Kampanya Kapatıldı

CHINA: STOP APARTHEID RULE IN EAST TURKESTAN!

Bu kampanya 32.139 destekçiye ulaştı


PETITION TO STOP APARTHEID IN EAST TURKESTAN

(English & Turkish)

We, the undersigned, call upon China and the International community to stop the rule of Apartheid in East Turkestan. China must start treating Uighurs with equality, respecting their human rights to life and freedom of religion; honoring China's constitution in respect to Regional Ethnic Autonomy Laws; and start allowing the Uighur people self-determination to pursue their own political, cultural and economical future.

Chinese forces occupied the Republic of East Turkestan in October 1949 with the support of the Soviet Union. Countless massacres and public executions were carried out during Communist China's conquest and annexation of East Turkestan.

China initially promised self-rule and even independence for non-Chinese people, it soon reneged on its promise after annexation and established the "Xinjiang Uighur Autonomous Region" in 1955. Contrary to Beijing's claims that "Xinjiang has been an inalienable part of China since ancient times", "Xinjiang" in Chinese literally means "New Territory" and is a direct insult to the indigenous Uighur people who have lived there for thousands of years.

The Uighur (Uyghur) People, like the Tibetans and Mongols, have never enjoyed autonomy in their so-called Autonomous Region. All the political, military, police and economic decision-making powers are in the hands of Chinese officials and a few figureheads, including the regional chairman.

Wanting strongly to enter the huge Chinese market to make millions, many nations and big corporations simply turned a blind eye to China's policies of heavy-handed repression of the Turkic and Muslim Uighur people of East Turkestan.

UIGHUR APARTHEID

Since China annexed East Turkestan, the relationship between China and the indigenous Uighurs (Uyghurs), is one of the colonizer and the colonized. In order to control the "New Territory", China ruthlessly suppressed any sign of Uighur unrest and transferred millions of loyal Chinese settlers into East Turkestan, providing them with jobs, housing, bank loans and economic opportunities denied to Uighurs.

At the same time, Chinese state corporations exploited the abundant natural resources of East Turkestan and transferred them to the Chinese motherland, leaving nothing to the Uighurs. While East Turkestan which is the size of Iran, possesses huge reserves of natural gas, oil, gold, uranium, coal and other minerals; the living standard of Uighurs is one of the lowest in China.

The Uighur population in East Turkistan, which was nearly 90 percent in 1949, is now only 45 percent, while the Chinese population grew disproportionately due to state-sponsored mass settlement from around only 6 percent in 1953 to the current 40 percent (excluding the Chinese military, seasonal workers and floating population). Many Uighurs believe Chinese are already the majority since Beijing continues to encourage their settlement; effectively turning East Turkestan to the status of Palestine.

'ETHNIC CLEANSING' AND 'CULTURAL GENOCIDE'

China tested 45 nuclear devices, both under and above ground, between 1964 and 1996 in East Turkestan, polluting air, water, land, and slowly killing both people and livestock due to the effects of radiation.

China's current policies include cultural "genocide" on Uighur identity, culture, religious beliefs and practices, in addition to Chinese soldiers' extrajudicial and indiscriminate killings of Uighur men, women and children.

The Uighur (Uyghur) Alphabet was changed 4 times since the occupation. Currently Uighurs in government jobs, members of Communist Party, workers, retirees, women and students are forbidden from fasting and worship in Mosques. It's reported that even Children attending religious education are arrested.

Sİnce the annexation, the number of Uighurs killed by the Chinese forces is reportedly more than the death-toll reported in Palestine, Iraq and Syria, COMBINED.

#FreeEastTurkestan

The Uighurs feel powerless to defend their historic homeland, their way of life, identity, culture, language and religion from Beijing's ever-intensifying onslaught and Chinese settlers appropriating everything that once belonged rightfully to them.

Even moderate Uighurs such as Professor Ilham Tohti and linguist Abduweli Ayup who had tried to work within the Chinese system were denounced and arrested. Some Uighurs took matters into their own hands out of desperation and committed acts of political violence against not only Chinese security forces, but also against settlers.

Such attacks were immediately taken advantage of by Beijing to skillfully spin the narrative that it faced a "terrorist threat from Muslim Uighurs" and "China was also a victim of terrorism" in order to win public opinion both in China and the world and silence international criticism of its subsequent heavy-handed repression. Regardless of how China spins the story, the absolute majority of Uighurs are peaceful people and hoping for a peaceful change. 

