Narin Güran davası yeniden görülsün! #NarinİçinAdalet

Yakın zamanlı imzacılar
canan koçak ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

21 Ağustos 2024 tarihinde Diyarbakır’ın Tavşantepe köyünde kaybolan ve cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti, hepimizin yüreğinde derin bir yara açmıştır. Ancak bu acı olayın ardından yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri, maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade, hukuka aykırılıklar ve hak ihlalleriyle dolu, adil yargılanma hakkını derinden zedeleyen sorunlu bir yargılama pratiğine dönüşmüştür.

İlk günden itibaren olayın magazinleşmesi, medyanın dedikodulara ve reyting kaygısına yenik düşerek asılsız senaryolar üretmesi, masumiyet karinesini ayaklar altına almıştır.

Medya ve sosyal medya eliyle kışkırtılan linç kültürü, henüz hiçbir somut delil yokken aileyi şeytanlaştırmış, kamuoyunu yanlış yönlendirmiş ve yargı mercileri üzerinde ağır bir baskı oluşturarak adil yargılanmayı gasp etmiştir.  Mahkemeler, hakikati aramak yerine adeta bu linç kültürünün ve gürültünün etkisi altında, vicdanları tatmin etmeyen, somut delillere dayanmayan kararlara imza atmıştır.

Narin’in cansız bedeninde tespit edilen ve tıbben cinsel temas ve istismar şüphesine işaret edebilecek nitelikte olan PSA (prostat spesifik antijen) bulgusu, kritik bir veri olmasına rağmen soruşturma bu konuda yeterince derinleştirilmemiştir. PSA’nın varlığı, olayın cinsel istismar boyutunun bulunabileceğine dair güçlü bir ihtimali gündeme getirmektedir. Buna rağmen, bu bulgunun kaynağının ve mahiyetinin belirlenmesi için talep edilen ileri ve kapsamlı analizlerin yapılmamış olması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından ciddi bir eksikliktir. Bu denli hayati bir şüphenin aydınlatılmadan bırakılması hem soruşturmanın bütünlüğünü zedelemiş hem de olası faillerin ve suçun gerçek niteliğinin ortaya çıkarılmasını engellemiştir.

Bu davanın en büyük garabetlerinden biri, sanıkların mahkûmiyetine gerekçe yapılan "daraltılmış baz" adı verilen teknik verilerdir. Ülkemizin önde gelen adli bilişim uzmanları, "daraltılmış baz" analizinin literatürde yer almadığını, bilimsel hiçbir karşılığının olmadığını, geçmişe dönük sinyal ölçümleriyle oda oda yer tespiti yapılamayacağını defalarca belirtmiş, bu konuda uzman görüşleri hazırlamışlardır.

Uzmanların "bilim dışı"ve "safsata"olarak nitelendirdiği bu veriler, uyarılara rağmen mahkeme ve Yargıtay tarafından "hüküm kurmaya elverişli" kabul edilerek ısrarla yanlış yorumlanmıştır.

Ayrıca, sanıkların dijital cihaz incelemelerine yönelik dosyaya sunulan uzman görüşleri kapsamında, iddiaların ve ortaya konan senaryonun gerçek dışı olduğu açıkça anlaşılmıştır. Uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde; telefon imaj kayıtları, arka plan internet hareketlilikleri ve adımsayar verileri gibi dijital delillerin, iddia edilen cinayet saati ve kurgulanan dar zaman çizelgesiyle uyuşmadığı, bu nedenle mahkemeye
sunulan senaryonun fiziksel olarak imkânsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ortaya konmuştur.

Tüm bu eksikliklere ilaveten, yargılama boyunca mahkemenin olay yerinde canlı keşif yapmamış olması ve mahkûmiyete esas alınan HTS kayıtları gibi dijital delillerin şeffaf, güvenilir ve uzmanlarca denetlenebilir nitelikte olmaması, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma ilkelerini temelden sarsmıştır. İddia makamının ve mahkemenin, evrensel ceza hukukunun temel ilkesi olan "şüpheden sanık yararlanır "(in dubio pro reo) ilkesini rafa kaldırarak, varsayımlar ve denetlenemeyen raporlar üzerinden hüküm kurması kabul edilemez.


