Dogo Argentino Masumdur.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 5.000.


Dogo Argentino yapılan kinolojik çalışmalar neticesinde ve ırk’ın anavatanı olan Arjantin de kullanılan bir av köpeğidir. Av köpeklerinin tamamı karakteristik özellik bakımından insanlara karşı sevecen, iyi huylu aile köpeği olup kesinlikle agresiflik göstermemektedir. FCI Federation Cynologıque Internatıonale ırk standartlarında Mizaç ve Davranış bölümünde ırk ın en önemli unsuru kesinlikle insanlara agresiflik göstermemesini açıkça belirtilmiştir.  

Ülkemizde 5199 sayılı yasanın ilk yürürlülüğe girdiği tarihide listede olmayan bu ırk, 22.04.2008 tarihli ve 126 sayılı Bakanlık Müsteşarlık Makam oluru ile yasağa dahil edildiği söylenmektedir.

Fakat Ne Bakanlığın uygulama yönetmeliğinde, ne TBMM sitesinde yayınlanan 5199 sayılı kanunda, ne Resmi gazetede, nede mevzuat sisteminde kayıt yoktur.

2016 Yılında Bakanlığa açılan bir davaya cevaben Tarım ve Orman Bakanlığı;

"22.04.2008 Tarihli ve 126 sayılı yazımız bir talimat niteliği taşımaktadır. Genel olarak idarenin, teşkilata mevcut mevzuat anlayışını bildiren, onlara hareket tarzını gösteren üçüncü şahısların hak ve menfaatlerini ihlal etmeyen, keza birer düzenleyici tasarruf mahiyetinde olmayan, sadece bir "iç düzenleme" olarak kabul edilen tasarrufların idari dava konusu olamayacakları kabul edilmektedir.

Her ne kadar dava dilekçesinde, Müsteşar makam oluru ile düzenlenen genelge ile yönetmelik değişikliği yapılarak Resmi Gazete'de yayınlanmaksızın Dogo Argentino ırkı köpeklerin tehlikeli sayılmasına ve yarışmalardan yasaklanmasına karar verildiği "iddia edilse de", davacının iptalini istediği dava konusu işlem "Bakanlığımızın uygulamada birliği sağlamak üzere teşkilatına yaptığı bir DUYURU' dan dan ibarettir." Sonuç olarak "kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmayan" söz konusu TALİMAT'ın iptali talebiyle iş bu davanın reddi gerekmektedir.

1-Bakanlığın iç duyurusundan ibaret olan bir yazıdan neden ceza alıyoruz.

2-Yarışmalardan yasaklanması ve tehlikeli sayılması İDDİA ise ve İptali istenemiyorsa olmayan bir işlemden neden ceza alıyoruz. 

3- 3ncü Şahısların Hak ve Menfaatlerini İhlal etmeyen dediği halde haklarımız ihlal ediliyor.

4- Kesin ve Yürütülmesi gereken bir işlem değilse teşkilatlar neden yürütüp bizlere ceza yazıyor.

5- Kanun TBMM yasalarında ise 5199/14/L de bu ırk yok iken neden ceza alıyoruz.

6- Resmi Gazetede yayınlanmaksızın yani resmileşmemiş bir düzenleyici tasarrufu mahiyetinde olmayan işlemden neden ceza alıyoruz.

7- Yönetmelikte var olduğu söylense de Bakanlık resmi Uygulama yönetmeliğine geçmediği halde neden bu işlemden ceza alıyoruz.

Kaynak 

https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5199.htmlhttps://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5199.html

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2004/07/20040701.htm#2

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/05/20060512-7.htm

https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Kurum/24308110

http://www.mevzuat.gov.tr

Ayrıca;

Tehlikeli köpek ırkı yoktur. Ancak yanlış bir eğitim sonucunda davranış bozuklukları göstermeye başlamış ve ısırdıklarında, diğer köpek ırklarından daha büyük bir tehlike oluşturan köpekler vardır.  

