The Struggle for Visibility of Invisible Lives

Kampanya metni

English / Turkish


Cocoon Series: The Struggle for Visibility of Invisible Lives

Art is one of the most powerful tools for reflecting societal realities. Koza, as a bold production, fully embraces this power to become the voice of the marginalized. This series sheds light on the struggles of trans individuals, their search for freedom, and the violence they face, all while symbolizing a defiant stand for gender identity. Yet, despite its courageous narrative, Koza has yet to receive the support it truly deserves.

Story and Social Message:

The series tells the parallel yet unconnected stories of two trans women, Sude and Sinem. Sude works as a forced sex worker at night to care for her sick mother, while Sinem struggles to escape the oppressive and violent grip of her father. Both women confront societal prejudices and personal traumas in their individual battles. Koza holds up a mirror to society by not only addressing personal dramas but also questioning how society views these individuals.

The metaphor of the “cocoon” in the series symbolizes the journey of the characters as they discover their identities and break societal norms. Like a butterfly emerging from its cocoon, Sude and Sinem strive to escape their dark, confining worlds and liberate themselves. This process is portrayed as both a painful and hopeful journey.

Cinematic Expression:

Koza communicates its story not only through dialogue but also through its powerful visual language. The dark, narrow, and oppressive settings reflect the sense of entrapment experienced by the characters. Sude’s world is depicted with shadowy tones and confined spaces, mirroring her feelings of helplessness. In contrast, Sinem’s story employs sharper light and shadow contrasts, capturing the intensity of her struggles with her violent father.

Over time, this dark atmosphere gradually gives way to brighter, more open spaces. This shift in the color palette represents the characters’ journey toward freedom and self-discovery. The visual transformation underscores the series’ message of hope and resilience.

Why Support Is Needed:

Koza is not just a work of art; it is also a vital tool for social change. By drawing attention to issues like violence, discrimination, and marginalization faced by trans individuals, the series raises awareness of these pressing concerns. Yet, it has not received the support it deserves, partly due to ongoing prejudices against LGBTQ+ individuals in certain parts of society. These themes, often considered controversial, face resistance in traditional and conservative circles.

Another reason for the lack of support is the commercial hesitation surrounding projects deemed “risky.” Productions like Koza often struggle to secure sufficient budgets and backing because they are viewed as catering to a niche audience rather than appealing to the masses. This approach, however, perpetuates inequality and discrimination.

Koza: A Hope for Change:

Koza tells not only the story of trans individuals but also the stories of all marginalized people. Supporting this series is not just about enabling the success of a single production; it is about taking a meaningful step toward building a more equitable society.

Art has the power to transform societies, and Koza stands as a testament to that potential. Supporting this series contributes not only to amplifying its voice but also to creating a more inclusive and just community. Like butterflies emerging from their cocoons, Koza proclaims that a new world is possible. It is now our responsibility to hear and amplify this voice. 

————————————————————————

Koza Dizi: Görünmeyen Hayatların Görünürlük Mücadelesi

Sanat, toplumsal gerçeklikleri yansıtmanın en güçlü yollarından biridir. Koza dizisi, bu gücü sonuna kadar kullanarak ötekileştirilenlerin sesi olmayı amaçlayan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Toplumun görmezden geldiği trans bireylerin yaşam mücadelesini, özgürlük arayışlarını ve maruz kaldıkları şiddeti çarpıcı bir şekilde işleyen bu dizi, aynı zamanda cinsiyet kimliklerine dair bir başkaldırının da simgesi. Ancak, bu kadar cesur bir yapım olmasına rağmen, Koza hâlâ hak ettiği desteği göremiyor.

