🇹🇷 TÜRK DİYETİSYENLER BİRLİĞİ YASASI VE ODA KURULMASI GEREKLİLİĞİ

Yakın zamanlı imzacılar
sinem icke ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

 

 

 

 

BİR HALK SAĞLIĞI MESELESİ

 

Cumhuriyetimizin 102. Yılında Acil Halk Sağlığı Çağrısı!

 

Sevgili Meslektaşlarım ve Dostlar,

GİRİŞ 

Türkiye’de beslenme, sadece bireysel bir tercih değil, doğrudan ulusal sağlık güvenliğini ilgilendiren stratejik bir alandır. Ancak bugün hâlâ, diyetisyenlik mesleğini düzenleyen bağımsız bir kanun ve yasal oda yapılanması bulunmamaktadır.
Bu eksiklik, hem halk sağlığını hem de sağlık sistemimizin etkinliğini zayıflatmaktadır.

Yaklaşık 60 bin diyetisyen mezunu olmasına rağmen;
mesleğin yetki sınırları, denetimi ve kamusal rolü net bir sistematik içinde tanımlanmadığı için, ülke olarak bu potansiyeli kullanamıyoruz.


      Oysa Avrupa’da diyetisyenlik, kanunla tanımlanmış, oda veya konsey yapısı altında organize olmuş bir meslektir. Bu yapı, hem bilimsel uygulama güvenliğini, hem de halk sağlığı koordinasyonunu sağlar.

 
NEDEN TÜRK DİYETİSYENLER BİRLİĞİ YASASI ÇIKARILMALIDIR?

1. Halk Sağlığı Açısından:


      Türkiye’de yanlış beslenme alışkanlıkları; obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve çocukluk çağı metabolik sorunlarında artışa neden olmaktadır.
Diyetisyenlerin sistematik olarak istihdam edilmediği bir sağlık yapısı, bu hastalıkların önlenmesinde yetersiz kalmaktadır.

2. Bilimsel Denetim Açısından:

Yasal çerçeve eksikliği nedeniyle, yetkisiz kişiler “beslenme danışmanı”, “diyet koçu” gibi unvanlarla faaliyet göstermekte; toplumda yanlış yönlendirmelere ve geri dönüşü olmayan sağlık kayıplarına yol açmaktadır.

3. Ekonomik Açıdan:

       Diyetisyenlerin etkin istihdamı, kronik hastalıkların azaltılması yoluyla Sağlık Bakanlığı bütçesinde milyarlarca liralık tasarruf anlamına gelir. Bu, sadece bir meslek düzenlemesi değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik politikasıdır.

 
 

ACİL ÖNLEM GEREKTİREN TEHDİTLER

1. Denetimsiz Zayıflama Ürünleri

         Türkiye genelinde, aktarlar ve internet satış platformlarında “zayıflama çayı”, “bitkisel hap”, “karışım” adıyla satılan ürünler, ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşmüştür.
Bu ürünler bilimsel onaydan geçmemekte, içeriklerinde ilaç etken maddeleri bulunabilmektedir.

Son yıllarda bu ürünler nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliği, kalp ritim bozuklukları ve ani ölümler yaşanmaktadır.

Yasal düzenleme olmadan, bu tür ürünlerin önüne geçilemez. Diyetisyen denetimi olmadan hiçbir zayıflama ürünü piyasaya sunulmamalıdır.

 
2. Cezaevlerinde Sağlıklı Beslenme: Temel Bir İnsan Hakkı

Cezaevlerinde sunulan yemeklerin besin değeri, hijyen koşulları ve tıbbi diyet gereksinimlerine uygunluğu çoğu zaman yeterli değildir.
Diyetisyen bulunmayan kurumlarda menüler bilimsel standartlara göre planlanmamakta,
diyabet, hipertansiyon veya çölyak hastaları için özel diyetler uygulanamamaktadır.

