Omicron Varyantı Nedeniyle Nişantaşı Üniversitesi’nde Online Eğitime Geçilmesini İstiyoruz

Kampanya metni

Koronavirüsün hızlı bulaşıcı etkiye sahip olan Omicron varyantı nedeniyle, dünyada vaka sayıları her geçen gün hızla artıyor. Birçok ülkede vaka artışının önüne geçebilmek için tedbirler daha da sıkılaştırıldı. Hatta birçok ülkede tekrar kapanma kararları alındı. İngiltere’de günde 100.000’in üzerinde vaka sayılarına ulaşılması; Avrupa’nın diğer ülkelerinde de benzer dramatik artışların olması, endişelerimizi daha da arttırmıştır. Türkiye’de de bu ay Omicron varyantının görüldüğünün ve bu varyanta sahip vakaların hızla artıyor olduğunun açıklanmasının ardından, özellikle üniversite öğrencileri olarak endişelerimiz had safhaya ulaşmıştır. Sınıflarda pencere olmayan mimaride bir üniversitede okumamızın yanı sıra okulumuzda gerek sınıf içi gerekse koridorlarda maske-mesafe kuralına uyulmaması nedeniyle endişelerimiz daha da artmıştır. Omicron varyantının son sürat yayılması nedeniyle, çok geç olmadan “uzaktan eğitime geçilmesi” yönündeki taleplerimizi tekrar dile getirmeye başladık:

 

Okulumuzla aynı şehirde bulunan ve temiz havaya açılan pencereleri de bulunan “Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi”, yakın dönemde online eğitime geçiş yaparken, hali hazırda öğrencilerine online olarak eğitim veren başka üniversiteler de mevcuttur. Dönem başında okulumuzdaki derslerin sözde hibrit olacağı açıklanmasına rağmen, bölümlerin çoğunda online olan derslerin sayısı ya çok az ya da hiç online ders yok. Hiçbir dersi online olmayan çok sayıda öğrenci var.

 

Birçok dersimizde sınıf nüfusları en az 60-70 kişi olmasına rağmen, dersler sırasında sınıfta maskesini çenesine indirerek ders dinleyen; ağzını ve burnunu açıkta bırakan ve özellikle, “maskesini hiç takmayan” çok fazla öğrenci ve öğretim görevlisi olduğu, yadsınamaz bir gerçektir. Bazı derslerde “maske takmayan öğrenci” oranının %60’larda olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu derslerdeki öğretim görevlileri de maske takmadığı için, maskesiz derse girmek de artık normalleştirilmiş durumdadır maalesef.  İleri yaşlardaki hocalarımızı (ve tabi kendimizi) korumak birincil görevimiz iken, sınıflarda maske takılma zorunluluğunun sadece sözde kalıyor olduğunu gözlemliyoruz. Birçok derste, hocalarımızın öğrencilere “ders sırasında maskelerini takmaları konusunda” uyarı yapmıyor olduğunu da görmekteyiz. Oysa maske takmak kendimizi korumaktan ziyade, içinde bulunduğumuz topluluğu korumak için olan bir sorumluluktur. Aşılı olsak da olmasak da “taşıyıcı” olabileceğimizi, hatta bünyemiz kuvvetliyse Covid 19’a yakalandığımızı bile anlamayabileceğimiz gerçeğini de hesaba katarsak, şu an okulun “Covid Mayın Tarlası” gibi olduğunu gözlemliyoruz zira bizim okulumuzdaki derslik ve koridorlar, temiz havaya ulaşılabilecek pencerelere sahip olmayan; hava sirkülasyonunun yetersiz ve imkânsız olduğu bir yapıya sahiptir. Penceresiz bir mimarisi olan okulumuzda tavanlarda bulunan havalandırma sistemleri çalıştırılmadığı gibi, bu havalandırma sistemleri içeride öğrenciler varken çalıştırıldığında, havadaki partikülleri emerek havayı sirküle etmek yerine, var olan virüs partiküllerinin daha geniş bir alana yayılmasını sağlayıcı özellikte olan; hiçbir virüs filtrasyonu yapma özelliği olmayan sistemleridir.  

