Hans Kalsın

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 1.500.


Ben Türkiye'den emekliyim; bizim Muğla'da hem evimiz hem de aşağı yukarı üç dönümlük bir çiftliğimiz var. Çiftlikte eşim güzel bir bahçe yaptı ve birlikte tavuklarımızı ve civcivleri besliyoruz. Ayrıca kızımız 2020 yılının yaz döneminde buradaki üniversitesinden mezun olacak. Bütün aile benim üzerime sigortalı, 20 yıldır ülkenizde yasal yollarla bulunmamıza karşın, bu yıl nedeni tarafımıza açıklanmayan bir şekilde ikamet iznimin uzatılmaması ve sınır dışı edilecek olmam  ailemin tüm bireylerinin elinden yaşama, kişi özgürlüğü, ayrımcılık yasağı , çalışma özgürlüğü, mülk edinme, seyahat etme, serbestçe ticaret yapma, eğitim hakkı gibi temel insan haklarımızın gerekçesiz olarak alınması anlamına geliyor.

Bu durum açık bir şekilde insan hakkı ihlalidir ve bir yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünmek istiyorum. Durumun ilgili makamlarca gündeme alınarak SINIR DIŞI EDİLMEDEN ÖNCE bu hak ihlallerinin saptanması için bu kampanyayı imzalamanızı ve yanımda yer almanızı istiyorum.

DETAYLI HİKAYEM:

Ben Almanım ve ailemle birlikte uzun bir süredir Türkiye'de yaşıyorum. Eşimle beraber 1993'te ilk defa Türkiye'ye geldik ve 1998'den beri Muğla da ikamet ediyoruz. 22 yaşında olan kızımız 2002 yılında Türk okuluna başladı, okulunu ve ögretmenini seviyordu. Muğla ilinin merkezinde ve yayla semtinde olmak üzere iki evimiz var. CRG Reisen Şirketinin Türkiye temsilcisi olarak biz 1999 yılında, tarihi Muğla evlerini restore ettirip turizmin hizmetine sunmayı başladık. 2004 yılında bir Türk, iki Alman ortaklı kurduğumuz Türk şirketi AGAPE Tur. Inş. Ltd. Şti bu işlerin devamıydı. Daha geniş bir alanda çalışmayı düşündük. Restore edilen tarihi Muğla evlerimiz Muğla'ya gelen misafirlerimiz için hazırlandı. Misafirlerimiz Efes ve Hierapolis(Pamukkale) gibi tarihi merkezleri ziyaret etti ve bunun gibi önemli merkezleri ziyaret etmenin yanında eski Muğla'nın otantik dokusunu ve insan yaşamını da tanıma fırsatı buldular. Kültür ve İnanç Turizmi üzerinde çalışmaktaydık.

1994 yılında Türkiye'de ilk ikamet ettigimizde Türk olan bir aile ile birlikte kaldık .O zamandan beri birçok yerli insanla arkadaş olduk ve gerçekten Türk insanını seviyoruz. Biz bir turizm şirketi olarak burada yaptığımız yatırımların da Türkiye için oldukça faydalı olduğunu düşünüyorduk ve düşünüyoruz. Almanya'dan ve Dünya'nın diğer ülkelerinden de misafirlerimizi bekliyorduk. Çalıştığımız bölümlerden birisi İnanç Turizmi olduğu için ben 2000 yılında Muğla Valilik Makamına dilekçe yazıp inanç konusunda doğabilecek sıkıntlar için şirket temsilcilerimiz veya misafirlerimiz için yardım istemiştim. Cevap olarak Muğla Valiliğimiz bizi yatırımlarımız için teşvik edip Türkiye Cumhuriyeti Devletinin laik demokratik bir devlet olduğunu, bunun da Anayasasında belirtildiğini ifade ederek yasalara uygun olmak kaydıyla hiç bir ayrım görmeyeceğimiz konusunda yardımcı olacaklarını belirtilmişti. Ondan sonraki yıllarda Muğla da yatırım yaparak işlerimizi büyüttük ve daha çok Avrupa ülkelerinden misafirler Türkiye'ye getirdik. Sayın eski Valimiz Hüseyin Aksoy'un Muğla'da kutlanan Turizm Haftasında bahsedilen "turizmin çeşitlendirilmesi ve 12 aya yayılması çalışmalarının" bir parçasıydık. Bu şekilde yıllarımız burada gayet iyi geçti ve genel anlamda sıkıntı yaşamadık. Bu durum 2002 yılında bir ara değişti ve o yıl Muğla da çalışan yerel gazeticilerden birisinin eline bir el broşürü geçti. Bu broşür büyük ihtimalle Yehova şahitlerinin Muğla da dağıttıları broşürler olduğu halde gazete yazıda bizi broşürler dağıtmakla suçladı. Ondan sonra Emniyet güçleri hem Büromuza hem de gelen misafirlerimizin kaldığı evlere gelmeye başladı. Ben kendim emniyet güçlerine yardımcı olmaya çalıştım ve  Kule yayıncılığın Kitaplarının Yehova şahitlerine ait olduğunu ispatladım. Biz Yehova şahitlerini bir tarikat olarak görüyoruz ve onlarla ilgimiz yoktur. Ondan sonraki zamanda da bazen Muğla Emniyetine gerekli zamanlarda bunun gibi konularda yardımcı olabileceğimi söyledim. En son kendi isteğim üzerine 8. Ekim 2004'te Muğla Emniyet Mudürü Sayın Emin Körpe ile görüşüp inanç konusunda olan problemlerimizi anlatmaya çalıştım. Sayın Muğla Emniyet Müdürümüz Emin Körpe Bey bu konuşmadan sonra bana "dost' olarak hitap etti.