Bu durum yalnızca bir sağlık sorunu değil, insan hakları ihlalidir.
Cezaevleri, askerî birlikler, huzurevleri ve yurtlar gibi tüm toplu beslenme kurumlarında diyetisyen istihdamı zorunlu hale getirilmelidir.

 
 3. Yetkisiz Unvan Kullanımı ve Bilimsel Erozyon

Beslenme koçu”, “yaşam danışmanı”, “online diyetisyen” gibi unvanlarla lisanssız kişilerin hizmet vermesi, halk sağlığını tehdit etmektedir.
Diyetetik eğitimi olmayan kişiler tarafından verilen tavsiyeler; yanlış ilaç-besin etkileşimleri, yetersiz beslenme planları ve yeme bozukluklarının artışıyla sonuçlanmaktadır.
Bu durum, yalnızca bireysel değil, toplumsal sağlık güvenliğini zedeleyen bir kaosa dönüşmüştür.

 
TOPLU BESLENME KURUMLARINDA DİYETİSYEN ZORUNLULUĞU

İnsan sağlığına doğrudan dokunan tüm alanlarda 
hastaneler, okullar, cezaevleri, yurtlar, fabrikalar, huzurevleri, belediye aşevleri ve askeri kurumlar dahil 

 en az bir diyetisyen bulundurmak yasal zorunluluk haline getirilmelidir.

Aksi halde:

Toplu gıda zehirlenmeleri,
Dengesiz menüler,
Vitamin-mineral yetersizlikleri,
Kronik hastalık yükünde artış kaçınılmaz olacaktır.
Bu nedenle, diyetisyen varlığı bir lüks değil, ulusal bir zorunluluktur.

 
SONUÇ VE ÇAĞRI

Diyetisyenlik mesleği, yalnızca bireyin değil, toplumun yaşam kalitesini inşa eden bir bilimdir.

“Türk Diyetisyenler Birliği Yasası”nın çıkarılması, ülkemizde beslenme biliminin ve halk sağlığının geleceği için ertelenemez bir zorunluluktur. Devletin ilgili kurumları, meslek örgütleri ve üniversiteler birlikte hareket ederek;

Meslek standartlarını yasal güvence altına almalı,
Her ilde Diyetisyen Odası kurulmasını sağlamalı,
Halk sağlığını koruyacak bilimsel uygulama denetimini kurumsallaştırmalıdır.
Sağlıklı toplum, doğru beslenmeyle mümkündür. Doğru beslenme ise yalnızca diyetisyenle mümkündür.

 

 

DESTEK ÇAĞRIMIZ

Akademik Diyetisyenler Derneği Yedek Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Temsilcisi olarak, “Türk Diyetisyenler Birliği Yasası” ve Oda Kurulması için TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu başta olmak üzere tüm yetkili mercilere ulaşılmasını talep ediyoruz.

Sizlerin desteğine ihtiyacımız var: Eğer komisyonlarda, bakanlıklarda veya karar alma mekanizmalarında tanıdığınız yetkili kişiler varsa, lütfen bu hayati halk sağlığı meselelerini kendilerine iletin ve acil harekete geçmelerini teşvik edin.

Amacımız: Daha güvenli, sağlıklı ve denetimli bir Türkiye için iş birliği içinde çalışmak. Detaylı bilgi ve iş birliği için: 05393353641

 

 

Saygılarımla,
Uzm. Dyt. Nurettin ŞAHİNLİ
Akademik Diyetisyenler Derneği 

Eski İstanbul Temsilcisi & Yedek Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

avatar of the starter
Umut Psikoloji ve Diyet Klinik Krc. Dyt. Nurettin ŞAHİNLİKampanyayı Başlatan Kişiİstanbul Çekmeköy Umut Psikoloji ve Diyet Klinik Obezite nedenli hastalıkları minimum seviyede tutarak, sağlıklı nesiller oluşmasına katkı sağlayacak eğitimler ve danışmanlık hizmetleri vermek, bu vesile ile sağlıklı beslenmeyi özendirmek vizyonumuzdur.

