

Park Yapmak Suç Değildir! Senem Doyduk Serbest Bırakılsın!
Kampanya metni
Tüm meslek örgütlerimize, derneklere, öğrenci topluluklarına, mimarlara, öğrencilere, dostlarımıza çağrımızdır:
23 Eylül günü; kolektif inşa atölyeleriyle kurulmakta olan Dilek Doğan Parkı için emek vermiş Mimar Meclisi üyesi hocamız Senem Doyduk keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Bizler Mimar Meclisi olarak, Halk için mimarlık yapmanın suç olmadığını çok iyi bildiğimiz için mimar meclisi olarak tüm dost Halkın Mühendis Mimarları’yla, hocalarımızın öğrencileriyle, dostlarıyla birlikte ısrarla gözaltındaki Senem Doyduk hocamıza ve arkadaşlarımıza sahip çıktık. Hem fiziken polis merkezi önünde nöbet tutarak hem de internet ortamında haberlerle bu keyfi gözaltıları teşhir ederek kamuoyu yaratmamızın da etkisiyle Senem Doyduk, 6 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla serbest bırakılmış olan Senem hocamız, savcılığın tutuklu yargılanmasına dair itirazının nöbetçi mahkeme hakimi tarafından kabul edilmesinin ardından hapishaneye sevkedildi. 5 Ekim’den beri tutuklu olan sevgili hocamız sadece halk için mimarlık yaptığı için bu haksızlığa uğramıştır. Halk için mimarlık yapmanın, mimarlık yarışması organizasyonunda yer almanın, yoksul bir mahallenin çocuklarına park yapmanın suç olamayacağı aşikarken tüm bunların yaşanması, ülkedeki muhalif, aydın duruşuyla öne çıkan kişilere, kurumlara bilinçli bir biçimde yapılmakta olduğu gibi sadece yıpratma amaçlıdır.
Senem hocamız bazı yayın organlarına servis edilen haberlerle yıpratılmaya çalışılsa da bizler çok iyi biliyoruz ki halk için mimarlık üretiyor olmamızdan, yaptığımız park çardağından korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun en belirgin kanıtı, Dilek Doğan Parkı inşa atölyesinde binbir emekle kurulmuş olan 16 beton temel pabucunun Senem hocamızın tutuklanmasından iki gün önce 3 Ekim Pazartesi günü, bu emeği bütünüyle yok etmek için yüzlerce polis eşliğinde iş makinalarıyla sökülmesi, hatta park alanındaki toprağın altı üstüne getirilerek çukurlarla yürünmez hale getirilmesidir. Bu saldırı kuşkusuz temel pabuçlarını sökmek ve alanın çalışılmaz hale getirilmesiyle sadece alana yönelik değil, bizim atölye katılımcılarımız, Dilek Doğan Parkı Kolektif İnşa Atölyesi emekçilerimiz ve dostlarımızla birlikte 9 günde ürettiğimiz kolektif çalışma ve paylaşım ortamının kendisine gerçekleştirilmiştir.
Dilek Doğan Parkı projesi, kent hakkının yağmalanmasına karşı bir alternatif üretmek için 2015’in Temmuz ayında ulusal ölçekte açılan Küçük Armutlu Mahallesi (FSM) Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Mimari Fikir Projesi Yarışması'nın* kolektif inşa atölyesi olarak şartnamede öngörülmüş sürecinin iki çalıştayla birlikte pekiştirilmiş ürünüdür. Tüm yarışma süreci Mimar Meclisi öncülüğünde, Küçük Armutlu mahallesi halkı, Küçük Armutlu mahalle muhtarları, Küçük Armutlu halk meclisi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ile birlikte yürütülmüştür. Parkın ismi ise Dilek Doğan’ın, gecenin bir yarısı kendi yaşadığı evde polis tarafından nedensizce katledilen gencecik bir kadının yaşadığı mahallede isminin yaşatılması isteğinden ileri gelmektedir. Yarışma kolokyumu ardından düzenlenen çalıştaylar sırasında bu parkın, Dilek’in, mahallenin soldurulan çiçeğinin anısının inşa edilecek bir çardaktan sarkan mor sümbüllerle, sarmaşıklarla, etrafa dikilecek çiçeklerle hayat bulması tasarlandı, sonrasında proje günlerce dostlarımızla, katılımcılarımızla geliştirildi. Ardından açık çağrımızla gelen dostlarımızın desteğiyle birlikte kısıtlı imkanlarla da olsa emek yoğun bir şekilde bu anlamlı parkı 9 günde inşa etmeye giriştik.