 

Derslerimizin neredeyse tamamı yüz yüze yürütülüyor olmasına rağmen, “Covid Pozitif Tespiti durumunda uygulanacak prosedür” hakkında üniversitemizin web sitesinde şimdiye kadar hiçbir bilgi ya da duyuru yapılmaması da endişe vericidir. Oysa başka üniversitelerde; (örneğin İTÜ’de, Bahçeşehir Üniversitesi ve diğer çoğu üniversitede) “Derslerde Covid Pozitif Tespiti Durumunda Uygulanacak Prosedür”, açıkça belirtilmiş durumdadır.

 

·         “Yüz yüze yürütülen derslerde Covid pozitif öğrencinin tespit edilmesi halinde, öğrencinin test yaptırdığı tarihte sınıfta bulunduğu derslerin öğretim üyeleri/görevlileri ve öğrenciler bu durum konusunda bilgilendirilmelidir”. (Okulumuzda bu prosedür uygulanmıyor, şeffaflık yok).

·         “10 gün içinde aynı sınıfta birden fazla pozitif vaka çıkması durumunda sınıftaki aşısız öğrenciler ve aşısız öğretim elemanı, temaslı olarak kabul edilir ve 10 gün süreyle Üniversiteye gelmez.” (Okulumuzda bu prosedür de uygulanmıyor, şeffaflık yok).

 

Nişantaşı Üniversitesinde de “Covid Pozitif Tespiti durumunda uygulanacak prosedür” konusunda net bir bilgilendirme yapılması gerekirken, bu konuda muhtemelen en şeffaf olmayan üniversite maalesef bizim üniversitemizdir. Şimdiye kadar hiçbir bilgilendirme yapılmamıştır.

 

Dönem başında yüz yüze derslere girme konusundaki yüksek motivasyonumuza rağmen, sınıflarda hijyen, maske, mesafe, havalandırma konularındaki olağanüstü duyarsızlık (ve buna göz yumulması) nedeniyle ders, sınıfta dinlerken çok tedirgin oluyoruz. Ancak devam mecburiyeti nedeniyle de bu ortamda ders dinlemeye mecbur bırakılıyoruz. Ders sırasında bazı hocalarımız; “içerisi biraz havasız gibi arkadaşlar, sınıf kapısını açar mısınız” dediğinde, dersliklerin içinde fark edilir derecede bir havasızlık olduğunu hissederek tedirginliğimiz artıyor. Sınıflarda dip dibe otururken, hem sınıfın geniş olması hem de içeride dip dibe 70 tane öğrenci olmasından dolayı koridora açılan kapıyı açmak bir rahatlık sağlamaz ama yine de böyle bir ihtiyaç duyulması da düşündürücüdür…  Kapıyı açmak tabi ki bir havalandırma sağlamaz zira sınıflar tıka basa dolu; sandalyeler dip dibe, koridor ve sınıflar da zaten maskesiz öğrenci ve öğretmenlerin gezdiği, korunmasız kaldığımız bir alan... Bir ders bittiğinde 75 öğrenci dışarı çıkıyor, hemen arkasından diğer ders için bekleyen 75 öğrenci aynı havasız sınıfa giriyor. Üniversitemizin mimarisi nedeniyle dersliklerde dışarıya açılan bir pencere olmadığından, ders aralarda veya dersler sırasında sınıfı havalandırmak mümkün değil. Havalandırma çalıştırılsa bile, havalandırmanın çalıştırılmasının ortam havasını temizlemek yerine havada asılı kalan virüs partiküllerinin daha geniş bir alana yayılmasına sebep olacağı da aşikardır.

 

Derslerimizi bu hınca hınç dolu ve maskesiz öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu havasız sınıflarda, yüz yüze izlemek zorunda bırakılıyoruz. Bu durum da biz öğrencileri aşırı tedirgin ediyor zira okulumuzdaki bu öğrenim koşulları sebebiyle kendimizi ve sevdiklerimizi güvende hissedemiyoruz.

 

Okulun kapısından girerken güvenlik görevlileri, maskesiz gelen öğrencileri maskelerini takmaları konusunda (bazen) uyarıyor. Ancak güvenlikten girerken maskesini takan öğrenciler, güvenlikten geçtikten hemen sonra maskesini çıkarıyor. Okulun ortak alanlarında her 2 öğrenciden birinin maskesiz dolaşıyor. Okulumuz senatosunun eğitimleri yüz yüze yapma kararını anlamakla beraber, bunu sağlıklı bir şekilde sürdürmek için okulda hiçbir somut önlem alınmamış olması biz öğrenciler için ürkütücüdür.

