Türkiye'de YAŞAMAK İSTİYORUZ YETER ARTIK! BİR SES ÇIKARIN! BUNUN SUÇLUSU BİZ DEĞİLİZ!


Türkiye'de YAŞAMAK İSTİYORUZ YETER ARTIK! BİR SES ÇIKARIN! BUNUN SUÇLUSU BİZ DEĞİLİZ!
Kampanya metni
YETER ARTIK!
Kimseden ses çıkmıyor.
Biri şaka gibi kırmızı kart gösterir.
Ötekine göre her şey güllük gülistanlık.
Hakkımız yeniyor. Daha ne olması gerekir.
Biz Halkız. Bunu hak etmiyoruz!
Demokratik ülkelerde millet sokaklara dökülür aynı senaryolarda…
Ki gördük örnekleri çok fazla…
Bir kaç yıl önce Fransa’da emekliler hakkı olanı alamayacakları söylentisiyle bile sokaklara döküldü ve demokratik hakkını kullanarak haklarını söke söke aldı.
Yine aynı ülkede Çiftçiler hakları yendiğinde Paris sokaklarını tezeklerle doldurarak haklarını söke söke aldılar.
Bizde niye hesap soran yok?
Biz halk değil miyiz?
Ülkeyi ülke yapan bizleriz…
Seçilenleri biz seçtik haklarımızı gözetsinler diye…
Adalet, ekonomi tüm alanlarda büyük bir mahvoluş söz konusu…
Hakkımızı yedirmeyelim. Bu müsrifliklerin sorumlusu halk değildir!
Bu çileyi çekmek zorunda değiliz.
Meclis lokantasında seçilenler, buna karar verenler 10₺ çoban kavurma yerken, seçenler yani millet 10₺ ekmek bulabilmek için saatlerce halk ekmek kuyruğunda sıra bekliyor.
Tüm demokratik, hukuksal, kamusal haklarımızı kullanalım.
Sarayların elektiriği, uzaya çıkılan tatil gezilerinin, yap işlet devretlerin %500 zamlı güncellenmiş tablolarının bir sonu gelmeli.
Milli gelirden hak ettiğimizi istiyoruz.
Ülke olarak zor günlerde isek bunu hep birlikte göğüslemeliyiz. Sadece yaşama çalışanlar değil!
Bunu sivil toplum kuruluşları mı organize ediyor. Demokrasi ve insana gerçekten değer veren partiler mi organize ediyor yoksa halkın kendisi halk olmanın gücünü kullanıp toplanıp hakkını arıyor artık birşeyler olmalı.
Tencere kaynamıyor.
Artık bir tenceremiz bile yok.
Bıçak kemiği deldi geçti…
Var olduğumuz durumu kabaca örneklendirecek olursak;
Yasal olarak onaylanan zam oranı %60 olan bir kiracının maaşına uygulanan zam oranı yalnızca %30.
2024 yılında 20.000₺ kazanan bir emekçinin 20.000₺ olan kira gideri, 2025 yılında devletin onayladığı ÜFE/TÜFE’ye göre %60 zam ile 32.000₺'ye çıkarken, maaş geliri ise yine aynı devletin belirlediği %30 zamla sadece 26.000₺'ye çıkabiliyor. Bunun ikisine de onay veren yine devletin kendi aklı.
Motorlu taşıtlar vergime (MTV) %45 zam gelirken, neden maaşıma aynı oranda zam gelmiyor? Bunun suçlusu ben miyim?
Karşılaştığımız bu durum ülkemizin birçok asgari ücretli, emekli ve memurunun var olan gerçekliği. Memurların %10, asgari ücretlinin %30 ve emeklilerin %15 zam aldığı bir ülkede, vergilere, harçlara ve temel yaşam malzemelerine yapılan güncelleme yani yeniden değerleme oranı %43.73. Bu tabloya baktığımızda suçlu halk değil, ülke yönetimi ve müsrif harcamalarıdır. Bu sorunla ilgili bir ses yükseltmeyen politikacılarına soruyoruz: Neden?
Yeterince suçlandık, artık daha iyi bir muamele ve adaletli bir yapılanma hakkımız. Ekonominin bu şekilde yönetilmesi, birçok Türk vatandaşını derin bir mali zorluk içerisine sürüklüyor. Bu duruma artık bir sınır koymalıyız. Bu durumdan etkilenen herkesin, Türkiye'nin geleceği için adaletli kazanç ve vergi oranlarını talep etmesi gerekiyor. Bu dilekçeyi imzalar mısınız?
