SOKAK HAYVANLARINA YÖNELİK KATLİYAMIN DURDURULMASI!


SOKAK HAYVANLARINA YÖNELİK KATLİYAMIN DURDURULMASI!
Kampanya metni
Yaşam hakkı savunucuları! ÖNEMLİ!.. ACİL!..ACİL!..ACİL! AYM BAŞKANLIĞI’NIN, bilgi@anayasa.gov.tr mailine linkte ve ayrıca ekte bulunan yazıyı HEMEN YOLLAYINIZ! Kanlı Kanunun İptal Edilmesini Gerekçeleri ile Talep Ediniz.Nihal Kasa/HayFed-Hayvan Haklarını Koruma Federasyonu Başkanı ======================e-posta: bilgi@anayasa.gov.tr==================T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA Konu: Hayvanlara bir yanda vahşet, öte yanda üreme döngüsü getiren 7527 sayılı yasanın iptali istemidir. Sayın Başkanlık, 24 Nisan 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, hayvan hakları, kamu sağlığı, hukuk devleti ilkeleri ve toplumsal barış açısından ciddi tehditler içermektedir. Bu Kanun, aşağıda açıklanan nedenlerle, Anayasa’ya açıkça aykırıdır: 1. Hayvanlara yönelik kitlesel, keyfi ve sistematik katliamları meşrulaştırmaktadır.2. Üremeyi kontrol altına alacak bilimsel, sürdürülebilir, kalıcı çözüm içeren gerçekçi tedbirlerin uygulanmasını imkânsızlaştırmaktadır.3. Kısırlaştırmayı durdurmakta, sahiplendirmeyi adeta engellemektedir.4. Yerel yönetimlerin 20 yıldır süregelen görev ihmallerinin bedelini hayvanlar üzerinde yok edici şekilde uygulamaktadır.Bu yasa, hem hayvan haklarını hem de kamu sağlığını ciddi biçimde tehdit eden, kamu vicdanını zedeleyen, toplumu kutuplaştıran, hayvanlara ve toplumsal şiddeti meşrulaştıran yıkıcı bir düzen oluşturmuştur. Bu sebeplerle, Anayasa’nın 2, 5, 10, 17, 56 ve 90. maddelerine ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olan 7527 sayılı yasanın iptali istemimizi Yüce Mahkemenize saygıyla sunarız.GEREKÇELER1-) Bu Kanun, bir yanda katliam, öte yanda üreme döngüsü getirmektedir. Türkiye’de 1389 belediyeden, 20 yıldır bakımevi kurmamış olan 1100 belediyeye “Topla!” ama “Bakımevi kurmak için 4 yıl bekle!” denilmektedir. Yasa şu şekilde işlemektedir: Bakımevi olmayan 1100 belediyeye toplama yetkisi, Bakımevi olanlara ise kapasitelerini artırmaları için 4 yıl süre tanınmaktadır. Öte yandan, uygulamada hayvanların hemen toplatılması zorunlu hale getirilmiş, bu da öldürülmelerine doğrudan zemin hazırlamıştır. Mevcut durumda, az sayıda kısırlaştırma yapılabilen yaklaşık 300 bakımevinde ise kapasiteler dolduğu için kısırlaştırma tamamen durmuştur. Bu durum, bir yandan hayvanlara yönelik sistematik vahşeti beraberinde getirirken, diğer yandan üremenin artarak devam etmesine neden olmuş; böylece hem hayvan hakları hem de kamu sağlığı açısından sorunun daha da büyümesine yol açmıştır..2-)Bu Kanun, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan “yaşama hakkı” ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Toplu KATLİAMLARA Yasal Kılıf Hazırlanmış, Yalnızca Bilimsel Gerekçeye Dayalı Ötenazi Kuralları İhlal Edilmiştir. Kanun’un “Hayvanların Ötenazisi” başlıklı düzenlemesi; bilimsel temelden yoksun, “davranışları kontrol edilemeyen” gibi muğlak ifadelerle tüm sokak hayvanlarının keyfi biçimde öldürülmesinin önünü açmaktadır. Oysa, önceki 5199 sayılı Kanun’da ötenazi, sadece, insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden tedavisi mümkün olmayan kanuni istisnaya tabi bulaşıcı hastalıklar durumunda ve bilimsel gerekçelere dayanarak mümkündü. Yeni düzenleme, hayvanlara yönelik kitlesel öldürmeleri meşrulaştırmakta, açıkça öldürmeye mecbur bıraktırmakta, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkını ihlal etmektedir. 