Yeşim Akbaş için adalet istiyoruz! #YeşiminDosyasıAçılsın

Yakın zamanlı imzacılar
Eşe nur Gürel ve 14 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

VİCDAN SAHİBİ HERKESİN DİKKATİNE:

Yeşim Akbaş İçin Adalet İstiyoruz!

Yeşim’in hayatı yarım kaldı. Gözlerini huzurla kapatabilmesi için, biz gözlerimizi adalete çevirdik. Kızımızın adaletinin sağlanması, başka kadınların ölümlerinin bu şekilde üstünün kapatılmaması için herkesi mücadelemizi büyütmeye, imza kampanyamızı desteklemeye çağırıyoruz. Bu çağrı sana, bize, hepimize.

Kızımız Yeşim Akbaş, 14 Nisan 2023 tarihinde Manisa’nın Demirci ilçesindeki polis lojmanında polis komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın beylik silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. Kurşun, Yeşim’in sağ kulağının 3-4 parmak gerisinden girmişti; bu yönüyle intiharı imkânsız kılan bir açı söz konusuydu. Buna rağmen, kızımızın intihar etmiş olabileceği öne sürüldü. Oysa Yeşim, yaşam doluydu. Gelecek planları, 4 tane görme engelli kedisi, iki iş yeri ve dokunduğu sayısız hayat vardı. Yeşim, sabah saat 7.20’de iş yerine gelecek olan tamirciye “Geliyorsunuz, değil mi? Bekliyorum sizi.” şeklinde bir mesaj atmıştı. Ancak 7.43’te ambulans geldiğinde Yeşim, sırtüstü yere uzanmış halde bulundu. Dosyadaki tüm somut verilere rağmen cinayet 12 Temmuz 2024’te fail “şüpheden sanık yararlanır” denilerek beraat ettirildi. 

Dosyadaki bunca veriye rağmen, hayvanlarını emanet edecek birini bulmadan tatile bile çıkmayan kızımızın hiçbir hazırlık yapmadan hayatına son vermiş olabileceğine inanmamız beklendi.

Biz ilk günden beri yalnızca adalet için mücadele veriyoruz. Yeşim artık konuşamıyor, nefes alamıyor… Ama toprağın altından bile haykırıyor: “Ben öldürüldüm.” Bu gerçeğin üzeri örtülmesin diye sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Adalet için, insanlık için yanımızda olun. Biz mücadelemizi son nefesimize kadar sürdüreceğiz, fakat bu yolda sizin yardımınıza ihtiyacımız var.

ÇÜNKÜ;

  • Yeşim’in silahı başının arkasından kafasına dayayarak kendisini vurmuş olabileceği söylendi. Oysa bir insanın kendisini kafasının arkasından vurarak öldürmeye çalışması bile objektif olarak kabul edilebilir değildi. Heyet başkanı bile duruşmada sanığa, kendisini vurmak isteseydi nasıl vuracağını sormuştu. Sonuçta da mahkeme dosyayı en az üç kişiden oluşan bir heyetin incelemesi için bilirkişi incelemesine göndermişti. Ama ne olduysa oldu üçüncü duruşmada gelen tek kişilik bilirkişi raporu ile sadece sanığın sözleri gerçek kabul edilerek, avukatlarımızın itirazları dahi dinlenmeden beraat kararı verildi.
  • Gelen bilirkişi raporunda kızımızın silahı iki eliyle tutup adeta başının arkasına dayayarak intihar da etmiş olabileceği söylendi. Bizim kızımız hayatında hiç silah kullanmadı.

