

Sokak Değil, Caniler Kuşatılsın: Geleceğimiz İçin Radikal Ceza ve İnfaz Reformu İstiyoruz


Sokak Değil, Caniler Kuşatılsın: Geleceğimiz İçin Radikal Ceza ve İnfaz Reformu İstiyoruz
Kampanya metni
Yasa Yapıcılara, Hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Açık Çağrımızdır:
Bizler bu ülkenin dürüst, vergisini veren, yasaya saygılı ve huzur içinde yaşamak isteyen vatandaşlarıyız. Ancak artık sabrımız da, tahammülümüz de, can güvenliğimiz de tükenmiştir! Çocuklarımızı sokağa oyun oynamaya bile çıkaramadığımız, her köşe başında bir çeteleşmeyle burun buruna geldiğimiz bir cinnet ikliminin içindeyiz.
Yönetenlere ve yasa yapıcılara, her fırsatta referans aldıkları adalet timsali Hz. Ömer’in o tarihi sözünü hatırlatıyoruz:
"Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, Gelir de Adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!"
Eğer adalet anlayışınız buysa, bugün Dicle’nin kenarında değil, İstanbul’un, Diyarbakır’ın, Ordu’nun, Balıkesir’in göbeğinde kurtlar masum çocuklarımızı kapıyor, sokak ortasında insanlarımızı parçalıyor! Ve bu sistem, o kurtları koruyor, besliyor, salıveriyor. Bu vebal doğrudan sizlerin, yasa yapıcıların omuzlarındadır!
Son 10 yılda gözlerimizin önünde yaşananlar rastlantısal delilikler değil, adalet sistemindeki boşlukların, cezasızlık algısının ve infaz yasalarındaki tavizlerin yarattığı sistemsel bir çürümedir. Bizler artık çocuklarımızı sokakta oyun oynamaya gönderemez, akşamları güvenle yürüyemez hale geldik. Toplumsal hafızamızdan silinmeyen şu acı tabloya iyi bakın. Bu feryat, adalete susamış bir milletin çığlığıdır:
Sokaklarimizi Teslim Alan Gençlik Suçları ve Çeteleşme:
Büyükçekmece’de sokakta tamamen sudan bir sebeple, sırf "Sigara vermediği" için bıçaklanarak hayattan koparılan 16 yaşındaki Abdülbaki,
Kadıköy’ün göbeğinde, hiçbir husumeti yokken 14 yerinden bıçaklanarak vahşice katledilen 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi,
Sokakta yürürken anlık bir "Yan baktın" ağız dalaşı bahane edilerek kalbinden bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Atlas Çağlayan,
Küçükçekmece’de cadde ortasında akran grupları tarafından sıkıştırılarak infaz edilen 16 yaşındaki Yusuf Buğra Demirci...
"Cezasızlık" Algısının Yarattığı Canavarlıklar:
Henüz 19 yaşında olmasına rağmen 26 farklı suç kaydıyla sokaklarda elini kolunu sallayarak gezen bir cani tarafından şehit edilen 26 yaşındaki polis memurumuz Şeyda Yılmaz,
Sipariş dönüşü sokakta hiç tanımadığı, halihazırda 6 ayrı yaralama sabıkası bulunan 17 yaşındaki bir çocuk tarafından önü kesilerek 25 yerinden bıçaklanan motokurye üniversite öğrencisi Ata Emre Akman,
Açık cezaevinden elini kolunu sallayarak firar eden bir cani tarafından evinin kapısının önünde takip edilerek katledilen 20 yaşındaki balerin Ceren Özdemir,
Hastane acil servisi girişinde, ambulanstan indirildiği sırada sırf "Hasmına benzetildiği" için korumasızca öldürülen 17 yaşındaki lise öğrencisi Emre Tyler Mays...
