

Diyanet İşleri Başkanlığına Peygamberlere hakaret ve iftira içeren her cümle için 1 yıl hapis cezası


Diyanet İşleri Başkanlığına Peygamberlere hakaret ve iftira içeren her cümle için 1 yıl hapis cezası
The Issue
http://www.youtube.com/watch?v=AVBoxSkoM34
Amaç münafıklığı işfa etmek (Konuyla ilgili bazı tartışmalar için lütfen bu metnin altına bakınız):
Diyanet İşleri Başkanlığı, yayınları, müftüleri, imamları, müezzinleri ve vaizleri yoluyla Muhammed peygamber başta olmak üzere sahabelere ve diğer peygamberlere iftira ve hakaret etmektedir.
HADİSLERE GÖRE PEYGAMBER SUÇLULARIN GÖZLERİNİ OYDURUP SUSUZ ÖLÜME TERK EDEN BİR İŞKENCECİ (HAŞA) İDİ.
Hadis kitaplarına göre Medine havasının kendilerine dokunduğunu iddia eden bir grup insana peygamber şifa bulmaları için ilaç olarak deve sidiği içmelerini önerdi. Onlar da çobanı öldürüp develeri çaldılar. Peygamber’in talimatıyla yakalanan katillerin gözleri oyuldu, elleri kesildi ve çölde susuz ölüme terkedildiler..
Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ukl ve Ureyne kabilelerinden bir grup insan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına gelip: Ey Allah'ın Resûlü! Biz hayvancılıkla uğraşıp sütle beslenen (çöl) insanlarıyız, (çift-çubukla uğraşan) köylüler değiliz" dediler. Bu sözleriyle, Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini ifàde ettiler. Resûlullah, onlara (hazineye ait) develerin ve çobanın (bulunduğu yeri) tavsiye etti. Kendilerine oraya gitmelerini, develerin sütlerinden ve bevillerinden içmelerini söyledi. Gittiler, Harra bölgesine varınca, İslâm'dan irtidâd ettiler. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın çobanını da öldürüp develeri sürdüler. Haber, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ulaştı. Resûlullah, derhal arkadaşlarından takipçi çıkardı (yakalanıp getirildiler). Gözlerinin oyulmasını, ellerinin kesilmesini ve Harra'nın bir kenarına atılmalarını ve o şekilde ölüme terkedilmelerini emretti. " Buhârî, Muhâribin 16,17,18, Diyât 22, Vudü 66, Zekât 68, Cihâd 152, Megâzî 36, Tefsir, Mâide 5, Tıbb 5, 6, 29; Müslim, Kasâme 9, (1671); Tirmizî, Tahâret 55, (72), Et'ime 38, (1846); Ebü Dâvud, Hudud 3, (4364-4371); Nesâî, Tahrimu'd-Dem 7, (7, 93-98); İbnu Mâce, Hudud 20, (2578).
HADİSLERE GÖRE PEYGAMBER ELLİLİ YAŞLARDA ALTI YAŞINDAKİ BİR KIZ İLE EVLENEN BİR PEDOFİLİ (HAŞA) HASTASIYDI
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim." Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).
BİR KABİLENİN DÖRT YÜZ ERKEĞİNİ KAFALARINI KESTİREREK ÖLDÜRTEN , KADINLARINI PAY EDEN BİR ZALİM (HAŞA) İDİ.
Siyer kitaplarında (ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi sitesinde) detaylı ile anlatığı üzere, Hendek savaşında ortak koşanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesi ile Kurayza Kabilesi erkeklerinin eli silah tutanları kadınlarının gözleri önünde kafaları kesilmek süreti ile katledilmişlerdir. Rivayetlere göre kafa kesme işlemi, Hz. Ali ve Zubeyir tarafından yapılmış ve eli silah tutan dört yüz erkeğin kafası sabahtan akşama kadar ancak kesilebilmiştir. Kurayza kabilesinin “bizi de Nadir Kabilesi gibi sürgün edin” talebi ret edilmiş, erkekleri öldürülmüş, kadınları ve çocukları köle yapılmıştır.
İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Nadir ve Kureyza yahudileri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile savaştılar. O da Beni'n-Nadir'i sürdü. Kureyza'yı yerinde bıraktı. Kureyza'ya ihsanda dahi bulundu. Sonradan onlar da Resûlullah'la savaştılar. Aleyhissalatu vesselam da erkeklerini öldürdü, kadınlarını, mallarını, çocuklarını müslümanlar arasında taksim etti." Buhari, Megazi 14, Müslim; Cihad 62, (1766); Ebu Davud, İmaret 23, (3005).