 

Diğer üniversitelerin aksine bizim okulumuzda temiz hava girişi sağlayabilecek pencereler olmaması nedeniyle en azından sınıfların her gün (ya da en azından 2 günde bir) “sisleme” yöntemiyle dezenfekte edilmesi gerekirken, okulumuzda bu ölümcül virüse karşı hiçbir tedbir alınmadığını, şeffaf olunmadığını üzülerek gözlemliyoruz.

 

Özet olarak; sınıflardaki eğitim şartları; okulun mimarisi nedeniyle olan havalandırma yetersizliği; öğrencilerin uyulması gerektiği duyurulan “hijyen ve maske/mesafe” kurallara uymaması; bu kurallara uymayan öğrencileri uyaracak bir mekanizma olmaması; hocalarımızın “maske” konusunda sınıf içinde çok toleranslı olması, okulda yüz yüze verilen derslerimizi verimli bir şekilde takip etme konusundaki motivasyonumuzu düşürdüğü gibi dersleri takip ederken konsantrasyonumuzu da negatif yönde aşırı etkilemektedir.

 

Üniversiteler açıldıktan sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptığı açıklamada aktif olarak çıkan vakaların yüzde 40'nı 23 yaş altı gençlerden oluştuğu bilgisini paylaşmıştı. Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Sema Turan ise üniversitelerin açılmasıyla, kurallara uymakta sıkıntı çeken üniversitelerin pozitif vakalara sebep olduğunu, üniversiteli gençlerde görülen pozitif vakaların büyüklere ve yaşlı insanlara etki edebileceğini ifade etmişti…

 

Gerek pandemi döneminde olan maddi imkansızlıklar gerek sağlığımızı önemsediğimiz için okulumuzun bu dönemde diğer köklü okullar gibi duyarlı olarak, acilen online eğitime geçmesini talep ediyoruz. Okulumuzun öğrencilerinin isteklerine duyarlı olduğunu biliyoruz ve Türkiye’de de vaka sayıları diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi 100.000’lere ulaşmadan önce, ivedilikle online eğitime geçilmesini umut ediyoruz.

 

 

Doğrulanmış başarı
Bu kampanya 1.702 destekçi ile değişim yarattı!

Kampanya metni

Koronavirüsün hızlı bulaşıcı etkiye sahip olan Omicron varyantı nedeniyle, dünyada vaka sayıları her geçen gün hızla artıyor. Birçok ülkede vaka artışının önüne geçebilmek için tedbirler daha da sıkılaştırıldı. Hatta birçok ülkede tekrar kapanma kararları alındı. İngiltere’de günde 100.000’in üzerinde vaka sayılarına ulaşılması; Avrupa’nın diğer ülkelerinde de benzer dramatik artışların olması, endişelerimizi daha da arttırmıştır. Türkiye’de de bu ay Omicron varyantının görüldüğünün ve bu varyanta sahip vakaların hızla artıyor olduğunun açıklanmasının ardından, özellikle üniversite öğrencileri olarak endişelerimiz had safhaya ulaşmıştır. Sınıflarda pencere olmayan mimaride bir üniversitede okumamızın yanı sıra okulumuzda gerek sınıf içi gerekse koridorlarda maske-mesafe kuralına uyulmaması nedeniyle endişelerimiz daha da artmıştır. Omicron varyantının son sürat yayılması nedeniyle, çok geç olmadan “uzaktan eğitime geçilmesi” yönündeki taleplerimizi tekrar dile getirmeye başladık:

 

Okulumuzla aynı şehirde bulunan ve temiz havaya açılan pencereleri de bulunan “Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi”, yakın dönemde online eğitime geçiş yaparken, hali hazırda öğrencilerine online olarak eğitim veren başka üniversiteler de mevcuttur. Dönem başında okulumuzdaki derslerin sözde hibrit olacağı açıklanmasına rağmen, bölümlerin çoğunda online olan derslerin sayısı ya çok az ya da hiç online ders yok. Hiçbir dersi online olmayan çok sayıda öğrenci var.

