Toplu Taşıma Araçlarında Çocukların Oturma Hakkı İhlal Edilmesin

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 25.000.


4 milyona yakın çocuğun yaşadığı İstanbul’da her gün binlerce çocuk (Türkiye’nin 1990 yılında imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre 18 yaşına kadar herkes çocuktur) gerek ebeveynleri/bakım verenleri ile gerekse tek başlarına seyahat etmek üzere toplu taşıma araçlarını kullanıyor. Ancak gözlemliyor, deneyimliyor ve biliyoruz ki; toplu taşıma araçlarında her gün çocuk hakkı ihlalleri yaşanıyor. Çocuklar toplu taşıma araçlarıyla seyahat ederken yetişkinlerin onları birey olarak kabul etmeyen, yok sayan ve hor gören muamelelerine maruz kalıyorlar.

İETT Yolcu Hakları Bildirgesi’nde “6 yaşından küçük çocuklar ücretsiz olarak seyahat edebilir. 6 yaşından büyük çocuklar ücrete tabidir” deniyor. Ücrete tabi olmayan çocukların kucakta taşınması gerektiğine dair bir yönlendirme olmamasına rağmen, toplu taşıma araçlarında yetişkinler, seyahat sırasında oturmakta olan çocukların yerlerinden kalkmalarını istiyor. Yetişkinlerin büyük çoğunluğu, oturarak seyahat eden bir çocuk gördüklerinde ondan yer vermesini bekliyor. Yetişkinlere yer vermeyen çocuk ve/veya ebeveyni kınanıyor, azarlanıyor ve çocuk bir şekilde yerinden kaldırılıyor. Bazen de yetişkinler çocuğun yerine oturup çocuğu kucaklarına almayı teklif ederek onu, tanımadıkları bir yetişkinle temasa davet eden son derece sınırsız ve riskli bir yaklaşım sergiliyorlar. Ayakta seyahat eden çocuklara yer vermek ise yetişkinlerin aklının ucundan bile geçmiyor. Bütün bunlar çocukların hem bedensel ve duygusal bütünlüklerini, hem de fiziksel güvenliklerini tehdit ediyor/zedeliyor.

Belediyenizin yetkisi dahilinde olmamakla birlikte, İstanbulluların sıklıkla kullandığı Marmaray trenlerindeki “Çocuklarınızı kucağınıza alarak diğer yolculara yer açtığınız için teşekkür ederiz” şeklindeki uyarı da yetişkinlerin çocukları görmezden gelen ve onlara eşya muamelesi yapan tavırlarına destek oluyor.

Kucağa oturabilecek yaşta ve büyüklükte olan çocuklar, yanlarındaki yetişkinin kucağında seyahat ederler. Sorumluluk sahibi hiçbir yetişkin, küçük yaşta bir çocuğun, tek başına koltukta oturarak savrulmasını göze almaz. Kucağa alınmak için büyümüş olan, gerek okul öncesi gerekse okul çağındaki çocuklar ise -ücrete tabi olan 6 yaşın altında ya da üstünde olmaları fark etmeksizin- toplu taşıma araçlarında oturarak seyahat etmek konusunda yetişkinlerden daha öncelikli olmalıdır. Bunun birkaç sebebi var:

(1) Toplu taşıma araçları çocukların özellikleri ve ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmıyor. Kamusal alanların büyük kısmı sağlıklı yetişkinlerin ihtiyaçları öncelenerek planlanıyor. Halihazırdaki tasarımıyla İstanbul’daki toplu taşıma araçları, çocukların güvenle seyahat edebilmeleri için uygun koşulları barındırmıyor. Yukarıya asılı tutunma aparatları çocukların boyuna uygun yapılmıyor. Yeterince uzun boylu olmayan bir yetişkinin bile tutunmakta zorlandığı düşünüldüğünde, çocukların güvenle ayakta durmasını beklemek gerçekçi değil.  Toplu taşıma araçlarının çocukların ihtiyaçlarını görmeyen bu tasarımı çocukların ötekileştirilmesine zemin hazırlıyor.

