Şule Çet için Adalet

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 150.000.


Şule Çet, 23 yaşında Gazi Üniversitesi Sanat-Tasarım Fakültesi tekstil tasarımı bölümü 2. sınıf öğrencisi. Bir yandan okuyup bir yandan çalışırken, yarı zamanlı çalıştığı yerden kovuluyor. Bunun üzerine çalıştığı yerin ortaklarından olan Çağatay Aksu isimli şahıs Şule'yi "gel abicim hallederiz benim yanımda çalışırsın" diye görüşmeye çağırıyor.

28 Mayıs akşamı Şule, Çağatay Aksu ve onlara katılan 3 kişi ile önce bir restoranda yemek yiyorlar, sonrasında Şule'nin doğum günü olan 29 Mayıs'a bağlanan gece 23:54'te Çağatay aksu ve Berk Akand ile birlikte yelken plazanın 20'nci katındaki ofise geçiyorlar. O gece saat 01:48'te Şule ofisten çıkıp ev arkadaşını ''beni acil bir şey varmış gibi eve çağır'' diye arıyor. Sonrasında saat 02:00’da Şule'nin attığı ''buradan çıkamıyorum, adam bana takmış. bırakmıyor” mesajı var. Saat 04:00 sularında Şule 20. kattan aşağıya düşüp ölüyor. Olay intihar olarak geçiyor.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı, olaydan sonra kayıplara karışan, 4 Haziran gecesi gözaltına alınan Çağatay Aksu ve Berk Akand adli kontrol şartıyla serbest bırakıyor. Haftada bir imza atmaya gidiyorlar ve yurtdışına çıkmaları yasak. Çağatay Aksu, ifadesinde Çet’in camdan atlayarak intihar ettiğini belirterek, “Kendisine engel olmaya çalıştım, atlarken tutmaya çalıştım ama başaramadım. Atlamasın diye tutuğum sırada parmaklarımda sıyrıklar oluştu. Abi-kardeş ilişkimiz vardı. ‘Yaşamak istemiyorum’ diyerek atladı” dedi. Şule Çet’in öldüğü sırada plazadaki ofiste Çağatay Aksu'nun beraberinde olan Berk Akand ise ifadesinde başka odada olduğunu, neler yaşandığını bilmediğini söylüyor.

Sağlık raporlarında Çağatay Aksu'nun parmağındaki yarayla ilgili olaydan 3 gün önce operasyon geçirdiğini beyan ettiği bilgisi var. 

Şule 20'nci kattan kafa üstü yere çakılmış. İntihar olsa kişi kendini attığında savrulma yaşar. Burada kafa üstü düşmesi, fırlatma veya ayağından tutup atma etkisini gösteriyor. Çağatay Aksu ve beraberindeki Berk Akand Şule'nin düşmesiyle ilgili 155'e ya da 112'ye hiçbir aramada bulunmadıkları hatta plazadan çıkmaya çalışırlarken o sırada plazanın güvenliğini sağlayan görevlilere, Şule'nin düşmesiyle çıkan gürültüyü "trafo mu patladı? ne oldu böyle?" diyerek, yanılttıkları belirleniyor. Ayrıca çağatay aksu'nun yanında çalışan ve üç hafta önce işten ayrılan başka bir kadının da kendisinin de taciz edildiğini öne sürdüğü bilgisi mevcut.

4 Temmuz tarihinde sonuçlanan ancak içeriğine yeni ulaşılan otopsi raporuna göre Şule ters ilişkiye zorlanmış, anal bölgesinde yırtılmalar ve bağırsak dokusunda bozulmalar mevcut. Vücudunda darp izleri, kanında uyku getirici madde, tırnaklarının arasında ise Çağatay Aksu'nun deri kalıntıları var. 

Şule’nin fiziksel şiddete maruz kaldığı, vücudunun 9 ayrı yerinde darp izleri olduğu, kanında uyu getirici madde olduğu, tecavüz bulguları, her iki zanlı da Şule’ye ait DNA örnekleri geniş rapor şeklinde adli tıpa sunuldu.

Adli tıp, “ağır beden travması nedeniyle cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı konusunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı belirtildi. Ayrıca Çet’in kendisinin atladığı yoksa itildiği ya da öldürüldükten sonra mı atıldığı hususunun da tıbben bilinemediğini” açıkladı.

