

Merhaba arkadaşlar,
Yıllardır beklediğimiz kanun teklifi dün Meclis Başkanına sunuldu.
Hayvanların birer mal değil, hissedebilir ve duyarlı canlılar olduğuna dair tek bir atıf göremediğimiz teklifin getirdiği değişiklikler yayın organlarında her ne kadar bir “müjde” gibi sunulsa da ne yazık ki hayvan korumacılar için bir hayal kırıklığı oldu. Çünkü:
· Avcılık, hayvan deneyleriyle ilgili hiçbir düzenleme yapılmamış.
· Deve-boğa güreşleri, evcil hayvan üretim ve satışı, fayton ve mobil kısırlaştırma yasaklanmamış.
· Kara ve su sirkleri, yunus terapi ve gösteri merkezi, hayvanat bahçesi (yeni adıyla “doğal yaşam parkı”) adı verilen esarethaneler kapatılmıyor.
· “Yasaklı ırk” tanımı ile barınaklara hapsedilen hayvanlar ailelerine geri verilmiyor.
· Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımının kalkacağına dair net bir ibare yok.
· Evlerde bakılan hayvan sayısıyla ilgili düzenlemenin Yönetmelikte yapılacağı söyleniyor ki bu da hayli endişe verici.
· Bakım ve sorumluluğu altındaki hayvanı terk edenlere komik bir para cezası getirilmiş: 2000TL.
· Gerek önceki dönemlerdeki yasama çalışmalarında gerekse araştırma komisyonunda ısrarla talep ettiğimiz, hayvan haklarını ihlal eden kişilere “hayvan sahiplenmekten men”e dair tek bir düzenleme yok.
Hayvana psikolojik-fiziksel-cinsel şiddet/saldırı, işkence, öldürme fiillerine öngörülen cezalar teklifte her ne kadar hapis cezası olarak belirtilse de 2020 yılında yapılan infaz düzenlemeleri nedeniyle birkaç ay dışında yatarı olmayacak ve koşullu salıvermeyle sonuçlanacak. Yani: ceza değil, ödül.
On yedi yıl sonra hazırlanan kanun metni, tüm bu eksikliklere rağmen bir “devrim” gibi sunulamaz. En iyi ihtimalle, önümüzdeki 10 yıl boyunca hayvanları korumayan başka bir kanun ile yaşayacağız.
Bu haliyle yasa, hayvanları değil insanları koruyor: hayvan sevmeyen insanları.
Bu kanun teklifine karşı itiraz ve talepleri bir kez daha yinelemek için, 3 Temmuz 2021 Cumartesi günü saat 14.00’da KADIKÖY İSKELE MEYDANI’nda buluşuyoruz.