Bu süreçte, başta Narin'in annesi Yüksel Güran olmak üzere, aile üyelerine karşı haksız bir cezalandırma yoluna gidilmiştir. Annenin cinayete iştirak ettiğini gösteren hiçbir somut, şüpheden uzak delil bulunmamasına rağmen, yaratılan "suçlu anne" algısı yargı kararına dönüşmüş ve kendisine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiştir. Bizzat
gerekçeli kararda dahi cinayetin nedeninin (saikinin) belirlenemediği itiraf edilirken, varsayımlar üzerinden üç aile üyesinin hayatı karartılmıştır.


Biz imza atanlar;

  • Anayasa Mahkemesinin dosyayı bir an önce inceleyerek hak ihlallerini tespit etmesini,
  • Narin Güran cinayetinin gerçek faillerinin ve saikinin şüpheden uzak, somut ve denetlenebilir bilimsel delillerle ortaya çıkarılmasını
  • Uzmanların "bilim dışı" diyerek reddettiği "daraltılmış baz" gibi hatalı ve denetime kapalı dijital verilerle kurulan hükümlerin iptal edilmesini,
  • Linç kültürünün ve medya baskısının yargı üzerindeki gölgesinin kaldırılarak, olay yerinde keşif ve bağımsız delil denetimi yapılarak başta anne Yüksel Güran olmak üzere haksızlığa uğrayanların adil bir şekilde yeniden yargılanmasını,

talep ediyoruz.


Hakikatin üzerinin örtülmesine, adaletin magazin ve linç kültürüne kurban edilmesine izin vermeyeceğiz! Hakkaniyet arayışındaki tüm yurttaşları, vicdanları kanatan bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya ve imza vermeye davet ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YouTube-  Ömer Faruk Gergerlioğlu Gözünden "Narin Güran'a Ne Oldu?" Belgeseli!

YouTube-Sevilay- Celenk "Narin’i kim öldürdü?"

YouTube- Narin Davasi - Serbestiyet Ozel Yayin

X Platform  (https://x.com/NarinveAilesi/status/2009337143840395402?s=20

Blog – Narin -https://narineneoldu.github.io/en/blog

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

avatar of the starter
Nejla YilmazKampanyayı Başlatan Kişi

4.176

Yakın zamanlı imzacılar
canan koçak ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

21 Ağustos 2024 tarihinde Diyarbakır’ın Tavşantepe köyünde kaybolan ve cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti, hepimizin yüreğinde derin bir yara açmıştır. Ancak bu acı olayın ardından yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri, maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade, hukuka aykırılıklar ve hak ihlalleriyle dolu, adil yargılanma hakkını derinden zedeleyen sorunlu bir yargılama pratiğine dönüşmüştür.

İlk günden itibaren olayın magazinleşmesi, medyanın dedikodulara ve reyting kaygısına yenik düşerek asılsız senaryolar üretmesi, masumiyet karinesini ayaklar altına almıştır.

Medya ve sosyal medya eliyle kışkırtılan linç kültürü, henüz hiçbir somut delil yokken aileyi şeytanlaştırmış, kamuoyunu yanlış yönlendirmiş ve yargı mercileri üzerinde ağır bir baskı oluşturarak adil yargılanmayı gasp etmiştir.  Mahkemeler, hakikati aramak yerine adeta bu linç kültürünün ve gürültünün etkisi altında, vicdanları tatmin etmeyen, somut delillere dayanmayan kararlara imza atmıştır.

Narin’in cansız bedeninde tespit edilen ve tıbben cinsel temas ve istismar şüphesine işaret edebilecek nitelikte olan PSA (prostat spesifik antijen) bulgusu, kritik bir veri olmasına rağmen soruşturma bu konuda yeterince derinleştirilmemiştir. PSA’nın varlığı, olayın cinsel istismar boyutunun bulunabileceğine dair güçlü bir ihtimali gündeme getirmektedir. Buna rağmen, bu bulgunun kaynağının ve mahiyetinin belirlenmesi için talep edilen ileri ve kapsamlı analizlerin yapılmamış olması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından ciddi bir eksikliktir. Bu denli hayati bir şüphenin aydınlatılmadan bırakılması hem soruşturmanın bütünlüğünü zedelemiş hem de olası faillerin ve suçun gerçek niteliğinin ortaya çıkarılmasını engellemiştir.