Fakat biliyoruz ki, afet riskine karşı kentsel dönüşüm bahanesiyle tüm ülkede ‘rantsal’ dönüşümün dinamosu olan TOKİ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve iktidar yandaşı sermayedarların Anadolu’nun birçok şehrinde ve özellikle yoksul, gecekondu mahallelerinde yapmakta olduğu gibi Küçük Armutlu mahallesinde de yaşam hakkı gasp edilmek istenmekte, yıllardır bunun için uğraşıların ardı arkası kesilmemektedir. Hatta bizzat cumhurbaşkanı geçtiğimiz yıl yaptığı bir konuşmasında yıkım için Küçük Armutlu’yu doğrudan hedef göstermiştir. İşte bu yüzden, bu mahallede ‘rantsal’ dönüşüme alternatif üretmek için mimarlık yarışması yapmak da, bu yarışmayla üretilen projelerden biri olan Dilek Doğan Parkı’nı kolektif olarak inşa etmek de iktidar için büyük bir rahatsızlık kaynağı olmaktadır. Tabii, tüm inşaa süreci, malzemeleri ve emeğiyle kolektif paylaşıma dayanan atölyemizde birlikte gülmek, üretmek, paylaşmak, değer yaratmak, yıllardır tüm vatanı parsel parsel yandaşlarına peşkeş çeken, tüm değerlerin üzerini çizen, çürüten bir iktidar için çok tehlikelidir. Dilek Doğan’ı katleden polis için ısrarla adalet istendiği halde tüm çabalar sonuçsuz kalmakta, üstüne üstlük onun anısına çiçekli bir çardak yapmak dahi katlanılamaz olsa gerek ki parkın çıplak temellerine bile saldırılmaktadır.
Dilek Doğan Parkı projesi sadece Küçük Armutlu mahallesi için değil, ülkede sürmekte olan adaletsizlik ortamına karşı yarattığı duruşla olduğu kadar, sorumluluk duyarak iyiyi, güzeli yaratmak için emeğini ortaya koyan onlarca pırıl pırıl insanı bir araya getirmesiyle de önem taşımaktadır. Sadece bir hafta içinde yaptıklarımızın, yarattığımız paylaşım ortamının iktidar için ne kadar tehlikeli olduğunu en somut saldırılarla, gözaltılarla, yıkımlarla gördük. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, ‘rantsal’ dönüşüme karşı sadece söylem geliştirmekle, eleştirmekle kalmayıp, alternatifini üretmeyi amaçlayan bir yarışma düzenlemek, mimarların aktif olarak meslek onurlarına yaraşır biçimde üretmesine zemin yaratmak, kolektif emeğin değerini çalışarak paylaşmak, halk için mimarlık yapmak hiçbir zaman suç değil, olmayacak.
Şimdi Mimar Meclisi ve dostlarına düşen şey ekmeği, emeği ve gülüşleri paylaşmanın yanında baskıları ve zorlukları da paylaşmak olacaktır. İnsanı kendisine, değerlerine, emeğine, vatanına yabancılaştıran bu düzende, en temel insani değerlere, emeğine sahip çıkmak, korumak bizi güçlü kılacak olan ilk ve daim değişmez kuraldır. Senem Doyduk bizlerle birlikte altı yüz haneli bir mahallede en temel ihtiyaç olan çocuk parkını yarışma sonucunda üretiyordu, ve hepimiz biliyoruz ki çocuklara park yapmak hiçbir coğrafyada hiçbir zaman suç olmamıştır. Tutuklanan Senem hocamıza da, yıkılan parkımıza da sahip çıkmak, bu zor zamanları birlikteliğimizle aşmak boynumuzun borcudur. Park için el ele ürettiğimiz ne varsa bizim gücümüzdür, gücümüzden korkanlar hep olduğu gibi, gücüne, emeğine, umuduna sahip çıkarak daha da yükselten büyük insanlık da her zaman olacaktır.
Biz insanlığı temsil ediyoruz, insanlık asla kaybetmez.
