Kampanya Kapatıldı

Cemal Temizöz Suçsuzsa #21İnsanıKimÖldürdü?

Bu kampanya 2.805 destekçiye ulaştı


Scroll down for English

1993-1995 yılları arasında Şırnak'ın Cizre ilçesinde Temizöz Davası kapsamında görülen 21 insan öldürüldü. Olayın üzerinden 22 yıl geçti, açılan dava kapsamında 48 duruşma görüldü ve birbiriyle tutarlı birçok tanık ifadesi alındı.

18 Haziran 2015 tarihli karar duruşmasından bir önceki duruşmada savcı Hasan Ali Erkan "suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve bu teşekküle üye olma, adam öldürmeye azmettirme ve adam öldürme suçlarından" 48 duruşmadır yargılanmakta olan, davanın en önemli sanığı Emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz dahil 8 sanık için “tanıkların ifadelerinin ve olaylarla ilgili kesin, inandırıcı ve vicdani kanaate uygun delil bulunmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraat talep etti! 

5 Kasım'daki karar duruşmasında bu talep hükme bağlandı, tüm sanıklar beraat etti!

Bizler yakıcı bir süreçten geçtiğimiz bugünlerde, kamuoyunun dikkatini 1990’lı yıllarda Şırnak'ın Cizre ilçesinde işlenmiş olan cinayetlerden doğrudan sorumlu tutulan bu şahsın yargılandığı davaya çekmek için soruyoruz: 

Cemal Temizöz Suçsuz ise #21İnsanıKimÖldürdü?

Türkiye’de kolluk kuvvetleri tarafından işlendiği iddia edilen suçların cezasız kalması geleneği devam ediyor. Cezasız bırakılan her suç bir yenisini çağırırken, 1990’lı yıllarla yüzleşmedikçe ve katliamların faillerini yargı önüne çıkarıp adil bir şekilde yargılamadıkça, aslında faili belli olan faili meçhul cinayetler artmaya devam edecek.

Böyle bakıldığında, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda aşırı/orantısız güç kullanımı, Roboskî, Gezi protestoları; Reyhanlı, Antep, Diyarbakır, Suruç ve Ankara bombalı saldırıları ve Cizre, Diyarbakır Merkez, Lice, Varto, Silvan, Yüksekova, Beytüşşebap ve Nusaybin’de yaşananlar, hesaplaşılmayan ve cezasız kalan bu cinayetlerin devamı olarak görülebilir.

Temizöz davası da dahil bu dönem işlenen devlet suçları ile ilgili açılan bir dizi dava, 1990’lı yıllarda devlet içerisinde gayrı resmi bir statüyle faaliyet gösteren Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Birimi’nin (JİTEM) de parçası olduğu kirli savaş operasyonları ile hesaplaşmak için çok önemli bir imkân sunmaktaydı. Fakat son dönemde beraatle sonuçlanan davaların da gösterdiği üzere bugün farklı bir siyasi irade söz konusu. 

Kısa süre öncesine kadar haklarında güçlü iddianameler hazırlanan ve ağır hapis cezaları talep edilen, insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla yargılanan komutanların bugün teker teker aklandığını görüyoruz. Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinin Aşağı Ölçek köyünde Nisan 1995 tarihinde Nezir Tekçi’yi zorla kaybettiği için canavarca his ile veya işkence ve tazip ile kasten öldürmeden suçlanan Yarbay Kemal Alkan ile emekli Albay Ali Osman Akın, Eylül 2015’te beraat etmişlerdi. Mardin’de 1992-94 yılları arasında 13 kişiyi yargısız infaz etmek iddiasıyla yargılanan Musa Çitil, Mayıs 2015’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/50 esas sayılı ve 2014/118 numaralı kararı ile beraat etmiş, ardından geçtiğimiz Ağustos ayında da terfi ettirilerek Diyarbakır ili Jandarma Tugay Komutanı olarak atanmıştı. Keza Silopi’de altı köylünün zorla kaybedilmesiyle ilgili yargılanan Emekli Tuğgeneral Mete Sayar, Temmuz 2015’te beraat ettirilmişti.

Aynı akıbet Temizöz Davası için de gerçekleşti!

Zira davanın sanıkları olan dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı Emekli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atağ, Kukel Atak, Tamer Atak, Adem Yakin, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Burhanettin Kıyak hakkında, davanın son duruşmasında savcılık tarafından beraat istenmiştir.

Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/47 esas sayılı dosyası üzerinden devam eden davada beraat talebi Cumhuriyet Savcısı Hasan Ali Erkan tarafından yapıldı.

Böylesi bir resmi aklama süreci karşısında bizler sorumluların cezalandırılmasını, mağdur zararlarının giderilmesini ve toplumun hakikati bilmesi için 5 Kasım’a kadar hep beraber ısrarlı olarak bir kez daha devlete soruyoruz:

Cemal Temizöz Suçsuz ise #21İnsanıKimÖldürdü?