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Ahzab (Hendek) günü Sa'd İbnu Mu'az radıyallahu anh (Kureyş'ten İbnu'l-Arika'nın attığı bir okla) koldaki ana damardan vurulmuştu, böylece damarı kesilmiş oldu. (Kanı durdurmak için) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm dağlama uyguladı. Bunun üzerine eli şişti, çokça kan akarak Sa'd'ı zayıf düşürdü. Resûlullah tekrar dağladı. Eli yine şişti. Bu hali görünce (Sa'd radıyallahu anh): "Allahım, Beni Kureyza'dan gönlüm rahata ermedikçe canımı alma!" diye dua etti. Derken kanı durdu. Kureyza onun hükmüne baş eğinceye kadar tek damla akmadı. Onlar hakkında erkeklerin öldürülmesine, kadınların sağ bırakılmasına hükmetti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Haklarında Allah'ın verdiği hükme isabet ettin!" buyurdu. Dörtyüz kişiydiler. Onların katli tamamlanınca, damarı patladı. Sâd radıyallahu anh vefat etti. (Allah rahmetini bol kılsın)." Tirmizi, Siyer 28, (1582).
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hendek'den döndüğü zaman, silahları bırakıp (elini yüzünü) yıkamış, tam başındaki toprakları çırparken Cebrail aleyhisselam geldi. "Sen, dedi, silahı bıraktın, vallahi biz daha bırakmadık. Onlara geri git. "Nereye kadar?" dedi Resûlullah. "Şuraya!" diyerek Beni Kureyza'yı gösterdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu emir üzerine onlarla savaşmaya çıktı. Kureyzalılar hükmüne razı oldular. Hakem olarak Sa'd İbnu Mu'az'ı seçtiler. O da: "Ben onlardan muharib olanların öldürülmesine, kadın ve çocukların esir edilmesine, mallarının da taksim edilmesine hükmediyorum!" dedi. Buhari, Megazi 30, Cihad 18; Müslim, Cihad 67, (1769); Ebu Davud, Cenaiz 8, (3101); Nesai, Mesacid 18, (2, 45).
KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE İZİN VERMİŞ
Kadın ve çocukların gece baskınları sırasında öldürülebilmesine fetva veren hadis:
"Onlar da öbürlerindendir." Yani Kadın ve çocuklar da onlardandır.
Habis-i Şerif (Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2638; Cihad/121, 2672; Ibn Mace, Cihad, 2840; Ahmet Ibn Hanbel, 4/46; Tirmizi, Siyer/19, 1570)
SADECE KENDİSİNİ YEREN DİZELER OKUDUĞU İÇİN BİR ŞAİRİ ÖLDÜRTEN BİR SUİKASTÇİ (HAŞA) İDİ.
Hadis kitaplarına göre peygamber hakkında kafiyeli hicivler okuyan Şair K’ab’ı bir gece üç süikastçi göndermek süretiyle öldürtmüştür.
Ka'b İbn Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ka'b İbnu'l-Eşref, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın aleyhine hicviyeler düzüyor ve bunlarla Kureyş kâfırlerini, ona karşı tahrik ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye hicretle geldiği zaman, şehrin ahalisi kozmopolitti: Bir kısmı Müslüman, bir kısmı putlara tapan müşrik, bir kısmı da Yahudi idi. Yahudiler, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve ashabına rahatsızlık veriyorlardı. Cenab-ı Hakk, Resûlü'ne (aleyhissalâtu vesselâm) sabır ve af emrediyordu. Allah şu âyeti onlar hakkında inzâl buyurmuş idi. (meâlen): "Hiç şüphesiz, sizden önce kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinizde sebat edilecek işlerdendir" (Âl-i İmrân 186). Ka'b İbnu'l-Eşref, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ceza vermekten bir türlü vazgeçmiyordu. Sonunda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa'd İbnu Mu'âz (radıyallahu anh)'a, onu öldürecek birini yollamasını emretti. Onu Muhammed İbnu Mesleme (radıyallahu anh) öldürdü. Ka'b öldürülünce, Yahudiler ve müşrikler çok korktular. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Arkadaşımızı geceleyin kapısını çalarak öldürdüler" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara Ka'bu'l-Eşrefin geçmişte söylediklerini hatırlattı. Sonra da hepsini kendisiyle onlar arasında yapılacak ve (şerirlerin uyarak sıkıntıları) sona erdirecek bir antlaşma imzalamaya çağırdı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlarla kendisi ve bütün Müslümanlar arasında muteber olacak yazılı bir antlaşma yaptı." Ebu Dâvud, Harâc 22, (3000).