3-) ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRILIK (AY m.90) Türkiye’nin taraf olduğu Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, önleyici tedbirler, kısırlaştırma ve sahiplendirme esasına dayalı insani, bilimsel, sürdürülebilir ve kalıcı yöntemleri öngörmektedir. Ancak 7527 sayılı Kanun, bu ilkeleri çarpıtarak, sözleşmeye dayandığını iddia ettiği düzenlemelerle, hayvanların toplu şekilde öldürülmesini “kanuni gerekçe” adı altında meşrulaştırmıştır. Yani yasa, belediye ve yerel yönetimlere öldürme yetkisi verirken; bunun da ötesinde öldürmeye mecbur ederken bakımevi kurma ve kısırlaştırma yapma yükümlülüğünü 4 yıl ertelemektedir. Hayvan sayısının artması durumunda, belediye meclisi kararıyla toplu öldürmeye yasal dayanak oluşturulmuştur. Böylece, bilimsel gerekçeye dayalı ötenazi ilkesi terk edilmiş; belediyelere,kısırlaştırma yapmaksızın ‘’kanuni gerekçe ‘’ adı altında yasal kılıfla hayvanları toplu biçimde öldürme yetkisi vermekle kalmamış, öldürmeye mecbur etmiştir. Bu durum hem sözleşmenin ruhuna hem de Anayasa'nın 90. maddesine aykırıdır.4-) 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile hayvanlara kötü muamele ve öldürmek Türk Ceza Kanunu kapsamında suç haline getirilmişken, 7527 sayılı Kanundaki bu düzenlemeyle hayvanların toplu biçimde öldürülmeleri açıkça meşrulaştırılmıştır. Nitekim belediyelerin hayvanlara yönelik; öldürme, aç-susuz bırakma, yarı canlı gömme, çöp kamyonunda presleme gibi insanlık dışı uygulamaları azami seviyeye ulaşmıştır. Bu eylemler yalnızca hayvan hakları açısından değil, hukuk devleti ilkesi açısından da ciddi bir geriye gidiş niteliğindedir. Bu düzenleme; yaşam hakkı, bilimsel yaklaşım, kamu yararı ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. 5-) SAHİPLENDİRMEYİ ENGELLEYEN HÜKÜMLER (AY m.5 ve 56) Sahiplenecek hayvan sayısına kurulla sınırlama, Apartman yöneticisinden izin alma zorunluluğu, Gönüllülerin yiyecek vermesine dahi cezai yaptırımlar uygulanması; hayvanların yaşama şansını tamamen ortadan kaldırmakta, bireylerin anayasal haklarını sınırlandırmaktadır. Gönüllü vatandaşların işbirliği ve barınaklara girişinin yasaklanması ise kamu denetimini engelleyerek hukuk dışı uygulamaların görünmez hale gelmesine yol açmaktadır. 6-) KANUNUN UYGULAMADA DOĞURDUĞU FELAKETLER Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, başta hayvanlar olmak üzere tüm toplumun maruz kaldığı ağır sonuçlar doğmuştur: 20 yıldır kanunu uygulamayıp Bakımevi kurmayan 1100 belediye, şimdi “yasaya uyuyorum, toplama hükmünü yerine getiriyorum” diyerek topladıkları hayvanları tarlaları çevirdikleri açık alanlarda ve işkence kafeslerinde hayvanları aç, sefil işkenceli ölüme terk etmektedir. Birçoğu da toplayıp vurmakta, zehirlemekte, canlı canlı gömmekte, çöp kamyonlarında preslemektedir. 7-) 7527 Sayılı Yasanın Toplumsal Yansıması: Devlet Eliyle Meşrulaşan Şiddet, Hayvanlara Bireysel Vahşetleri de Tetiklemiştir. 