Şule, uyuşturcu verilerek tecavüz edildi. Konuşmasın diye intihar süsü verilerek yirminci kattan atılarak öldürüldü. 3 Prof, 1 doçent ve 1 uzmanın imzasının bulunduğu 21 sayfalık adli tıp raporunda “bilmiyoruz” açıklaması yapıldı.

Şule’nin öldürüldüğü ofiste emniyet olay yerinde eksik delil topladı. Olay yerinde sperm, kan vb. biyolojik leke tespiti için değişik dalga boylarında ışık kaynağı ile ışıklı inceleme yapılmadı.

Masalar, sehpalar, lavabolar ve zemindeki halılar üzerinde birçok taze ve kurumuş leke mevcut olmasına karşın, bunlar biyolojik ve kimyasal yönden incelenmedi. Şule’nin otopsisi yapılırken üzerindeki iç çamaşırları yoktu.

Ölü muayene videosunda ve fotoğraflarında Şule’nin iç çamaşırı ve içerisindeki ped ya da peçetenin adli otopsi tutanağında mevcut olmadığı ve üzerinde sperm, kan, tükürük vb. incelemeler yapılmamış olduğu tespit edildi.

Şule‘nin otopsisinde 'Hyoid kemik sağ boynuz orta bölümde ekimozlu kırık' olduğu tespit edildi, otopside hyoid kemik sağ boynuzunda etrafı yaygın ekimozlu olarak kırık olduğu belirlendi. Şule’nin öldürülmeden önce elle boğma ve bağla boğulduğu görüldü.

Şule‘nin katillerinin yakınları, daha önce meslekten men edilmiş parayla sahte raporlar hazırlayan darp edilen vatandaşa sağlam raporu veren Dr. Mehmet Nuri Aydın’a: Bir kadın bir erkekle tenhada içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiştir." şekilde rapor hazırlatıldı.

6 şubatta ilk duruşma görüldü. Sanık ifadeleri dinlendi.

”Böyle bir suçlamayla karşınızda olduğum için özür dilerim. Önce Allah’ın sonra sizin vicdanınıza güveniyorum. Herkes gösteriş amacında bir şey bilmeden bizi suçluyorlar” diye konuşan sanık Çağatay Aksu olayın gelişimine ilişkin şunları söyledi:

“Biz dükkanları devraldıktan sonra Şule ile tanıştım. Şule’nin durumunun kötü olduğunu bu işe muhtaç olduğunu söyledi dükkanın eski sahibi ve Fevzi Ocakbaşı adlı iş yerinde Şule kasasında çalıştı. Bu dükkanları borç ile devraldığımızda yüksek miktarlı borç çıktı ve kapattık. Konuşmalarda yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorduğumuzu görebilirsiniz.” 

Şule Çet’in 6’da buluşacakken gece 10.30 sularında buluştukları yere geldiğini belirten Aksu, şunları söyledi “Ramazan olduğu için dükkan erken kapandı. Ben de  Çağatay ve Şule’ye ofise geçip içebileceğimizi söyledim. Şule de kabul etti. Şule’nin ilk defa geldiği yer değildi. Bizim çeşitli işlerimizi hallettiğimiz yerdi. Biz Şule ile patronu dışında ağabey kardeş gibiydik. Şule masada sürekli sorunlarından bahsediyordu. İşsizliğinden sınıfta kaldığından bahsediyordu. Biz de biraz kafası dağılsın diye… Restorant dışında bir kere görüşmemiz yok bizim… Şule benim aracıma bindi  sonra markete gittik. Biz viski aldık o bira aldı. Hatta parasının olmadığını bildiğim için üç paket sigara aldım.

Bütün gece müzik dinlemekten başka bir şey yapmadım. Şule’nin psikolojisi iyiydi. Aramızda yakınlaşma olmadı. Kendisi elini koyup omuzuma yatması söz konusu. O durumda da benim kafamı Şule’nin tam tersi tarafa kaçırmam şeyimin belirtisi. Merve Özbey’in ‘Vuracak’ şarkısı çalıyordu sabaha karşı 3.59’da odadan çıktı. Bir süre sonra peşinden gittim. Ben gidiyorum tarzı bir şey duydum. Çantası ve telefonu masada duruyordu. Odaya gitti. Ben gördüğümde sarkık vaziyetteydi. Düşer vaziyetteydi. “Napıyorsun sen” deyip sol elimle tutmaya çalıştım. Tuttuğum sırada Şule “Ben gidiyorum” dedi. İçeriye koştum Berk’e “Şule gitti” dedim. Olayın şokuyla Şule gitti sandım. Normal olarak gitti sandım. Berk o sırada uyanıktı. “Şule gitti atladı tutamadım” dedim, inanmadı bir süre. Aşağıya indiğimiz vakit onun da anladığını düşünüyorum.  Güvenlik görevlilerinin yanına indik. Aklımda nereye düştüğünü kestirmek vardı.  Sonra araca bindim yanımızda bulunan hastaneye gittim. Balgat iş makinalarının olduğu bir yer ölmedi diye onu kurtarmak istedim.”

