Başarı

Mutluluk ve Farkındalık Kampanyası: KENDİNE ADIM AT

Bu kampanya 161 destekçi ile değişim yarattı!


Merhaba! :) Mutlu musun? Hayatında şu an bulunduğun yerden memnun musun? Cevabın "Evet!" ise harika! Tebrikler. Hayatının ve mutluluğunun sorumluluğunu almışsın demektir! :) Yine de zaman zaman küçük pürüzlerle karşılaşıyor olabilirsin ve bu yazı da küçük bir "hatırlatma" mahiyetinde olabilir.

Eğer şu an bulunduğun yerden hoşnut değilsen ve bunun için geçmişini, aileni, koşullarını, devleti, dünyayı kısaca "kendin dışında herkesi" bundan sorumlu tutuyorsan bu sözler tam senin için...

Hepimiz kendi hayatımızdan ve kendi mutluluğumuzdan sorumluyuz. Mutluluğumuzun iplerini "başkalarına" ya da "dış koşullara" bağlarsak, sahip olduğumuz içsel gücü de "başkalarına" teslim etmişiz demektir. Sadece yaşadıklarımızın sorumlusu olduğumuzu farkederek bu gücü tekrar kendi elimize alabiliriz.

Artık uyanma ve biraz cesaretle zaten sahip olduğun bu GÜCÜ harekete geçirmenin zamanı sence de gelmedi mi? Mutluluğa adım atmak cesaret mi istermiş dersen, evet hayatında yapabileceğin en cesurca şey bu! :)

 

Elbette bu dönüşüm bir anda ya da bir gecede olmayacak ama şu an "ilk adımla" birlikte bu yolculuk başlamış olacak.

YANGINDA İLK "KURTUL"UNACAKLAR!

Şimdi içinde bir yangın başlatıyorum ve bu yangında "ilk kurtulunacaklar" listen aşağıda, hepsini rahatlıkla ateşe at, hiç çekinme! Birlikte yeni bir yolculuğa adım atacağız ve yanında ağırlık olsun istemiyoruz.

İşte ateşe ilk atılacaklar listen:

1- SUÇLULUK DUYGUN: Sorumluluk ile suçluluk arasında çok ince bir çizgi vadır. Sorumluluk seni yükseltirken, suçluluk aşağı çeker. Sorumluluk seni iyi hissettirir; destekler ve enerji verir. Suçluluk duygusu ise tüketir; mutsuz eder ve yorgun düşürür. Şimdi ilk önce hangisine sahip olduğunun farkına var.

Sorumluluk aldığını düşünüyorsan ve sonuçları seni "mutlu etmediği" halde sırf bunu suçluluk duygun ya da çeşitli korkuların yüzünden yapıyorsan, üzgünüm bu durumun sonuçları da kimsenin işine yaramayacak. Çünkü "sorumluluğundaki mutsuzluğu" eninde sonunda herkes hissedecek. Belki de bu durumu "senin de mutlu olacağın" bir formüle dökmenin ya da hiç oluru yoksa yolunu ayırmanın zamanı gelmiştir.

Diğer yandan, eğer sürekli geçmişine takılıyorsan, olan bitenler içini kemiriyor ve ilerleme gücünü kendinde bulamıyorsan, işte hayatından çıkarman gereken en büyük ağırlıklardan biri de bu "suçluluk"tur. Büyük olasılıkla şu an yaşananlar için başkalarını suçluyorken, aynı anda "kendini acımasızca eleştirmenin"  döngüsünde kapana kısılmış olabilirsin. Zihnin sürekli olasılıkları döndürüp duruyordur...

Şimdi DUR. Bütün bunlar bugüne kadar hiçbir işe yaramadı ve bundan sonra da "yaramayacak".

Bir şeyleri gerçekten değiştirmek istiyorsan önce olanları sadece "kabul et, geride bırak ve yola devam et." Eninde sonunda "yaşamış olduğun herşeyin" sana hizmet eden bir amacı olduğunu fark edeceksin.