 

Birçok dersimizde sınıf nüfusları en az 60-70 kişi olmasına rağmen, dersler sırasında sınıfta maskesini çenesine indirerek ders dinleyen; ağzını ve burnunu açıkta bırakan ve özellikle, “maskesini hiç takmayan” çok fazla öğrenci ve öğretim görevlisi olduğu, yadsınamaz bir gerçektir. Bazı derslerde “maske takmayan öğrenci” oranının %60’larda olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu derslerdeki öğretim görevlileri de maske takmadığı için, maskesiz derse girmek de artık normalleştirilmiş durumdadır maalesef.  İleri yaşlardaki hocalarımızı (ve tabi kendimizi) korumak birincil görevimiz iken, sınıflarda maske takılma zorunluluğunun sadece sözde kalıyor olduğunu gözlemliyoruz. Birçok derste, hocalarımızın öğrencilere “ders sırasında maskelerini takmaları konusunda” uyarı yapmıyor olduğunu da görmekteyiz. Oysa maske takmak kendimizi korumaktan ziyade, içinde bulunduğumuz topluluğu korumak için olan bir sorumluluktur. Aşılı olsak da olmasak da “taşıyıcı” olabileceğimizi, hatta bünyemiz kuvvetliyse Covid 19’a yakalandığımızı bile anlamayabileceğimiz gerçeğini de hesaba katarsak, şu an okulun “Covid Mayın Tarlası” gibi olduğunu gözlemliyoruz zira bizim okulumuzdaki derslik ve koridorlar, temiz havaya ulaşılabilecek pencerelere sahip olmayan; hava sirkülasyonunun yetersiz ve imkânsız olduğu bir yapıya sahiptir. Penceresiz bir mimarisi olan okulumuzda tavanlarda bulunan havalandırma sistemleri çalıştırılmadığı gibi, bu havalandırma sistemleri içeride öğrenciler varken çalıştırıldığında, havadaki partikülleri emerek havayı sirküle etmek yerine, var olan virüs partiküllerinin daha geniş bir alana yayılmasını sağlayıcı özellikte olan; hiçbir virüs filtrasyonu yapma özelliği olmayan sistemleridir.  

 

Derslerimizin neredeyse tamamı yüz yüze yürütülüyor olmasına rağmen, “Covid Pozitif Tespiti durumunda uygulanacak prosedür” hakkında üniversitemizin web sitesinde şimdiye kadar hiçbir bilgi ya da duyuru yapılmaması da endişe vericidir. Oysa başka üniversitelerde; (örneğin İTÜ’de, Bahçeşehir Üniversitesi ve diğer çoğu üniversitede) “Derslerde Covid Pozitif Tespiti Durumunda Uygulanacak Prosedür”, açıkça belirtilmiş durumdadır.

 

·         “Yüz yüze yürütülen derslerde Covid pozitif öğrencinin tespit edilmesi halinde, öğrencinin test yaptırdığı tarihte sınıfta bulunduğu derslerin öğretim üyeleri/görevlileri ve öğrenciler bu durum konusunda bilgilendirilmelidir”. (Okulumuzda bu prosedür uygulanmıyor, şeffaflık yok).

·         “10 gün içinde aynı sınıfta birden fazla pozitif vaka çıkması durumunda sınıftaki aşısız öğrenciler ve aşısız öğretim elemanı, temaslı olarak kabul edilir ve 10 gün süreyle Üniversiteye gelmez.” (Okulumuzda bu prosedür de uygulanmıyor, şeffaflık yok).

 

Nişantaşı Üniversitesinde de “Covid Pozitif Tespiti durumunda uygulanacak prosedür” konusunda net bir bilgilendirme yapılması gerekirken, bu konuda muhtemelen en şeffaf olmayan üniversite maalesef bizim üniversitemizdir. Şimdiye kadar hiçbir bilgilendirme yapılmamıştır.

 

Dönem başında yüz yüze derslere girme konusundaki yüksek motivasyonumuza rağmen, sınıflarda hijyen, maske, mesafe, havalandırma konularındaki olağanüstü duyarsızlık (ve buna göz yumulması) nedeniyle ders, sınıfta dinlerken çok tedirgin oluyoruz. Ancak devam mecburiyeti nedeniyle de bu ortamda ders dinlemeye mecbur bırakılıyoruz. Ders sırasında bazı hocalarımız; “içerisi biraz havasız gibi arkadaşlar, sınıf kapısını açar mısınız” dediğinde, dersliklerin içinde fark edilir derecede bir havasızlık olduğunu hissederek tedirginliğimiz artıyor. Sınıflarda dip dibe otururken, hem sınıfın geniş olması hem de içeride dip dibe 70 tane öğrenci olmasından dolayı koridora açılan kapıyı açmak bir rahatlık sağlamaz ama yine de böyle bir ihtiyaç duyulması da düşündürücüdür…  Kapıyı açmak tabi ki bir havalandırma sağlamaz zira sınıflar tıka basa dolu; sandalyeler dip dibe, koridor ve sınıflar da zaten maskesiz öğrenci ve öğretmenlerin gezdiği, korunmasız kaldığımız bir alan... Bir ders bittiğinde 75 öğrenci dışarı çıkıyor, hemen arkasından diğer ders için bekleyen 75 öğrenci aynı havasız sınıfa giriyor. Üniversitemizin mimarisi nedeniyle dersliklerde dışarıya açılan bir pencere olmadığından, ders aralarda veya dersler sırasında sınıfı havalandırmak mümkün değil. Havalandırma çalıştırılsa bile, havalandırmanın çalıştırılmasının ortam havasını temizlemek yerine havada asılı kalan virüs partiküllerinin daha geniş bir alana yayılmasına sebep olacağı da aşikardır.