Mahkeme başkanının Çet’in arkadaşına attığı “Bu adam bana kafayı takmış” mesajına ilişkin Aksu, “Ev arkadaşına bahane uydurdu” dedi.

Çelişkiler üzerinde duruldu

Sanık Berk Akand’ın vekili Hüseyin Ayhan Çağatay Aksu’ya, “İfadende camdan düşmesinden hemen sonra dışarı çıktım ve bilgisayarı kapattım diyor. Veri kesilmesinden 17 dakika sonra aşağıya iniyor. Odanın içerisinde sehpa var. Sen Çet’i ayağından tutmuşken sehpanın üstündeki tavla nasıl düşmedi?” sorusunu yöneltti. Sanık Aksu, “Cama sıfır olmadığı için o tavlanın yanındaki sandalyenin arasından geçtim. Şunu tutayım da düşmesin demedim” yanıtını verdi.

Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım söz alarak olayın kronolojisinin yanlış aktarıldığını belirterek konuşmaya başladı. Yıldırım, “Şule ile Rıfkı’da otururken kim davet etti. İfadede Çağatay, Berk davet etti diyor” sorusunu yöneltti.

Aksu, “Ben viski içelim diye ortaya söyledim. Berk tarafından tekrarlandı bu” dedi.

DEDEKTİF MİSİNİZ? 

Katılan avukatların olay gününe ait sorularına, “Bunlar nasıl sorular? Siz dedektif misiniz avukat bey” diyen sanık Aksu, “Bu gülenler haklarını nasıl ödeyecek göreceğiz” dedi.

SANIKLAR ARASI TUTARSIZLIK

Sanık Berk Akand savunmasına başladı. Çağatay Aksu ile 15 yıldır tanışık olduğunu söyleyen Akand, Şule Çet ile olayın meydana geldiği gün tanıştığını söyledi. Akand olay gününe ilişkin Aksu’nun kendisini davet ettiğini belirtirken savunmasına şu sözlerle devam etti;

“Rıfkı’ya girdiğimde Çağatay tek başına oturuyordu. Mustafa’ya konum attım. İçmeye başladık muhabbet ettik. Ben lavaboya indim o sırada Mustafa abi “Çağatay’ın yanına bir kız geldi” dedi.  Ben de Mustafa abiye Pınar diye bir arkadaşım vardı onu anlatıyordum.  Şule Mustafa abiyle benim fotoğrafımı çekti. İnstagram’da paylaştım. Lokanta kapanıyordu söylemeye utanıyorum. Ramazan’dı bir biz içiyorduk orada. Yolda Çağatay’ı aradım Şule çıktı telefona. Marketteyiz dedi. Gittim buldum Şule ile Çağatay marketten çıkıyordu.” Akand plazada yaşananları ise şöyle anlattI:

“Şule’nin Çağatay’ın omzuna yaslandığını görünce onları çekip, ‘Şunlara bak şunlara. Şunlar gibi olmadık’ diye Pınar’a yolladım” dedi. 

Şule Çet’in Çağatay Aksu tuvalete gidince mesajlaştığını gördüğünü söyleyen Akand, Çet’e nasıl olduğunu sorduğunu fakat yanıt alamadığını belirtti.