7527 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte kamuoyuna verilen mesaj, açık ve dehşet vericidir: “Devlet artık hayvanların yaşamasını istemiyor.” Bu algı, sadece vicdanları sarsmakla kalmamış, bireysel caniliklerin meşrulaştırılmasına da zemin hazırlamıştır. Örneğin Ankara’da bir şahsın, yavru bir köpeği dirgenle parçalayarak katletmesi ve ardından “Devlet öldürme kanunu çıkardı, ben de öldürdüm” diyerek kendini savunması, bu zihniyetin çarpıcı bir yansımasıdır. Bu olay münferit değil, yasayla birlikte toplumda oluşan genel zihinsel çöküşün doğrudan bir sonucudur. Yasanın yol açtığı bu karanlık atmosferde, şahıslardan gelen hayvana yönelik şiddet vakaları azami seviyeye ulaşmıştır. Son 50 yılda yapılan akademik ve bilimsel araştırmalarla, hayvana yönelik şiddet, özellikle çocuklara, kadınlara ve savunmasız bireylere yönelen şiddetin ön habercisidir. Bu yasa, sadece hayvanlara değil, toplumun genel ruh sağlığına da zarar vermekte; şiddet eğilimini artırmakta, toplumun şiddeti normalleştirmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda yasa yalnızca hayvanlara değil, toplumun ruh sağlığına, şiddet algısına ve nesillerin vicdan gelişimine de ağır zararlar vermektedir. 8-) 7527 Sayılı Yasanın Toplumda Yarattığı Vicdani Çöküş, Şiddet Sarmalı ve Sosyal Kutuplaşma: Bu yasa, toplumu ikiye bölmüş; hayvanları koruyan bireyler ile karşıt görüşte olanlar arasında düşmanlık yaratmıştır. “Hayvanları seven, koruyan” vatandaşlar ile “sevmeyen” kesim arasında düşmanlık, öfke ve çatışma ortamı oluşmuştur. Hayvanları besleyen, sahiplendirmek isteyen yurttaşlar cezalandırılmakta; sivil toplum ve gönüllüler dışlanmakta; anayasal katılım ve denetim ilkeleri ihlal edilmektedir. SONUÇ VE TALEP Hayvanlara bir yanda katliam, öte yanda üreme döngüsü getirip çözüm içermeyen, kamu vicdanını derinden yaralayan, toplumda kutuplaşma ve şiddet sarmalı yaratan 7527 sayılı Kanun’un anayasal denetimden geçerek iptal edilmesi amacıyla işbu başvurumuzu Saygılarımızla Yüce Mahkemenize arz ederiz. Ad Soyad:Nihal Aydın. HAYFED Hayv.hak federasyonu başkan
5.888
Kampanya metni
Yaşam hakkı savunucuları! ÖNEMLİ!.. ACİL!..ACİL!..ACİL! AYM BAŞKANLIĞI’NIN, bilgi@anayasa.gov.tr mailine linkte ve ayrıca ekte bulunan yazıyı HEMEN YOLLAYINIZ! Kanlı Kanunun İptal Edilmesini Gerekçeleri ile Talep Ediniz.Nihal Kasa/HayFed-Hayvan Haklarını Koruma Federasyonu Başkanı ======================e-posta: bilgi@anayasa.gov.tr==================T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA Konu: Hayvanlara bir yanda vahşet, öte yanda üreme döngüsü getiren 7527 sayılı yasanın iptali istemidir. Sayın Başkanlık, 24 Nisan 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, hayvan hakları, kamu sağlığı, hukuk devleti ilkeleri ve toplumsal barış açısından ciddi tehditler içermektedir. Bu Kanun, aşağıda açıklanan nedenlerle, Anayasa’ya açıkça aykırıdır: 1. Hayvanlara yönelik kitlesel, keyfi ve sistematik katliamları meşrulaştırmaktadır.2. Üremeyi kontrol altına alacak bilimsel, sürdürülebilir, kalıcı çözüm içeren gerçekçi tedbirlerin uygulanmasını imkânsızlaştırmaktadır.3. Kısırlaştırmayı durdurmakta, sahiplendirmeyi adeta engellemektedir.4. Yerel yönetimlerin 20 yıldır süregelen görev ihmallerinin bedelini hayvanlar üzerinde yok edici şekilde uygulamaktadır.Bu yasa, hem hayvan haklarını hem de kamu sağlığını ciddi biçimde tehdit eden, kamu vicdanını zedeleyen, toplumu kutuplaştıran, hayvanlara ve toplumsal şiddeti meşrulaştıran yıkıcı bir düzen oluşturmuştur. Bu sebeplerle, Anayasa’nın 2, 5, 10, 17, 56 ve 90. maddelerine ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olan 7527 sayılı yasanın iptali istemimizi Yüce Mahkemenize saygıyla sunarız.GEREKÇELER1-) Bu Kanun, bir yanda katliam, öte yanda üreme döngüsü getirmektedir. Türkiye’de 1389 