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği bileşenleri:

Adli Tıp Uzmanları Derneği, Batman Barosu, Diyarbakır Barosu, Şırnak Barosu, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Hakikat Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı.

Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Masası) da kampanyayı destekliyor.

 ---

In the 1990s, during the armed conflict between the Turkish military and the Kurdistan Workers’ Party (PKK), government military and security forces forced hundreds of thousands of people to abandon their villages, and carried out enforced disappearances and killings of thousands of civilians. Affected were mainly Kurds in Turkey’s southeastern and eastern provinces.

Temizoz Trial in Turkey pertains to the unsolved killings and disappearances of 21 people from 1993 to 1995 in the area of Cizre in Şırnak Province. It is alleged that the Turkish Gendarmerie unit JITEM was responsible for the murders and that this unit was under the command of local Gendarmerie commander Col. Cemal Temizöz, who was commander in Cizre from 1993 to 1995. The case was opened in 2009, as a result of a testimony within the scope of Ergenekon case.

Despite initial demands of several aggregated life imprisonment sentences for the suspects (9 for Cemal Temizöz), 48 hearings and consistent evidences and testimonies, in the last hearing on June 18th the prosecutor demanded the acquittal of all suspects, representing a radical shift in government’s political will.

The decisive hearing was held on November 5th that resulted with the acquittal of all defendants!

In these bitter and strenuous days that we're going through in Turkey, we request an answer to the following question:

If not Cemal Temizöz, who killed these 21 people?

The shield of impunity for crimes allegedly committed by state officials continues in Turkey to this day. As each crime left unpunished summons the next, we argue that as long as Turkey does not come to terms with the 1990's and bring its perpetrators to justice, the perpetrators will continue to enjoy impunity.

From this vantage point, what we witness today in security forces’ excessive/disproportionate use of force in Gezi Protests, the massacres in Roboski, Reyhanlı, Antep, Diyarbakır, Suruç and Ankara as well as recent curfews in Cizre, Diyarbakır, Lice, Varto, Silvan, Yüksekova, Beytüşşebap and Nusaybin should also be understood as a result of the continuation of this policy of impunity.

Starting with Temizöz Case in 2009, a series of lawsuits concerning state crimes presented a crucial window of opportunity in coming to terms with the 'dirty war' operations of the 1990s. These  were operated and orchestrated by the Gendarmerie Intelligence and Anti-Terror Unit (JİTEM). However, the recent closing of these cases with the acquittal of suspects reveal a different political direction that is taken today.

We observe that the same commanders, indicted with heavy imprisonment demands and charges of crimes against humanity, are being absolved one by one.

Musa Çitil, who stood on trial for allegedly  killing 13 people extra judicially between 1992 and 1994 in Mardin, was acquitted in the scope of the Çorum 2. High Criminal Court’s principal no.2013/50; no. 2014/118 decision. Subsequently he was promoted and inducted as Diyarbakır Province Brigade Commander in August 2015. Similarly, retired Brigadier General Mete Sayar, who was on trial for forcefully disappearing six villagers in Silopi, was acquitted in July 2015.

The same outcome has been the case forTemizöz Case!

For in the trial’s last hearing, the prosecutor decided for the acquittal of defendants ex Cizre District Gendarme Commander Veteran Colonel Cemal Temizöz, former Cizre Municipality Mayor and Chief Village Guard Kamil Atağ, Kukel Atak, Tamer Atak, Adem Yakin, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ and Burhanettin Kıyak.

In the face of such official whitewashing process, for the sake of punishment of those responsible, reparation of the losses suffered by the victims, and finally for the right to truth of society, we will tenaciously keep asking the state the same question until November 5th:

If not Cemal Temizöz, who killed these 21 people?

Members of the Coalition Against Impunity:

Adli Tıp Uzmanları Derneği (Forensic Medicine Experts Association), Batman Barosu (Batman Bar), Diyarbakır Barosu (Diyarbakır Bar), Şırnak Barosu (Şırnak Bar), Helsinki Yurttaşlar Derneği (Helsinki Citizens’ Assembly), Hakikat Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği (Truth, Justice and Memory Center), İnsan Hakları Derneği (Human Rights Association), İnsan Hakları Gündemi Derneği (Human Rights Agenda Association), İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (Human Rights Research Association), Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi (Amnesty International Turkey), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (Human Rights Foundation of Turkey), Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (Turkish Economic and Social Studies Foundation).

Human Rights Watch Turkey is supporting this campaign as well.



Bugün Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği imzanı bekliyor!

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Soruyoruz:Cemal Temizöz Suçsuzsa #21İnsanıKimÖldürdü? @adalet_bakanlik». Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği ve imza atan diğer 2.804 kişiye katıl.