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Ka'b İbnu'l-Eşref'in hakkından kim gelecek? Zira bu Allah ve Resulüne eza veriyor!" buyurdular. Muhammed İbnu Mesleme radıyallahu anh atılarak: "Onu öldürmemi ister misiniz?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Evet!" deyince Muhammed İbnu Mesleme: "Hakkınızda menfi şeyler söylememe de izin veriyor musunuz? (Güvenini kazanmamız için buna gerek olacak)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "(İstediğinizi) söyle(yin)" buyurdu. Bunun üzerine Muhammed İbnu Mesleme radıyallahu anh Ka'b İbnu'l-Eşref'e gelip onunla konuştu, aralarındaki (eski) dostluğu hatırlattı ve: "Şu adam var ya, sadaka istiyor ve bize sıkıntı oluyor!" dedi. Ka'b bunu işitince: "Ha şöyle! Vallahi ondan daha da çekeceksiniz!" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Biz ona şimdi gerçekten tabi olduk. Onu büsbütün terkedip sonunun ne olacağını seyretmekten de korkuyoruz" dedi. Ka'b: "Söyle bana dedi, içinde ne var, ne yapmak istiyorsunuz?" Muhammed: "Onu yalnız bırakmak, ondan ayrılmak istiyoruz" deyince, Ka'b: "Şimdi beni mesrur ettin" dedi. Muhammed ilave etti: "Bana biraz ödünç vermeni taleb ediyorum." dedi. Ka'b da: "Bana rehin olarak ne bırakacaksın?" diye sordu. Muhammed İbnu Mesleme: "Ne istersin?" dedi. Ka'b: "Kadınlarınızı bana rehin bırakmalısın!" dedi. "Ama sen Arapların en yakışıklısısın. Sana kadınlarımızı nasıl rehin bırakalım? (Şu yakışıklığın sebebiyle hangi kadın nefsini senden men edebilir?)" dedi. Ka'b: "Öyleyse çocuklarınızı rehin bırakırsınız!" dedi. "Ama nasıl olur, birimizin çocuğuna hakaret edip: "Bir veya iki vask hurma karşılığında rehin edildin" diye başına kakarlar. Ama sana zırhları yani silahı rehin bırakalım" dedi. (Ka'b bu teklifi makul bulup:) "Pekala, bu olur?" dedi. Bunun üzerine Muhammed İbnu Mesleme, ona el-Haris İbnu'l-Evs, Ebu Abs İbnu Cebr ve Abbâd İbnu Bişr ile birlikte gelmek üzere randevulaştı. Bunlar geceleyin gelip onu (dışarı) çağırdılar. Ka'b yanlarına indi. Kadını: "Ben bazı sesler işitiyorum, bu sanki kan sesidir (gitme!) dedi. Ancak O: "Hayır, bu gelen Muhammed İbnu Mesleme ile süt kardeşi ve Ebu Naile'dir. Mert kişi geceleyin yaralanmaya bile çağrılsa icabet eder!2 dedi. Muhammed İbnu Mesleme arkadaşına: "Gelince, ben elimi başına uzatacağım. Onu tam yakaladım mı göreyim sizi!" dedi. Ka'b kılıncını kuşanmış olarak indi. "Sende tıyb kokusu hissediyoruz!" dediler. Ka'b: "Evet! nikahımda falan kadın var. Arap kadınlarının (sevdiği) kokuyu sürüyorum" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Ondan koklamama müsaade eder misin?" dedi. Ka'b: "Tabi ederim, kokla!" dedi. Muhammed yakalayıp kokladı. Sonra: "bir kere daha koklamama müsaade eder misin?" dedi. Sonra onu yakaladı. "Göreyim sizi!" dedi ve orada öldürdüler." Buhari, Meğazi 15, Rehn 3, Cihad 158, 159; Müslim, Cihad 119, (1801); Ebu Davud, Cihad 169, (2768).
BİR GECEDE DOKUZ EŞİ İLE BİRDEN İLİŞKİYE GİREN, NEREDE GÜZEL BİR KADIN GÖRSE GİDİP ZEYNEP İLE YATAN, OTUZ ERKEĞİN CİNSEL GÜCÜNE SAHİP BİR SEKS DÜŞKÜNÜ (HAŞA) İDİ.
"Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti" (Buhari).
"Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep'le yatardı" (Buhari, Hibe/8)
Ve Muhammed peygamber başta olmak üzere sahabelerine ve diğer peygamberlere hakaret ve iftira yapan daha yüzlerce hadis...
*****************************************************************************
TARTIŞMALAR:
HASAN: "imamların iftirasıyla bunu bir mi tutuyorsunuz bu kinle nefretle sövüyor dininize peygamberinize imamlar yaptıkalrını malıkları yüzünden yapıyorlar"
Kafaya bak... Birisi peygambere en iğrenç iftiraları yakıştırıyor, bunun için maaş alıyor, diğeri ise o iftiralarla uydurulmuş zalim ve ahlaksız karaktere karşı çıkıp hakaret ederse cezayı hakkediyor!
HASAN: " anlamadın mı adam mal iftira falan atmıyor adamı büyütüyor gözünde iftirasıyla. şimdi birisi sana edip aşağılıktır falan dise ona mı dava açarsın yoksa edipin sidiği şifadır dese ona açar mısın açabilir misn. şimdi kafaya bi daha bak"
EDIP: Eğer dava açmam gerekirse, sidikçi iftiracıya, sidik tüccarına dava açarım. Kapımın önünde ellerinde bardak sidiğimi içmek için sıraya giren gerizekalıları başıma musallat ettiği için de cezasının arttırılmasını isterim. Ayrıca, sidikçiye inananların bir kısmı hasta olur, ki hakkederler, ama çocuklarına da içirlirlerse o zaman zulüm işlemiş olurlar.
Kardeşim, sen beynini hangi mezhebin veya tarikatın sepetinde unuttun? Umarım sen şifa niyetine bir devenin veya şeyhin sidiğini içmemişsindir...