Hikaye ve Toplumsal Mesaj:

Dizi, birbirine paralel ama henüz kesişmemiş hayatlar süren iki trans kadın, Sude ve Sinem’in hikayesini anlatıyor. Sude, hasta annesine bakabilmek için gece zorunlu sex işçiliği yaparken, Sinem babasının baskıcı ve şiddet dolu hayatından kaçmaya çalışıyor. İki kadın da, bireysel mücadeleleri içinde hem toplumsal önyargılarla hem de kişisel travmalarıyla yüzleşiyor. Koza, sadece bireysel dramları değil, toplumun bu bireylere bakışını da ele alarak izleyiciye bir ayna tutuyor.

Dizideki “koza” metaforu, karakterlerin kendi kimliklerini bulma ve toplumsal normları yıkma sürecini simgeliyor. Bir kelebeğin kozasından çıkışı gibi, Sude ve Sinem de karanlık ve kısıtlayıcı dünyalarından çıkmaya, kendilerini özgürleştirmeye çalışıyor. Bu süreç, hem acı hem de umut dolu bir yolculuk olarak ekrana yansıtılıyor.

Sinematografik Anlatım:

Koza, hikayesini sadece diyaloglarla değil, aynı zamanda görsel diliyle de güçlü bir şekilde aktarıyor. Dizinin karanlık, dar ve kasvetli mekânları, karakterlerin sıkışmışlık hissini yansıtıyor. Sude’nin yaşadığı dünyada karanlık tonlar ve yoğun gölgeler kullanılırken, Sinem’in hayatı daha sert ışık-gölge kontrastlarıyla anlatılıyor. Zamanla, bu karanlık atmosfer yerini daha aydınlık, daha geniş alanlara bırakıyor. Renk paletindeki bu değişim, karakterlerin özgürleşme ve kendini bulma süreçlerini yansıtıyor.

Neden Destek Gerekli?

Koza gibi diziler, yalnızca birer sanat eseri değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm için önemli araçlardır. Trans bireylerin maruz kaldığı şiddet, ayrımcılık ve ötekileştirme gibi sorunlara dikkat çekmek, bu sorunların çözümüne yönelik farkındalık yaratmak için bu tür yapımlara ihtiyaç var. Ancak, dizi hâlâ hak ettiği desteği bulamıyor. Bunun nedenlerinden biri, toplumun bazı kesimlerinde LGBTQ+ bireylere yönelik süregelen önyargılar. Bu tür temalar, geleneksel ve muhafazakâr bakış açılarının hâkim olduğu çevrelerde rahatsızlık yaratabiliyor.

Bir diğer neden ise, bu tür yapımların ticari kaygılar nedeniyle geniş kitlelere ulaşmasının zor olması. Medya sektöründe, hâlâ “riskli” olarak görülen projelere yeterince bütçe ve destek sağlanmıyor. Ancak, bu yaklaşım toplumdaki eşitsizliklerin ve ayrımcılığın sürmesine neden oluyor.

Koza: Bir Değişim Umudu:

Koza, sadece trans bireylerin değil, tüm ötekileştirilenlerin hikayesini anlatan bir yapım. Bu nedenle, dizinin desteklenmesi yalnızca bu bireylerin sesi olmakla kalmaz, aynı zamanda daha eşitlikçi bir toplum inşa etmek için önemli bir adım teşkil eder. Sanatın gücü, toplumu değiştirme kapasitesinde yatar ve Koza, bu değişimi başlatma potansiyeline sahip bir eser.

Diziye destek verilmesi, sadece bir yapımın başarılı olması anlamına gelmez. Bu destek, aynı zamanda toplumun daha kapsayıcı, daha adil bir yapıya kavuşmasına katkı sağlar. Koza, kelebeklerin kozasından çıkışı gibi, yeni bir dünyanın mümkün olduğunu haykırıyor. Şimdi, bu sesi duymak ve duyurmak hepimizin sorumluluğu.

avatar of the starter
Göksu BaşaranKampanyayı Başlatan KişiGöksu Başaran, Bulgaristan doğumlu ve Türkiye’de yaşayan bir trans kadın oyuncu, yapımcı ve LGBTİ+ aktivistidir.

