KHK ve FETÖ/PDY Davaları Mağdurlarına Dair Bir Manifesto

0 have signed. Let’s get to 500!


Biz bu manifestoyu imzalayan insanlar olarak Gülen cemaatinin merkezinde (Fethullah Gülen'in liderliğinde) bir “organize suç örgütü” olduğunu görüyoruz. Bu örgüt 15 Temmuz’a karışıp insanların ölümüne sebep oldukları için FETÖ şeklinde de adlandırılmaktadır. Bu örgütten devlet kurumları içerisindeki (özellikle Askeriye, Emniyet, İstihbarat, Adliye’deki) ve 15 Temmuz darbe girişimi ile alakalı suçlarından dolayı hesap sorulmasını istiyoruz.

Bununla beraber devletimizin maalesef Terör Örgütü tanımını çok geniş yorumladığını ve içerisine çok sayıda masumu doldurup, bu insanları çok zor durumda bıraktığını düşünüyoruz. FETÖ/PDY davalarında cemaat okuluna çocuğunu göndermek, sohbete gitmek, bağışta (himmet) bulunmak, üniversitede cemaat evlerinde ya da yurtlarında kalmak, Bank Asya’ya para yatırmak, sendikaya üye olmak, Bylock uygulamasını kullanmak gibi aslında doğrudan suç delili olmayan ve bu yapının “hususi-mahrem” değil, görünür tarafını cezalandıran unsurların kullanılmasının büyük mağduriyetlere sebep olduğunu gözlemliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” şeklinde özetlediği görüşe geri dönülmesi gerektiğine ve suç işleyen ve işlemeyen ayrımının adil bir şekilde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Gülen cemaatinin tabanını oluşturan öğretmenler, esnaflar, öğrenciler, memurlar, ev hanımları yerine kadrolaşma, adam kayırma veya bezdiri (mobbing), usulsüzlük, iftira, tehdit, şantaj, görevini kötüye kullanma gibi suçları planlayanlara, işleyenlere ve bunları azmettirenlere ceza verilmesi gerekirdi. Hala bu yanlışlardan dönülmesi için çok geç değil diye düşünüyoruz.

Cemaat tabanındaki insanların büyük kısmı, köylü, işçi, esnaf veya orta direk anne-babaların küçük yaşlarda ahlaklı ve iyi insan olmaları için cemaatlere teslim ettiği çocuklarıdır. Tevil ve tedbirle eğitilmiş, şefkat tokadıyla korkutulmuş ve “altın nesil” olacakları iddiası ile motive edilmiş bu gençlerin iyi niyetleri kötü niyetli insanlar tarafından suistimal edildi. Bunun bedeli çok ağır şekilde ödendi. Bireysel olarak suç işlememiş ve yaptıklarını dini saiklerle yapmış olan ama ceza gören mağdurların mağduriyetlerin giderilmesi sadece mağdurların hayatları adına iyi olmayacak, aynı zamanda devletimizi FETÖ diye adlandırılan suç örgütü ile mücadelede doğru ve efektif bir yola sokmuş olacaktır.

Yine aynı şekilde çok basit bir şikâyet ile görevlerinden savunmaları alınmadan atılan KHK’lıların Gülen cemaati bağlantısı olsun olmasın eğer suç işlediklerine dair somut delil bulunmuyorsa görevlerine iade edilmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu kişiler sadece işlerinden olmadılar; aynı zamanda başka işlere girmelerine de izin verilmedi, ülke onlar için bir açık cezaevi haline getirildi. Beraat alanlar bile çoğu itibariyle işlerine iade edilmediler, pasaportları geri verilmedi. Artık ülkemizde bir kangren halini almış KHK probleminin bir an önce çözülmesini istiyoruz. Daha genel olarak ve ülke refahı açısından, KHK mağduriyetlerinin ülkemizdeki yetişmiş insan kaynaklarına ciddi bir hasar verdiğini düşünüyor ve ülkenin ilerlemesi yolunda büyük bir felaket olarak görüyoruz. Bu yanlış uygulamalar, sadece KHK’lılara değil, tüm topluma zarar verecek bir büyük bir problemdir. Mağduriyetlerin giderilmesi de sadece KHK’lıların değil, tüm ülkenin menfaatine olacaktır.

Devletimize sesleniyoruz: FETÖ denilen suç örgütünü bitirmek istiyorsanız lütfen Gülen cemaatini dini bir yapı olarak görün (cemaatinin yakın zamana kadar dini bir yapı olarak görüldüğünü ve Sayın Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere toplumun hemen kesiminden destek gördüğünü unutmayın), dini saikle faaliyet gösterenlere ve KHK’lılara yapılan haksızlıklara son verin. Kaldı ki haksızlıkları gidermek, adaleti tesis etmek, devletin en önemli sorumluluğudur. Aynı derecede önemli olarak: masum suçlu ayırımının yapılmaması mağduriyetlerin oluşmasının yanı sıra--asıl suçlu olan--suç örgütünün de işine gelmektedir. Lütfen KHK mağdurlarını ve FETÖ/PDY davalarındaki suçsuz olan tabandan olan mağdurları artık dinleyin, anlamaya çalışın; mağduriyetlere son verin, hatta gönüllerini kazanın, kucak açın. Onlar devlet yöneticilerinden daha fazla kandırılmış durumdalar, ama tepelerine çöküldüğü için neye uğradıklarını şaşırdılar, çok ama çok zor durumdalar. 15 Temmuz sonrası süreç çok yanlış gitti ve çok uzun sürdü kanaatimizce. 

Zaman artık yanlışlıklardan dönmek, adaleti sağlamak, barışmak, diyalog kurmak ve yaralarımızı beraber sarmak zamanıdır. Bu manifestomuzun bir diyalog zeminin açılmasına ve mağduriyetlerin giderilmesine vesile olmasını diliyoruz. 

Manifestomuzu devletimize ve tüm Türkiye kamuoyuna arz ediyoruz.