Petition Closed
Petitioning Türkiye Toplumu Vicdanı

Rüzgar trans bir erkektir, ayrımcılık yapılamaz!

Değerli yurttaşlarımız,

“Nil Erkoçlar” adıyla tanıdığımız Rüzgar Erkoçlar, Türkiye çapında tanınmış genç bir oyuncu. Reklam filmlerinde ve dizilerde oynarken; biyolojik cinsiyeti kadın olduğu için, kendisini ifade etme biçimi kadınlara atfedilen rollerle uyumlu olarak göründüğü veya algılandığı için, tüm toplum onu "kadın" olarak tanımladı. Bir insanın, kendisini hissettiği ve özdeşim duyduğu cinsiyet kimliği; toplumun beklentileri ile uyumlu olmak zorunda olmadığı gibi, doğduğu anda sahip olduğu ancak hiçbir özdeşim duymadığı, kendisini ait hissetmediği biyolojik cinsiyetle sınırlanamaz.

 

Bir insana biyolojik cinsiyeti veya toplumsal cinsiyeti üzerinden bir dayatma yapılıyorsa bu durum ayrımcılıktır ve insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Bir bireyin toplumsal cinsiyetini, biyolojik cinsiyetini, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimini hedef alan ayrımcı bir söylem kullanılıyorsa, bu söylem nefret söylemidir.

 

Rüzgar Erkoçlar, kendisini erkek olarak hissettiği halde, toplumun beklentilerinin ve dayatmalarının sonucunda kadın bedenine hapsolmuş bir "trans erkek" idi. Hormon terapisi alarak, cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirerek, kendisini ait hissettiği bedene sahip oldu. Rüzgar Erkoçlar'ın bu seçimi saygıyla, takdirle ve Erkoçlar'ın özel hayatının dokunulmazlığını çiğnemeyen bir biçimde karşılanmalıydı.

 

Erol Köse adlı şahıs; Rüzgar Erkoçlar'ın özel hayatının dokunulmazlığını çiğneyerek, kişilik haklarını hedef alan açık bir saldırı gerçekleştirerek, “Nil” Erkoçlar'ın trans erkek olduğunu ve cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirdiğini ayrımcı bir dille, nefret söylemiyle ifşa etti. Rüzgar Erkoçlar'ın belki de kamuoyu önüne çıkmak ya da cinsiyet kimliğini ifade etmek gibi bir niyeti, bir isteği yoktu.

 

Bireyin kendisine ait cinsiyet özdeşimini topluma açıklama kararı o bireyin kendisini ilgilendirir. Bu karar, hem "bireyin kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma hakkı"yla, hem de "özel hayatın gizliliği" ile koruma altına alınır. Bir bireyin, cinsiyet kimliğine ilişkin "başkaları tarafından" yapılan ifşaat karşısında yargıya başvuru yapma, suç duyurusunda bulunma ve dava açma hakkı doğar.

 

Rüzgar Erkoçlar'ın cinsiyet kimliğinin hukuka ve insan haklarına aykırı biçimde ifşa edilmesi, onu hedef alan nefret söyleminin sosyal medyada yaygınlaşmasına neden oldu. Twitter'da "Nil Erkoçlar" yazılıp arama yapıldığında karşımıza çıkan sonuçlar, insanı dehşete düşürecek kadar iğrençtir.

 

Hiçbir birey, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimini, toplumun belirlediği veya beklediği biçimde yaşamak zorunda değildir. Hiçbir insanın bedeni üzerinde "devlet veya toplum" adına otorite kurulamaz, "toplumsal cinsiyet rolü" dayatması yapılamaz. İnsan bedeni, "devletin veya toplumun mülkü"ymüş gibi algılanamaz, yorumlanamaz.

 

Rüzgar Erkoçlar'ın bu toplumda eşit bir birey olarak, bir trans erkek olarak verdiği ve vereceği varoluş mücadelesinin yanındayız. Rüzgar Erkoçlar'ın karşı karşıya kaldığı ifşaat girişimini, nefret söylemini ve nefret suçlarını lanetliyoruz.