17

Kampanya metni

English / Turkish


Cocoon Series: The Struggle for Visibility of Invisible Lives

Art is one of the most powerful tools for reflecting societal realities. Koza, as a bold production, fully embraces this power to become the voice of the marginalized. This series sheds light on the struggles of trans individuals, their search for freedom, and the violence they face, all while symbolizing a defiant stand for gender identity. Yet, despite its courageous narrative, Koza has yet to receive the support it truly deserves.

Story and Social Message:

The series tells the parallel yet unconnected stories of two trans women, Sude and Sinem. Sude works as a forced sex worker at night to care for her sick mother, while Sinem struggles to escape the oppressive and violent grip of her father. Both women confront societal prejudices and personal traumas in their individual battles. Koza holds up a mirror to society by not only addressing personal dramas but also questioning how society views these individuals.

The metaphor of the “cocoon” in the series symbolizes the journey of the characters as they discover their identities and break societal norms. Like a butterfly emerging from its cocoon, Sude and Sinem strive to escape their dark, confining worlds and liberate themselves. This process is portrayed as both a painful and hopeful journey.

Cinematic Expression:

Koza communicates its story not only through dialogue but also through its powerful visual language. The dark, narrow, and oppressive settings reflect the sense of entrapment experienced by the characters. Sude’s world is depicted with shadowy tones and confined spaces, mirroring her feelings of helplessness. In contrast, Sinem’s story employs sharper light and shadow contrasts, capturing the intensity of her struggles with her violent father.

Over time, this dark atmosphere gradually gives way to brighter, more open spaces. This shift in the color palette represents the characters’ journey toward freedom and self-discovery. The visual transformation underscores the series’ message of hope and resilience.

Why Support Is Needed:

Koza is not just a work of art; it is also a vital tool for social change. By drawing attention to issues like violence, discrimination, and marginalization faced by trans individuals, the series raises awareness of these pressing concerns. Yet, it has not received the support it deserves, partly due to ongoing prejudices against LGBTQ+ individuals in certain parts of society. These themes, often considered controversial, face resistance in traditional and conservative circles.

Another reason for the lack of support is the commercial hesitation surrounding projects deemed “risky.” Productions like Koza often struggle to secure sufficient budgets and backing because they are viewed as catering to a niche audience rather than appealing to the masses. This approach, however, perpetuates inequality and discrimination.

Koza: A Hope for Change:

Koza tells not only the story of trans individuals but also the stories of all marginalized people. Supporting this series is not just about enabling the success of a single production; it is about taking a meaningful step toward building a more equitable society.

Art has the power to transform societies, and Koza stands as a testament to that potential. Supporting this series contributes not only to amplifying its voice but also to creating a more inclusive and just community. Like butterflies emerging from their cocoons, Koza proclaims that a new world is possible. It is now our responsibility to hear and amplify this voice. 

————————————————————————

Koza Dizi: Görünmeyen Hayatların Görünürlük Mücadelesi

Sanat, toplumsal gerçeklikleri yansıtmanın en güçlü yollarından biridir. Koza dizisi, bu gücü sonuna kadar kullanarak ötekileştirilenlerin sesi olmayı amaçlayan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Toplumun görmezden geldiği trans bireylerin yaşam mücadelesini, özgürlük arayışlarını ve maruz kaldıkları şiddeti çarpıcı bir şekilde işleyen bu dizi, aynı zamanda cinsiyet kimliklerine dair bir başkaldırının da simgesi. Ancak, bu kadar cesur bir yapım olmasına rağmen, Koza hâlâ hak ettiği desteği göremiyor.

Hikaye ve Toplumsal Mesaj:

Dizi, birbirine paralel ama henüz kesişmemiş hayatlar süren iki trans kadın, Sude ve Sinem’in hikayesini anlatıyor. Sude, hasta annesine bakabilmek için gece zorunlu sex işçiliği yaparken, Sinem babasının baskıcı ve şiddet dolu hayatından kaçmaya çalışıyor. İki kadın da, bireysel mücadeleleri içinde hem toplumsal önyargılarla hem de kişisel travmalarıyla yüzleşiyor. Koza, sadece bireysel dramları değil, toplumun bu bireylere bakışını da ele alarak izleyiciye bir ayna tutuyor.