belediyeden, 20 yıldır bakımevi kurmamış olan 1100 belediyeye “Topla!” ama “Bakımevi kurmak için 4 yıl bekle!” denilmektedir. Yasa şu şekilde işlemektedir: Bakımevi olmayan 1100 belediyeye toplama yetkisi, Bakımevi olanlara ise kapasitelerini artırmaları için 4 yıl süre tanınmaktadır. Öte yandan, uygulamada hayvanların hemen toplatılması zorunlu hale getirilmiş, bu da öldürülmelerine doğrudan zemin hazırlamıştır. Mevcut durumda, az sayıda kısırlaştırma yapılabilen yaklaşık 300 bakımevinde ise kapasiteler dolduğu için kısırlaştırma tamamen durmuştur. Bu durum, bir yandan hayvanlara yönelik sistematik vahşeti beraberinde getirirken, diğer yandan üremenin artarak devam etmesine neden olmuş; böylece hem hayvan hakları hem de kamu sağlığı açısından sorunun daha da büyümesine yol açmıştır..2-)Bu Kanun, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan “yaşama hakkı” ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Toplu KATLİAMLARA Yasal Kılıf Hazırlanmış, Yalnızca Bilimsel Gerekçeye Dayalı Ötenazi Kuralları İhlal Edilmiştir. Kanun’un “Hayvanların Ötenazisi” başlıklı düzenlemesi; bilimsel temelden yoksun, “davranışları kontrol edilemeyen” gibi muğlak ifadelerle tüm sokak hayvanlarının keyfi biçimde öldürülmesinin önünü açmaktadır. Oysa, önceki 5199 sayılı Kanun’da ötenazi, sadece, insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden tedavisi mümkün olmayan kanuni istisnaya tabi bulaşıcı hastalıklar durumunda ve bilimsel gerekçelere dayanarak mümkündü. Yeni düzenleme, hayvanlara yönelik kitlesel öldürmeleri meşrulaştırmakta, açıkça öldürmeye mecbur bıraktırmakta, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkını ihlal etmektedir. 3-) ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRILIK (AY m.90) Türkiye’nin taraf olduğu Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, önleyici tedbirler, kısırlaştırma ve sahiplendirme esasına dayalı insani, bilimsel, sürdürülebilir ve kalıcı yöntemleri öngörmektedir. Ancak 7527 sayılı Kanun, bu ilkeleri çarpıtarak, sözleşmeye dayandığını iddia ettiği düzenlemelerle, hayvanların toplu şekilde öldürülmesini “kanuni gerekçe” adı altında meşrulaştırmıştır. Yani yasa, belediye ve yerel yönetimlere öldürme yetkisi verirken; bunun da ötesinde öldürmeye mecbur ederken bakımevi kurma ve kısırlaştırma yapma yükümlülüğünü 4 yıl ertelemektedir. Hayvan sayısının artması durumunda, belediye meclisi kararıyla toplu öldürmeye yasal dayanak oluşturulmuştur. Böylece, bilimsel gerekçeye dayalı ötenazi ilkesi terk edilmiş; belediyelere,kısırlaştırma yapmaksızın ‘’kanuni gerekçe ‘’ adı altında yasal kılıfla hayvanları toplu biçimde öldürme yetkisi vermekle kalmamış, öldürmeye mecbur etmiştir. Bu durum hem sözleşmenin ruhuna hem de Anayasa'nın 90. maddesine aykırıdır.4-) 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile hayvanlara kötü muamele ve öldürmek Türk Ceza Kanunu kapsamında suç haline getirilmişken, 7527 sayılı Kanundaki bu düzenlemeyle hayvanların toplu biçimde öldürülmeleri açıkça meşrulaştırılmıştır. Nitekim belediyelerin hayvanlara yönelik; öldürme, aç-susuz bırakma, yarı canlı gömme, çöp kamyonunda presleme gibi insanlık dışı uygulamaları azami seviyeye ulaşmıştır. Bu eylemler yalnızca hayvan hakları açısından değil, hukuk devleti ilkesi açısından da ciddi bir geriye gidiş niteliğindedir. Bu düzenleme; yaşam hakkı, bilimsel yaklaşım, kamu yararı ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. 