HASAN: yav adam bizden biri değil ermeni ve kafir oalrak biizm tüm değerlerimize hakaret etmiş malmıyız lan biz savunuyorlar hala deli ediyorlar
ZAFER ZENGİN: Ama adam ermeni , ne dediğinin önemi yokki bizden değil ermeni kendisi :-)))
4.135 - Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
EDIP: Ben fikirlerden dolayı kimseye ceza verilmesini tasvip etmiyorum, elbette. Ama bir devlet aynı işi yapan bir grubu cezalandırıyor, diğerini ise taltif ediyorsa burada büyük bir haksızlık var demektir. Bu dava ile Diyanetten hiçkimseye bir gün bile ceza verilmeyecektir büyük olasılıkla ama en azından adaletsizlik, çarpıklık, münafıklık tartışılacaktır. Burada çifte standartı ve peygambere asıl hakaret ve iftirayı yapan mercileri ifşa edeceğiz inşallah.
MUSTAFA SARI: Edip Hocam sizi yeni tanîdîm severek takip ediyorum fakat bu Resullah ile ilgili bir görüs degil bir iftira hakaret var.Bu sahsîn yanînda yer almak dediklerini onaylamîs olmaz mî.Cok üzüldüm.
EDIP: Mustafa, Sevan'nın yanında yer almadım. Ne kadar saçma düşünüyorsunuz! Allah aşkına anlamıyor musunuz bu kadar basit bir olayı...
AKTUĞ HÜSEYİN: Edip Nişanyan olayını örnek vermiş. Sizler Edipi Nişanyanın savunucusu taraftarı yaptınız. Ayıp yaptığınız tartışmayıda bilmiyorsunuz. Oyle atıp tutmakla suçlamakla olmaz. Fikrin varsa edebiyle paylaş ve karşındakinide sabırla dinle.
FEVZİ: "Zira bu uyduruk hadisleri eserlerine alan buhari, tirmizi, müslum, ebu Davut vs onlari mahkemeye vermeniz gerek. Diyanet sadece nakil ediyor. "
EDİP: Demek Sevan Nişanyan sövgülerini, Selman Rüşti'nin hezeyanlarını derleyip kitap olarak basabilirsin ve bu kitaplardaki sövgüleri konuşmalarda ve konferanslarda tekrarlayıp duranlara da maaş bağlayabilirsin.
Türkiye'nin bütçesinden önemli bir bölümü yalan ve iftiraları, hakaretleri kutsamak için kullanan Diyanet nerede, kendi bütçesini ve Diyanet'in hezeyanlarını kullanan bir adam nerede?
Allah aşkına Türkiye'de neler oluyor? Bu kadar ilkel tartışmalar, bahaneler okuma yazma bilen insanlar tarafından nasıl üretilebiliyor?
ZAFER ZENGİN: Zorla değil ne Sevan'ı ne Fazıl'ı seviyorum fakat bu adaletsiz olmamı gerektirmez.
Hristiyanlar ve yahudiler sadece kendilerinin cennete gideceğini idda ettiler ve bu iddaları her koşulda haklı oldukları zannını beraberinde getirdi , şimdi islam dünyası dedikleri çoğunluk asıl itibarı ile bunlardan farklı değil.
Dinime hakaret edene ne yapmalı, Neden dinim dediğimizin kaynağında aramıyorsunuz cevabı ?
Yaşar Nuri Öztürk Meali :
50.45 - Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.
M'ALİ UZUN: "Yahu adamlar kafanıza pisliği boca etse dönüp teşekkür edeceksiniz! Tarikatçılara gösterdiğiniz şiddetin %1 ini bari bu ateist zübbe takımına gösterin.bu kadar aşağılık kompleksi olmaz.Amma müslümanlara gelince aslan kesiliyorsunuz.Sözüm Edip Yüksele ve müridlerinedir!"
EDİP: Burada Edib'in bir tek müridi yoktur. Mürit sensin ve başkalarını da kendin gibi mürit sanıyorsun.
Senin gibi münafıkların peygamber hakkında uydurduklarını, Kuran ayetlerini çarpıtmalarını Sevan'a ve benzerlerine karşı savunuyorum. Ona meydan okuyorum. Onun peygambere yaptığı hakaretin büyük bir ahlaksızlık ve iftira olduğunu delilleriyle tartışıyorum.
Ama sizin gibiler hem ona malzeme üretiyorsunuz hem de bu adam sizin kendi malzemenizi kullanınca münafıkça onu cezalandırmak istiyorsunuz.
Kuran'a göre münafıklar en aşağıdadır.
MUHAMMED ÜNAL: "nişanyan İslam peygamberine düşmanlık yapıyor ve düşmanlığından dolayı bunu yapıyor.İmamların içine düştüğü yanlış ise düşmanlıktan değil cehaletten kaynaklanıyor en azından edip bunu farketmeli,farkı farkedecek kadar basiret gerek.bu basiret edip'de var ama inadına yapmıyor sanki."
EDİP: Dinden maaş alanlar ve Sevan'ın kullandığı yalanları ve hakaretleri şerif şerif halka satanlar cahil ve gariban?!!! Ama Sevan çiyan!