 

Saygılarımızla,

Mühim Hadiseler Enstitüsü

Letter to
Türkiye Toplumu Vicdanı
Değerli yurttaşlarımız,
“Nil Erkoçlar” adıyla tanıdığımız Rüzgar Erkoçlar, Türkiye çapında tanınmış genç bir oyuncu. Reklam filmlerinde ve dizilerde oynarken; biyolojik cinsiyeti kadın olduğu için, kendisini ifade etme biçimi kadınlara atfedilen rollerle uyumlu olarak göründüğü veya algılandığı için, tüm toplum onu "kadın" olarak tanımladı. Bir insanın, kendisini hissettiği ve özdeşim duyduğu cinsiyet kimliği; toplumun beklentileri ile uyumlu olmak zorunda olmadığı gibi, doğduğu anda sahip olduğu ancak hiçbir özdeşim duymadığı, kendisini ait hissetmediği biyolojik cinsiyetle sınırlanamaz.

Bir insana biyolojik cinsiyeti veya toplumsal cinsiyeti üzerinden bir dayatma yapılıyorsa bu durum ayrımcılıktır ve insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Bir bireyin toplumsal cinsiyetini, biyolojik cinsiyetini, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimini hedef alan ayrımcı bir söylem kullanılıyorsa, bu söylem nefret söylemidir.

Rüzgar Erkoçlar, kendisini erkek olarak hissettiği halde, toplumun beklentilerinin ve dayatmalarının sonucunda kadın bedenine hapsolmuş bir "trans erkek" idi. Hormon terapisi alarak, cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirerek, kendisini ait hissettiği bedene sahip oldu. Rüzgar Erkoçlar'ın bu seçimi saygıyla, takdirle ve Erkoçlar'ın özel hayatının dokunulmazlığını çiğnemeyen bir biçimde karşılanmalıydı.

Erol Köse adlı şahıs; Rüzgar Erkoçlar'ın özel hayatının dokunulmazlığını çiğneyerek, kişilik haklarını hedef alan açık bir saldırı gerçekleştirerek, “Nil” Erkoçlar'ın trans erkek olduğunu ve cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirdiğini ayrımcı bir dille, nefret söylemiyle ifşa etti. Rüzgar Erkoçlar'ın belki de kamuoyu önüne çıkmak ya da cinsiyet kimliğini ifade etmek gibi bir niyeti, bir isteği yoktu.

Bireyin kendisine ait cinsiyet özdeşimini topluma açıklama kararı o bireyin kendisini ilgilendirir. Bu karar, hem "bireyin kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma hakkı"yla, hem de "özel hayatın gizliliği" ile koruma altına alınır. Bir bireyin, cinsiyet kimliğine ilişkin "başkaları tarafından" yapılan ifşaat karşısında yargıya başvuru yapma, suç duyurusunda bulunma ve dava açma hakkı doğar.

Rüzgar Erkoçlar'ın cinsiyet kimliğinin hukuka ve insan haklarına aykırı biçimde ifşa edilmesi, onu hedef alan nefret söyleminin sosyal medyada yaygınlaşmasına neden oldu. Twitter'da "Nil Erkoçlar" yazılıp arama yapıldığında karşımıza çıkan sonuçlar, insanı dehşete düşürecek kadar iğrençtir.

Hiçbir birey, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimini, toplumun belirlediği veya beklediği biçimde yaşamak zorunda değildir. Hiçbir insanın bedeni üzerinde "devlet veya toplum" adına otorite kurulamaz, "toplumsal cinsiyet rolü" dayatması yapılamaz. İnsan bedeni, "devletin veya toplumun mülkü"ymüş gibi algılanamaz, yorumlanamaz.

Rüzgar Erkoçlar'ın bu toplumda eşit bir birey olarak, bir trans erkek olarak verdiği ve vereceği varoluş mücadelesinin yanındayız. Rüzgar Erkoçlar'ın karşı karşıya kaldığı ifşaat girişimini, nefret söylemini ve nefret suçlarını lanetliyoruz.