Aynı yılın Aralık ayında burada olan üç Alman aile olarak Muğla'da kutladığımız Noel bayramına Sayın Valimiz Hüseyin Aksoy ile başlayıp Türk arkadaşlarımızı ve dostlarımızı buradaki öğretmen evine davet ettik. Bu program için Valilik Makamından da gerekli izin için müracaat etmiştik. Sayın Emniyet Müdürüne ve bütün Emniyet müdür yardımcılarına da birer davetiye verdik.

Biz de burada yaşayan Alman aileler olarak Türk dostlarımızın bayramlarına gidip onlarla birlikte oturuyoruz ve bayramlar hakkında sohbet ediyoruz. Onlar da bizim bayramlarımızı kutlamaya geliyorlar.

Çocuklarımızın hepsi Türk devlet okullarına gittiler, orada ders gördüler. Bazıları mecburi olmadıkları halde din derslerine katıldılar. Türk arkadaş ve dostlarımız niye bizim kültürümüzden bazı önemli noktaları öğrenmesinler diye düşünmüştük.

Ben Türk atasözlerini seviyorum ve "beş parmağın beşi bir değildir" atasözünü gayet anlamlı olduğunu düşünmekteyim. İnsanlar hata yapmış olabilir ama gördüğünüz gibi biz burada Türkiye'nin gelişimi için çalışıp Muğla'ya büyük bir kazanç sağladık, tabii ki ailemizi geçindirdik. Burda iyi işler yapıyoruz. Muğla Valiliği ve Belediyesi bu durumu farketti. Bununla ilgili bir sürü belge ve gazeteler bizde duruyor. Ben eminim ki yerli halkın çoğu bizi seviyor ve şu anda bu şehrin parçalarıyız. Burada Türk yasalarına uygun olmayan hareketler yapmadık. Şimdiye dek Türkiye'de çok büyük sorunlar yaşamadık. Yalnız bu durum aniden değişti:

Kızımla birlikte iki gün önce Muğla İl Göç İdaresi Müdürlüğüne uğradığımızda benim ikamet talebimin reddedildiğini öğrendik ve on gün içinde Türkiyeyi terk etmek zorunda olduğumu söylediler. Benim tek düşünebileceğim sebep şu, biz inançlı insanlarız inancımızı bazen yerli halkla paylaştığımız oluyor. Kişilerin inançlarını paylaşma hakkı bir insan hakkıdır ve Türkiye insan hakları evrensel beyannamesini kabul eden bir ülkedir. 

Ben Türkiye'den emekliyim; bizim Muğla'da hem evimiz hem de aşağı yukarı üç dönümlük bir çiftliğimiz var. Çiftlikte eşim güzel bir bahçe yaptı ve birlikte tavuklarımızı ve civcivleri besliyoruz. Ayrıca kızımız 2020 yılının yaz döneminde buradaki üniversitesinden mezun olacak. Bütün aile benim üzerime sigortalı, 20 yıldır ülkenizde yasal yollarla bulunmamıza karşın, bu yıl nedeni tarafımıza açıklanmayan bir şekilde ikamet iznimin uzatılmaması ve sınır dışı edilecek olmam  ailemin tüm bireylerinin elinden yaşama, kişi özgürlüğü, ayrımcılık yasağı , çalışma özgürlüğü, mülk edinme, seyahat etme, serbestçe ticaret yapma, eğitim hakkı gibi temel insan haklarımızın gerekçesiz olarak alınması anlamına geliyor.

Bu durum açık bir şekilde insan hakkı ihlalidir ve bir yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünmek istiyorum. Durumun ilgili makamlarca gündeme alınarak SINIR DIŞI EDİLMEDEN ÖNCE bu hak ihlallerinin saptanması için bu kampanyayı imzalamanızı ve yanımda yer almanızı istiyorum.27.08.2019

 

(Hans-Jürgen Peter Louven)