En Güvenli Yerde; Evimizde ve Çevremizde Karşılaştığımız Vahşet:
Tavşantepe köyünde katledilip, tüm bir köyün ve akrabalarının organize "sessizlik sarmalıyla" delilleri gizlenerek bir çuval içinde dere yatağına gömülen 8 yaşındaki Narin Güran,
Tekirdağ'da en yakınlarının ihmali ve en ağır cinsel/fiziksel istismar zinciri neticesinde henüz 2 yaşında hayata gözlerini yuman Sıla Bebek,
SGK'dan haksız kazanç sağlamak amacıyla bebekleri gereksiz yere yoğun bakımda tutarak ölümlerine yol açan, tıp etiğini ve insanlığı ayaklar altına alan Yenidoğan Çetesi skandalı...
Dijital Çürüme, Saplantı ve Kadına Yönelik Vahşi Şiddet:
Kontrolsüz siber hücrelerde (incel gruplarında) beslenerek iki genç kadını vahşice katledip surlardan atlayan Semih Çelik’in katlettiği İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil,
Akşam iş çıkışı evine yürürken elinde samuray kılıcıyla sokakta "kolay kurban" arayan bir psikopat tarafından sokak ortasında katledilen mimar Başak Cengiz,
Bir lokantada 10 yaşındaki kızının gözü önünde boğazı kesilen ve kızının 'anne ne olur ölme' çırpınışına, annenin 'ölmek istemiyorum' feryadı kulaklarımızdan silinmeyen Emine Bulut,
Bir plazanın 20. katından aşağı atılan ve ilk andan itibaren olayın üstü "intihar" denilerek kapatılmaya çalışılan üniversite öğrencisi Şule Çet...
Biz Katilleri Kendi Vergilerimizle Beslemek İstemiyoruz!
Mevcut yasalardaki infaz indirimleri, "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) adı altında katillere sağlanan yasal esneklikler ve mahkeme salonlarındaki "iyi hal" tiyatroları sokaktaki suçlulara cesaret vermektedir. Suçlular adalet sistemine meydan okumakta, nasıl olsa az yatıp çıkacaklarını bilerek can almaktadır.
Daha da acısı; toplumun canına, namusuna, malına kasteden bu canavarlar, cezaevlerinde dürüst vatandaşın alın teriyle ödediği vergilerle beslenmektedir. Bizim vergilerimiz çocuklarimizi katledenlerin, kadınlara tecavüz edenlerin, emeğimizi çalanların cezaevi masraflarına harcanamaz! Cezasızlık algısı sokaklarımızı esir almış durumdadır.
Net ve Tavizsiz Taleplerimiz:
Biz aşağıda imzası olan vatandaşlar olarak, adalet duygumuzun yeniden tesisi ve toplumun bekası için şu Radikal Ceza ve İnfaz Reformu’nun derhal hayata geçirilmesini talep ediyoruz:
1-En Ağır Suçlara İdam Cezası: Çocuk katillerine, terör suçu işleyenlere ve masum insanların hayatına canice hislerle, tasarlayarak kasteden katillere İDAM CEZASI geri getirilmelidir.
2-Cinsel İstismara Tıbbi/Cerrahi Yaptırım (Kastrasyon): Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüz suçu işleyen yaratıklara karşı en ufak bir iyi hal indirimi uygulanmaksızın, en ağır hapis cezasının yanında mutlak ve geri dönülemez tıbbi/cerrahi hadım şartı getirilmelidir.
3-Sıfır İnfaz İndirimi ve Çalışma Zorunluluğu: Ağır suçlarda (Cinayet, Gasp, Tecavüz, Nitelikli Hırsızlık) hiçbir infaz indirimi, denetimli serbestlik veya af kapsamı olmamalıdır. Ayrıca cezaevindeki mahkumlar dürüst vatandaşın sırtına yük olmamalı; kendi bakım masraflarını karşılamak üzere ağır kamu işlerinde zorunlu olarak çalıştırılmalıdır. Vergilerimiz canilere harcanmamalıdır.
4-Mükerrer Suçlulara Kesintisiz Tecrit: Bir insanın onlarca suç kaydı varken sokakta gezebilmesi yasal bir cinayettir. Suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, hırsızlığı ve gaspı meslek edinen kişilere karşı yasalar en sert ve caydırıcı kırbaç olmalıdır. Suç kaydı 3'ü geçen kronik suçlular, işledikleri son suç küçük bile olsa doğrudan uzun süreli hapisle sokaklardan tamamen uzaklaştırılmalı ve Kamusal ağır işlerde çalıştırılarak kendi iaşeleri çıkarılmalıdır.
