Kaz Dağlarında Altın Arama Projesine Dur Diyelim

Kaz Dağlarında Altın Arama Projesine Dur Diyelim

Kampanya metni

KAZ DAĞLARINDA ALTIN ARAMA PROJESİNE DUR DİYELİM...


Kaz Dağlarındaki Ağı Dağı’nda 6 bin hektarlık alanda yapılmak istenen altın madenciliğinin, yöredeki doğal kültürel sit alanlarının yanı sıra, endemik bitki ve hayvan türlerini de olumsuz olarak etkileyeceği ortaya çıktı. Kanadalı Alamos Gold Şirketi tarafından yapılacak olan madencilik faaliyetinin etkileyeceği alan içersinde 1300 yıllık Ciğer Gölü Turbalık’ı da bulunuyor.

ÇED OLUMLU KARARI VERİLDİ

Koca bir dağı ve 24 köyün suyunu etkileyecek olan altın madeni geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığından “ÇED olumlu” kararını ve kapasite artırım iznini de almıştı. Şirketin ruhsat alanı içerisinde iki arkeolojik ve doğal sit alanı da mevcut. Şirketin ÇED raporunda proje alanının 500 metre kuzeyinde bulunan Kıraç Tepe 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak belirtilirken, yine aynı raporda proje alanının 2.5 kilometre güneyinde de 3. derece arkeolojik sit olduğu dile getirilmiş.

ALTIN SONDAJLARI SULARI KİRLETİNCE

Turbalıkla ilgili bilimsel çalışmalar yapan Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri, Yard. Doç. Dr. Ersin Karabacak, Dr. Tülay Tütenocaklı, Dr. Onur Esen Ciğer Gölü’nün korunmasına dönük bir ekolojik restorasyon önerisi getirdiler. 03-07 Eylül 2012 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen Ulusal Biyoloji Kongresine sunulan bu ekolojik restorasyon çalışması ile, turbalığın bulunduğu yerdeki kendi hidrolojik rolünü kurtarmak, geliştirmek için çalışmalar başlatmak ve geliştirilmesine yönelik hedefleri belirlemek amaçlanmış. Turbalığı tehdit eden faktörler arasında ağaç kesimi, maden arama faaliyetleri, gölün suyunun çekilmesi ile kurumasının sayıldığı çalışmada yöredeki altın arama çalışmaları ile ilgili şu görüşlere yer veriliyor; “Ağı Dağı’ndaki altın madeni arama çalışmaları sırasında su kalitesinin bozulması nedeniyle, Söğütalan köyü tarafından Ciğer Gölü kaynağından alınan su, artık kullanılmamakta olduğundan, su tekrar turbalık havzasına verilmelidir. Alanın çevresi dış etkilere karşı çevrilmeli ve 1300 yıllık bir geçmişe sahip olmasından dolayı doğal sit alanı ilan edilmelidir.”

‘DOĞAL SİT ALANI İLAN EDİLMELİ’

Çalışmada “doğal SİT alanı” ilan edilmesi istenen Ciğer Gölü Turbalık’ının Ağı Dağında yapılacak altın işletmeciliğinden zarar göreceğinin altı çiziliyor. Şirketin bu nedenle turbalığın korunmasına dönük çalışmalar konusunda istekli olduğu da edinilen bilgiler arasında. Koca dağı yerle bir edecek olan altın madeni projesinin olduğu bir alanda “ekolojik hassas bölge” ilan edilen Ciğer Gölü Turbalığını koruma çalışması “Dağ yok olursa üzerinde göl kalır mı?” sorusuna neden oluyor.

24 KÖYÜN SUYU KULLANILMAZ OLACAK

Şirkete Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED olumlu” kararı verilmesini gazetemiz daha önce, “24 köy suyunu altın madenine verdiler” başlığıyla gündeme getirmişti. Çanakkale İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü, madenle birlikte su kaynaklarının kullanılamaz hale geleceğini ifade etmiş, şirket ise,  ’kullanılamaz’ hale getireceği 24 köyün suyu karşılığında bir adet gölet yapmayı taahhüt etmişti.

KOMŞU KORUMA ALANLARI

ALAMOS Gold Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni proje alanının çevresinde birçok koruma alanı statüsüne sahip alan var; bunlardan bazıları;
Proje alanının 5.5 km güneydoğusunda Kalkım örnek avlağı
Proje alanının 10.5 km güneyinde Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı
Proje alanının 4 km güneybatısında Bayramiç Kazdağı Devlet avlağı
Proje alanının 14.5 km güney-güneybatısında Kazdağı Milli Parkı
Proje alanının 29.5 km güneybatısında Edremit - Narlı örnek alanı

BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ

Balıkesir ve Çanakkale illeri içinde bulunan efsanevi Kaz Dağları’nda yaklaşık 800 farklı bitki çeşidi bulunurken, bunlardan 32’sinin endemik bitki olması, bu bitkilerin 29 tanesi de Milli Park alanında yer alması araştırmacıların dikkatini çekiyor.
Oksijen kalitesi, termal suları, kanyonları, şelaleleri, dereleri, ağaç zenginliği, hayvan varlığı ve daha bir çok özelliği ile asırlardır adını dünyaya duyuran, efsanelere konu olan Kaz Dağları’nda (İda Dağı) 32 çeşit endemik bitki (sadece Kaz Dağları’nda yetişen) bulunuyor. Bu bitkilerden 29 tanesinin ise, Milli Park alanında bulunduğu belirtiliyor. Kaz Dağları’nın endemik bitki kaynağı durumunda olması ve kendisini dünyada eşsiz kılarken, araştırmacılar ve doğa meraklıları da, Kaz Dağları’ndan vazgeçemiyor. Kaz Dağları Milli Parkı, Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran coğrafi sınırda yer alıyor. Kaz Dağları, Biga Yarımadası’nın en yüksek dağı olma özelliğine de sahip. Kazdağı, jeolojik yapısı, iklim çeşitliliği ile beraber, Akdeniz ve Avrupa-Sibirya floristik bölgelerinin arasındaki sınırda izole olmuş konumu nedeniyle zengin bir bitki örtüsüne sahip.
Özellikle bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik milli parkın ana kaynak değerini oluşturuyor. Orman kuşağının üzerinde yer alan bölgelerde, hala varlığı bilinmeyen, çok zengin ve sadece bu dağa özgü nadir bitki türleri yayılış gösterdiği biliniyor. Bu özelliklerinden dolayı Kaz Dağları, Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olarak belirlenmiştir. Yetkililer, Kaz Dağları’nda yaklaşık 800 takson ve 29’u yalnızca bu dağa özgü olmak üzere ülke çapında endemik ve nadir bitki sayısının 77 olduğunu söylüyor. Ayrıca, endemik bitkilerden en meşhuru ise Kazdağı Göknarı. Yine halkın severek tükettiği Kazdağı Çayı, sadece bin 600 metre ve daha yüksek kısımlarda yetişiyor. Bu ender bitkilerin arasında kekikler, Kazdağı kantaron çiçeği, şifalı bitki olarak kullanılan 2 türlü civan perçemi de bulunuyor.

avatar of the starter
Gülcan ÇakırKampanyayı Başlatan Kişi
Bu kampanya 469 destekçiye ulaştı

Kampanya metni

KAZ DAĞLARINDA ALTIN ARAMA PROJESİNE DUR DİYELİM...


Kaz Dağlarındaki Ağı Dağı’nda 6 bin hektarlık alanda yapılmak istenen altın madenciliğinin, yöredeki doğal kültürel sit alanlarının yanı sıra, endemik bitki ve hayvan türlerini de olumsuz olarak etkileyeceği ortaya çıktı. Kanadalı Alamos Gold Şirketi tarafından yapılacak olan madencilik faaliyetinin etkileyeceği alan içersinde 1300 yıllık Ciğer Gölü Turbalık’ı da bulunuyor.

ÇED OLUMLU KARARI VERİLDİ

Koca bir dağı ve 24 köyün suyunu etkileyecek olan altın madeni geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığından “ÇED olumlu” kararını ve kapasite artırım iznini de almıştı. Şirketin ruhsat alanı içerisinde iki arkeolojik ve doğal sit alanı da mevcut. Şirketin ÇED raporunda proje alanının 500 metre kuzeyinde bulunan Kıraç Tepe 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak belirtilirken, yine aynı raporda proje alanının 2.5 kilometre güneyinde de 3. derece arkeolojik sit olduğu dile getirilmiş.

ALTIN SONDAJLARI SULARI KİRLETİNCE

Turbalıkla ilgili bilimsel çalışmalar yapan Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri, Yard. Doç. Dr. Ersin Karabacak, Dr. Tülay Tütenocaklı, Dr. Onur Esen Ciğer Gölü’nün korunmasına dönük bir ekolojik restorasyon önerisi getirdiler. 03-07 Eylül 2012 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen Ulusal Biyoloji Kongresine sunulan bu ekolojik restorasyon çalışması ile, turbalığın bulunduğu yerdeki kendi hidrolojik rolünü kurtarmak, geliştirmek için çalışmalar başlatmak ve geliştirilmesine yönelik hedefleri belirlemek amaçlanmış. Turbalığı tehdit eden faktörler arasında ağaç kesimi, maden arama faaliyetleri, gölün suyunun çekilmesi ile kurumasının sayıldığı çalışmada yöredeki altın arama çalışmaları ile ilgili şu görüşlere yer veriliyor; “Ağı Dağı’ndaki altın madeni arama çalışmaları sırasında su kalitesinin bozulması nedeniyle, Söğütalan köyü tarafından Ciğer Gölü kaynağından alınan su, artık kullanılmamakta olduğundan, su tekrar turbalık havzasına verilmelidir. Alanın çevresi dış etkilere karşı çevrilmeli ve 1300 yıllık bir geçmişe sahip olmasından dolayı doğal sit alanı ilan edilmelidir.”