1
Kampanya metni
YETER ARTIK!
Kimseden ses çıkmıyor.
Biri şaka gibi kırmızı kart gösterir.
Ötekine göre her şey güllük gülistanlık.
Hakkımız yeniyor. Daha ne olması gerekir.
Biz Halkız. Bunu hak etmiyoruz!
Demokratik ülkelerde millet sokaklara dökülür aynı senaryolarda…
Ki gördük örnekleri çok fazla…
Bir kaç yıl önce Fransa’da emekliler hakkı olanı alamayacakları söylentisiyle bile sokaklara döküldü ve demokratik hakkını kullanarak haklarını söke söke aldı.
Yine aynı ülkede Çiftçiler hakları yendiğinde Paris sokaklarını tezeklerle doldurarak haklarını söke söke aldılar.
Bizde niye hesap soran yok?
Biz halk değil miyiz?
Ülkeyi ülke yapan bizleriz…
Seçilenleri biz seçtik haklarımızı gözetsinler diye…
Adalet, ekonomi tüm alanlarda büyük bir mahvoluş söz konusu…
Hakkımızı yedirmeyelim. Bu müsrifliklerin sorumlusu halk değildir!
Bu çileyi çekmek zorunda değiliz.
Meclis lokantasında seçilenler, buna karar verenler 10₺ çoban kavurma yerken, seçenler yani millet 10₺ ekmek bulabilmek için saatlerce halk ekmek kuyruğunda sıra bekliyor.
Tüm demokratik, hukuksal, kamusal haklarımızı kullanalım.
Sarayların elektiriği, uzaya çıkılan tatil gezilerinin, yap işlet devretlerin %500 zamlı güncellenmiş tablolarının bir sonu gelmeli.
Milli gelirden hak ettiğimizi istiyoruz.
Ülke olarak zor günlerde isek bunu hep birlikte göğüslemeliyiz. Sadece yaşama çalışanlar değil!
Bunu sivil toplum kuruluşları mı organize ediyor. Demokrasi ve insana gerçekten değer veren partiler mi organize ediyor yoksa halkın kendisi halk olmanın gücünü kullanıp toplanıp hakkını arıyor artık birşeyler olmalı.
Tencere kaynamıyor.
Artık bir tenceremiz bile yok.
Bıçak kemiği deldi geçti…
Var olduğumuz durumu kabaca örneklendirecek olursak;
Yasal olarak onaylanan zam oranı %60 olan bir kiracının maaşına uygulanan zam oranı yalnızca %30.
2024 yılında 20.000₺ kazanan bir emekçinin 20.000₺ olan kira gideri, 2025 yılında devletin onayladığı ÜFE/TÜFE’ye göre %60 zam ile 32.000₺'ye çıkarken, maaş geliri ise yine aynı devletin belirlediği %30 zamla sadece 26.000₺'ye çıkabiliyor. Bunun ikisine de onay veren yine devletin kendi aklı.
Motorlu taşıtlar vergime (MTV) %45 zam gelirken, neden maaşıma aynı oranda zam gelmiyor? Bunun suçlusu ben miyim?
Karşılaştığımız bu durum ülkemizin birçok asgari ücretli, emekli ve memurunun var olan gerçekliği. Memurların %10, asgari ücretlinin %30 ve emeklilerin %15 zam aldığı bir ülkede, vergilere, harçlara ve temel yaşam malzemelerine yapılan güncelleme yani yeniden değerleme oranı %43.73. Bu tabloya baktığımızda suçlu halk değil, ülke yönetimi ve müsrif harcamalarıdır. Bu sorunla ilgili bir ses yükseltmeyen politikacılarına soruyoruz: Neden?
Yeterince suçlandık, artık daha iyi bir muamele ve adaletli bir yapılanma hakkımız. Ekonominin bu şekilde yönetilmesi, birçok Türk vatandaşını derin bir mali zorluk içerisine sürüklüyor. Bu duruma artık bir sınır koymalıyız. Bu durumdan etkilenen herkesin, Türkiye'nin geleceği için adaletli kazanç ve vergi oranlarını talep etmesi gerekiyor. Bu dilekçeyi imzalar mısınız?
1
Karar Vericiler

Kampanya 11 Ocak 2025 tarihinde başlatıldı