Sahipleri yüzünden bugün Dogo Argentino - Amerika Staffordshire Terler ve Bulterier ırkları Tehlikeli Irklar arasına alınmaya çalışılıyor, Fakat eş değer kuvvet bir sürü köpek ırkı mevcut, dolayısıyla güçlü olduğu gerekçesiyle ırklar yasaklanmamalı.

Neticede, her köpeğin özünde agresiflik vardır. Her köpek, ısırabildiği için potansiyel bir risk oluşturur. Tehlikesiz köpek, ancak dişsiz bir köpektir.

Daha kötüsü, her köpek, sahibinin istemeyerek de olsa yaptığı hatalardan dolayı bir anda saldırabilir. Çoğu da sahibi tarafından, istemeyerek bu durma getirilir.

Kıskançlıktan saldıran, Yorkshire Terrier gibi küçük ırk köpekleri herkes bilir. Fakat tehlikeli olarak adlandırılmıyorlar. Dijital çağda olduğumuzu unutmamak ve sosyal medyada birçok ırkın agresif davranışlarını gözlemlemek mümkündür. Bugün bir Golden bile başka bir ırk köpeğe ciddi zarar verebiliyor.

Bu gibi köpekler, insanlarla ve diğer köpeklerle “normal” bir yaşantı sürdürmeyi öğrenememişler, çünkü bu onlara öğretilmemiştir. Küçük ırklarda, bu bir sorun olarak algılanmıyor. 

Başka bir bakış açısıyla şikâyet edilen bir köpek saldırgan tavır sergilemiyor ve tehlike arz etmiyorsa alınıp barınağa kapatılması kadar yanlış bir uygulama başka bir ülkede yoktur.

Saldırganlık göstermeyen ve Sahibinin bu ırkı kontrol etmesini mümkün olduğu durumlarda köpeklerin sahibinde kalması BARINAK yükünü azaltacak ve Ceza korkusunda sokağa atılmalar son bulacaktır.

Belirli şartları taşıyan, İlgili FEDERASYON’A, IRK DERNEĞİ’NE ve BELEDİYE’YE kaydının yaptırılması şartları ile bu köpekler kontrol edilebilir hale getirilebilir. Ve bu kurumlar veritabanlarında bu ırkların bilgilerini saklayabilir ve gerektiğinde devlet kurumları ile paylaşabilir.

Bu kurumlara kayıt olmakta ve kayıt sistemine dahil olmaktan imtina edenler için gerekli cezai işlemler devam ettirilebilir, bu bir nevi plaka sistemidir, ehliyet sistemidir. Plakası ve Ehliyeti olmayan cezasını ödemelidir.

Nasıl ki bir kazada plakası ve kaydı olan sürücü kaçamıyorsa. Köpeklerde de olaya karışan sahibi köpeğini atıp kaçamamalı ve cezasını çekmelidir. Köpek ise bu kişiden alınıp rehabilite sonrası iyi bir sahibe kayıt edilip verilebilmelidir. Şuan ki durumda köpeği birini ısırdığında bırakıp kaçan kişiyi bulmak mümkün değildir. Bu yine Barınak yükünü azaltmada büyük bir etkendir.  

Türkiye Köpek Irkları Federasyonu bu sistemlere ve yazılımlara sahiptir. Dernekler federasyon veritabanını kullanabilmektedir. Belediyeler de Federasyonda ve Dernekten her türlü bilgiyi tedarik edebilir. Ayrıca Irk Dernekleri kendi ırklarını kontrol etmesinin önünün açılması birçok problemi ortadan kaldıracaktır. Çünkü ırk dernekleri kendi ırklarında uzmandır ve tüm dünyadan ırklar ile ilgili bilgilere haiz olan kurumlardır.

Köpekleri kayıt sistemi dışına itmek, kontrol edilebilirliği bitirmiştir. Oysaki Mikroçip ve bu kurumlara kaydı olan köpekler sahipsiz şekilde sokakta bulunduğunda sahibine bu kurumlar aracılığı ile kolayca ulaşılabilmektedir. Buda SAHİPSİZ hayvan sayısında ciddi bir azalmayı sağlayacaktır.