Sokaklar canilerin değil, çocukların oyun alanıdır. Adalet mülkün temeliyse, o temel sarsılmıştır ve onu ayağa kaldıracak olan yasa yapıcılardır. Sorumluluğunuzdan kaçamazsınız.
Sesimizi duyun, yasaları değiştirin, sokaklarımızı bize geri verin!
ÖNEMLİ EYLEM ÇAĞRISI (BU ADIMI MUTLAKA YAPIN!)
Sadece imza atmak yetmez, sesimizi doğrudan karar merciine resmi olarak iletmek zorundayız. Bürokratik engelleri aşmanın yolu, Adalet Bakanlığı'nın önüne binlerce aynı talebin düşmesidir.
Sadece 1 dakikanızı ayırarak şu iki adımı uygulayın:
1- Aşağıdaki tırnak içindeki metni tamamen kopyalayın.
2- www.cimer.gov.tr adresine tıklayın, e-Devlet ile giriş yapın ve 'Adalet Bakanlığını' seçerek metni yapıştırıp gönderin.
'ADALET BAKANLIĞI MAKAMINA,
Ülkemizde son dönemde kasten öldürme, çocuk katli, nitelikli cinsel saldırı suçlarında yaşanan artış ve onlarca suç kaydı bulunan mükerrer suçluların sokaklardaki pervasızlığı kamu düzenini tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bakanlığınız bünyesinde hazırlığı yürütülen yeni yargı paketleri ve mevzuat çalışmaları kapsamında, aşağıda belirtilen somut ceza ve infaz reformu önerilerinin ivedilikle kanun tekliflerine dönüştürülüp yasalaşmasını talep ediyorum:
Bir vatandaş olarak, adalet duygumuzun yeniden tesisi ve toplumun bekası için şu Radikal Ceza ve İnfaz Reformu’nun derhal hayata geçirilmesini talep ediyorum:
1-En Ağır Suçlara İdam Cezası: Çocuk katillerine, terör suçu işleyenlere ve masum insanların hayatına canice hislerle, tasarlayarak kasteden katillere İDAM CEZASI geri getirilmelidir.
2-Cinsel İstismara Tıbbi/Cerrahi Yaptırım (Kastrasyon): Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüz suçu işleyen yaratıklara karşı en ufak bir iyi hal indirimi uygulanmaksızın, en ağır hapis cezasının yanında mutlak ve geri dönülemez tıbbi/cerrahi hadım şartı getirilmelidir.
3-Sıfır İnfaz İndirimi ve Çalışma Zorunluluğu: Ağır suçlarda (Cinayet, Gasp, Tecavüz, Nitelikli Hırsızlık) hiçbir infaz indirimi, denetimli serbestlik veya af kapsamı olmamalıdır. Ayrıca cezaevindeki mahkumlar dürüst vatandaşın sırtına yük olmamalı; kendi bakım masraflarını karşılamak üzere ağır kamu işlerinde zorunlu olarak çalıştırılmalıdır. Vergilerimiz canilere harcanmamalıdır.
4-Mükerrer Suçlulara Kesintisiz Tecrit: Bir insanın onlarca suç kaydı varken sokakta gezebilmesi yasal bir cinayettir. Suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, hırsızlığı ve gaspı meslek edinen kişilere karşı yasalar en sert ve caydırıcı kırbaç olmalıdır. Suç kaydı 3'ü geçen kronik suçlular, işledikleri son suç küçük bile olsa doğrudan uzun süreli hapisle sokaklardan tamamen uzaklaştırılmalı ve Kamusal ağır işlerde çalıştırılarak kendi iaşelerini çıkarmalıdırlar.
Sokaklar canilerin değil, çocukların oyun alanıdır. Adalet mülkün temeliyse, o temel sarsılmıştır ve onu ayağa kaldıracak olan yasa yapıcılardır. Sorumluluğunuzdan kaçamazsınız.
Sesimizi duyun, yasaları değiştirin, sokaklarımızı bize geri verin!