(2) Çocukların hareketli alanlarda dengede kalabilmesi daha zor. Ani hareketler (durma, kalkma, dönüş, hız değişimleri) çocuk bedeninde yetişkin  bedenine kıyasla daha büyük sarsılmalara, ani denge bozulmalarına sebep oluyor. 

(3) Kalabalık mekanlarda ayakta olmak ve arada sıkışmak çocukları tedirgin ediyor. Alışılagelmiş bir kamusal alanın/mekanın tanımlı girişleri ve yoğunluğu belli bir kullanıcısı varken, toplu taşıma alanları ve araçlarında girişler çok sayıda yerden yapılabiliyor ve yoğunluk aniden artabiliyor. Bu durum toplu taşıma araçlarını çocuklar için tedirgin edici hale getirebiliyor. Diğer yandan, kişisel alanın son derece dar olduğu ve sürekli sınır ihlallerinin yaşandığı bu alanlarda, çocukları kendilerinden cüsse olarak daha büyük yetişkinlerin arasında sıkışmak zorunda bırakmak zorlayıcı ve riskli.

(4) Çocuklar da yoruluyor. Küçük yaştaki çocuklar uzun süre ayakta durabilecek donanıma sahip değil. Okula giden çocuklar ise okulda geçirdikleri ortalama 7 saatin sonunda bedensel ve zihinsel olarak yorgun hissediyor. Ülkemizdeki azımsanmayacak sayıdaki “çocuk işçi” gerçeğini düşününce, okulda olmaları gerekirken bir sömürü düzeninde çalıştırılan çocuklar fazlasıyla yorgun düşüyor.

(5) Toplu taşıma araçlarında çocuklara öncelik verilmesi onlara saygısızlığı öğretmiyor. Çocuğun yetişkine koşulsuz saygı göstermesi ve itaat etmesi gerektiğini düşünen toplumsal algı, ülkemizde çocuk istismarı oranlarının yüksek olmasının altında yatan en temel sebeptir. Çocuğu birey olarak görmeyen bu tutum derhal terk edilmelidir. Bir yetişkinin, sırf yaşça ve deneyimce daha büyük olduğu için çocuktan saygı beklemesi hiyerarşidir, güç ilişkisidir. Üstelik saygı tek yönlü olmaz. Çocukların varoluşları saygıyı hak eder.  Çocuklara toplu taşıma araçlarında öncelik tanınması saygısızlık, görgüsüzlük ya da “eski köye yeni adet” değil, bir çocuk hakkı, güvenlik ve sağduyu meselesidir.

Sayın İmamoğlu, bütün bunlardan ve “İstanbul’un bir çocuk kenti, çocuk dostu bir kent olmasını istiyoruz” beyanınızdan hareketle; çocuk merkezli belediyecilik anlayışıyla adımlar atmanızı, çocukların toplu taşıma araçlarında oturma hakkına kavuşmaları konusunda düzenlemeler yapmanızı ve otobüs, metrobüs, trenler dahil ilgili İETT araçlarında bu hakkı yetişkinlere hatırlatan video, görseller ve içeriklerle konuya dikkat çekmenizi talep ediyoruz.

Ülkemizde “çocuk” algısının ve çocuğa karşı bakışın temelden değişmesi gerekiyor ve bu değişimde hepimize sorumluluk düşüyor. Çocukların yetişkinlerle en sık karşı karşıya geldikleri kamusal alanlardan biri olan toplu taşıma araçları, böylesine bir değişimi başlatmak için çok doğru yerler. Çocukları hiyerarşik olarak yetişkinlerin gerisinde konumlandırarak, yetişkinler tarafından ezilmelerine sebep olan bu bakış açısını ve mevcut düzenlemeleri değiştirmek üzere sizi harekete geçmeye davet ediyoruz.

Elif Doğan & Efsun Sertoğlu