*Bilgi edinmek isteyenler için yarışma hakkında kaynaklar:
Kampanya metni
Tüm meslek örgütlerimize, derneklere, öğrenci topluluklarına, mimarlara, öğrencilere, dostlarımıza çağrımızdır:
23 Eylül günü; kolektif inşa atölyeleriyle kurulmakta olan Dilek Doğan Parkı için emek vermiş Mimar Meclisi üyesi hocamız Senem Doyduk keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Bizler Mimar Meclisi olarak, Halk için mimarlık yapmanın suç olmadığını çok iyi bildiğimiz için mimar meclisi olarak tüm dost Halkın Mühendis Mimarları’yla, hocalarımızın öğrencileriyle, dostlarıyla birlikte ısrarla gözaltındaki Senem Doyduk hocamıza ve arkadaşlarımıza sahip çıktık. Hem fiziken polis merkezi önünde nöbet tutarak hem de internet ortamında haberlerle bu keyfi gözaltıları teşhir ederek kamuoyu yaratmamızın da etkisiyle Senem Doyduk, 6 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla serbest bırakılmış olan Senem hocamız, savcılığın tutuklu yargılanmasına dair itirazının nöbetçi mahkeme hakimi tarafından kabul edilmesinin ardından hapishaneye sevkedildi. 5 Ekim’den beri tutuklu olan sevgili hocamız sadece halk için mimarlık yaptığı için bu haksızlığa uğramıştır. Halk için mimarlık yapmanın, mimarlık yarışması organizasyonunda yer almanın, yoksul bir mahallenin çocuklarına park yapmanın suç olamayacağı aşikarken tüm bunların yaşanması, ülkedeki muhalif, aydın duruşuyla öne çıkan kişilere, kurumlara bilinçli bir biçimde yapılmakta olduğu gibi sadece yıpratma amaçlıdır.
Senem hocamız bazı yayın organlarına servis edilen haberlerle yıpratılmaya çalışılsa da bizler çok iyi biliyoruz ki halk için mimarlık üretiyor olmamızdan, yaptığımız park çardağından korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun en belirgin kanıtı, Dilek Doğan Parkı inşa atölyesinde binbir emekle kurulmuş olan 16 beton temel pabucunun Senem hocamızın tutuklanmasından iki gün önce 3 Ekim Pazartesi günü, bu emeği bütünüyle yok etmek için yüzlerce polis eşliğinde iş makinalarıyla sökülmesi, hatta park alanındaki toprağın altı üstüne getirilerek çukurlarla yürünmez hale getirilmesidir. Bu saldırı kuşkusuz temel pabuçlarını sökmek ve alanın çalışılmaz hale getirilmesiyle sadece alana yönelik değil, bizim atölye katılımcılarımız, Dilek Doğan Parkı Kolektif İnşa Atölyesi emekçilerimiz ve dostlarımızla birlikte 9 günde ürettiğimiz kolektif çalışma ve paylaşım ortamının kendisine gerçekleştirilmiştir.
Dilek Doğan Parkı projesi, kent hakkının yağmalanmasına karşı bir alternatif üretmek için 2015’in Temmuz ayında ulusal ölçekte açılan Küçük Armutlu Mahallesi (FSM) Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Mimari Fikir Projesi Yarışması'nın* kolektif inşa atölyesi olarak şartnamede öngörülmüş sürecinin iki çalıştayla birlikte pekiştirilmiş ürünüdür. Tüm yarışma süreci Mimar Meclisi öncülüğünde, Küçük Armutlu mahallesi halkı, Küçük Armutlu mahalle muhtarları, Küçük Armutlu halk meclisi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ile birlikte yürütülmüştür. Parkın ismi ise Dilek Doğan’ın, gecenin bir yarısı kendi yaşadığı evde polis tarafından nedensizce katledilen gencecik bir kadının yaşadığı mahallede isminin yaşatılması isteğinden ileri gelmektedir. Yarışma kolokyumu ardından düzenlenen çalıştaylar sırasında bu parkın, Dilek’in, mahallenin soldurulan çiçeğinin anısının inşa edilecek bir çardaktan sarkan mor sümbüllerle, sarmaşıklarla, etrafa dikilecek çiçeklerle hayat bulması tasarlandı, sonrasında proje günlerce dostlarımızla, katılımcılarımızla geliştirildi. Ardından açık çağrımızla gelen dostlarımızın desteğiyle birlikte kısıtlı imkanlarla da olsa emek yoğun bir şekilde bu anlamlı parkı 9 günde inşa etmeye giriştik.