Vatandaş olarak can güvenliğimin korunması adına bu taleplerimin mevzuat hazırlık süreçlerine dahil edilmesini arz ederim.'

26
Kampanya metni
Yasa Yapıcılara, Hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Açık Çağrımızdır:
Bizler bu ülkenin dürüst, vergisini veren, yasaya saygılı ve huzur içinde yaşamak isteyen vatandaşlarıyız. Ancak artık sabrımız da, tahammülümüz de, can güvenliğimiz de tükenmiştir! Çocuklarımızı sokağa oyun oynamaya bile çıkaramadığımız, her köşe başında bir çeteleşmeyle burun buruna geldiğimiz bir cinnet ikliminin içindeyiz.
Yönetenlere ve yasa yapıcılara, her fırsatta referans aldıkları adalet timsali Hz. Ömer’in o tarihi sözünü hatırlatıyoruz:
"Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, Gelir de Adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!"
Eğer adalet anlayışınız buysa, bugün Dicle’nin kenarında değil, İstanbul’un, Diyarbakır’ın, Ordu’nun, Balıkesir’in göbeğinde kurtlar masum çocuklarımızı kapıyor, sokak ortasında insanlarımızı parçalıyor! Ve bu sistem, o kurtları koruyor, besliyor, salıveriyor. Bu vebal doğrudan sizlerin, yasa yapıcıların omuzlarındadır!
Son 10 yılda gözlerimizin önünde yaşananlar rastlantısal delilikler değil, adalet sistemindeki boşlukların, cezasızlık algısının ve infaz yasalarındaki tavizlerin yarattığı sistemsel bir çürümedir. Bizler artık çocuklarımızı sokakta oyun oynamaya gönderemez, akşamları güvenle yürüyemez hale geldik. Toplumsal hafızamızdan silinmeyen şu acı tabloya iyi bakın. Bu feryat, adalete susamış bir milletin çığlığıdır:
Sokaklarimizi Teslim Alan Gençlik Suçları ve Çeteleşme:
Büyükçekmece’de sokakta tamamen sudan bir sebeple, sırf "Sigara vermediği" için bıçaklanarak hayattan koparılan 16 yaşındaki Abdülbaki,
Kadıköy’ün göbeğinde, hiçbir husumeti yokken 14 yerinden bıçaklanarak vahşice katledilen 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi,
Sokakta yürürken anlık bir "Yan baktın" ağız dalaşı bahane edilerek kalbinden bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Atlas Çağlayan,
Küçükçekmece’de cadde ortasında akran grupları tarafından sıkıştırılarak infaz edilen 16 yaşındaki Yusuf Buğra Demirci...
"Cezasızlık" Algısının Yarattığı Canavarlıklar:
Henüz 19 yaşında olmasına rağmen 26 farklı suç kaydıyla sokaklarda elini kolunu sallayarak gezen bir cani tarafından şehit edilen 26 yaşındaki polis memurumuz Şeyda Yılmaz,
Sipariş dönüşü sokakta hiç tanımadığı, halihazırda 6 ayrı yaralama sabıkası bulunan 17 yaşındaki bir çocuk tarafından önü kesilerek 25 yerinden bıçaklanan motokurye üniversite öğrencisi Ata Emre Akman,
Açık cezaevinden elini kolunu sallayarak firar eden bir cani tarafından evinin kapısının önünde takip edilerek katledilen 20 yaşındaki balerin Ceren Özdemir,
Hastane acil servisi girişinde, ambulanstan indirildiği sırada sırf "Hasmına benzetildiği" için korumasızca öldürülen 17 yaşındaki lise öğrencisi Emre Tyler Mays...
En Güvenli Yerde; Evimizde ve Çevremizde Karşılaştığımız Vahşet:
Tavşantepe köyünde katledilip, tüm bir köyün ve akrabalarının organize "sessizlik sarmalıyla" delilleri gizlenerek bir çuval içinde dere yatağına gömülen 8 yaşındaki Narin Güran,
Tekirdağ'da en yakınlarının ihmali ve en ağır cinsel/fiziksel istismar zinciri neticesinde henüz 2 yaşında hayata gözlerini yuman Sıla Bebek,
SGK'dan haksız kazanç sağlamak amacıyla bebekleri gereksiz yere yoğun bakımda tutarak ölümlerine yol açan, tıp etiğini ve insanlığı ayaklar altına alan Yenidoğan Çetesi skandalı...