Bu davanın en büyük garabetlerinden biri, sanıkların mahkûmiyetine gerekçe yapılan "daraltılmış baz" adı verilen teknik verilerdir. Ülkemizin önde gelen adli bilişim uzmanları, "daraltılmış baz" analizinin literatürde yer almadığını, bilimsel hiçbir karşılığının olmadığını, geçmişe dönük sinyal ölçümleriyle oda oda yer tespiti yapılamayacağını defalarca belirtmiş, bu konuda uzman görüşleri hazırlamışlardır.

Uzmanların "bilim dışı"ve "safsata"olarak nitelendirdiği bu veriler, uyarılara rağmen mahkeme ve Yargıtay tarafından "hüküm kurmaya elverişli" kabul edilerek ısrarla yanlış yorumlanmıştır.

Ayrıca, sanıkların dijital cihaz incelemelerine yönelik dosyaya sunulan uzman görüşleri kapsamında, iddiaların ve ortaya konan senaryonun gerçek dışı olduğu açıkça anlaşılmıştır. Uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde; telefon imaj kayıtları, arka plan internet hareketlilikleri ve adımsayar verileri gibi dijital delillerin, iddia edilen cinayet saati ve kurgulanan dar zaman çizelgesiyle uyuşmadığı, bu nedenle mahkemeye
sunulan senaryonun fiziksel olarak imkânsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ortaya konmuştur.

Tüm bu eksikliklere ilaveten, yargılama boyunca mahkemenin olay yerinde canlı keşif yapmamış olması ve mahkûmiyete esas alınan HTS kayıtları gibi dijital delillerin şeffaf, güvenilir ve uzmanlarca denetlenebilir nitelikte olmaması, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma ilkelerini temelden sarsmıştır. İddia makamının ve mahkemenin, evrensel ceza hukukunun temel ilkesi olan "şüpheden sanık yararlanır "(in dubio pro reo) ilkesini rafa kaldırarak, varsayımlar ve denetlenemeyen raporlar üzerinden hüküm kurması kabul edilemez.


Bu süreçte, başta Narin'in annesi Yüksel Güran olmak üzere, aile üyelerine karşı haksız bir cezalandırma yoluna gidilmiştir. Annenin cinayete iştirak ettiğini gösteren hiçbir somut, şüpheden uzak delil bulunmamasına rağmen, yaratılan "suçlu anne" algısı yargı kararına dönüşmüş ve kendisine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiştir. Bizzat
gerekçeli kararda dahi cinayetin nedeninin (saikinin) belirlenemediği itiraf edilirken, varsayımlar üzerinden üç aile üyesinin hayatı karartılmıştır.


Biz imza atanlar;

  • Anayasa Mahkemesinin dosyayı bir an önce inceleyerek hak ihlallerini tespit etmesini,
  • Narin Güran cinayetinin gerçek faillerinin ve saikinin şüpheden uzak, somut ve denetlenebilir bilimsel delillerle ortaya çıkarılmasını
  • Uzmanların "bilim dışı" diyerek reddettiği "daraltılmış baz" gibi hatalı ve denetime kapalı dijital verilerle kurulan hükümlerin iptal edilmesini,
  • Linç kültürünün ve medya baskısının yargı üzerindeki gölgesinin kaldırılarak, olay yerinde keşif ve bağımsız delil denetimi yapılarak başta anne Yüksel Güran olmak üzere haksızlığa uğrayanların adil bir şekilde yeniden yargılanmasını,

talep ediyoruz.


Hakikatin üzerinin örtülmesine, adaletin magazin ve linç kültürüne kurban edilmesine izin vermeyeceğiz! Hakkaniyet arayışındaki tüm yurttaşları, vicdanları kanatan bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya ve imza vermeye davet ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YouTube-  Ömer Faruk Gergerlioğlu Gözünden "Narin Güran'a Ne Oldu?" Belgeseli!

YouTube-Sevilay- Celenk "Narin’i kim öldürdü?"

YouTube- Narin Davasi - Serbestiyet Ozel Yayin

X Platform  (https://x.com/NarinveAilesi/status/2009337143840395402?s=20

Blog – Narin -https://narineneoldu.github.io/en/blog

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

avatar of the starter
Nejla YilmazKampanyayı Başlatan Kişi

Karar Vericiler

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
adli tıp kurumu
adli tıp kurumu
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
hakimler ve savcılar kurulu
hakimler ve savcılar kurulu

İmzacılar Ne Diyor?

Kampanya güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 3 Ocak 2026 tarihinde başlatıldı