Şule’nin yanından gittiğini fark ettiğini söyleyen Akand ifadesi sırasında ağlamaya başladı. Akand savunmasını şöyle sürdürdü:“Müzik dinlerken içimin geçtiğini hatırlıyorum. İlk hatırladığım Çağatay’ın Berk diye bağırıp beni dürttüğü. Işıklar açıldı ve gözüm açılmadı. Önce müzik kapandı. Windows’un kapanış sesini duydum. Şişe şıngırdama, bardak yıkanma sesi duydum. Çağatay ofisten çıkıyordu arkasından gördüm. Ben boş boş bakarken yıkama seslerini duydum. Şule’nin nerede olduğunu bilmiyorum. Sonrasında Çağatay geldi. Şule ben gidiyorum dedi gitti hadi biz de gidelim dedi. Camdan atladı gitti diyince saçmalama dedim. Parmağını gösterdi. Tutarken böyle oldu dedi. Biz de gidelim derken kapıya koştum. Asansörden çıkınca güvenliklerle karşılaştık. Çağatay’a bakıyorum sakin. Kapıda Şule yok. Güvenlik patlama sesi duyduk dedi. Ne patlaması diye çıkıştım. Sonra Çağatay’ı aramışım nerede kız sen neredesin diye sordum. Çağatay sonrasında geldi. Sonrasında karakola götürüldük. Çağatay’a döndüm ne oldu adam gibi anlat dedim ‘Yarı beline kadar sarkmıştı tutmaya çalıştım tutamadım’ dedi. İfademiz alındı bu şekilde ifade verdim. 

Şule Çet’in tırnaklarında DNA’sının çıktığını hatırlatan mahkeme başkanına sanık Akand, “Tokalaştık halay çektik. Kuru yemiş paketini ona uzattım. Dokunduğumuz nesneden de geçiyormuş. Laptop’tan geçebileceğini düşünüyorum. Ben Şule’nin nasıl düştüğünü bilmiyorum” yanıtını verdi.

Sanık ifadelerinin ardından ara verilen duruşma ailenin beyanlarıyla devam ediyor. Baba İsmail Çet, katil zanlılarından şikayetçi olduğunu bildirdi.

Kızımın ekonomik sorunu yoktu

Aradan sonra duruşma Şule Çet’in ailesinin beyanları ile devam etti.

Şule Çet’in babası İsmail Çet, şunları söyledi:

Şikayetçiyim. Kızım 3 yıl önce Ankara’ya geldi. Tasarım bölümünde okuyordu. 500 TL ben gönderiyordum 400 TL de burs alıyordu. Bir sene yurtta kaldı. Kızımın yanına bir defa geldim. Ekonomik sıkıntısı yoktu.”

Şule’nin ağabeyi Şenol Çet 29 Mayıs ‘ta gelen bir telefon ile öğrendiğini belirterek şöyle konuştu: 

Yüksekten düştüğünü ve Ankara’da bir yakınımız olup olmadığını sordular. Üniversite hayatı boyunca İstanbul’da yanımızda kalıyordu.

Babam gönderiyordu ara sıra ben de gönderdim. Çok zorlandığında söylerdi ben de ekonomik olarak destek olurdum.”

Şule Çet’in üvey ağabeyi Ercan Bıçak “Tatillerde çalışmak istiyordu. Şikayetçiyim” dedi. İbrahim Bıçak, ellerinden geldiğince destek olduklarını belirterek, Şule Çet’in ekonomik sıkıntı yaşadığını kendilerine yansıtmadığını söyledi. 

Tanık ifadeleri ile dinlendikten sonra sanık avukatlarının savunmasına geçildi.

Sesten 15 dakika sonra aşağı indiler

Olayın yaşandığı Yelken plazada çalışan güvenlik görevlisi Akif Deniz şunları anlattı:

“00.30 sularında Çağatay isimli şahıs Konya Yolu’ndan giriş yaptı. Otopark kapısının neden kapalı olduğunu sordu. 24.00’de kapandığını söyledim. Arkadaşlarının dolap getireceğini söyledi. Kapıyı açıp açmayacağını sordu. Plazmadan cıktı 5 dk sonra arkadaşları ile geldi. Ofise çıkayım telefon edeyim dolabı yarın getirsinler dedi. 

Sahuru yaptık ve aşağı indiğimde 03.50 civarı devriyenin bitmesine 20 dk kalmıştı. Devriye saatinden biliyorum. Görevli arkadaş arayıp kendi tabiri ile “kütleme” oldu dedi. Jeneratöre gönderdim. Ekrandan da bir anormallik olup olmadığına baktık. Hiç bir şey bulamadık. 

Ekranda Berk’in asansör görüntüsünü gördüm. Kendi bulunduğumuz katta asansör karşısına geçtik. Berk’in asansör içinde oturduğunu gördüm. Bir patlama sesi duydum onu araştırıyoruz dedim. Çağatay hadi gidelim dedi. Beraberinizde bir hanfendi vardı dedim Berk çıktı gitti görmedin mi dedi. Arkadaşım arkalarından baktı. Görevli arkadaş abi kızın düştüğünü söylüyorlar dedi arkadaşım polisi ve ambulansı aradı. Ekrandan Çağatay’ın aracına binip ayrıldığını gördüm.

