Kürt Halkına Yönelik Saldırıların Sonlanması İçin Meclisi Göreve Çağırıyoruz.

Kampanya Kapatıldı

Bu kampanya 913 destekçiye ulaştı

Kampanya metni

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

2015 Temmuz ayının sonlarından itibaren Türkiye’nin Kürt illerinde giderek artan çatışma ortamı insan hakları ihlalleri açısından kontrolden çıkmış, başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ihlallere sebep olmuştur. 26 Temmuz 30 Kasım tarihleri arasında en az 44 çocuk ölmüş, 52 çocuk da yaralanmıştır. 44 çocuktan en küçüğü, annesinin kucağında vurulan Tevriz Dora idi. Tevriz bebek, Adana’da evlerine “isabet” eden bir kurşunla annesinin kucağında can vermiştir. Ayrıca, bölgede son altı aydır düşük yapan kadın sayısının yoğun bir artışı olduğuna  dair  HDP adına TBMM'ye soru önergesi verilmiştir.

Diyarbakır, Şırnak, Mardin illerinin ilçelerinde  bir süredir Türkiye Cumhuriyeti devleti, tanklar, toplar ve onbinlerce asker ile şehirlere saldırmaktadır. Halk ise saldırılara karşı  demokratik yerinden yönetim ve özsavunması ile direnişini sürdürüyor. 

Uygulanmakta olan sokağa çıkma yasakları Avrupa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de dahil olmak üzere insan haklarını savunan hiçbir uluslararası sözleşme ile bağdaşmamaktadır. Yasal olmayan bir durumla karşı karşıyayız.  Bu bölgede yaşayan halkın apaçık yaşam hakkı başta olmak üzere tüm temel hak ve özgürlükleri büyük tahribatlara uğramış, büyük hak ihlalleri doğmuştur.  Bu durum tarihteki diğer katliamlar gibi utanç vericidir. 

Biliyoruz ki uygulanan sokağa çıkma yasakları ayrımcılığa dayalı nedenlerle insanların ağır bir şekilde fiziksel ve ruhsal şiddete maruz kalması olarak tanımladığımız işkencenin bir parçasıdır. İşkence olarak tanımlamak doğru olacaktır çünkü; bu yasaklar onların en temel haklarını ve gereksinimlerine ulaşmalarını engellemektedir. İnsanların su gereksinimini karşıladığı su depolarına keskin nişancılarca ateş açılarak halkın susuz kalmasına sebep olan, sağlık hizmetlerine ulaşabilmesini engelleyen, elektriği keserek ısınma, barınma, eğitim ve kendilerini geliştirici bir takım şeyleri olanaksız kılan bu tablo kabul edilemez.  Tüm bu yaşananlar insan onuruna ve haklarına aykırıdır ve insanlık için utanç kaynağıdır.

 Bu süreçte bütün bu sokağa çıkma yasaklarıyla sivil halkın çoluk çocuk, kadın, yaşlı, katledilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti çok ağır bir suç işlemektedir. Bu siyasi irade hepimizin yıllar sonra utanç içinde hatırlayacağımız günleri yaşamak zorunda bırakmıştır. 

Bosna ve Ruanda örneklerinin yanına ne yazık ki Türkiye'de eklenmiştir. Bunun için Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz; Burada yaşananlar, uluslararası ceza hukukuna, evrensel İnsan Haklarına,T.C anayasasına aykırıdır ve yargılanma gerekçesidir. Sokağa çıkma yasağı açık işkence olarak tanımlanmalıdır. Devletin tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini talep ediyoruz. 

Çok geç olmadan  saldırıların sona erdirilerek ateşkes ve müzakere sürecini yeniden başlatılmasını istiyoruz. Hükümetin ve bakanlarının bu yasal olmayan eylemlerini durdurmak ve yargılanmalarını sağlamak için Anayasamızın 100. Maddesi C Bendinde belirtildiği üzere soruşturma açılması ve gerekli komisyonların kurulmasını, bu işlemler esnasında yasalara aykırı olan bu saldırıların durdurulması için Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisini görevini yapmaya davet ediyoruz.

----------------------------------------------------------------

To the Grand National Assembly Of Turkey,
Re-escalation of armed conflict in Kurdish region of Turkey that has been out of hand in terms of human rights since the July of 2015, has led to grave violations of human rights, especially the right to life. Between the date of 26th of July and 30th of November at least 44 children reported to be have been killed and 52 wounded. The youngest of the 44 children was Tevriz Dora was shot in mother's arm. She was killed by the bullet that hit their house. Also, a motion about the increase in number of aborted women over the past six months, was submitted to Turkish Parliament in the name People's Democratic Party.
The districts of Diyarbakır, Şırnak, Mardin cities were attackted by tanks and heavy weaponry and ten thousands of soldiers and police of Turkish Goverment. Whereas the people continues to resist against these attacks by self-governance, -aiming at achieving decentralized structural transformation against centralism and self-preservation.
The government's ongoing curfews declarations conflict with the international conventions including the European Universal Declaration of Human Rights.We are coming up against an illegal situtation. The basic rights, mainly the right to life and freedoms of people living in these region were obviously violated, major violations have been occured. This situation is embarassing as the other mass killings in history.
We know that curfews are part of torture which is defined as people's been heavily exposed to physical and psychological violence based on the discrimination. It will be accurate to define this as torture because the curfews prevent reaching of the basic human rights and necessities. This picture that prevents supply of water by the snipers' s targetting to water tanks that meet the people's water needs and prevents access to food, sheltering, medical care, education, heating, by stopping supply of electricty, is inacceptable. All this happening is contrary to human dignity and human rights and is embarrassment to humanity.
In this process, Turkish Government is committing a very gross crime by all this curfews and massacring of civilians, women, children, elderly. This political will, force all of us to live the days we remember in shame after years.
Unfortunately, Turkey was added to the Bosnia and Ruwanda instances. For this reason, we call international community and Turkish public that; what happened here is unconstitutional and contradiction to international criminal law, universal human rights and reason for trial.
The curfew should be clearly identified as torture. We demand Turkey especially as a contracting state of UN Child Rights Convention the renunciation of violence and repression in the living areas, by fulfilling the country’s obligations under international human rights law.
We call on the Grand National Assembly Of Turkey to start an parliamentary investigation and set up a commission in order to stop the illegal acts of the Turkish Goverment and see that all responsible parties stand trial according to the article 100th / C Constitutional Law. We the undersigned urge all parties responsible to act to stop the violence and resume peace process.

 

avatar of the starter
Barış İçin Kadın Girişimi İzmirKampanyayı Başlatan Kişi

Karar Vericiler

Ayşe Nur BAHÇEKAPILI
Ayşe Nur BAHÇEKAPILI
Mehmet Akif HAMZAÇEBI
Mehmet Akif HAMZAÇEBI
Pervin BULDAN
Pervin BULDAN
Fehmi KÜPÇÜ
Fehmi KÜPÇÜ

Kampanya Güncellemeleri