  • Sanığın çelişkili ifadeleri görmezden gelindi. Sanık, önce Yeşim’in silahla oynarken kendisini vurduğunu iddia etti, daha sonra Yeşim’i banyoda ölü olarak bulduğunu söyledi, ancak daha sonraki beyanlarında kızımızın psikolojik sorunları olduğunu ve intihar ettiğini savundu. Halbuki olaydan sonraki ilk ifadesinde Yeşim’in bir psikolojik sorunu olmadığını ifade etmişti.
  • Sanığın yüzündeki kanayan yaraya ve Yeşim’in tırnakları arasındaki dokuya aldırış etmeden boğuşma izinin olmadığı söylendi.  Sanığın yüzündeki yara ise “kedi yapmıştır” denilerek geçiştirildi.
  • Kızımızın kanında antidepresan yoktu. Ama ona “psikolojisi bozuktu”, “alkollüydü” denildi. Sanığın alkollü olduğu belliydi, evinde ilaçlar bulundu, tanıklar bile onun ilaç kullandığını söyledi. Sanığın alkol dışındaki maddeler için kan testi bile yapılmadı. Alkol testi ise olaydan saatler sonra uygulandı. Adeta mahkeme salonunda, sanığı değil kızımızı sorguladılar. Biz, “Yeşim öldürüldü” derken, kızımızın ruh halini savunmak zorunda bırakıldık.
  • Sanığın 112’yi aradığında yanında can çekişen kızımızın adını değil, tam da kızımızın ölümünden birkaç saat önce aralarında tartışma konusu olan sanığın eski sevgilisinin ismini feryat figan bağırdığı duyuldu. 
  • Sanığın, kızımıza “sen gidersen gözüm döner” de dediği ortaya çıktı. 
  • Sanık, o dönem boşanma aşamasında olduğu eşinin kafasına silah dayadığı iddiasıyla da yargılanmıştı. 
  • Sanık, oturduğu evinden alkol alıp etrafa silah sıktığı gerekçesiyle tahliye edilmişti. 
  • Sanık, polis lojmanında oturmasına rağmen silah sesini kimse duymadı. 
  • Sanık, önce üstünü temizledi, sonra elini temizledi. Silah, olay yerinden alınıp olay yerine müdahale etme yetkisi olmayan polislerce bir havluya sarılarak polis otosunun torpido gözüne konuldu. Silah, failin beylik silahı olmasına rağmen üzerinde herhangi bir parmak izi bulunmadı.
  • Salihli Adliyesi’nde yaşanan usulsüzlükler yetmedi, sayfalarca itirazımıza istinaf jet hızıyla ret kararı verdi. Dosyamızda bir ölü ve serbest bir fail varken “yaralama suçundan tutuklu 2 failin tutukluluğunun devamı” şeklinde kopyala yapıştır bir gerekçeyle karar yazıldı. Avukatlarımızın sayfalarca itirazlarından hiçbirine yanıt verilmedi. Bunun üzerine dosyamız Yargıtay’a gitti.
  • Yerel mahkeme heyet raporu alınması kararından ansızın ve gerekçesiz, “biliyorsunuz Türkiye’de bilirkişi bulmak zor” diyerek vazgeçip dosyaya sunulan tek kişilik taraflı rapor ile karar verdiğinden, kızımızın ölümünün aydınlatılabilmesi için tarafsız ve hakkaniyetli bir heyet raporu aldırmak bize düştü. Hacettepe Üniversitesi’nin verdiği adli tıp bilirkişi heyet raporunda kızımızın başına silahı dayayarak veya başına yakın bir atışla değil, uzaktan vurulduğu, ayrıca silahı tutmuş olamayacağı belirtildi. 

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilirkişi raporunun bu şekilde alınmasının usulsüz olduğunu, şahsın kızımızı öldürdüğünün açık olduğunu söyleyerek beraat kararının bozulmasını talep etti.

Şu anda karar Yargıtay hakimlerine kalmış durumda. 

Biz, kimseden yanlış bir şey istemiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Ortadaki bunca delile rağmen sanık başka kız çocuklarının da kaderi olmasın istiyoruz. Başka anne babalar uykusuz kalmasın, başka kız çocukları toprak altında uyumasın istiyoruz. 

Biz, Yeşim'in ölümüyle ilgili tüm şüphelerin giderilmesi, delillerin titizlikle incelenmesi ve adil bir yargılama sürecinin yürütülmesi için yetkililere sesleniyoruz. Başka genç kadınların da benzer kaderleri yaşamaması için adaletin tecelli etmesini istiyoruz.

Siz de Destek Olun:

Yeşim için adalet arayışımıza destek olmak ve sesimizi duyurmak adına başlattığımız imza kampanyasına katılın. Birlikte, adaletin yerini bulmasını sağlayabiliriz.

Yeşim'in sesi olun. Adalet için bir imza da siz verin.