GÜMLEME SESİ DUYDUM

“Berk geldi ve abi bir şeyler yapın dedim. Çağatay’ı aradı ve nerdesin kız nerde dedi. Önce polis ve ambulans geldi sonra da itfaiye geldi. Küt sesinden 10- 15 dk sonra indiler.”

Aynı gün görevli olan ikinci güvenlik görevlisi de 00.30 sularında giriş yapıldığını belirtti. Giriş kaydından sonra yukarı çıkıldığını belirterek “03.40 – 03.50 civarında gümleme sesi duydum. Akif abi devriyedeydi. Dışarılara baktık. 20. katta hareketlilik olduğunu gördük. Berk Akand diğer ofise doğru sallanarak gidiyordu. Berk Akand telaşlıydı, Çağatay telaşlı değildi. Dışarı çıktıklarında Berk sürekli kızın nerde olduğunu soruyordu. Çağatay’ın düştü dediğini duyunca hemen içeri girip diğer görevliye haber verdim. Polisi aradım. Gümleme sesinden sonra binayı kontrol ettik dışarıyı kontrol ettik. 10- 15 dk sonra aşağı indiler. Çağatay’ın aracı ile ayrıldığını kameradan gördüm. Çağatay geldiğinde polisler gelmişti.”

Şule’nin arkadaşı, “Şule hayat doluydu”

Şule Cet’in mesajlastığı ev arkadaşı;

“Şule’den köpek aldım. 3 aydır tanışıyorduk. Taşınmaya karar verdik. Bahçeli’de oturuyorduk. İş yerinin kapandığını söyledi. Birlikte oturalım dedim. Eve taşınalı bir hafta falan olmuştu iş arıyordu. Eski evimde köpeği sahiplendiğimde gelmişti. Evden çıktığı gün içince kafayı bana takıyor dedi. 16.00 gibi muhtardan eve geldik. 20.00 gibi uyanıp mutfağa gectik. Çağatay  yazıp duruyor, alacaklarım da var iş için de konuşacağız dedi. 

Daha önce de gece kasa açmam lazım diyerek Çağatay bey çağırıyor diyerek gitmişti. 

Asılıyor dediği için kısa otur ben seni ararım gel dedim. Şule gittikten sonra mesaj attım. Oturuyoruz dedi. Sonra ofise geçtiklerini söyledi. Ben onu kontrol için aradım. Seni gelip alayım mı dedim. 

Mutfakta olduğunu Çağatay’ın üç paket sigara aldığını söyledi. 

Of analog mesajı atmış ne demek istediğini anlasaydım… keşke gelmeseydim yazdığı mesajları sabah gördüm. 

O gün bir anormallik de yoktu. Hayat doluydu. Eve ilişkin hayallerimiz vardı. Psikolojik sorunları yoktu.”

“Çok kötü şeyler oldu” mesajı gece geldi

Sanık Berk Akand’ın olay gecesi “Çok kötü şeyler oldu” mesajı gönderdiği Pınar Turgut, “Üniversiteden beri tanıyorum. Üniversiteden sonra 8 sene görüşmedik. Berk ile duygusal yakınlığımız yoktu. Berk’i bu olay olmadan 10 gün önce gördüm. En son olay günü aradı. Arkadaşları ile oturduğunu belirtip beni de plazaya davet etti. Gidemeyeceğini söyledim, şarkı ve video yolladı. Aramalar sıklaştı ben de telefonu kapattım. Sen de gel biz de oturalım dedi. Sarmaş dolaş dediğini hatırlamıyorum. Sabah 9 gibi aradım. “Kötü şeyler oldu telefonunu aç” dediği mesaj gece atılmıştı. 02.39 mesaj kaydı görünüyor. Berk bu mesajı sabah söylediğini iddia ediyor. Benim hatırladığım kadarı ile mesaj gece atılmıştı. Berk sabah anlattığında inanamadım daha sonra televizyondan gördüm.” 

Berk Akand vekili avukat mesajın gece atılıp atılmadığı noktasında iyi düşünmesini istedi. Pınar Turgut, “gece atıldığını hatırlıyorum” dedi.