Dizideki “koza” metaforu, karakterlerin kendi kimliklerini bulma ve toplumsal normları yıkma sürecini simgeliyor. Bir kelebeğin kozasından çıkışı gibi, Sude ve Sinem de karanlık ve kısıtlayıcı dünyalarından çıkmaya, kendilerini özgürleştirmeye çalışıyor. Bu süreç, hem acı hem de umut dolu bir yolculuk olarak ekrana yansıtılıyor.

Sinematografik Anlatım:

Koza, hikayesini sadece diyaloglarla değil, aynı zamanda görsel diliyle de güçlü bir şekilde aktarıyor. Dizinin karanlık, dar ve kasvetli mekânları, karakterlerin sıkışmışlık hissini yansıtıyor. Sude’nin yaşadığı dünyada karanlık tonlar ve yoğun gölgeler kullanılırken, Sinem’in hayatı daha sert ışık-gölge kontrastlarıyla anlatılıyor. Zamanla, bu karanlık atmosfer yerini daha aydınlık, daha geniş alanlara bırakıyor. Renk paletindeki bu değişim, karakterlerin özgürleşme ve kendini bulma süreçlerini yansıtıyor.

Neden Destek Gerekli?

Koza gibi diziler, yalnızca birer sanat eseri değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm için önemli araçlardır. Trans bireylerin maruz kaldığı şiddet, ayrımcılık ve ötekileştirme gibi sorunlara dikkat çekmek, bu sorunların çözümüne yönelik farkındalık yaratmak için bu tür yapımlara ihtiyaç var. Ancak, dizi hâlâ hak ettiği desteği bulamıyor. Bunun nedenlerinden biri, toplumun bazı kesimlerinde LGBTQ+ bireylere yönelik süregelen önyargılar. Bu tür temalar, geleneksel ve muhafazakâr bakış açılarının hâkim olduğu çevrelerde rahatsızlık yaratabiliyor.

Bir diğer neden ise, bu tür yapımların ticari kaygılar nedeniyle geniş kitlelere ulaşmasının zor olması. Medya sektöründe, hâlâ “riskli” olarak görülen projelere yeterince bütçe ve destek sağlanmıyor. Ancak, bu yaklaşım toplumdaki eşitsizliklerin ve ayrımcılığın sürmesine neden oluyor.

Koza: Bir Değişim Umudu:

Koza, sadece trans bireylerin değil, tüm ötekileştirilenlerin hikayesini anlatan bir yapım. Bu nedenle, dizinin desteklenmesi yalnızca bu bireylerin sesi olmakla kalmaz, aynı zamanda daha eşitlikçi bir toplum inşa etmek için önemli bir adım teşkil eder. Sanatın gücü, toplumu değiştirme kapasitesinde yatar ve Koza, bu değişimi başlatma potansiyeline sahip bir eser.

Diziye destek verilmesi, sadece bir yapımın başarılı olması anlamına gelmez. Bu destek, aynı zamanda toplumun daha kapsayıcı, daha adil bir yapıya kavuşmasına katkı sağlar. Koza, kelebeklerin kozasından çıkışı gibi, yeni bir dünyanın mümkün olduğunu haykırıyor. Şimdi, bu sesi duymak ve duyurmak hepimizin sorumluluğu.

avatar of the starter
Göksu BaşaranKampanyayı Başlatan KişiGöksu Başaran, Bulgaristan doğumlu ve Türkiye’de yaşayan bir trans kadın oyuncu, yapımcı ve LGBTİ+ aktivistidir.

Kampanya güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 17 Kasım 2024 tarihinde başlatıldı