Beijing's narrative of a "peaceful liberation of Xinjiang" is just a propaganda designed to cover up the ‘Collective punishment’ of Uighurs and evidence of massacres.

The Chinese government must understand that East Turkestan can no longer be a land of opportunity and prosperity for the colonizing Chinese settlers and a land of death and destruction for the indigenous Uyghur people.

We call upon China and the International community to stop the rule of Apartheid in East Turkestan. China must start treating Uighurs with equality, respecting their human rights to life and freedom of religion; honoring China's constitution in respect to Regional Ethnic Autonomy Laws; and start allowing the Uighur people self-determination to pursue their own political, cultural and economical future.

(The information here is based on various news, reports and articles.)
--------------------------------------------------------

TURKISH:

DOĞU TÜRKİSTAN'DA APARTHEID REJİMİNE SON

Çin güçleri, Sovyetler Birliği'nin desteğiyle Ekim 1949 yılında Doğu Türkistan Cumhuriyeti'ni işgal etti. Doğu Türkistan’ın işgali ve ilhakı sırasında halka karşı sayısız katliamlar ve infazlar yürütüldü.

Çin başlangıçta, Çin’li olmayanlara yerinde yönetim, özerklik, hatta bağımsızlık vaat etmiş, ama işgalden sonra, "Sincan eski çağlardan beri Çin'in ayrılmaz bir parçası olmuştur” diyerek sözünden dönmüş ve 1955’te “Sincan Uygur Özerk Bölgesi”ni kurmuştur. Pekin’in iddiasının aksine, Doğu Türkistan Eski çağlardan beri Çin’İn parçası olmadığı gibi, “Sincan (Xinjiang)”’ın Çince kelime anlamı “Yeni Topraklar” demektir ve binlerce yıldır orada yaşamış yerli Uygur Türk Halkına yapılmış düpedüz bir hakarettir.

Uygur Türkleri, tıpkı Tibetliler ve Moğollar gibi Çin’in sözde özerk bölgelerinde asla herhangi bir özerklik yaşamamıştır. Bütün siyasi, askeri, polis ve ekonomik karar alma gücü ve yetkisi, bölgesel başkanlar dahil Çinli yetkililer ve birkaç kukla yöneticinin elinde bulunmaktadır.

İslam ülkeleri dahil, Uluslararası toplum ve uluslararası şirketler, büyük Çin pazarına girmek için ve Çin’in BM’deki Veto yetkisi dolayısıyla, Doğu Türkistan’ın Türk ve Müslüman Uygur halkının on yıllardır uğramaya devam ettiği sert ve baskıcı Çin politikalarına göz yummaktadır.

UYGUR “APARTHEID”

Çin’in Doğu Türkistan’ı ilhakından beri, Çin ve yerli Uygurlar arasındaki ilişki, kolonize edenle (sömürgeci) kolonize edilen (sömürgeleştirilen) arasındaki ilişkidir. "Yeni Topraklar”ı kontrol etmek amacıyla, Çin, en küçük Uygur huzursuzluk belirtisini şiddetle bastırmış ve iş, konut, banka kredileri ve Uygurlara verilmeyen ekonomik fırsatlar sağlayarak, milyonlarca sadık Çinli vatandaşını Doğu Türkistan içine transfer ederek yerleştirmiştir.

Aynı zamanda, Çin devlet şirketleri Doğu Türkistan’ın zengin doğal kaynaklarını yağmalayıp Uygurlara hiç bir şey bırakmadan, Çin ana vatanına transfer etmiştir. Yüzölçümü İran kadar olan Doğu Türkistan, doğal gaz, petrol, altın, uranyum, kömür ve diğer minerallerin büyük rezervlerine sahipken, Uygurların yaşam standardı Çin'de en düşük standartlarından biridir.

1949’da işgal edildiğinde, Doğu Türkistan’ın nüfusu %90 Uygur Türk iken bugün bu oran, %45’e düşmüştür. Tıpkı İsrail’in Filistin’de yaptığı gibi, Çin Devleti sponsorluğunda yürütülen kitlesel yerleşim ve Çinli nüfus politikaları sonucu, 1953’te %6 olan Çinli nüfus oranı bugün %40 olmuştur. (Bu rakama Çinli askeri personel, mevsimlik işçiler ve hareket halindeki nüfus dahil değildir). Birçok Uygur, Çinliler’in nüfus çoğunluğunu elde ettiklerine inanıyor bile. Pekin, devlet eliyle teşvik ettiği Çin yerleşimleriyle, Doğu Türkistan’ı etkin bir şekilde Filistin statüsüne döndürmüş bulunmaktadır.