Sanık avukatı, “HTS kayıtları geldi” diyerek bu mesaj sonrası Berk ile konuşup konuşmadığı soruldu. Turgut bu mesajın gece geldiğini vurguladı.

Şule Cet’in ailesinin avukatı Umur Yıldırım, “Gece uyuduğunuzu söylüyorsunuz. Saat 02.16’da Berk Akand’ı aramış. 02.37’ye kadar. Bu telefon kapanıyor ve iki dakika sonra ‘çok kötü şeyler oldu’ mesajı atılıyor. Tanık mesaj atıyor. Konuşma bor sebepten kesiliyor ve tanık sanığı arıyor. Sonrasında da mesajlaşma var. Berk Akand 02.56 da videoyu attığını söylüyor Berk ve tanık bunları da reddediyor. ” 

Berk Akand’ın avukatı ” Berk’in telefonu elimde. 02.59 da çekilen video kayıtlı. Berk bu mesajı karakoldan attım diyor.”

Berk Akand “Acil dön bana” mesajının sebebinin Pınar’ı görmek olduğunu iddia etti. Nişanlısı olduğu için mesajları sildiğini söylediğinde Şule Çet’in avukatı “Nişanlın varsa videoları neden silmedin”  diye sordu. Akand, videolari silmediğini soyledi. 

“Şule neşeliydi”

Berk Akand ve Çağatay Aksu’un olay günü plazaya geçmeden önce yanlarında bulunan arkadaşları Mustafa Aydın, “Çağatay’ı 15 sene öncesinden Berk’i de olay gününden bir ay öncesinden tanıyorum. Biz Çayyolu’nda oturduk yanımıza Berk geldi. Çağatay Berk’i aradı. Çağatay ısrar edince kalktı, giderken beni de davet etti. Rıfkı’ya gittim. Akşam gittiğimde Berk ve Çağatay vardı. Daha sonra Çağatay’a telefon geldi. Sonrasında da Şule geldi. Garson taksiyi karşıladı ve Şule geldi. Şule bira içti. Benim yolum uzun diyerek kalktım. Tunalı’ya indim. Arabada yattım. Berk gece gittin mi diye mesaj atmış. Sabah beni Berk aradı çok kötü şeyler oldu kız kendini camdan attı dedi. Karakola gittim. İfade verdik. Şule masadayken neşeli hayat doluydu.”

Sanık Çağatay Aksu ile ortak iş yapan Burak Ahmet Yıldız, “Plaza güvenliği aradı gece, ofisinizde cinayet işlendi dedi. Kalktım gittim, ofise cinayet masası geldi sonra savcı geldi. Önce polisle çıktığımda jelibon tabağı gördüm. İçki şişesi görmedim.” 

“Daha önce içki şişeleri vardı ama savcı ile gittiğimizde yoktu demişsin” diyerek ifadeler arasındaki çelişki sorulduğunda, ” İçkileri kamerada görmüştüm ama içeride yoktu” dedi. 

Bilgisayara bağlı ses bombası diye tabir edilen cihaz sorulduğunda ” hep vardi” dedi. Makam odası ile olayın yaşandığı oda arasında kapı olduğunu söyledi. Yıldız bardakların sarı bez üzerinde durduğunu söyledi. 

Ofis bana ait diyen tanık Yıldız, dinlenme odasına o gün savcı dışında girmediğini söyledi. Camları açık bıraktıklarını söyleyen Yıldız ofisim herguün temizlendiğini söyledi.

Cinsel saldırı delilleri var

Tanık bayanlarının ardından Şule Çet’in aile avukatı Umur Yıldırım Mersin Üniversitesi’nde iki prof. tarafından hazırlanan bilirkişi raporunu mahkemeye sundu. Yıldırım, raporda cinsel saldırı olduğunun delillerle ortaya konulduğunu belirtti.

Çağatay Aksu’nun delilleri kararttığını vurgulayan Yıldırım, “Hangi zihniyetin öldürdüğü açık. Bu saatte sokağa çıkmanın uygun olmadığını belirten bir rapor sunuldu mahkemeye. Bu emsal olarak bir dava. İntihar anlık olmaz. Cinsel saldırının yani siıra insan öldürmeden de tutuklasınlar ve tutuklulukları devam etsin” dedi.

“Yargılanacaklar”

Sanıklar tutukluluk durumuna itiraz etti. Sanık avukatları ise Şule’nin intihar ettiğini iddia ederek beraat talep etti.

