Süresiz Yoksulluk Nafakasının Süreli olması Sosyal Devlet anlayışının gereğidir.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 7.500.


SÜRESİZ NAFAKANIN SÜRELİ OLMASI SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ GEREĞİDİR. KALDI Kİ ÇOCUĞU OLMADIĞI HALDE BİR AY EVLİ KALDIĞI KADINA  YILLAR BOYU NAFAKA ÖDEYEN, DEFALARCA BU YÜZDEN HAPSE GİREN MAĞDURLAR VARDIR . BU İNSANLARIN BORÇLARININ NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMEYE HAKLARI VARDIR.

AĞIR KUSURLU BOŞANANLAR ZATEN YÜKLÜ MİKTARDA TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMEKTEDİR. ÜZERİNE ÖMÜR BOYU NAFAKA CEZSASINA ÇARPTIRILMAKTADIRLAR. SÜRESİZ YOKSULLUK NAFAKASI YASASI EŞİT KUSURLU EŞLERİ DE KAPSAMAKTADIR .

BİR BOŞANMA DAVASINDA ERKEĞİN EŞİT KUSURLU ÇIKMASI EN İYİ İHTİMALDİR.AYRICA KUSUR ARANMADAN DAVA AÇILIIR AÇILMAZ KADINA TEDBİR NAFAKASI BAĞLANMAKTADIR. ÜLKEMİZDE YARGITAY SÜRECİ İLE BİRLİKTE EN KISA ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI EN AZ 2 YIL SÜRMEKTEDİR. DAVA BİTİMİNDE İSE BU NAFAKA ÖMÜR BOYU NAFAKAYA DÖNÜŞTÜRÜLMEKTE HER YIL ARTIRILARAK YASADAKİ KOŞULLAR GERÇEKLEŞMEDİĞİ TAKDİRDE BİR ÖMÜR BOYU DEVAM ETMEKTEDİR.HUKUKİ OLARAK BİTEN BİR EVLİLİĞİ EKONOMİK VE PSİKOLOJİK OLARAK BİTİRMEMEKTEDİR.GEREK KADINI GEREK ERKEĞİ İTİBARSIZLAŞTIRAN BİR YASADIR.

BU YASA İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLMAKLA BİRLİKTE BOŞANAN KADIN VE ERKEK ARASINDA ÖMÜR BOYU  HUSUMETİN DEVAM ETMESİNE NEDEN OLAN BİR YASADIR. İNSANLARIN ÖMÜRLERİ MAHKEMELERDE  ADLİYE KORİDARLARINDA, NAFAKA ARTTIRIM DAVALARIYLA MADDİ, MANEVİ SÜREKLİ TÜKETİLMEKTEDİR.VE HER TÜRLÜ SUİSTİMALE AÇIK KADININ SÖZLÜ BEYANINI ESAS ALAN 6284 NO LU YASA NEDENİYLE HAKLIYKEN İFTİRALARA MARUZ KALARAK HAKSIZ DURUMA DÜŞÜRÜLEREK HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞLIK SENDROMLARI İÇİNDE  ADALETE GÜVEN DUYGUSUNU KAYBETMİŞ , PSİKOLOJİSİ BOZULMUŞ BİR NESİL GÖZ GÖRE GÖRE  KAYBEDİLMEKTEDİR. 

EVLİLİK KISA VE UZUN SÜRELİ OLSUN,ÇOCUK OLSUN YA DA OLMASIN YOKSULLUK NAFAKASININ SÜRESİZ YANİ ÖMÜR BOYU OLMASI , ÖMÜR BOYU BİTMEYEN BİR BORÇ İNSAN DOĞASINA AYKIRIDIR  VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞINI YANSITMAMAKTADIR.KALDI Kİ BU YASA YÜZÜNDEN İNSANLAR HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMAKTA, İKİNCİ KEZ EVLENEMEMEKTE, EVLENENLERİN İSE EŞ VE ÇOCUKLARI MAĞDURİYET YAŞAMAKTADIR. BU YASA KADINI ÜRETKEN OLMAYA DEĞİL ÖMÜR BOYU TÜKETİCİ OLMAYA TEŞVİK EDEN SUİSTİMALLERE ÇOK AÇIK BİR YASADIR. YAŞANAN MAĞDURİYETLER BUNU AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR. GERÇEK MAĞDUR KADINA , EMEKÇİ KADINA HİÇ BİR FAYDASI OLMAMAKTA FIRSATÇILAR TARAFINDAN  KULLANILMAKTADIR. ÖRNEKLERİ ÇOK SAYIDA MEVCUTTUR.ÜÇ BEŞ AY EVLİ KALIP 14 HATTA 20 SENEDİR BOŞANDIĞI EŞE NAFAKA ÖDEYENLER OLDUĞU GİBİ BUGÜN SINIRIMIZI BEKLEYİP MAAŞINDAN HER AY 750 LİRA DİREK KESİLEREK BEŞ AY EVLİ KALDIĞI ÇOCUKSUZ KADINA NAFAKA ÖDEYEN ASKER VARDIR.