Şimdi tüm suçluluk duygundan kurtul, artık buna ihtiyacın yok. Çünkü sen önce "insansın" ve her deneyim insanlar içindir. Deneyimlere tutunma, takılı kalma... sadece içinden geç ve git.

Bu süreçte birinden ya da kendinden özür dilemek istiyorsan dile (eğer mümkün değilse içinden dile, o ulaşması gereken yere ulaşır), veda etmek istiyorsan et, içinde kalan bir şey varsa söyle (eğer mümkün değilse içinden söyle ya da (bir yere yaz/kağıda yaz) yaz o yine ulaşması gereken yere ulaşır), kızgınsan uygun bir şekilde dile getir ve ÖZGÜRLEŞMEK istiyorsan "affet". Ama önce kendini affet, çünkü "bundan sonrası için gücünü nasıl kullanacağına" şimdiye kadar yaşadığın deneyimler sayesinde karar veriyorsun.

Suçladıklarınla ilgili defteri kapat ve "geride bırak"; çünkü ardında bırakmak seni geçmişin ağır duygularından özgürleştirir. Çoğu zaman büyük resmi göremesen de aslında herkes senin "en yüksek amacına" hizmet eder. Olanları geride bırakmaya karar verdiğinde yaşamının sorumluluğunu da kendi ellerine almış olursun, böylece hayat amacına bir adım daha yaklaşırsın.
Her seferinde yeni deneyimler gelecek. Değiştirebileceklerimizi değiştirecek, değiştiremediklerimizin "bize hizmet edeceğini" kabul edip, yola devam edeceğiz.

2- FEDAKARLIK: "aaaa nasıl olur, fedakarlık insan olmanın en büyük göstergesidir" diyorsan sana FEDAKARLIK bu dünyada "kendin olmanın önündeki en büyük engeldir" diyeceğim.

Bir yardımı ya da eylemi "içinden gelerek", "hoşnutlukla" "karşılık beklemeden" "seni yükselten" sorumluluk duygusu ile yapıyorsan bunun adı zaten "fedakarlık" değildir. Bunun adı sevgi ve içtenlik ile yapılan "yardım" ya da kendi üstlenmeyi seçtiğin bir "sorumluluktur".

Ama bir şeyi "yapmazsam reddedilirim", "hoş karşılanmam", "ayıplanırım", "sevilmem", "tepki alırım" güdüsü ile SADECE BAŞKALARI için yapıyorsan, bu yüzde yüz KENDİNİ YOK SAYMAKTIR. Sen kendini yok sayarsan hayat da seni yok sayacaktır.

Hayat en büyük AYNADIR, ve her zaman BİZİ bize aynalar. Evde giyinip aynaya baktığında gördüğün şeyden mutlu değilsen, sanırım evdeki aynayı değiştirmezsin? Gidip üstünü değiştirirsin.. İşte biz de şimdi üstümüzü değiştiriyoruz..

Öncelikle sen bu hayata SEN olmak için geldin, başkasının hayatını yaşamak ve başkasının yüklerini taşımak için değil! Şu an sadece başkalarını hoş tutmak için "fedakarlık" yapıyorsan öncelikle kendini sahiplen ve bu duruma bir son ver. Karşındakiler eğer seni "gerçekten" seviyorlarsa zamanla sendeki değişimi farkedip, verdiğin kararı kabul edeceklerdir. Eğer sevmiyorlarsa zaten yaptığın "fedakarlıklar" dışında, düşünmen gereken çok daha önemli şeyler var demektir.