Dijital Çürüme, Saplantı ve Kadına Yönelik Vahşi Şiddet:
Kontrolsüz siber hücrelerde (incel gruplarında) beslenerek iki genç kadını vahşice katledip surlardan atlayan Semih Çelik’in katlettiği İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil,
Akşam iş çıkışı evine yürürken elinde samuray kılıcıyla sokakta "kolay kurban" arayan bir psikopat tarafından sokak ortasında katledilen mimar Başak Cengiz,
Bir lokantada 10 yaşındaki kızının gözü önünde boğazı kesilen ve kızının 'anne ne olur ölme' çırpınışına, annenin 'ölmek istemiyorum' feryadı kulaklarımızdan silinmeyen Emine Bulut,
Bir plazanın 20. katından aşağı atılan ve ilk andan itibaren olayın üstü "intihar" denilerek kapatılmaya çalışılan üniversite öğrencisi Şule Çet...
Biz Katilleri Kendi Vergilerimizle Beslemek İstemiyoruz!
Mevcut yasalardaki infaz indirimleri, "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) adı altında katillere sağlanan yasal esneklikler ve mahkeme salonlarındaki "iyi hal" tiyatroları sokaktaki suçlulara cesaret vermektedir. Suçlular adalet sistemine meydan okumakta, nasıl olsa az yatıp çıkacaklarını bilerek can almaktadır.
Daha da acısı; toplumun canına, namusuna, malına kasteden bu canavarlar, cezaevlerinde dürüst vatandaşın alın teriyle ödediği vergilerle beslenmektedir. Bizim vergilerimiz çocuklarimizi katledenlerin, kadınlara tecavüz edenlerin, emeğimizi çalanların cezaevi masraflarına harcanamaz! Cezasızlık algısı sokaklarımızı esir almış durumdadır.
Net ve Tavizsiz Taleplerimiz:
Biz aşağıda imzası olan vatandaşlar olarak, adalet duygumuzun yeniden tesisi ve toplumun bekası için şu Radikal Ceza ve İnfaz Reformu’nun derhal hayata geçirilmesini talep ediyoruz:
1-En Ağır Suçlara İdam Cezası: Çocuk katillerine, terör suçu işleyenlere ve masum insanların hayatına canice hislerle, tasarlayarak kasteden katillere İDAM CEZASI geri getirilmelidir.
2-Cinsel İstismara Tıbbi/Cerrahi Yaptırım (Kastrasyon): Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüz suçu işleyen yaratıklara karşı en ufak bir iyi hal indirimi uygulanmaksızın, en ağır hapis cezasının yanında mutlak ve geri dönülemez tıbbi/cerrahi hadım şartı getirilmelidir.
3-Sıfır İnfaz İndirimi ve Çalışma Zorunluluğu: Ağır suçlarda (Cinayet, Gasp, Tecavüz, Nitelikli Hırsızlık) hiçbir infaz indirimi, denetimli serbestlik veya af kapsamı olmamalıdır. Ayrıca cezaevindeki mahkumlar dürüst vatandaşın sırtına yük olmamalı; kendi bakım masraflarını karşılamak üzere ağır kamu işlerinde zorunlu olarak çalıştırılmalıdır. Vergilerimiz canilere harcanmamalıdır.
4-Mükerrer Suçlulara Kesintisiz Tecrit: Bir insanın onlarca suç kaydı varken sokakta gezebilmesi yasal bir cinayettir. Suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, hırsızlığı ve gaspı meslek edinen kişilere karşı yasalar en sert ve caydırıcı kırbaç olmalıdır. Suç kaydı 3'ü geçen kronik suçlular, işledikleri son suç küçük bile olsa doğrudan uzun süreli hapisle sokaklardan tamamen uzaklaştırılmalı ve Kamusal ağır işlerde çalıştırılarak kendi iaşeleri çıkarılmalıdır.
