Ordu Büyükşehir Belediyesi'nde 5199 sayılı yasanın ihlali soruşturulsun

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 7.500.


Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Ünye Belediyesi 5199 sayılı kanuna tamamen aykırı davranarak Kızılkaya Transfer Merkezi adı altında bir ölüm kampı yaratarak sokaklardan topladıkları küpeli, küpesiz, hasta, yaşlı, yavru ayırmadan tüm köpekleri tellerle çevrili kulübesi ve çatısı olmayan, dağın başındaki bu yere hapsetmiştir.

Gönüllülerin çekmiş olduğu videolar ile ortaya çıkan bu içler acısı tablo karşısında hepimiz derinden etkilendik ve ana haber bültenlerine kadar çıkan bu olaylar ile Belediyenin hayvanlarla ilgili hiçbir görevini yerine getirmediğini öğrenmiş bulunmaktayız.

30 Eylül 2019 tarihinde ortaya çıkan bu olaylar, 1 Kasım 2019 tarihinde ana haberlere çıkmıştır. 1 Kasım'dan sonra Kızılkaya Transfer Merkezi adı altındaki ölüm kampından Ordu Belediye Barınağına ve Ünye Transfer Merkezine taşınan bu hayvanlar Belediyenin Veterinerlik hizmetlerinin eksik ya da olmaması nedeniyle haftalarca tedavi edilmediler.

Birçok hayvan barınaklarda acı içinde öldü. Bazı gönüllüler ve dernekler hayvanların acılarına sessiz kalamadı ve başka illerden gelerek hayvanları tedavi için özel kliniklere götürdüler. ( Ek, Veteriner raporları, resimleri ve videoları )

Haftalar sonra sosyal medya paylaşımlarının baskıları yüzünden fakülte ile anlaşma yapan Büyükşehir Belediyesi hayvanların tedavilerine başladı. Ordu ilinde hayvanlarla ilgili hiçbir çalışma yapmayan belediyenin acilen incelenmesini ve yasaya uygun bir veterinerlik birimi kurmalarını talep ediyoruz.


5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 24.06.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanunun amacı “Hayvanların rahat yaşamalarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.''

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4. Maddesi uyarınca “Bütün hayvanlar yaşama hakkına sahiptir”

TC Anayasası’nın 90/son Maddesi; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”hükmü uyarınca ülkemizin taraf olduğu sözleşmeler vardır;

1979/Bern Avrupa’nın Yaban Hayatının ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (09.01.1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan) ile Avrupa Konseyine üye devletler ve diğer katılımcılar tarafından yabani flora ve faunanın korunması ve gelecek nesillere aktarılması ilkesi benimsenmiş, Keza 1992-BM-Rio Deklerasyonunun 1.maddesinde “İnsanlar devam ettirilebilir kalkınma kaygılarının merkezindedir. Doğa ile uyumlu sağlıklı ve yaratıcı bir yaşam hakkına sahiptirler.”
1978 tarihli UNESCO Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi 1. Maddesi uyarınca
“ Bütün hayvanlar biyolojik denge kavramı içerisinde var olmak bakımından eşit haklara sahiptir” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde bile
“Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır” denmektedir.

Yönetimlerin hem ahlaki hem de yasal yükümlülükleri yardıma muhtaç hayvanları rehabilite ederek alışkın olduğu mahalde yaşamalarını sağlamak, beslenme noktaları oluşturarak sağlık sorunları olanların tedavilerini sağlamaktır.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. Maddesi uyarınca
“Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların yerel yönetimlerce kurulan merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır.” Görüldüğü üzere Genel İdare ve yerel yönetimler için Kanun- hukuk bir takım yükümlülükler ihdas etmiş olup, söz konusu yükümlülüklere harfiyen uyulması gerekmektedir.

Anayasadaki hak arama özgürlüğüne dair 36. Maddesi, 4982 sayılı Bilgi Edinme ve 3071 sayılı dilekçe Hakki Kanunu gereği ve 2577 sayılı İdari yargılama usul yasasına göre başvuru yaptığımızın bilinip Devleti ve idarileri hizaya getirmek, hukuka çekmek peşinde olduğumuzu ileterek 60 gün içinde cevap beklendiği cevap verilmesi halinde cevaba karşı verilmemesi halinde susma kavramını red olarak algılayarak yargı yoluna gidileceği bu sürecin kamuyu bilgilendirme biçiminde de seyredeceğini bildirir talep ederiz.