45

Yakın zamanlı imzacılar
sinem icke ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

 

 

 

 

BİR HALK SAĞLIĞI MESELESİ

 

Cumhuriyetimizin 102. Yılında Acil Halk Sağlığı Çağrısı!

 

Sevgili Meslektaşlarım ve Dostlar,

GİRİŞ 

Türkiye’de beslenme, sadece bireysel bir tercih değil, doğrudan ulusal sağlık güvenliğini ilgilendiren stratejik bir alandır. Ancak bugün hâlâ, diyetisyenlik mesleğini düzenleyen bağımsız bir kanun ve yasal oda yapılanması bulunmamaktadır.
Bu eksiklik, hem halk sağlığını hem de sağlık sistemimizin etkinliğini zayıflatmaktadır.

Yaklaşık 60 bin diyetisyen mezunu olmasına rağmen;
mesleğin yetki sınırları, denetimi ve kamusal rolü net bir sistematik içinde tanımlanmadığı için, ülke olarak bu potansiyeli kullanamıyoruz.


      Oysa Avrupa’da diyetisyenlik, kanunla tanımlanmış, oda veya konsey yapısı altında organize olmuş bir meslektir. Bu yapı, hem bilimsel uygulama güvenliğini, hem de halk sağlığı koordinasyonunu sağlar.

 
NEDEN TÜRK DİYETİSYENLER BİRLİĞİ YASASI ÇIKARILMALIDIR?

1. Halk Sağlığı Açısından:


      Türkiye’de yanlış beslenme alışkanlıkları; obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve çocukluk çağı metabolik sorunlarında artışa neden olmaktadır.
Diyetisyenlerin sistematik olarak istihdam edilmediği bir sağlık yapısı, bu hastalıkların önlenmesinde yetersiz kalmaktadır.

2. Bilimsel Denetim Açısından:

Yasal çerçeve eksikliği nedeniyle, yetkisiz kişiler “beslenme danışmanı”, “diyet koçu” gibi unvanlarla faaliyet göstermekte; toplumda yanlış yönlendirmelere ve geri dönüşü olmayan sağlık kayıplarına yol açmaktadır.

3. Ekonomik Açıdan:

       Diyetisyenlerin etkin istihdamı, kronik hastalıkların azaltılması yoluyla Sağlık Bakanlığı bütçesinde milyarlarca liralık tasarruf anlamına gelir. Bu, sadece bir meslek düzenlemesi değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik politikasıdır.

 
 

ACİL ÖNLEM GEREKTİREN TEHDİTLER

1. Denetimsiz Zayıflama Ürünleri

         Türkiye genelinde, aktarlar ve internet satış platformlarında “zayıflama çayı”, “bitkisel hap”, “karışım” adıyla satılan ürünler, ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşmüştür.
Bu ürünler bilimsel onaydan geçmemekte, içeriklerinde ilaç etken maddeleri bulunabilmektedir.

Son yıllarda bu ürünler nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliği, kalp ritim bozuklukları ve ani ölümler yaşanmaktadır.

Yasal düzenleme olmadan, bu tür ürünlerin önüne geçilemez. Diyetisyen denetimi olmadan hiçbir zayıflama ürünü piyasaya sunulmamalıdır.

 
2. Cezaevlerinde Sağlıklı Beslenme: Temel Bir İnsan Hakkı

Cezaevlerinde sunulan yemeklerin besin değeri, hijyen koşulları ve tıbbi diyet gereksinimlerine uygunluğu çoğu zaman yeterli değildir.
Diyetisyen bulunmayan kurumlarda menüler bilimsel standartlara göre planlanmamakta,
diyabet, hipertansiyon veya çölyak hastaları için özel diyetler uygulanamamaktadır.

Bu durum yalnızca bir sağlık sorunu değil, insan hakları ihlalidir.
Cezaevleri, askerî birlikler, huzurevleri ve yurtlar gibi tüm toplu beslenme kurumlarında diyetisyen istihdamı zorunlu hale getirilmelidir.