The Issue
http://www.youtube.com/watch?v=AVBoxSkoM34
Amaç münafıklığı işfa etmek (Konuyla ilgili bazı tartışmalar için lütfen bu metnin altına bakınız):
Diyanet İşleri Başkanlığı, yayınları, müftüleri, imamları, müezzinleri ve vaizleri yoluyla Muhammed peygamber başta olmak üzere sahabelere ve diğer peygamberlere iftira ve hakaret etmektedir.
HADİSLERE GÖRE PEYGAMBER SUÇLULARIN GÖZLERİNİ OYDURUP SUSUZ ÖLÜME TERK EDEN BİR İŞKENCECİ (HAŞA) İDİ.
Hadis kitaplarına göre Medine havasının kendilerine dokunduğunu iddia eden bir grup insana peygamber şifa bulmaları için ilaç olarak deve sidiği içmelerini önerdi. Onlar da çobanı öldürüp develeri çaldılar. Peygamber’in talimatıyla yakalanan katillerin gözleri oyuldu, elleri kesildi ve çölde susuz ölüme terkedildiler..
Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ukl ve Ureyne kabilelerinden bir grup insan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına gelip: Ey Allah'ın Resûlü! Biz hayvancılıkla uğraşıp sütle beslenen (çöl) insanlarıyız, (çift-çubukla uğraşan) köylüler değiliz" dediler. Bu sözleriyle, Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini ifàde ettiler. Resûlullah, onlara (hazineye ait) develerin ve çobanın (bulunduğu yeri) tavsiye etti. Kendilerine oraya gitmelerini, develerin sütlerinden ve bevillerinden içmelerini söyledi. Gittiler, Harra bölgesine varınca, İslâm'dan irtidâd ettiler. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın çobanını da öldürüp develeri sürdüler. Haber, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ulaştı. Resûlullah, derhal arkadaşlarından takipçi çıkardı (yakalanıp getirildiler). Gözlerinin oyulmasını, ellerinin kesilmesini ve Harra'nın bir kenarına atılmalarını ve o şekilde ölüme terkedilmelerini emretti. " Buhârî, Muhâribin 16,17,18, Diyât 22, Vudü 66, Zekât 68, Cihâd 152, Megâzî 36, Tefsir, Mâide 5, Tıbb 5, 6, 29; Müslim, Kasâme 9, (1671); Tirmizî, Tahâret 55, (72), Et'ime 38, (1846); Ebü Dâvud, Hudud 3, (4364-4371); Nesâî, Tahrimu'd-Dem 7, (7, 93-98); İbnu Mâce, Hudud 20, (2578).
HADİSLERE GÖRE PEYGAMBER ELLİLİ YAŞLARDA ALTI YAŞINDAKİ BİR KIZ İLE EVLENEN BİR PEDOFİLİ (HAŞA) HASTASIYDI
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Benî'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Rumân, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, Ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, (kuşluk vakti aniden) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm(ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim." Buhari, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933, 4934, 4935, 4936, 4937); Nesai, Nikah 29, (6, 82).
BİR KABİLENİN DÖRT YÜZ ERKEĞİNİ KAFALARINI KESTİREREK ÖLDÜRTEN , KADINLARINI PAY EDEN BİR ZALİM (HAŞA) İDİ.
Siyer kitaplarında (ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi sitesinde) detaylı ile anlatığı üzere, Hendek savaşında ortak koşanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesi ile Kurayza Kabilesi erkeklerinin eli silah tutanları kadınlarının gözleri önünde kafaları kesilmek süreti ile katledilmişlerdir. Rivayetlere göre kafa kesme işlemi, Hz. Ali ve Zubeyir tarafından yapılmış ve eli silah tutan dört yüz erkeğin kafası sabahtan akşama kadar ancak kesilebilmiştir. Kurayza kabilesinin “bizi de Nadir Kabilesi gibi sürgün edin” talebi ret edilmiş, erkekleri öldürülmüş, kadınları ve çocukları köle yapılmıştır.
İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Nadir ve Kureyza yahudileri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile savaştılar. O da Beni'n-Nadir'i sürdü. Kureyza'yı yerinde bıraktı. Kureyza'ya ihsanda dahi bulundu. Sonradan onlar da Resûlullah'la savaştılar. Aleyhissalatu vesselam da erkeklerini öldürdü, kadınlarını, mallarını, çocuklarını müslümanlar arasında taksim etti." Buhari, Megazi 14, Müslim; Cihad 62, (1766); Ebu Davud, İmaret 23, (3005).
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Ahzab (Hendek) günü Sa'd İbnu Mu'az radıyallahu anh (Kureyş'ten İbnu'l-Arika'nın attığı bir okla) koldaki ana damardan vurulmuştu, böylece damarı kesilmiş oldu. (Kanı durdurmak için) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm dağlama uyguladı. Bunun üzerine eli şişti, çokça kan akarak Sa'd'ı zayıf düşürdü. Resûlullah tekrar dağladı. Eli yine şişti. Bu hali görünce (Sa'd radıyallahu anh): "Allahım, Beni Kureyza'dan gönlüm rahata ermedikçe canımı alma!" diye dua etti. Derken kanı durdu. Kureyza onun hükmüne baş eğinceye kadar tek damla akmadı. Onlar hakkında erkeklerin öldürülmesine, kadınların sağ bırakılmasına hükmetti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Haklarında Allah'ın verdiği hükme isabet ettin!" buyurdu. Dörtyüz kişiydiler. Onların katli tamamlanınca, damarı patladı. Sâd radıyallahu anh vefat etti. (Allah rahmetini bol kılsın)." Tirmizi, Siyer 28, (1582).