3- ŞİKAYET ETMEK: Aslında bu da yine "çözümleri" kendimiz dışında arayıp sürekli bir şeyleri suçlamanın ve yaşananların sorumluluğunu ısrarla almamanın yan etkilerindendir. Şikayet ediyorsan bunun tek iyi yanı artık gerçekten "bir şeyleri değiştirmenin zamanının geldiğini" göstermesidir! Şikayet etmek çok kolaydır ama aynı zamanda tehlikelidir. Bir süre sonra hayattan sadece şikayet eden ama bunu değiştirmek için hiçbirşey yapmayan birine dönüşebilirsin. Yoksa dönüştün mü? :) 

Kendini yoğun bir şikayet döngüsüne sıkışıp kalmış buluyorsan, öncelikle hemen, şu an hayatında var olduğuna "şükrettiğin" birşeyler bul. Mesela "görebiliyor" olman. Bazı şeylerin değerini onları kaybetmeden anlamıyoruz malesef. O yüzden bu şikayet döngüsünü kırmak için "henüz" kaybetmemiş olduğun bir özelliğini düşünerek işe başla ve bu şükretme işini alışkanlık haline getirip düzenli olarak şükret. Şikayet etmek "hayatımın sorumluluğunu almıyorum" ve sahip olduklarımı da "takdir etmiyorum" demenin en yüksek sesli halidir.

4- KORKULAR: Bu bölüm başlı başına bir kitap olur ama ben sadece işin özüne değineceğim.

Hayatta yapmak istediğin bir şeye "adım atmamana" sebep olan her KORKU, aslında kendini hareketsiz bırakmak için yoluna diktiğin ve senin yarattığın BAHANELERDİR.

O şeyi ne kadar çok istediğini söylesen de, sürekli içinde dolaştığın (ama aslında içinde KAPANA KISILDIĞIN) şimdiye dek sana tanıdık bildik gelen o "güvenli bölgenden" dışarı adım atmak istemezsin. Bunun için de kapıya "korku"  maskeli bekçiler dikersin. Onların hepsi aslında eyleme geçmeyi "ertelemek" için kendi kendine uydurduğun "bahanelerdir". Bu da seni hareketsiz kıldığı gibi, mutsuzluk süreni de uzatır ve SÜREKLİ AYNI DÖNGÜ içinde dönüp durmana sebep olur.

Hala hayatta sürekli "aynı döngüleri" yaşamaktan sıkılmadın mı? Süreci uzatmak seni mutsuz ediyorsa "başkalarını da" mutlu etmeyecektir. Sadece herkesin sürekli "aynı döngüde" takılıp kalmasına sebep olacaktır. Ama bir kere o kararı verip adımını attığında, tüm bahanelerin senin "kendi gerçeğini sahiplenmenin ışığında" eriyip gittiğini göreceksin. Tek yapman gereken önce ne istediğini tam olarak bilmek ve biraz cesaret. Korkularının "farkında ol", onları kabul et (çünkü çok doğallar) ve onlara RAĞMEN ilerle!

Eğer ne istediğini tam olarak bilmiyorsan bunun için kendine zaman tanı. Hoşlandığın şeylerin listesini yap, seni en çok heycanlandıran şeyleri belirle. Süreç içinde mutlaka diğerlerinden öne çıkan seçenekler olacaktır. Belki de hiç aklına gelmeyen ya da zaman içinde "başkalarının sözü ile" rafa kaldırdığın "hobilerin" "yeteneklerin" senin hayat amacının parçalarıdır. Ne istediğini belirledikten sonra onunla ilgili ufak bir adım atmak bile seni amacına daha da yaklaştıracaktır. Bu sadece ilgili yeri arayıp bilgi almak, internetten araştırmak, başlamak için bişey sipariş vermek, evde alan yaratmak, mesaj yazmak, mail atmak, hakkında araştırma yapmak olsa bile..

Aslında çoğu zaman hayatın akışı bizi gitmek istediğimiz yere doğru yönlendirir. Sadece biz bazen akıntıya karşı kürek çekmekte, kayalarla boğuşmakta, ya da rüzgar arkamızdan estiğinde yelkenleri açmamakta ısrar ederiz. Bazen hayat bize birşey göstermek ister; kayığımız parçalanır ve biz ancak o zaman ne kadar "usta bir yüzücü" olduğumuzu anlama imkanı buluruz.