‘DOĞAL SİT ALANI İLAN EDİLMELİ’

Çalışmada “doğal SİT alanı” ilan edilmesi istenen Ciğer Gölü Turbalık’ının Ağı Dağında yapılacak altın işletmeciliğinden zarar göreceğinin altı çiziliyor. Şirketin bu nedenle turbalığın korunmasına dönük çalışmalar konusunda istekli olduğu da edinilen bilgiler arasında. Koca dağı yerle bir edecek olan altın madeni projesinin olduğu bir alanda “ekolojik hassas bölge” ilan edilen Ciğer Gölü Turbalığını koruma çalışması “Dağ yok olursa üzerinde göl kalır mı?” sorusuna neden oluyor.

24 KÖYÜN SUYU KULLANILMAZ OLACAK

Şirkete Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED olumlu” kararı verilmesini gazetemiz daha önce, “24 köy suyunu altın madenine verdiler” başlığıyla gündeme getirmişti. Çanakkale İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü, madenle birlikte su kaynaklarının kullanılamaz hale geleceğini ifade etmiş, şirket ise,  ’kullanılamaz’ hale getireceği 24 köyün suyu karşılığında bir adet gölet yapmayı taahhüt etmişti.

KOMŞU KORUMA ALANLARI

ALAMOS Gold Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni proje alanının çevresinde birçok koruma alanı statüsüne sahip alan var; bunlardan bazıları;
Proje alanının 5.5 km güneydoğusunda Kalkım örnek avlağı
Proje alanının 10.5 km güneyinde Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı
Proje alanının 4 km güneybatısında Bayramiç Kazdağı Devlet avlağı
Proje alanının 14.5 km güney-güneybatısında Kazdağı Milli Parkı
Proje alanının 29.5 km güneybatısında Edremit - Narlı örnek alanı

BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ

Balıkesir ve Çanakkale illeri içinde bulunan efsanevi Kaz Dağları’nda yaklaşık 800 farklı bitki çeşidi bulunurken, bunlardan 32’sinin endemik bitki olması, bu bitkilerin 29 tanesi de Milli Park alanında yer alması araştırmacıların dikkatini çekiyor.
Oksijen kalitesi, termal suları, kanyonları, şelaleleri, dereleri, ağaç zenginliği, hayvan varlığı ve daha bir çok özelliği ile asırlardır adını dünyaya duyuran, efsanelere konu olan Kaz Dağları’nda (İda Dağı) 32 çeşit endemik bitki (sadece Kaz Dağları’nda yetişen) bulunuyor. Bu bitkilerden 29 tanesinin ise, Milli Park alanında bulunduğu belirtiliyor. Kaz Dağları’nın endemik bitki kaynağı durumunda olması ve kendisini dünyada eşsiz kılarken, araştırmacılar ve doğa meraklıları da, Kaz Dağları’ndan vazgeçemiyor. Kaz Dağları Milli Parkı, Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran coğrafi sınırda yer alıyor. Kaz Dağları, Biga Yarımadası’nın en yüksek dağı olma özelliğine de sahip. Kazdağı, jeolojik yapısı, iklim çeşitliliği ile beraber, Akdeniz ve Avrupa-Sibirya floristik bölgelerinin arasındaki sınırda izole olmuş konumu nedeniyle zengin bir bitki örtüsüne sahip.
Özellikle bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik milli parkın ana kaynak değerini oluşturuyor. Orman kuşağının üzerinde yer alan bölgelerde, hala varlığı bilinmeyen, çok zengin ve sadece bu dağa özgü nadir bitki türleri yayılış gösterdiği biliniyor. Bu özelliklerinden dolayı Kaz Dağları, Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olarak belirlenmiştir. Yetkililer, Kaz Dağları’nda yaklaşık 800 takson ve 29’u yalnızca bu dağa özgü olmak üzere ülke çapında endemik ve nadir bitki sayısının 77 olduğunu söylüyor. Ayrıca, endemik bitkilerden en meşhuru ise Kazdağı Göknarı. Yine halkın severek tükettiği Kazdağı Çayı, sadece bin 600 metre ve daha yüksek kısımlarda yetişiyor. Bu ender bitkilerin arasında kekikler, Kazdağı kantaron çiçeği, şifalı bitki olarak kullanılan 2 türlü civan perçemi de bulunuyor.

avatar of the starter
Gülcan ÇakırKampanyayı Başlatan Kişi

Karar Vericiler

Alamos Gold Inc
Alamos Gold Inc
Alamos canada head office
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Genel Müdür

Kampanya Güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 12 Kasım 2014 tarihinde başlatıldı