BU YASA VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ NAFAKA HAPSI CEZASI ILE  KADINA ŞİDDETİN NEDENLERİNDEN BİRİDİR. İNSANLARIN YENIDEN AILE KURMASINA IZIN VERMEMEKTE , KURDUYSA İKİNCİ AILEYI DE PERİŞAN EDEN BIR YASADIR. MEDENİ  kanunun 175 ve 176 maddelerine adil bir düzenleme getirilmelidir.

MADDE 175 - Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ KUSURSUZ DAHI  OLSA, EŞİT KUSURLU DA OLSA İNSAN ÖMÜR BOYU CEZALANDIRILMAKTADIR.

 MADDE-176- Türk Medeni Kanunu Madde 176. Maddesi de nafakanın kaldırılması için, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılacağını düzenlemiştir.  

Çocuklara bağlanan iştirak nafakasının bile bir süresi,bir sınırı olduğu halde yoksulluk nafakası adı altında bağlanan nafaka SÜRESİZdir  ve ne gariptir ki boşanmada eşit kusur kararı verildiği halde erkek ömür boyu nafakaya mahkum edilmektedir.Bu yasanın çok az sayıda da olsa kadın mağdurları da mevcuttur. kanunlarımızda yapılacak yeni düzenlemeler süresiz nafaka ödemeden kaynaklanan mağduriyetleri ortadan kaldıracak, tarafların hayata devam edebilme, yeni bir aile kurabilmelerine imkân verecektir. Duruma cinsiyetçi bakmak yerine objektif bakış ve İnsan kavramı üzerinden yorumlanması gerekmektedir..BU yasanın mağduru Gençlerimiz  Haksızlığa uğramışlık sendromu yaşamakta ve Bu gençler bir daha evlenmeyi düşünemeyecek hale getirilmekte ve bu adil olmayan yasa ve uygulamalar kadın erkek düşmanlığı yaratmaktadır. 20-30 Yaşındaki gayet sağlıklı ve çalışabilecek durumdaki hiçbir kadın/erkek boşanma yüzünden yoksulluğa düşmez düşemez.

Bu yanlış olgu ve uygulamalar neticesinde insanlar mağdur olmaktadırlar. Bu durumun gerek Anayasanın 49.Maddesine , gerekse insan haklarına , gerek Sosyal Devlet anlayışına aykırı bir durum olduğu açıkça görülmektedir . Diğer taraftan boşanmadan kaynaklanan bir nafaka alacağının varlığının belli koşullar altında nafaka borçlusunun veya nafaka alacaklısının yaşamı boyunca sanki mülkiyet hakkıymış gibi sürekli olması hak düşürücü süre ve zaman aşımı kavramlarının kabul edildiği bir hukuk sisteminde adalet duygusunu da zedelemektedir. Tarihin hiçbir döneminde hiç bir hukuk sistemi boşanan eşlerden biri yoksulluğa düşecek diye diğeri için ömür boyu sürebilecek yoksulluk nafakası yükümlülüğü öngörmemiştir. Dolayısı ile yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasının nedeni ahlaki ve sosyal gerekçelerle açıklanamaz.

  Evlenmenin ve boşanmanın cezası ölünceye kadar olamaz Evlendi ve boşandı diye ömür boyu bir insana yıllar boyunca,her ay para ödemek zorunluluğu genç bir erkeğin yeni bir aile kurmasını,yaşamını engellemek, tüm yaşamını ipotek altına almaktır. Geçimini asgari şartlarda sağlayan bir erkeği düşündüğümüzde Özellikle kısa süreli ve çocuksuz evlilik durumunda, hakkaniyet bir insanı ömür boyu bitmeyen bir borç yükü altına sokmak olmamalıdır. Bu durum hukuki,manevi,maddi hiç bir bağı,hiç bir diyaloğu kalmadığı bir insan tarafından ömür boyu göz altında tutulmak ,Sürekli olarak gelirinin,gelir artışının, artık hiç bir hukuki ve manevi bağı kalmadığı,görmediği,sesini bile duymadığı,hatta ortak bir çocuğu dahi olmadığı bir insan tarafından takip edilme duygusu oluşturduğu gibi aynı şekilde ömür boyu her ay para yatırdığı,görmediği kadını takip etme gereği oluşturmaktadır..