 
 3. Yetkisiz Unvan Kullanımı ve Bilimsel Erozyon

Beslenme koçu”, “yaşam danışmanı”, “online diyetisyen” gibi unvanlarla lisanssız kişilerin hizmet vermesi, halk sağlığını tehdit etmektedir.
Diyetetik eğitimi olmayan kişiler tarafından verilen tavsiyeler; yanlış ilaç-besin etkileşimleri, yetersiz beslenme planları ve yeme bozukluklarının artışıyla sonuçlanmaktadır.
Bu durum, yalnızca bireysel değil, toplumsal sağlık güvenliğini zedeleyen bir kaosa dönüşmüştür.

 
TOPLU BESLENME KURUMLARINDA DİYETİSYEN ZORUNLULUĞU

İnsan sağlığına doğrudan dokunan tüm alanlarda 
hastaneler, okullar, cezaevleri, yurtlar, fabrikalar, huzurevleri, belediye aşevleri ve askeri kurumlar dahil 

 en az bir diyetisyen bulundurmak yasal zorunluluk haline getirilmelidir.

Aksi halde:

Toplu gıda zehirlenmeleri,
Dengesiz menüler,
Vitamin-mineral yetersizlikleri,
Kronik hastalık yükünde artış kaçınılmaz olacaktır.
Bu nedenle, diyetisyen varlığı bir lüks değil, ulusal bir zorunluluktur.

 
SONUÇ VE ÇAĞRI

Diyetisyenlik mesleği, yalnızca bireyin değil, toplumun yaşam kalitesini inşa eden bir bilimdir.

“Türk Diyetisyenler Birliği Yasası”nın çıkarılması, ülkemizde beslenme biliminin ve halk sağlığının geleceği için ertelenemez bir zorunluluktur. Devletin ilgili kurumları, meslek örgütleri ve üniversiteler birlikte hareket ederek;

Meslek standartlarını yasal güvence altına almalı,
Her ilde Diyetisyen Odası kurulmasını sağlamalı,
Halk sağlığını koruyacak bilimsel uygulama denetimini kurumsallaştırmalıdır.
Sağlıklı toplum, doğru beslenmeyle mümkündür. Doğru beslenme ise yalnızca diyetisyenle mümkündür.

 

 

DESTEK ÇAĞRIMIZ

Akademik Diyetisyenler Derneği Yedek Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Temsilcisi olarak, “Türk Diyetisyenler Birliği Yasası” ve Oda Kurulması için TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu başta olmak üzere tüm yetkili mercilere ulaşılmasını talep ediyoruz.

Sizlerin desteğine ihtiyacımız var: Eğer komisyonlarda, bakanlıklarda veya karar alma mekanizmalarında tanıdığınız yetkili kişiler varsa, lütfen bu hayati halk sağlığı meselelerini kendilerine iletin ve acil harekete geçmelerini teşvik edin.

Amacımız: Daha güvenli, sağlıklı ve denetimli bir Türkiye için iş birliği içinde çalışmak. Detaylı bilgi ve iş birliği için: 05393353641

 

 

Saygılarımla,
Uzm. Dyt. Nurettin ŞAHİNLİ
Akademik Diyetisyenler Derneği 

Eski İstanbul Temsilcisi & Yedek Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

avatar of the starter
Umut Psikoloji ve Diyet Klinik Krc. Dyt. Nurettin ŞAHİNLİKampanyayı Başlatan Kişiİstanbul Çekmeköy Umut Psikoloji ve Diyet Klinik Obezite nedenli hastalıkları minimum seviyede tutarak, sağlıklı nesiller oluşmasına katkı sağlayacak eğitimler ve danışmanlık hizmetleri vermek, bu vesile ile sağlıklı beslenmeyi özendirmek vizyonumuzdur.
Hemen destekle

45


Karar Vericiler

TBMM
TBMM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ ,SAĞLIK KOMİSYONU
Kampanya güncellemeleri