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hendek'den döndüğü zaman, silahları bırakıp (elini yüzünü) yıkamış, tam başındaki toprakları çırparken Cebrail aleyhisselam geldi. "Sen, dedi, silahı bıraktın, vallahi biz daha bırakmadık. Onlara geri git. "Nereye kadar?" dedi Resûlullah. "Şuraya!" diyerek Beni Kureyza'yı gösterdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu emir üzerine onlarla savaşmaya çıktı. Kureyzalılar hükmüne razı oldular. Hakem olarak Sa'd İbnu Mu'az'ı seçtiler. O da: "Ben onlardan muharib olanların öldürülmesine, kadın ve çocukların esir edilmesine, mallarının da taksim edilmesine hükmediyorum!" dedi. Buhari, Megazi 30, Cihad 18; Müslim, Cihad 67, (1769); Ebu Davud, Cenaiz 8, (3101); Nesai, Mesacid 18, (2, 45).
KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE İZİN VERMİŞ
Kadın ve çocukların gece baskınları sırasında öldürülebilmesine fetva veren hadis:
"Onlar da öbürlerindendir." Yani Kadın ve çocuklar da onlardandır.
Habis-i Şerif (Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2638; Cihad/121, 2672; Ibn Mace, Cihad, 2840; Ahmet Ibn Hanbel, 4/46; Tirmizi, Siyer/19, 1570)
SADECE KENDİSİNİ YEREN DİZELER OKUDUĞU İÇİN BİR ŞAİRİ ÖLDÜRTEN BİR SUİKASTÇİ (HAŞA) İDİ.
Hadis kitaplarına göre peygamber hakkında kafiyeli hicivler okuyan Şair K’ab’ı bir gece üç süikastçi göndermek süretiyle öldürtmüştür.
Ka'b İbn Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ka'b İbnu'l-Eşref, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın aleyhine hicviyeler düzüyor ve bunlarla Kureyş kâfırlerini, ona karşı tahrik ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye hicretle geldiği zaman, şehrin ahalisi kozmopolitti: Bir kısmı Müslüman, bir kısmı putlara tapan müşrik, bir kısmı da Yahudi idi. Yahudiler, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve ashabına rahatsızlık veriyorlardı. Cenab-ı Hakk, Resûlü'ne (aleyhissalâtu vesselâm) sabır ve af emrediyordu. Allah şu âyeti onlar hakkında inzâl buyurmuş idi. (meâlen): "Hiç şüphesiz, sizden önce kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinizde sebat edilecek işlerdendir" (Âl-i İmrân 186). Ka'b İbnu'l-Eşref, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ceza vermekten bir türlü vazgeçmiyordu. Sonunda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa'd İbnu Mu'âz (radıyallahu anh)'a, onu öldürecek birini yollamasını emretti. Onu Muhammed İbnu Mesleme (radıyallahu anh) öldürdü. Ka'b öldürülünce, Yahudiler ve müşrikler çok korktular. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Arkadaşımızı geceleyin kapısını çalarak öldürdüler" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara Ka'bu'l-Eşrefin geçmişte söylediklerini hatırlattı. Sonra da hepsini kendisiyle onlar arasında yapılacak ve (şerirlerin uyarak sıkıntıları) sona erdirecek bir antlaşma imzalamaya çağırdı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlarla kendisi ve bütün Müslümanlar arasında muteber olacak yazılı bir antlaşma yaptı." Ebu Dâvud, Harâc 22, (3000).