Sanıkların avukatlarının beraat talebi tansiyonu yükseltti. Sanıkların yakınları beraat talebini alkışlarken tansiyon yükseldi. 

Şule Cet in ailesi ve mahkeme salonunu dolduran insanlar bu alkışlara tepki göstererek “yargılanacaklar” dedi.

“Senin kızın olsa dayanır mıydın?”

Sanık avukatları Şule Çet’in majör depresif olduğunu iddia ederek, “İçtiği ilaçlar intiharı tetikledi” dedi. Şule’nin psikolojisinin bozuk olduğu iddiasi ile intihar ettiğinin üzerinde duruldu. 

Sanık avukatlarının savunmasına dayanamayan Şule Çet’in babası “Senin kızın olsa dayanır mıydın?” diye isyan etti. 

Sanık avukatlarının tahliye talebine Şule Çet’in babası “Göndersinde başkalarının da kızını mı öldürsünler” dedi. 

Sanık Avukatlarının gülerek verdikleri savunma tepki topladı

Sanık avukatı, “Davacılar 2.45 te cinsel saldırı var diyorlar ama buyrun cinsel saldıraya uğrayan kızın güle oynaya resimleri var” diyerek Şule’nin fotoğraflarını gösterdi.

Sanık avukatı, müvekkilinin kilosunu göstererek gülerek “65 kilo bi adam 50 kilo bir kızı niye tutamadın diye üzerine gidiyorlar ben 90 kiloyum o yükseklikten ben de tutamam” dedi.

Mahkeme başkanın “Avukat bey toparlayın” demesi üzerine “Biz burada baş çavuşun eşşeği değiliz. Hepimiz konuşacağız. İddianamede müvekkilim lehine deliller yok, önce bunları anlatacağım. Sonra tahliye isteyeceğim” dedi.

Sanık avukatı “Sosyal medyada #ŞuleÇetiçinAdalet diye hashtag açmışlar binlerce tweet atmışlar. O yüzden bu duruşma salonu bu kadar kalabalık. Şimdi telefonuma baktım şu an mahkemeden bile canlı yayın yapıyorlar” diyerek mahkemenin sosyal medya baskısından etkileneceğini söyledi. Hakimler sanık avukatlarına tepki gösterdi. #ŞuleÇetiçinAdalet etiketinden şikayetçi oldu.

Sanık Avukatı, Şule Çet’in bakire olmadığını, Anal bölgesinde zorlama ve yırtık olmadığını, bulunan psa’nın müvekkiline ait olmadığını söyleyerek “Müvekkillerimizin ikisi de mi tecavüz etti, ikisi de mi öldürdü attı, iddia makamının açıkları var, gülünç” dedi.

Ara karar verildi

Özel bilirkişilerden alınan raporlar ile maktulde boğazda kemik kırılması bulunduğu, kalça kısmında ısırık olduğu, maktuldeki bütün kırıkların düşme sonucu oluşup oluşamayacağı, Düşmeden önce herhangi bir darba maruz kalıp kalmadığı, böylelik kurulmasının tespit edilmesi halinde düşmeden önce mi yoksa sonra mı hususları noktasında yeniden ayrıntılı rapor alınmasına,

Şule Çet’in 3-4 parmak tırnaklarında Berk Akand’a ait DNA örnekleri çıktığından Akand’ın maktulle selamlaşma şeklinde basit bir el sıkışma ile sanık Berk’in DNA örneklerinin çıkıp çıkmayacağı, gerek Berk’in savunmasında belirttiği gibi maktulün daha önce dokunduğu bilgisayar tuşları, Sanık savunmasında geçtiği gibi maktulün elinden tutarak halay çekilen halay sonucu DNS’nın bulaşıp bulaşmayacağız ilişkin İstanbul Adli tıp Kurumundan yeniden rapor alınmasına,

Sanık Berk’e ait cep telefonu ile tanık Pınar Turgut’un kendi cep telefonlarını rızaları ile tespit etmeleri halinde telefonun lakin bilirkişiye teslim edilerek tanık Pinar ile Berk arasındaki mesajların içeriklerinin ve gönderilen video ve mesajların hangi saatlerde gönderildiğine ilişkin ayrıntılı rapor alınmasına,

Sanık Çağatay’ın müdafi her ne kadar maktulün anal bölgesinden alınan örneklerde psa sıvısının kaç saat süreyle vücutta kalacağına ilişkin ilişki olmuşsa bunun ne kadar süreyle kalabileceğinin tespit edilerek Istanbul Adlı Tıp Raporundan detaylı inceleme yapılmasına ve  

Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilerek 15 Mayıs Çarşamba saat 10.00’a ertelendi.