Örneğin 6 ay evli kalmış, kadın lehine nafakaya hükmedilerek 28 yaşında boşanmış çocuksuz bir çiftin, karşılıklı 70 yaşına kadar yaşadıklarını ve kadının hiç evlenmediğini var sayarsak, TMK 176’daki şartlar gerçekleşmedikçe, erkeğin 6 ay evli kaldığı kadına 42 yıl yani 504 ay nafaka ödemesi söz konusu olacaktır. İsviçre ve Amerika’daki eyaletlerin çoğunda boşanma davalarının %90'ının nafakaya karar verilmeden bitirildiğini, iki-üç yıl süren evliliklerin kısa süren evlilik sayıldığını ve nafaka kararı verilmediğini, süresiz nafakanın ancak evliliğin çok uzun sürmüş olması veya eşlerden birinin artık iş bulamayacak yaşta veya hasta olması gibi durumlarda verildiğini gördüm.Örnekle açıklamak gerekirse; Bizde evlilik bir ay bile sürmüş olsa boşanma olduğu takdirde süresiz nafaka takdir edilebiliyor. Nafaka alacaklısı eş her yıl nafaka artırım talebinde bulunabiliyor. Nafaka yükümlüsü ona "geçimini sağlamak için çaba gösterdin mi? diye sorulduğunda ve hatta yerel mahkeme tarafından Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerinden istenilen ve hiçbir kayıdı’nın olmadığı salt belge ile belgelenmesine rağmen nafaka artırımı devam edebilmektedir.!?

Oysa Anayasanın 49.ve MK.2.Maddeleri oldukça açık ve nettir.!! Anayasanın 49.Maddesi der ki, Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir” (Değişik: 3.10.2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.) MADDE 2.-( Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.) Hükmüne yer verilmişse de nafaka alacaklısının bu maddeyi ihlal etmesi yani nafaka alacaklısı çalışmak için hiçbir girişimde bulunmamış olması bir anlam ifade etmemekteıdir dolayısıyla da uygulamanın ne derece yanlışlık içerisinde olduğunun açık bir ifadesidir..

Anayasayı ihlal eden bir insan nafaka artırım talebi ile müracaat edebiliyor.  Böyle bir durumda eşitlik ilkesinden,İnsan Haklarından ve hakkaniyetten bahsetmek ne derece doğrudur.? Bu konuda yapılabilecek çalışma ve değişiklerin , bir çok insanın yaşadığı mağduriyetlere çözüm getireceğine ,bu nedenle kadına olan şiddet vakalarında azalma sağlayacağına inanıyorum.

Sonuç olarak.. Süresiz nafaka hakkaniyet ilkelerine göre süreli olmalıdır ve bu süreye karar verilirken de 1- evlilik süresinin göz önüne alınarak orantılı bir süre sınırı konulması  2-Çocuk olup olmadığına bakılması  3-Kadının yaşı ve iş gücü,sağlığı,çalışabilirlik durumuna bakılması 4- Evlilik yüzünden gerçekten yoksulluğa düşüp düşmediğinin çok iyi tespiti 5-Nafakayı arttırmak için dava açtığında  çalışmak için girişimi olup olmadığına,yaşına,iş gücüne ve sağlık durumuna bakılarak bu davayı açmasına şart konulmas.6- nafaka hapsinin kaldırılması 7- süresiz nafaka yüzünden işlenen kadın cinayetlerini araştırmak üzere bir komisyon kurulması. Taleplerimiz bunlardır. saygılarımla arz ederim.    



Bugün İlknur imzanı bekliyor!

İlknur Birsel bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «SÜRESİZ NAFAKA ZULMÜNE SON VERİN ! 30 YILDIR UYGULAMADA OLAN BU ÇAĞDIŞI YASAYI LÜTFEN GÜNCELLEYİN ! SÜRESİZ YOKSULLUK NAFAKASI ZULMÜNE SON VERİN !». İlknur ve imza atan diğer 7.047 kişiye katıl.