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Ka'b İbnu'l-Eşref'in hakkından kim gelecek? Zira bu Allah ve Resulüne eza veriyor!" buyurdular. Muhammed İbnu Mesleme radıyallahu anh atılarak: "Onu öldürmemi ister misiniz?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Evet!" deyince Muhammed İbnu Mesleme: "Hakkınızda menfi şeyler söylememe de izin veriyor musunuz? (Güvenini kazanmamız için buna gerek olacak)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "(İstediğinizi) söyle(yin)" buyurdu. Bunun üzerine Muhammed İbnu Mesleme radıyallahu anh Ka'b İbnu'l-Eşref'e gelip onunla konuştu, aralarındaki (eski) dostluğu hatırlattı ve: "Şu adam var ya, sadaka istiyor ve bize sıkıntı oluyor!" dedi. Ka'b bunu işitince: "Ha şöyle! Vallahi ondan daha da çekeceksiniz!" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Biz ona şimdi gerçekten tabi olduk. Onu büsbütün terkedip sonunun ne olacağını seyretmekten de korkuyoruz" dedi. Ka'b: "Söyle bana dedi, içinde ne var, ne yapmak istiyorsunuz?" Muhammed: "Onu yalnız bırakmak, ondan ayrılmak istiyoruz" deyince, Ka'b: "Şimdi beni mesrur ettin" dedi. Muhammed ilave etti: "Bana biraz ödünç vermeni taleb ediyorum." dedi. Ka'b da: "Bana rehin olarak ne bırakacaksın?" diye sordu. Muhammed İbnu Mesleme: "Ne istersin?" dedi. Ka'b: "Kadınlarınızı bana rehin bırakmalısın!" dedi. "Ama sen Arapların en yakışıklısısın. Sana kadınlarımızı nasıl rehin bırakalım? (Şu yakışıklığın sebebiyle hangi kadın nefsini senden men edebilir?)" dedi. Ka'b: "Öyleyse çocuklarınızı rehin bırakırsınız!" dedi. "Ama nasıl olur, birimizin çocuğuna hakaret edip: "Bir veya iki vask hurma karşılığında rehin edildin" diye başına kakarlar. Ama sana zırhları yani silahı rehin bırakalım" dedi. (Ka'b bu teklifi makul bulup:) "Pekala, bu olur?" dedi. Bunun üzerine Muhammed İbnu Mesleme, ona el-Haris İbnu'l-Evs, Ebu Abs İbnu Cebr ve Abbâd İbnu Bişr ile birlikte gelmek üzere randevulaştı. Bunlar geceleyin gelip onu (dışarı) çağırdılar. Ka'b yanlarına indi. Kadını: "Ben bazı sesler işitiyorum, bu sanki kan sesidir (gitme!) dedi. Ancak O: "Hayır, bu gelen Muhammed İbnu Mesleme ile süt kardeşi ve Ebu Naile'dir. Mert kişi geceleyin yaralanmaya bile çağrılsa icabet eder!2 dedi. Muhammed İbnu Mesleme arkadaşına: "Gelince, ben elimi başına uzatacağım. Onu tam yakaladım mı göreyim sizi!" dedi. Ka'b kılıncını kuşanmış olarak indi. "Sende tıyb kokusu hissediyoruz!" dediler. Ka'b: "Evet! nikahımda falan kadın var. Arap kadınlarının (sevdiği) kokuyu sürüyorum" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Ondan koklamama müsaade eder misin?" dedi. Ka'b: "Tabi ederim, kokla!" dedi. Muhammed yakalayıp kokladı. Sonra: "bir kere daha koklamama müsaade eder misin?" dedi. Sonra onu yakaladı. "Göreyim sizi!" dedi ve orada öldürdüler." Buhari, Meğazi 15, Rehn 3, Cihad 158, 159; Müslim, Cihad 119, (1801); Ebu Davud, Cihad 169, (2768).
BİR GECEDE DOKUZ EŞİ İLE BİRDEN İLİŞKİYE GİREN, NEREDE GÜZEL BİR KADIN GÖRSE GİDİP ZEYNEP İLE YATAN, OTUZ ERKEĞİN CİNSEL GÜCÜNE SAHİP BİR SEKS DÜŞKÜNÜ (HAŞA) İDİ.
"Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti" (Buhari).
"Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep'le yatardı" (Buhari, Hibe/8)
Ve Muhammed peygamber başta olmak üzere sahabelerine ve diğer peygamberlere hakaret ve iftira yapan daha yüzlerce hadis...
*****************************************************************************
TARTIŞMALAR:
HASAN: "imamların iftirasıyla bunu bir mi tutuyorsunuz bu kinle nefretle sövüyor dininize peygamberinize imamlar yaptıkalrını malıkları yüzünden yapıyorlar"
Kafaya bak... Birisi peygambere en iğrenç iftiraları yakıştırıyor, bunun için maaş alıyor, diğeri ise o iftiralarla uydurulmuş zalim ve ahlaksız karaktere karşı çıkıp hakaret ederse cezayı hakkediyor!
HASAN: " anlamadın mı adam mal iftira falan atmıyor adamı büyütüyor gözünde iftirasıyla. şimdi birisi sana edip aşağılıktır falan dise ona mı dava açarsın yoksa edipin sidiği şifadır dese ona açar mısın açabilir misn. şimdi kafaya bi daha bak"
EDIP: Eğer dava açmam gerekirse, sidikçi iftiracıya, sidik tüccarına dava açarım. Kapımın önünde ellerinde bardak sidiğimi içmek için sıraya giren gerizekalıları başıma musallat ettiği için de cezasının arttırılmasını isterim. Ayrıca, sidikçiye inananların bir kısmı hasta olur, ki hakkederler, ama çocuklarına da içirlirlerse o zaman zulüm işlemiş olurlar.
Kardeşim, sen beynini hangi mezhebin veya tarikatın sepetinde unuttun? Umarım sen şifa niyetine bir devenin veya şeyhin sidiğini içmemişsindir...