Sevgilerle,

Aysun AKBAŞ & Mustafa AKBAŞ

avatar of the starter
Aysun AkbaşKampanyayı Başlatan Kişi

42.332

Yakın zamanlı imzacılar
Eşe nur Gürel ve 14 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

VİCDAN SAHİBİ HERKESİN DİKKATİNE:

Yeşim Akbaş İçin Adalet İstiyoruz!

Yeşim’in hayatı yarım kaldı. Gözlerini huzurla kapatabilmesi için, biz gözlerimizi adalete çevirdik. Kızımızın adaletinin sağlanması, başka kadınların ölümlerinin bu şekilde üstünün kapatılmaması için herkesi mücadelemizi büyütmeye, imza kampanyamızı desteklemeye çağırıyoruz. Bu çağrı sana, bize, hepimize.

Kızımız Yeşim Akbaş, 14 Nisan 2023 tarihinde Manisa’nın Demirci ilçesindeki polis lojmanında polis komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın beylik silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. Kurşun, Yeşim’in sağ kulağının 3-4 parmak gerisinden girmişti; bu yönüyle intiharı imkânsız kılan bir açı söz konusuydu. Buna rağmen, kızımızın intihar etmiş olabileceği öne sürüldü. Oysa Yeşim, yaşam doluydu. Gelecek planları, 4 tane görme engelli kedisi, iki iş yeri ve dokunduğu sayısız hayat vardı. Yeşim, sabah saat 7.20’de iş yerine gelecek olan tamirciye “Geliyorsunuz, değil mi? Bekliyorum sizi.” şeklinde bir mesaj atmıştı. Ancak 7.43’te ambulans geldiğinde Yeşim, sırtüstü yere uzanmış halde bulundu. Dosyadaki tüm somut verilere rağmen cinayet 12 Temmuz 2024’te fail “şüpheden sanık yararlanır” denilerek beraat ettirildi. 

Dosyadaki bunca veriye rağmen, hayvanlarını emanet edecek birini bulmadan tatile bile çıkmayan kızımızın hiçbir hazırlık yapmadan hayatına son vermiş olabileceğine inanmamız beklendi.

Biz ilk günden beri yalnızca adalet için mücadele veriyoruz. Yeşim artık konuşamıyor, nefes alamıyor… Ama toprağın altından bile haykırıyor: “Ben öldürüldüm.” Bu gerçeğin üzeri örtülmesin diye sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Adalet için, insanlık için yanımızda olun. Biz mücadelemizi son nefesimize kadar sürdüreceğiz, fakat bu yolda sizin yardımınıza ihtiyacımız var.

ÇÜNKÜ;

  • Yeşim’in silahı başının arkasından kafasına dayayarak kendisini vurmuş olabileceği söylendi. Oysa bir insanın kendisini kafasının arkasından vurarak öldürmeye çalışması bile objektif olarak kabul edilebilir değildi. Heyet başkanı bile duruşmada sanığa, kendisini vurmak isteseydi nasıl vuracağını sormuştu. Sonuçta da mahkeme dosyayı en az üç kişiden oluşan bir heyetin incelemesi için bilirkişi incelemesine göndermişti. Ama ne olduysa oldu üçüncü duruşmada gelen tek kişilik bilirkişi raporu ile sadece sanığın sözleri gerçek kabul edilerek, avukatlarımızın itirazları dahi dinlenmeden beraat kararı verildi.
  • Gelen bilirkişi raporunda kızımızın silahı iki eliyle tutup adeta başının arkasına dayayarak intihar da etmiş olabileceği söylendi. Bizim kızımız hayatında hiç silah kullanmadı.

