

Son zamanlarda yayınlanan raporlara baktığımızda bilim insanlarının yeterli verilerle öne sürdüğü enerji dönüşümü gerekliliğinde kömür en çok konuşulan ve çıkarılması durdurulması gereken enerji kaynağı. O zaman son iki ay içinde yayınlanan önemli kurumların raporlarına kısaca bir bakalım:
Dünya genelinde enerji projelerini izleyen sivil toplum kuruluşu Global Energy Monitor'ın (GEM) yeni “Yükseliş ve Çöküş 2022: Kömürlü Termik Santralların Küresel Takibi” raporuna göre kömürden uzaklaşmaya devam eden Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında kömürle işleyen yeni bir termik santral projesi planlamayanların oranı yüzde 86. Bu ülkelerden sadece altısı yeni kömür projesi planlıyor. Bunlar Türkiye, ABD, Avustralya, Polonya, Meksika ve Japonya. Rapor, OECD ülkelerinde planlanan yeni kömür santrali projelerinin yüzde 74'üne Türkiye'nin ev sahipliği yaptığını belirtmiş. Türkiye kömür santrali projeleriyle dünya çapında en fazla kapasite artışının planlandığı altıncı ülke konumunda. Raporda "hükümetin kömür dostu politikalarına rağmen" kömür projelerinin kamuoyunda ciddi tepki alması, yasal mücadele ve finansmanında yaşanan sıkıntılar nedeniyle projelerin iptal edildiği not ediliyor.
Bunların sonucunda Türkiye'de 2021 yılında iptal edilen toplam kömürlü termik santrali kapasitesinin 10,6 gigawatt (GW) olduğu belirtiliyor. 2010'dan bu yana iptal edilen toplam kapasite 87 GW seviyesinde.
Transition Zero tarafından yayınlanan Fuel Switching 2.0: Carbon Price Index for Coal-to-Clean Electricity raporuna göre, 2022 yılında kömürden yenilenebilir enerjiye ve pil depolamaya geçişte 62$/tC02 tasarruf ederken kömürden doğalgaza geçişi teşvik etmek için ise 235$/tC02 gerekiyor. Raporda; fiyat dalgalanması, arz kıtlığı, Covid-19 Pandemisi sonrası ekonomik büyümenin hızlanması ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle doğalgazın artık geçerli bir geçiş yakıtı olmadığı vurgusu da yapılıyor.
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin hazırladığı Türkiye Elektrik Sistemine Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Entegrasyonu raporu senaryolardan biri “Kömür Azaltım Senaryosu”nda ise Türkiye’de kömüre dayalı elektrik üretim kapasitesinin büyük bir bölümünün devre dışı kalması ve bu azalan arz miktarının yenilenebilir enerji kaynakları tarafından sağlanması halinde, rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücü en yüksek seviyelere çıkabildiği durum analiz ediliyor. Senaryoda halihazırdaki 20 GW kömür kurulu gücü 5 GW’a düşeceği ve bu açığın, rüzgar (33 GW), güneş (41 GW), hidroelektrik (32 GW), biyokütle (5 GW), jeotermal (4 GW) ve diğer enerji kaynakları tarafından kapatılabileceği öngörülüyor. Bu durumda, son birkaç yılda yüzde 36 ila yüzde 42 bandında gerçekleşen yenilenebilir enerji üretim payı, 2030’da yüzde 70 oranlarına, kabul edilebilen sistem etkileriyle ulaşabilecek.
WWF ve SEFiA’nın yayımladığı “Çelişkiyi Aşmak: Türkiye’nin Yeşil Devrimi ve Yeni Kömür Yatırım Planları” adlı rapor, Afyon’un Dinar ilçesinde planlanan kömürlü termik santralin ekonomik analizini yapıyor ve kamu bütçesine getireceği yükü ortaya koyuyor. Rapora göre, Dinar Termik Santrali’nin hayata geçmesi halinde -Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu önlemlerin alınmadığı, en düşük maliyetli senaryo altında bile- santral faaliyete başladıktan ancak 18 yıl sonra kâr edebilecek.
Öte yandan, santral Türkiye’nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefini göz önünde bulunduran, yaratacağı emisyonun yüzde 90’ını yakalayarak saklayan bir teknoloji ile inşa edilir ise işletme ömrü sonunda karşılaşacağı zararın bugünkü değeri 230 milyon dolar seviyesinde.
Rapordaki analiz sonuçları, Türkiye’de kömürlü termik santrallerin iklim hedefleri ile uyumlu biçimde çalışmasının ekonomik açıdan mümkün olmadığını ortaya koyuyor.
Küresel hisse senedi endeksi devi Morgan Stanley Capital International MSCI yeni “Ukrayna'daki Savaş Net-Sıfır Yatırım İçin Ne Anlama Gelebilir?” raporunda, Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rus gazının kömürle değiştirilmesi durumunda emisyonlarda tehlikeli bir artışla karşı karşıya kalınabileceği konusunda uyardı. Araştırmadaki en uç senaryoya göre, Avrupa Rusya’dan gaz ithalatını yerine kömüre yönelirse, sadece bir yıl içinde 800 milyon ton karbondioksit eşdeğeri salınabileceğini ve bunun, küresel ısınmayı 2 derece ile sınırlama çabalarını tehlikeye atabileceğini söylüyor ve hiçbir koşulda kömüre dönüşün planlanmaması gerektiğini vurguluyor.
Her ne kadar bilimsel raporlar iklim krizini geri çevirmek için penceremizin daraldığını söylese de, hala harekete geçebilmek için zamanımız var. Youth For Climate Türkiye ekibi olarak başlattığımız Türkiye, karbonsuz bir gelecek için 2030'a kadar kömürden çıksın! kampanyasını imzalayın, çözümün bir parçası olun!