HASAN: yav adam bizden biri değil ermeni ve kafir oalrak biizm tüm değerlerimize hakaret etmiş malmıyız lan biz savunuyorlar hala deli ediyorlar
ZAFER ZENGİN: Ama adam ermeni , ne dediğinin önemi yokki bizden değil ermeni kendisi :-)))
4.135 - Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
EDIP: Ben fikirlerden dolayı kimseye ceza verilmesini tasvip etmiyorum, elbette. Ama bir devlet aynı işi yapan bir grubu cezalandırıyor, diğerini ise taltif ediyorsa burada büyük bir haksızlık var demektir. Bu dava ile Diyanetten hiçkimseye bir gün bile ceza verilmeyecektir büyük olasılıkla ama en azından adaletsizlik, çarpıklık, münafıklık tartışılacaktır. Burada çifte standartı ve peygambere asıl hakaret ve iftirayı yapan mercileri ifşa edeceğiz inşallah.
MUSTAFA SARI: Edip Hocam sizi yeni tanîdîm severek takip ediyorum fakat bu Resullah ile ilgili bir görüs degil bir iftira hakaret var.Bu sahsîn yanînda yer almak dediklerini onaylamîs olmaz mî.Cok üzüldüm.
EDIP: Mustafa, Sevan'nın yanında yer almadım. Ne kadar saçma düşünüyorsunuz! Allah aşkına anlamıyor musunuz bu kadar basit bir olayı...
AKTUĞ HÜSEYİN: Edip Nişanyan olayını örnek vermiş. Sizler Edipi Nişanyanın savunucusu taraftarı yaptınız. Ayıp yaptığınız tartışmayıda bilmiyorsunuz. Oyle atıp tutmakla suçlamakla olmaz. Fikrin varsa edebiyle paylaş ve karşındakinide sabırla dinle.
FEVZİ: "Zira bu uyduruk hadisleri eserlerine alan buhari, tirmizi, müslum, ebu Davut vs onlari mahkemeye vermeniz gerek. Diyanet sadece nakil ediyor. "
EDİP: Demek Sevan Nişanyan sövgülerini, Selman Rüşti'nin hezeyanlarını derleyip kitap olarak basabilirsin ve bu kitaplardaki sövgüleri konuşmalarda ve konferanslarda tekrarlayıp duranlara da maaş bağlayabilirsin.
Türkiye'nin bütçesinden önemli bir bölümü yalan ve iftiraları, hakaretleri kutsamak için kullanan Diyanet nerede, kendi bütçesini ve Diyanet'in hezeyanlarını kullanan bir adam nerede?
Allah aşkına Türkiye'de neler oluyor? Bu kadar ilkel tartışmalar, bahaneler okuma yazma bilen insanlar tarafından nasıl üretilebiliyor?
ZAFER ZENGİN: Zorla değil ne Sevan'ı ne Fazıl'ı seviyorum fakat bu adaletsiz olmamı gerektirmez.
Hristiyanlar ve yahudiler sadece kendilerinin cennete gideceğini idda ettiler ve bu iddaları her koşulda haklı oldukları zannını beraberinde getirdi , şimdi islam dünyası dedikleri çoğunluk asıl itibarı ile bunlardan farklı değil.
Dinime hakaret edene ne yapmalı, Neden dinim dediğimizin kaynağında aramıyorsunuz cevabı ?
Yaşar Nuri Öztürk Meali :
50.45 - Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.
M'ALİ UZUN: "Yahu adamlar kafanıza pisliği boca etse dönüp teşekkür edeceksiniz! Tarikatçılara gösterdiğiniz şiddetin %1 ini bari bu ateist zübbe takımına gösterin.bu kadar aşağılık kompleksi olmaz.Amma müslümanlara gelince aslan kesiliyorsunuz.Sözüm Edip Yüksele ve müridlerinedir!"
EDİP: Burada Edib'in bir tek müridi yoktur. Mürit sensin ve başkalarını da kendin gibi mürit sanıyorsun.
Senin gibi münafıkların peygamber hakkında uydurduklarını, Kuran ayetlerini çarpıtmalarını Sevan'a ve benzerlerine karşı savunuyorum. Ona meydan okuyorum. Onun peygambere yaptığı hakaretin büyük bir ahlaksızlık ve iftira olduğunu delilleriyle tartışıyorum.
Ama sizin gibiler hem ona malzeme üretiyorsunuz hem de bu adam sizin kendi malzemenizi kullanınca münafıkça onu cezalandırmak istiyorsunuz.
Kuran'a göre münafıklar en aşağıdadır.
MUHAMMED ÜNAL: "nişanyan İslam peygamberine düşmanlık yapıyor ve düşmanlığından dolayı bunu yapıyor.İmamların içine düştüğü yanlış ise düşmanlıktan değil cehaletten kaynaklanıyor en azından edip bunu farketmeli,farkı farkedecek kadar basiret gerek.bu basiret edip'de var ama inadına yapmıyor sanki."
EDİP: Dinden maaş alanlar ve Sevan'ın kullandığı yalanları ve hakaretleri şerif şerif halka satanlar cahil ve gariban?!!! Ama Sevan çiyan!
Petition Closed
Share this petition
The Decision Makers
Petition Updates
Share this petition
Petition created on May 22, 2013