Sokaklar canilerin değil, çocukların oyun alanıdır. Adalet mülkün temeliyse, o temel sarsılmıştır ve onu ayağa kaldıracak olan yasa yapıcılardır. Sorumluluğunuzdan kaçamazsınız.
Sesimizi duyun, yasaları değiştirin, sokaklarımızı bize geri verin!
ÖNEMLİ EYLEM ÇAĞRISI (BU ADIMI MUTLAKA YAPIN!)
Sadece imza atmak yetmez, sesimizi doğrudan karar merciine resmi olarak iletmek zorundayız. Bürokratik engelleri aşmanın yolu, Adalet Bakanlığı'nın önüne binlerce aynı talebin düşmesidir.
Sadece 1 dakikanızı ayırarak şu iki adımı uygulayın:
1- Aşağıdaki tırnak içindeki metni tamamen kopyalayın.
2- www.cimer.gov.tr adresine tıklayın, e-Devlet ile giriş yapın ve 'Adalet Bakanlığını' seçerek metni yapıştırıp gönderin.
'ADALET BAKANLIĞI MAKAMINA,
Ülkemizde son dönemde kasten öldürme, çocuk katli, nitelikli cinsel saldırı suçlarında yaşanan artış ve onlarca suç kaydı bulunan mükerrer suçluların sokaklardaki pervasızlığı kamu düzenini tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bakanlığınız bünyesinde hazırlığı yürütülen yeni yargı paketleri ve mevzuat çalışmaları kapsamında, aşağıda belirtilen somut ceza ve infaz reformu önerilerinin ivedilikle kanun tekliflerine dönüştürülüp yasalaşmasını talep ediyorum:
Bir vatandaş olarak, adalet duygumuzun yeniden tesisi ve toplumun bekası için şu Radikal Ceza ve İnfaz Reformu’nun derhal hayata geçirilmesini talep ediyorum:
1-En Ağır Suçlara İdam Cezası: Çocuk katillerine, terör suçu işleyenlere ve masum insanların hayatına canice hislerle, tasarlayarak kasteden katillere İDAM CEZASI geri getirilmelidir.
2-Cinsel İstismara Tıbbi/Cerrahi Yaptırım (Kastrasyon): Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüz suçu işleyen yaratıklara karşı en ufak bir iyi hal indirimi uygulanmaksızın, en ağır hapis cezasının yanında mutlak ve geri dönülemez tıbbi/cerrahi hadım şartı getirilmelidir.
3-Sıfır İnfaz İndirimi ve Çalışma Zorunluluğu: Ağır suçlarda (Cinayet, Gasp, Tecavüz, Nitelikli Hırsızlık) hiçbir infaz indirimi, denetimli serbestlik veya af kapsamı olmamalıdır. Ayrıca cezaevindeki mahkumlar dürüst vatandaşın sırtına yük olmamalı; kendi bakım masraflarını karşılamak üzere ağır kamu işlerinde zorunlu olarak çalıştırılmalıdır. Vergilerimiz canilere harcanmamalıdır.
4-Mükerrer Suçlulara Kesintisiz Tecrit: Bir insanın onlarca suç kaydı varken sokakta gezebilmesi yasal bir cinayettir. Suç işlemeyi alışkanlık haline getiren, hırsızlığı ve gaspı meslek edinen kişilere karşı yasalar en sert ve caydırıcı kırbaç olmalıdır. Suç kaydı 3'ü geçen kronik suçlular, işledikleri son suç küçük bile olsa doğrudan uzun süreli hapisle sokaklardan tamamen uzaklaştırılmalı ve Kamusal ağır işlerde çalıştırılarak kendi iaşelerini çıkarmalıdırlar.
Sokaklar canilerin değil, çocukların oyun alanıdır. Adalet mülkün temeliyse, o temel sarsılmıştır ve onu ayağa kaldıracak olan yasa yapıcılardır. Sorumluluğunuzdan kaçamazsınız.
Sesimizi duyun, yasaları değiştirin, sokaklarımızı bize geri verin!
Vatandaş olarak can güvenliğimin korunması adına bu taleplerimin mevzuat hazırlık süreçlerine dahil edilmesini arz ederim.'

26
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 17 Mayıs 2026 tarihinde başlatıldı