'ETNİK TEMİZLİ’K VE 'KÜLTÜREL SOYKIRIM'

1964 ve 1996 arasında Çin, yer altında ve yerüstünde, resmi rakamlarla 45 ayrı nükleer test yaparak, Doğu Türkistan’ın bazı bölgelerini radyasyona boğmuş, yüzyıllarca sürecek bir ekolojik ve genetik vahşete mahkum etmiştir.

Çin devletinin halihazırdaki Doğu Türkistan politikası, Uygur kimlik, kültür, dini inançlar ve geleneklerine dönük sistematik asimilasyon ve “kültürel soykırım”dır. Buna ilave olarak, Uygur erkek, kadın ve çocukları düzenli olarak Çinli askerlerin yargısız infazları ve keyfi cinayetleriyle katledilmektedir.

Uygur Alfabesi işgalden beri 4 kez değiştirildi. Bugün Doğu Türkistan'da kamu görevlilerinin, Komünist Parti üyelerinin, işçiler, emekliler, kadınlar ve öğrencilerin oruç tutması ve camilerde ibadet etmesi yasaktır. Hatta dini eğitime katılan çocukların tutuklandığı bile bildiriliyor.

Çin Devlet güçleri tarafından öldürülen Uygur sayısı Filistin, Irak ve Suriye’de bildirilen tüm katliamlardaki ölü sayısının toplamından daha fazladır.

#FreeEastTurkistan

Uygurlar kendi tarihsel vatanlarını, yaşam biçimlerini, kimlik, kültür, dil ve dinlerini Pekin'in sürekli ve yoğun saldırılarına ve bir zamanlar kendilerine ait her şeyi ele geçiren Çinli yerleşimcilere karşı savunmak için güçsüzler. Profesör İlham Tohti ve Dilbilimci Abdulveli Eyüp gibi uzlaşmayla çözüm arayışındaki ılımlı sesler bile tutuklandı.

Bazı Uygurlar, çaresizlik içinde Çin güvenlik güçlerine ve yerleşimcilere karşı siyasal şiddet eylemlerine bile yöneldiler. Bu tür saldırıları derhal ustaca dünya kamuoyunda sessizlik elde etmek amacıyla bir algı kampanyası için kullanan Pekin, "Çin de terörizmin kurbanı oldu”, “Çin, Müslüman Uygurların terörist tehdidiyle karşı karşıya” gibi anlatılarla istismar ederek ardından uyguladığı katliamlara eleştirileri engellemiştir. Ne olursa olsun, Çin hikayeyi nasıl anlatırsa anlatsın, Uygurların salt çoğunluğu barışçı insanlardır ve barışçıl bir değişim umudu beslemektedirler.

"Sincan’ın barışçıl kurtuluşu", Pekin'in Uygurlara uyguladığı kitlesel cezalandırma ve katliamları örtbas etmek için tasarlanmış propagandadan başka bir şey değildir.

Kolonyalist Çin hükümeti, Doğu Türkistan’ın yerleşimciler için bir fırsat ve refah ve yerli Uygur halkı için bir ölüm ve yıkım yurdu olamayacağını anlamak zorundadır.

Biz aşağıda imzası olanlar, Uluslararası Toplumu ve Çin Devleti’ni Doğu Türkistan'da uygulanan 'Apartheid' (ayrımcı, ırkçı, etnik temizlik) sistemini durdurmaya çağırıyoruz. Çin derhal Doğu Türkistan Halkının yaşamak ve ibadet etmek gibi temel insan haklarına saygılı bir eşitlik hukuku uygulamaya başlamalı, Çin kendi anayasasının Bölgesel Etnik Özerklik Yasalarına saygılı davranmalı ve Uygurlar'ın kendi siyasi, kültürel ve ekonomik geleceklerini kendilerinin tayin etmesine izin vermelidir.

(Buradaki bilgiler çeşitli haber bültenleri, raporlar ve makalelere dayanmaktadır. İlgili linkler metin içinde yer almaktadır.)

Alternatif bir okuma için buraya tıklayabilirsiniz: http://bit.ly/uygurlar



Bugün Mehmet imzanı bekliyor!

Mehmet Efe bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «#China: STOP #APARTHEID RULE IN EAST TURKESTAN! #FreeEastTurkestan». Mehmet ve imza atan diğer 32.138 kişiye katıl.