Barınaklar sahipsiz köpeklerle dolu ve hiçbir şekilde sahiplerine ulaşılamamakta, ÇİP sisteminin tüm evcil hayvanlara uygulanması bu sorunu çözecek ve devletin barınak sorunu büyük ölçüde azalacaktır. Sahipleri kayıtlı olan köpeklerini bir ömür bakamaya yükümlü olmuş olacaktır.

Köpeklerin mizaçlarının ölçülmeden TEHLİKELİ olduğuna karar vermek mümkün değildir. Bugün birçok Avrupa ülkesinde MİZAÇ testleri uygulanmaktadır. 

Almanya’nın NRW eyaletinde, “tehlikeli köpek olarak adlandırılan”  tüm köpekler bu testten geçmek zorunda kaldıklarında çok ilginç bir sonuç ortaya çıkmıştır. “Tehlikeli” köpeklerin %95’i, bu testi başarıyla geçmiştir. Yani, bir tehlike arz etmedikleri anlaşılmıştır.

İlaveten Devletimizin tüm bireyleri ve besledikleri köpekleri aynı cezaya tabi tutması yanlış bir uygulamadır. Her Sahip Kötü değildir. Her Köpek Saldırgan Değildir. 

Bu bağlamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Ceza Sorumluluğunun Esasları” başlıklı ikinci kısmında yer alan 20. maddede “Ceza sorumluluğu şahsidir. “Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” şeklindeki hükümle de anayasada yer alan düzenleme yinelenmiştir. “Cezanın şahsiliği ilkesi uluslararası metinlerde de kabul edilmiştir."

Fakat 5199 sayılı kanunun 14 ncü maddesi L bendi genel bir yasak uygulayıp, ülkemizde bir başkasının işlediği suçu toplumun büyük bir kesimine yansıtmak, suçu olmayan ve hiçbir olaya karışmamış köpekler ve sahipleri de cezaya dahil edilmesi mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu ırkları besleyen 1000 lerce insan mağdur edilmiştir. Bu mağduriyet halen devam etmektedir.

Kötü Köpek Yoktur, Kötü Sahip Vardır düşüncesinden hareketle köpeğini bir evlat gibi yetiştiren ile saldırgan yetiştiren aynı kefeye konulmamalıdır. Suç yoksa Ceza yoktur. Var olduğu söylenen bu yasağa dayanılarak herhangi bir şikâyet olduğunda, hayvan hiçbir şey yapmamış olsa da, kamu gücünü kullanıp hayvanlara el konuluyor ve sahibine para cezası kesiliyor” 

Lafın Özü her sahip ve her köpek aynı değildir. Ceza da gereken şey suçun oluşup oluşmadığıdır. Suçumuz yok ise cezamız 'da olmamalıdır.

Ülkemizde Dogo Argentino ırkına ait Kayıtlı Ölümcül olan ve insana karşı işlediği bir suç yoktur. Haberlere konu olan olaylar münferit her köpeğin yapabileceği türden olaylardır. Dünyada en fazla köpek sayısına sahip ülkelerde yapılan istatistikî araştırmalarda Dogo Argentino ların sayısı masum ve uysal diye tabir edilen birçok ırk dan yok denecek kadar az sayıdadır. Ve yine birçok ülke köpekleri teste tabi tutarak değerlendirme yapmaktadır.

Örnek İstatistik : ABD-KANADA

https://www.animals24-7.org/2019/01/03/dog-attack-deaths-maimings-u-s-canada-1982-2018-log/

Değerli büyüklerimizden ricamız, Yasaklamak yerine topluma kazandırıcı bir yasa yapmalarıdır. Zira bu yasaklamalar bu ırkların sayısını azaltmamakla birlikte, kontrolünü güçleştirmiştir ve kayıt dışı şekilde üretilmeye devam etmektedir.

Köpeklerin kontrol altına alınması adına bir düzenleme yapılması ve Suç işleyen ile işlemeyeni ayırt eden bir yasa yapmalarıdır. Köpeklerin Çiplenerek kayıt altına alınması en makul çözümdür.