 

Derslerimizi bu hınca hınç dolu ve maskesiz öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu havasız sınıflarda, yüz yüze izlemek zorunda bırakılıyoruz. Bu durum da biz öğrencileri aşırı tedirgin ediyor zira okulumuzdaki bu öğrenim koşulları sebebiyle kendimizi ve sevdiklerimizi güvende hissedemiyoruz.

 

Okulun kapısından girerken güvenlik görevlileri, maskesiz gelen öğrencileri maskelerini takmaları konusunda (bazen) uyarıyor. Ancak güvenlikten girerken maskesini takan öğrenciler, güvenlikten geçtikten hemen sonra maskesini çıkarıyor. Okulun ortak alanlarında her 2 öğrenciden birinin maskesiz dolaşıyor. Okulumuz senatosunun eğitimleri yüz yüze yapma kararını anlamakla beraber, bunu sağlıklı bir şekilde sürdürmek için okulda hiçbir somut önlem alınmamış olması biz öğrenciler için ürkütücüdür.

 

Diğer üniversitelerin aksine bizim okulumuzda temiz hava girişi sağlayabilecek pencereler olmaması nedeniyle en azından sınıfların her gün (ya da en azından 2 günde bir) “sisleme” yöntemiyle dezenfekte edilmesi gerekirken, okulumuzda bu ölümcül virüse karşı hiçbir tedbir alınmadığını, şeffaf olunmadığını üzülerek gözlemliyoruz.

 

Özet olarak; sınıflardaki eğitim şartları; okulun mimarisi nedeniyle olan havalandırma yetersizliği; öğrencilerin uyulması gerektiği duyurulan “hijyen ve maske/mesafe” kurallara uymaması; bu kurallara uymayan öğrencileri uyaracak bir mekanizma olmaması; hocalarımızın “maske” konusunda sınıf içinde çok toleranslı olması, okulda yüz yüze verilen derslerimizi verimli bir şekilde takip etme konusundaki motivasyonumuzu düşürdüğü gibi dersleri takip ederken konsantrasyonumuzu da negatif yönde aşırı etkilemektedir.

 

Üniversiteler açıldıktan sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptığı açıklamada aktif olarak çıkan vakaların yüzde 40'nı 23 yaş altı gençlerden oluştuğu bilgisini paylaşmıştı. Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Sema Turan ise üniversitelerin açılmasıyla, kurallara uymakta sıkıntı çeken üniversitelerin pozitif vakalara sebep olduğunu, üniversiteli gençlerde görülen pozitif vakaların büyüklere ve yaşlı insanlara etki edebileceğini ifade etmişti…

 

Gerek pandemi döneminde olan maddi imkansızlıklar gerek sağlığımızı önemsediğimiz için okulumuzun bu dönemde diğer köklü okullar gibi duyarlı olarak, acilen online eğitime geçmesini talep ediyoruz. Okulumuzun öğrencilerinin isteklerine duyarlı olduğunu biliyoruz ve Türkiye’de de vaka sayıları diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi 100.000’lere ulaşmadan önce, ivedilikle online eğitime geçilmesini umut ediyoruz.

 

 

Karar Vericiler

Prof. Dr. Şenay Yalçın
Prof. Dr. Şenay Yalçın
Nişantaşı Üniversitesi Rektörü
Nişantaşı Üniversitesi
Nişantaşı Üniversitesi
Genel Sekreterlik
Prof. Dr. Uğur Yozgat
Prof. Dr. Uğur Yozgat
Nişantaşı Üniversitesi Rektör Yardımcısı
Kampanya güncellemeleri