Milli Eğitim Bakanlığı'nda kadrolu öğretmenler Özel Öğretim Kurumları'nda çalışmamalıdır.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 100.


Problem Tespiti

Milli Eğitim Bakanlığı'nda kadrolu olarak çalışan öğretmenlerden branşı uygun olanların çok büyük bir kısmı okul müdürleri ile anlaşarak okullarındaki derslerini belirli günlere yığıyor ve diğer günlerde ise özel öğretim kurumlarında (özel öğretim kursları, merdiven altı kaçak dershaneler, temel liseler, özel okullar) çalışıyorlar. Üstelik bu kurumlarda gayri resmi ortaklığı olan çok sayıda devlet memuru öğretmen de mevcut.

Kendi okulundaki öğrenciyi iyi bir birey olarak yetiştirmek için devletin personeli olarak görevli olan öğretmen, performansını bu asli görevine yoğunlaştırmıyor. Tüm eforunu ve yeteneklerini, ek iş olarak çalışmakta olduğu özel öğretim kurumunda sergiliyor.

Kendi okul öğrencilerini notla ve psikolojik algı ile, bu çalıştığı özel öğretim kurumuna yönlendiren, her yönlendirdiği öğrenci başına prim alan öğretmenler de mevcut.

Öğretmenlerin saygınlığını ve mesleki önceliklerini ayaklar altına alan bu uygulama, öğretmenlere tanınan 8 saate kadar özel öğretim kurumlarında çalışabilme olanağının kötü niyetli olarak suistimal edilmesi yoluyla resmileştirilmektedir.

Bu husus 1-2 şehirle, 3-5 kurumla sınırlı olmayan, ülkedeki tüm il ve ilçelerde kanayan bir yara olarak ivedi çözülmesi gereken bir problemdir. Öğretmen olmayan kişi ve kurumlar dahi olayın farkındadır ve gazetelerde dahi çok defa haber olmuştur:

http://www.milliyet.com.tr/ozel-kurslarin-yuzde-99-u-kacak-ve-yasa-bursa-yerelhaber-2337190/

https://www.haberler.com/kacak-dershaneleri-meb-ogretmenleri-ayakta-tutuyor-11202610-haberi/

https://www.dersimiz.com/haber-973-Kacak-Ogretmenler-Yasaga-Aldirmiyor-egitim-haberleri.html

https://www.ogretmenlericin.com/meb/meb-haber/kadrolu-ogretmenlerin-kacak-dershanelerde-calistigi-tespit-edildi-33300.html

Bu durum aynı zamanda haksız rekabete de anayasal eşitlik ilkesine de aykırıdır çünkü henüz devlete atanamayan veya atanmayan öğretmenlerin karşısında, devletteki öğrencilerin müşteri olarak çekilebilmesi potansiyeli sayesinde, devlet öğretmenleri bunu bir avantaj olarak özel öğretim kurumlarına sunmakta ve özel öğretim kurumları da bu hazır müşteri potansiyelinin kazandıracağı ekonomik getiriyi tercih sebebi olarak görerek devlet memuru olarak kadrolu öğretmene iş vermekte, bu sebeple, mesleğini belki de hakkıyla yapacak olan öğretmenlere karşı bir üstünlük oluşturarak haksızlık yapılmaktadır.

En büyük zararı ise elbette ki, bir rant malzemesi haline getirilen öğrencilerimiz ve onların iyi birer birey olarak eğitilmesi ile inşa edecek olduğumuz ülkemizin geleceği görmektedir.

Çözüm

Devletimizin bu sorunu çözecek çok büyük yetenekte ve bilgi seviyesinde araçları ve yönetici kadroları mevcuttur. Yeter ki yukarıdan "bu sorun çözülsün" emri verilsin. Ben yine de aklımda olan birkaç çözüm önerisini, en azından fikir vermesi açısından paylaşmaya çalışacağım:

Sağlık Kurumları'nda getirilen TAM GÜN YASASI Milli Eğitim Bakanlığı okullarına yani devlet öğretmenlerine de getirilmelidir. Devlet okullarında görevli öğretmenlerin tüm dersleri tüm haftaya ve hatta gün içinde de belirli bir bloğa değil, tüm güne yayılmalıdır. Özel okullarda zaten bu şekilde uygulama yapılır çünkü hem ders aralarında dinlenen öğretmenin okuldaki ders performansı artar, hem öğretmen devamlı olarak okulda olduğu için asayişin sağlanmasına destek olur, hem de okulda daha uzun süre duracağı için kendisini okuluna daha bağlı hisseder. Böyle bir hissi olmayan ve oluşamayan öğretmen ise elini başına koymalı ve mesleğini hakkıyla yapamadığını kabul ederek işi hakkıyla ve gönül vererek yapacak olan kişilere bırakmalıdır.

Devlet öğretmenlerine tanınan bir hak olan 8 saate kadar özel öğretim kurumlarında çalışabilme hakkı kaldırılmalıdır. Bu sayede hem dışarıda hakkı yenen ve iş bulamayan öğretmenlerin de istihdamı sağlanarak ülkenin işsizlik oranının düşmesine katkı sağlanacak, hem de tüm eforunu kendi devlet okulundaki öğrencilere harcaması gerekirken tam tersini yaparak devlet okulunda derslere, tüm eforunu özel öğretim kurumundaki ek işine harcadığı için yorgun bir şekilde giren öğretmenin performansı da otomatik olarak artacaktır.

Özel öğretim kurumlarında gayri resmi olarak ortaklığı olan öğretmenler tespit edilip meslekten uzaklaştırma ve eğer işlenen suç devam ediyorsa da meslekten ihraç gerçekleştirilmelidir. Çünkü bu öğretmenler kendi aralarında toplanarak, çalıştıkları okullardaki öğrencileri kendi kurumlarına yönlendirmekte, notla ve psikolojik baskı oyunları ile öğrencileri bir rant malzemesi olarak değerlendirdiği için mesleği ayaklar altına almakta ve saygınlığının sürdürülmesinde negatif etki oluşturmaktadır.

SON SÖZ

Özel Öğretim Kurumları'nda, devletin sağlamış olduğu 8 saate kadarlık özel öğretim kurumlarında çalışabilme hakkını kötü niyetli olarak kullanarak yasal veya kaçak olarak çalışmakta olan devlet memuru kadrolu/sözleşmeli öğretmenlerin özel öğretim kurumlarında çalışabiliyor oluşu durdurulmalı, böylece öğrencilerin bir ticari malzeme haline getirilmesinin önüne ket vurulmalı, öğretmenlerimizin de tüm eforunu kendi asli görevine vermesi sağlanmalıdır.

Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğinin daha iyi inşa edilebilmesi için en büyük sütunlardan birisi olan Eğitim ve Öğretim bacağının içeriden kanser gibi kemirilmemesinin yegane yolu budur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerine ve Milli Eğitim Bakanlığı'mıza saygılarımla arz ederim.