme yapılmasını,
  •  Bu düzenlemenin Türk Ceza Kanunu’na özel bir madde eklenerek veya ayrı bir “Kutsal Değerleri Koruma Kanunu” yoluyla gerçekleştirilmesini,
  •  İslamofobi tehdidinin ülke içine sızmasına karşı hukuki eylem planı hazırlanmasını,
  •  Ceza yaptırımlarının yanı sıra, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının eş zamanlı olarak yürütülmesini,

 ve bu bağlamda,

  •  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yürüttüğü Mevlid-i Nebî Haftası’nın kapsamının kanunla genişletilerek “Mevlid-i Nebî ve Peygamberlere Saygı Haftası” adıyla yeniden düzenlenmesini ve millî gün statüsüne kavuşturulmasını talep ediyorum.

 Kutsallarımıza yönelik saldırıların hukuk önünde ciddiyetle karşılık bulduğu, milletimizin vicdanını yansıtan,, anayasal sadakatimize uygun bir düzenleme yapılmasını tüm yetkili makamların dikkatine arz ediyorum.

 

avatar of the starter
Süleyman ArslanKampanyayı Başlatan Kişi

2

Kampanya metni

 Allah’a, Peygamberlere ve Kutsal Değerlere Yönelik Hakaretlere Karşı Etkin Koruma Talebi
 

Son yıllarda Allah’a, peygamberlere ve kutsal kitaplara yönelik hakaret ve alay içeren ifadeler kamuoyunda yaygınlaşmıştır. Bu durum yalnızca bireysel inançlara değil, kamu barışına, toplumsal huzura ve milletimizin ortak vicdanına zarar vermektedir. Ne yazık ki mevcut hukuk sistemimiz bu kutsal değerlere yönelik saldırıları doğrudan ve yeterli biçimde cezalandırmamaktadır.

 Türk Ceza Kanunu 216/3 maddesi “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun gerçekleşmesini “kamu barışını bozmaya elverişli olmak” şartına bağlamıştır. Bu şartın oluşmadığı durumlarda, en kutsal değerlere yapılan ağır saldırılar dahi cezasız kalabilmekte, karar verilememekte veya hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilmektedir. Kişilere hakarette ise bu şart aranmamaktadır. Halbuki, bu değerleri aşağılamak miletimizin çoğunluğu açısından şahsına yapılan hakaretten daha fazla sarsıcıdır. Dinî değerlere saldırı, bireysel manevî haklar açısından da mağduriyet doğurur.

 Ayrıca, kamu barışını bozmaya elverişlilik şartı son derece muğlaktır, Hakimin takdirine bırakılmıştır. Elverişlilik değerlendirmesi, olayın niteliğine, zamanına, toplumun duyarlılığına göre değişebilmektedir. Bu da düzenlemeyi hem uygulanamaz hem de istismara açık hâle getirmektedir. Onun için bu şartın kaldırılması gerekir.

 Öte yandan, Cumhurbaşkanına, bireylere veya ölen kişilerin hatırasına yönelik hakaretler çok daha ağır cezalara tabi tutulurken dine ve kutsallara yönelik hakaretlerdeki cezalar sınırlıdır, son derece düşüktür. Bu dengesizlik, yaratılmışlara gösterilen saygının, Yaratıcı’ya ve O’nun elçilerine yönelen saygının önüne geçtiği gibi, milletimizin anayasal kimliğiyle de açıkça çelişmektedir. Çünkü bu millet, değiştirilemeyen anayasal hüküm olan İstiklâl Marşı'nda belirtildiği üzere “Hakk’a tapan bir millettir”. Egemenlik alameti olan İstiklâl Marşı’nda vurgulanan değerleri korumak devletin ve milletin anayasal sadakat yükümlülüğüdür.

 Ben, bu kimlik ve bilinçle;

  •  Allah’a, Peygamberlere ve kutsal kitaplara hakareti doğrudan ve caydırıcı şekilde suç sayan yeni bir yasal düzenleme yapılmasını,
  •  Bu düzenlemenin Türk Ceza Kanunu’na özel bir madde eklenerek veya ayrı bir “Kutsal Değerleri Koruma Kanunu” yoluyla gerçekleştirilmesini,
  •  İslamofobi tehdidinin ülke içine sızmasına karşı hukuki eylem planı hazırlanmasını,
  •  Ceza yaptırımlarının yanı sıra, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının eş zamanlı olarak yürütülmesini,

 ve bu bağlamda,

  •  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yürüttüğü Mevlid-i Nebî Haftası’nın kapsamının kanunla genişletilerek “Mevlid-i Nebî ve Peygamberlere Saygı Haftası” adıyla yeniden düzenlenmesini ve millî gün statüsüne kavuşturulmasını talep ediyorum.

 Kutsallarımıza yönelik saldırıların hukuk önünde ciddiyetle karşılık bulduğu, milletimizin vicdanını yansıtan,, anayasal sadakatimize uygun bir düzenleme yapılmasını tüm yetkili makamların dikkatine arz ediyorum.

 

avatar of the starter
Süleyman ArslanKampanyayı Başlatan Kişi

Kampanya güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 4 Temmuz 2025 tarihinde başlatıldı