Ama aynı sorunları sürekli yaşadığımız, düzenli olarak bizi mutsuz eden şeyler olduğunda genelde bu, hayatın bize "AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKİYORSUN" mesajıdır. Kilit nokta olan şeye direnç göstermeyip, "KENDİMDE NEYİ FARKETMELİYİM, BUNDAN NE ÖĞRENMELİYİM YA DA KENDİMDE NEYİ DEĞİŞTİRMELİYİM?" sorusunu sormaktır. Bu bazen bir tutumdur, bazen sadece korkmadan adım atmaktır, bazen karar vermektir, bazen daha geniş bir açıdan bakmaktır, bazen kabul etmektir, bazen körü körüne tutunduğun inançlarını "sorgulamaktır", bazen içinde tutmayıp söylemektir, bazen söyleme tarzını değiştirmektir, bazen daha önce farketmediğin birşeyi farketmektir, bazen sevmediğin bir işi daha fazla yapmamaktır,  bazen uzun süredir inatla tutunduğumuz şeyi bırakma zamanının gelmesidir, bazen ertelediğimiz şeyi artık yapmaya başlamak, bazen de bazı şeylerin gitmesine izin vermektir... ve en önemlisi yaşam sürecimizde bizi mutlu eden şeyi bulma sorumluluğunu almaktır. Çünkü özellikle sürekli tekrarlayan olumsuzluk bize "mutlu değilsin, kendini yeniden gözden geçir ve değiş" demektedir.

"Hiçbir sorun onu yaratan bilinç seviyesinden çözülemez" Einstein

"Aynı şeyleri yaparak her seferinde farklı sonuçlar beklemek ahmaklıktır" Einstein


Bunları fark etmek için Einstein olmaya gerek yok değil mi?

Öyleyse şimdi

- git ve uzun süredir yapamadığın o konuşmayı yap.
- git ve sürekli ertelediğin o kararı ver.
- git ve biriktirdiğin parayı o çok istediğin şey için harca.
- git ve kendinle ilgili kararını açıkla.
- git ve bu hayatta yapmak istediğin şeye karar ver
- git ve bu hayatta yapmak istediğin şeye nereden başlayacağını düşün
- git ve bu hayatta yapmak istediğin şeyle ilgili "küçük de olsa" bir adım at
- git ve sadece KENDİN için bir adım at.

Bu yolculuk için ilk "FARKINDALIK" adımını attın ve bu bile çok şeyi değiştirir...

Mutluluğunun sorumluluğunu alman kendin için yapabileceğin en büyük iştir ve biraz öz-gözlem gerektirir. İlk adımı attın ve simdiden seni tebrik ederim! Bundan sonra hayatın sana sunduğu ipuçlarının ve işaretlerin biraz daha farkında olursan, işler daha da kolaylaşacaktır.


Gittikçe daha çok kişi  hayatta "gerçekten yapmak istediği şeyi" yapma cesaretini bulduğunda ve "hayat amacını" keşfettiğinde,  bu farkındalık dalgası geride kalan herkesi, hatta "tüm dünyayı"  etkileyecek.

Kendimizden başlayarak tüm dünyayı değiştirebiliriz. Bunu yapmak için gücümüz var. O yüzden önce bu hayatta bizi MUTLU EDEN ŞEYİ BULARAK ona ulaşma SORUMLULUĞUNU almalıyız. Sen de buna destek veriyorsan lütfen bu dünyaya yapmak için geldiğin şeyi bul. KENDİNE ADIM AT! Ve lütfen bu kampanyayı herkesin bunu yapması için paylaş!

Sevgilerimle,

Senem

kendineadimat@gmail.com adresine kampanya ile ilgili görüş ve önerilerini iletebilirsin.



Bugün Senem imzanı bekliyor!

Senem Özkan bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Mutluluk ve Farkındalık Kampanyası: KENDİNE ADIM AT». Senem ve imza atan diğer 160 kişiye katıl.