 


Müdahilik taleplerine ret

Duruşmada kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından Barolar Birliğinin ülkenin çesitli illerinden gelen temsilcileri ve TBMM’den bir çok komisyon üyesi müdahillik talebinde bulundu. 

Mahkeme Başkanı Çet ailesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı dışında müdahillik taleplerini reddetmesi üzerine salondaki  tansiyon yükseldi. 

Salondan gelen tepkiler sonucu, mahkeme heyeti TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu adına Filiz Kerestecioğlu’nun, Kadın Dayanışma Vakfı’nın, baro kadın komisyonlarının müdahil olma beyanlarını aldı.

Şenol Çet: En ağır şekilde cezalandırılmaları için mücadelemize devam edeceğiz

Mahkeme sonrasında Adliye önünde basın açıklaması yapan Şule’nin abisi Şenol Çet, tutuklama halinin devamına karar verilmesine sevindiğini söyledi.

“Ankara’da öldürülen kız kardeşimin davası için ailecek buraya geldik. Bizim dışımızda buraya gelen tüm arkadaşlarına teşekkür ederim” diyen abi Çet, şu ifadeleri kullandı:

Burada sabah 10.00’dan beri saat 17.00’ye kadar bu davanın sonuçlanmasını bekliyorduk ama olmadı. Karşı taraf savunmasını yaptı ancak istedikleri sonuca ulaşamadı. Tutuklanma taleplerinin tekrardan devam etmesine karar verildi. Bu bizim için önemli bir karardı.

Karşı taraf sürekli baskı yaparak kendilerini aklamaya çalıştırlar. ‘Yok tahliye olsundan yok beraat etsinler, biz bir şey yapmadık’ gibi savunmalar yaptılar. Kardeşim oraya süs olarak çıktı sanki. Kendilerini haklı duruma çıkarmaya çalıştılar. Tutukluluklarının devam etmesi konusunda sevinçliyim. 1-2 ay sonra tekrardan mahkeme görülecek ve bu mahkemede karşı tarafın en ağır şekilde ceza alması için mücadelemize devam edeceğiz. En başından beri bu davada yanımızda olan Umur Yıldırım’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.”

 

Şule Çet, 29 Mayıs 2018’de tecavüz edildikten sonra intihar süsü verilerek öldürüldü.

 


Deliller yok edildi, tecavüz ve cinayet örtbas edildi.

 


Sanık avukatları, gülerek Şule’nin kızlık zarında eski yırtıklar olduğunu, bakire olmadığını, içki içtiğini söyledi.

 


Şule’nin evine erkek alıp almadığını, öğrenci olduğu halde neden çalışmaya gerek duyduğunu soruldu.

 


Sanık yakını Şule’nin babasına ‘Kızının o saatte neden orada olduğunu soracaksın’ dedi.

Failleri aklamak için 8–9 ay sonra yargılama aşamasında diğer delilleri silerek sadece olay gecesindeki görüntüleri basına servis edildi.

Sosyal medya ve haber kanallarında Şule’nin içki içmesine vurgu yapılarak tecavüz meşrulaştırıldı.

Taciz edildiğimde, tecavüze uğradığımda, öldürüldüğümde

Saati değil, bekaretimi değil, neden orada olduğumu değil, evime kimi aldığımı değil, ne içtiğimi değil, beni değil

Suçluyu sorgula

Başka Şule’ler öldürülmesin diye 

Şule Çet için adalet istiyoruz.

Sosyal medya hesaplarınızda #ŞuleÇetİçinAdalet hashtagleyini kullanarak yaymanız çok önemli. 

Bizleri, Twitter ve İnstagram ve Facebook’tan ( @suleicinadalet ) hesaplarından takip ederek, davayı takip edebilirsiniz.

 

Daha fazla kişiye ulaşması için lütfen whatsapp, Facebook, Twitter, İnstagram hesaplarınızda ve gruplarınızda paylaşın!

 

 



Bugün Şule Çet imzanı bekliyor!

Şule Çet İçin Adalet bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «#ŞuleÇetİçinAdalet @suleicinadalet». Şule Çet ve imza atan diğer 91.921 kişiye katıl.