Fakat biliyoruz ki, afet riskine karşı kentsel dönüşüm bahanesiyle tüm ülkede ‘rantsal’ dönüşümün dinamosu olan TOKİ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve iktidar yandaşı sermayedarların Anadolu’nun birçok şehrinde ve özellikle yoksul, gecekondu mahallelerinde yapmakta olduğu gibi Küçük Armutlu mahallesinde de yaşam hakkı gasp edilmek istenmekte, yıllardır bunun için uğraşıların ardı arkası kesilmemektedir. Hatta bizzat cumhurbaşkanı geçtiğimiz yıl yaptığı bir konuşmasında yıkım için Küçük Armutlu’yu doğrudan hedef göstermiştir. İşte bu yüzden, bu mahallede ‘rantsal’ dönüşüme alternatif üretmek için mimarlık yarışması yapmak da, bu yarışmayla üretilen projelerden biri olan Dilek Doğan Parkı’nı kolektif olarak inşa etmek de iktidar için büyük bir rahatsızlık kaynağı olmaktadır. Tabii, tüm inşaa süreci, malzemeleri ve emeğiyle kolektif paylaşıma dayanan atölyemizde birlikte gülmek, üretmek, paylaşmak, değer yaratmak, yıllardır tüm vatanı parsel parsel yandaşlarına peşkeş çeken, tüm değerlerin üzerini çizen, çürüten bir iktidar için çok tehlikelidir. Dilek Doğan’ı katleden polis için ısrarla adalet istendiği halde tüm çabalar sonuçsuz kalmakta, üstüne üstlük onun anısına çiçekli bir çardak yapmak dahi katlanılamaz olsa gerek ki parkın çıplak temellerine bile saldırılmaktadır.
Dilek Doğan Parkı projesi sadece Küçük Armutlu mahallesi için değil, ülkede sürmekte olan adaletsizlik ortamına karşı yarattığı duruşla olduğu kadar, sorumluluk duyarak iyiyi, güzeli yaratmak için emeğini ortaya koyan onlarca pırıl pırıl insanı bir araya getirmesiyle de önem taşımaktadır. Sadece bir hafta içinde yaptıklarımızın, yarattığımız paylaşım ortamının iktidar için ne kadar tehlikeli olduğunu en somut saldırılarla, gözaltılarla, yıkımlarla gördük. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, ‘rantsal’ dönüşüme karşı sadece söylem geliştirmekle, eleştirmekle kalmayıp, alternatifini üretmeyi amaçlayan bir yarışma düzenlemek, mimarların aktif olarak meslek onurlarına yaraşır biçimde üretmesine zemin yaratmak, kolektif emeğin değerini çalışarak paylaşmak, halk için mimarlık yapmak hiçbir zaman suç değil, olmayacak.
Şimdi Mimar Meclisi ve dostlarına düşen şey ekmeği, emeği ve gülüşleri paylaşmanın yanında baskıları ve zorlukları da paylaşmak olacaktır. İnsanı kendisine, değerlerine, emeğine, vatanına yabancılaştıran bu düzende, en temel insani değerlere, emeğine sahip çıkmak, korumak bizi güçlü kılacak olan ilk ve daim değişmez kuraldır. Senem Doyduk bizlerle birlikte altı yüz haneli bir mahallede en temel ihtiyaç olan çocuk parkını yarışma sonucunda üretiyordu, ve hepimiz biliyoruz ki çocuklara park yapmak hiçbir coğrafyada hiçbir zaman suç olmamıştır. Tutuklanan Senem hocamıza da, yıkılan parkımıza da sahip çıkmak, bu zor zamanları birlikteliğimizle aşmak boynumuzun borcudur. Park için el ele ürettiğimiz ne varsa bizim gücümüzdür, gücümüzden korkanlar hep olduğu gibi, gücüne, emeğine, umuduna sahip çıkarak daha da yükselten büyük insanlık da her zaman olacaktır.
Biz insanlığı temsil ediyoruz, insanlık asla kaybetmez.
*Bilgi edinmek isteyenler için yarışma hakkında kaynaklar:
Karar Vericiler
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 1 Kasım 2016 tarihinde başlatıldı