5-) SAHİPLENDİRMEYİ ENGELLEYEN HÜKÜMLER (AY m.5 ve 56) Sahiplenecek hayvan sayısına kurulla sınırlama, Apartman yöneticisinden izin alma zorunluluğu, Gönüllülerin yiyecek vermesine dahi cezai yaptırımlar uygulanması; hayvanların yaşama şansını tamamen ortadan kaldırmakta, bireylerin anayasal haklarını sınırlandırmaktadır. Gönüllü vatandaşların işbirliği ve barınaklara girişinin yasaklanması ise kamu denetimini engelleyerek hukuk dışı uygulamaların görünmez hale gelmesine yol açmaktadır. 6-) KANUNUN UYGULAMADA DOĞURDUĞU FELAKETLER Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, başta hayvanlar olmak üzere tüm toplumun maruz kaldığı ağır sonuçlar doğmuştur: 20 yıldır kanunu uygulamayıp Bakımevi kurmayan 1100 belediye, şimdi “yasaya uyuyorum, toplama hükmünü yerine getiriyorum” diyerek topladıkları hayvanları tarlaları çevirdikleri açık alanlarda ve işkence kafeslerinde hayvanları aç, sefil işkenceli ölüme terk etmektedir. Birçoğu da toplayıp vurmakta, zehirlemekte, canlı canlı gömmekte, çöp kamyonlarında preslemektedir. 7-) 7527 Sayılı Yasanın Toplumsal Yansıması: Devlet Eliyle Meşrulaşan Şiddet, Hayvanlara Bireysel Vahşetleri de Tetiklemiştir. 7527 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte kamuoyuna verilen mesaj, açık ve dehşet vericidir: “Devlet artık hayvanların yaşamasını istemiyor.” Bu algı, sadece vicdanları sarsmakla kalmamış, bireysel caniliklerin meşrulaştırılmasına da zemin hazırlamıştır. Örneğin Ankara’da bir şahsın, yavru bir köpeği dirgenle parçalayarak katletmesi ve ardından “Devlet öldürme kanunu çıkardı, ben de öldürdüm” diyerek kendini savunması, bu zihniyetin çarpıcı bir yansımasıdır. Bu olay münferit değil, yasayla birlikte toplumda oluşan genel zihinsel çöküşün doğrudan bir sonucudur. Yasanın yol açtığı bu karanlık atmosferde, şahıslardan gelen hayvana yönelik şiddet vakaları azami seviyeye ulaşmıştır. Son 50 yılda yapılan akademik ve bilimsel araştırmalarla, hayvana yönelik şiddet, özellikle çocuklara, kadınlara ve savunmasız bireylere yönelen şiddetin ön habercisidir. Bu yasa, sadece hayvanlara değil, toplumun genel ruh sağlığına da zarar vermekte; şiddet eğilimini artırmakta, toplumun şiddeti normalleştirmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda yasa yalnızca hayvanlara değil, toplumun ruh sağlığına, şiddet algısına ve nesillerin vicdan gelişimine de ağır zararlar vermektedir. 8-) 7527 Sayılı Yasanın Toplumda Yarattığı Vicdani Çöküş, Şiddet Sarmalı ve Sosyal Kutuplaşma: Bu yasa, toplumu ikiye bölmüş; hayvanları koruyan bireyler ile karşıt görüşte olanlar arasında düşmanlık yaratmıştır. “Hayvanları seven, koruyan” vatandaşlar ile “sevmeyen” kesim arasında düşmanlık, öfke ve çatışma ortamı oluşmuştur. Hayvanları besleyen, sahiplendirmek isteyen yurttaşlar cezalandırılmakta; sivil toplum ve gönüllüler dışlanmakta; anayasal katılım ve denetim ilkeleri ihlal edilmektedir. SONUÇ VE TALEP Hayvanlara bir yanda katliam, öte yanda üreme döngüsü getirip çözüm içermeyen, kamu vicdanını derinden yaralayan, toplumda kutuplaşma ve şiddet sarmalı yaratan 7527 sayılı Kanun’un anayasal denetimden geçerek iptal edilmesi amacıyla işbu başvurumuzu Saygılarımızla Yüce Mahkemenize arz ederiz. Ad Soyad:Nihal Aydın. HAYFED Hayv.hak federasyonu başkan
5.888
İmzacılar Ne Diyor?
Kampanya güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 5 Mayıs 2025 tarihinde başlatıldı