  • Sanığın çelişkili ifadeleri görmezden gelindi. Sanık, önce Yeşim’in silahla oynarken kendisini vurduğunu iddia etti, daha sonra Yeşim’i banyoda ölü olarak bulduğunu söyledi, ancak daha sonraki beyanlarında kızımızın psikolojik sorunları olduğunu ve intihar ettiğini savundu. Halbuki olaydan sonraki ilk ifadesinde Yeşim’in bir psikolojik sorunu olmadığını ifade etmişti.
  • Sanığın yüzündeki kanayan yaraya ve Yeşim’in tırnakları arasındaki dokuya aldırış etmeden boğuşma izinin olmadığı söylendi.  Sanığın yüzündeki yara ise “kedi yapmıştır” denilerek geçiştirildi.
  • Kızımızın kanında antidepresan yoktu. Ama ona “psikolojisi bozuktu”, “alkollüydü” denildi. Sanığın alkollü olduğu belliydi, evinde ilaçlar bulundu, tanıklar bile onun ilaç kullandığını söyledi. Sanığın alkol dışındaki maddeler için kan testi bile yapılmadı. Alkol testi ise olaydan saatler sonra uygulandı. Adeta mahkeme salonunda, sanığı değil kızımızı sorguladılar. Biz, “Yeşim öldürüldü” derken, kızımızın ruh halini savunmak zorunda bırakıldık.
  • Sanığın 112’yi aradığında yanında can çekişen kızımızın adını değil, tam da kızımızın ölümünden birkaç saat önce aralarında tartışma konusu olan sanığın eski sevgilisinin ismini feryat figan bağırdığı duyuldu. 
  • Sanığın, kızımıza “sen gidersen gözüm döner” de dediği ortaya çıktı. 
  • Sanık, o dönem boşanma aşamasında olduğu eşinin kafasına silah dayadığı iddiasıyla da yargılanmıştı. 
  • Sanık, oturduğu evinden alkol alıp etrafa silah sıktığı gerekçesiyle tahliye edilmişti. 
  • Sanık, polis lojmanında oturmasına rağmen silah sesini kimse duymadı. 
  • Sanık, önce üstünü temizledi, sonra elini temizledi. Silah, olay yerinden alınıp olay yerine müdahale etme yetkisi olmayan polislerce bir havluya sarılarak polis otosunun torpido gözüne konuldu. Silah, failin beylik silahı olmasına rağmen üzerinde herhangi bir parmak izi bulunmadı.
  • Salihli Adliyesi’nde yaşanan usulsüzlükler yetmedi, sayfalarca itirazımıza istinaf jet hızıyla ret kararı verdi. Dosyamızda bir ölü ve serbest bir fail varken “yaralama suçundan tutuklu 2 failin tutukluluğunun devamı” şeklinde kopyala yapıştır bir gerekçeyle karar yazıldı. Avukatlarımızın sayfalarca itirazlarından hiçbirine yanıt verilmedi. Bunun üzerine dosyamız Yargıtay’a gitti.
  • Yerel mahkeme heyet raporu alınması kararından ansızın ve gerekçesiz, “biliyorsunuz Türkiye’de bilirkişi bulmak zor” diyerek vazgeçip dosyaya sunulan tek kişilik taraflı rapor ile karar verdiğinden, kızımızın ölümünün aydınlatılabilmesi için tarafsız ve hakkaniyetli bir heyet raporu aldırmak bize düştü. Hacettepe Üniversitesi’nin verdiği adli tıp bilirkişi heyet raporunda kızımızın başına silahı dayayarak veya başına yakın bir atışla değil, uzaktan vurulduğu, ayrıca silahı tutmuş olamayacağı belirtildi. 

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilirkişi raporunun bu şekilde alınmasının usulsüz olduğunu, şahsın kızımızı öldürdüğünün açık olduğunu söyleyerek beraat kararının bozulmasını talep etti.

Şu anda karar Yargıtay hakimlerine kalmış durumda. 

Biz, kimseden yanlış bir şey istemiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Ortadaki bunca delile rağmen sanık başka kız çocuklarının da kaderi olmasın istiyoruz. Başka anne babalar uykusuz kalmasın, başka kız çocukları toprak altında uyumasın istiyoruz. 

Biz, Yeşim'in ölümüyle ilgili tüm şüphelerin giderilmesi, delillerin titizlikle incelenmesi ve adil bir yargılama sürecinin yürütülmesi için yetkililere sesleniyoruz. Başka genç kadınların da benzer kaderleri yaşamaması için adaletin tecelli etmesini istiyoruz.

Siz de Destek Olun:

Yeşim için adalet arayışımıza destek olmak ve sesimizi duyurmak adına başlattığımız imza kampanyasına katılın. Birlikte, adaletin yerini bulmasını sağlayabiliriz.

Yeşim'in sesi olun. Adalet için bir imza da siz verin.

Sevgilerle,

Aysun AKBAŞ & Mustafa AKBAŞ

avatar of the starter
Aysun AkbaşKampanyayı Başlatan Kişi
Hemen destekle

42.332


İmzacılar Ne Diyor?

Kampanya güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 3 Mayıs 2025 tarihinde başlatıldı