

Konya'daki hayvan katliamını durdurun


Konya'daki hayvan katliamını durdurun
Kampanya metni
T.C.KONYA VALİLİĞİ’NE
TARİH 07.12.2022
KONU:25.11.2022 tarihinde Konya Hayvan Bakımevinde görevliler tarafından hunharca işlenmiş bir hayvan
cinayetinin, ilgili görevliler ve ilgili bakanlıkların sorumluluğu altında yaşanmış ve kamu vicdanını
onarılamaz bir şekilde zedelemiş olan bu elim olayın hayvan hakları yasasının ihlali ve ilgililer
hakkında ceza-i müeyyedenin uygulanması hakkında!
AÇIKLAMALAR;
Konya Hayvan bakım evi görevlilerinden bir görevlinin, hayvanı sabit tutacak şekilde bir köpeğin
boynuna ip geçirmesi ve diğer görevlinin ise defalarca başına kürekle vurarak hayvanın ölümüne
sebep olması olayını, kasıtlı ve planlayarak işlenmiş bir cinayet olarak herkes gibi bizlerde dehşet
içerisinde basından (sosyal basın ve videodan) izledik.
Ayrıca köpeklerin çok uzun zamandır aç ve halsiz, bakımsız sağlıksız koşullarda hayatlarını idame
ettirildiğine şahit olduk. Günlük bakımlarının yeterince yapılmadığını ve sağlıklı koşullarda
bakılmadıklarını, haddinden fazla hayvanın üstü üste daracık yerlerde tutulduğunu, tesisin onca
hayvana yeterli gelmediğini de gördük. Bakımlarla ilgili olarak yeterli teknik ekipmanların olmadığını
da gördük. Tesis ve hayvan nüfusuna bakarak yeterli sayıda liyakat sahibi görevlilerin olmadığını da
tespit ettik. Hayvanların kalabalık sayılarda yetersiz dar alanlarda aç sefil, hasta ve bakımsız bir arada
tutulduklarını, bu durumun hayvanlar için güvenli olmadığını da gördük. Çok sayıda ihmalden ve hatta
işkence ile oluşan hayvan ölümlerinin olduğunu, ilgili tesisin hayvan haklarına riayet etmeyen
yöneticilerden ve görevlilerden oluştuğuna şahit olduk. Hatta küpeli sağlıklı köpeklerinde sağlıksız
koşullarda tutulduğu da ortaya çıktı. Adeta bakımevi bakım evi olma özelliğini kaybetmiş, bakımevi
olmaktan çıkmış, hayvanlar için işkence evine dönüşmüş bir yer gözlemledik. Hayvanların yeterli
besin ve gıdadan da yoksun olduklarına şahit olduk. Bu denetimden muzdarip sorumsuz görevliler,
kim bilir hayvanları birbirlerine kırdırıp, hatta birbirlerini yemeleri de sağlanıyor olabilirdi. Her ne
kadar biz buna şahit olmasak da, bu yönlü söylentilerde hiç yok değildi. Tesisin kapasitesinin bir hayli
üzerinde hayvanın olması, belki de sırf bu nedenle de olsa, hayvan nüfusunu belli bir oranda
tutabilmek adına da olsa, videoda gördüğümüz gibi planlı işlenen cinayetler ya da hayvanların
birbirlerine yem edilmeleri vakaları ile birlikte tesisin hayvan nüfusu da belli bir oranda bilinçli bir
politika ile azaltılıyor da olabilirdi. Bunların olmaması, planlı hayvan kıyımının olmaması bile hiç abartı
değildi.
Bu durumu, hayvan hakları konusunda mücadele eden hayvan sever dernekler kuruluşlar, vakıflar,
federasyonlar (STK’lar vs) ve aktivist ve gönüllüler olarak (başka şehirlerde olmak üzere idari birçok
engellemelere rağmen)tesisin önüne geldik. Hayvanların durumlarını ve koşullarını kendi gözlerimizle
görmek istedik. Emniyet birimleri de tesisin kapısında idi. İçeriye girmek istediğimizde ise emniyet
yetkilileri ‘’Kimsenin içeriye alınmayacağına dair TALİMAT OLDUĞUNU’’ söylediler. Her ne kadar
emniyet ve tesis yetkililerine gönderilen talimatı görmek istediğimizi beyan etsek de, ‘’kanunsuz-
emir’’ sıfatına haiz talimatlarını göstermedikleri gibi, biz hayvan gönüllülerini içeriye almayarak bizlere
ve Türk milletine karşı ‘’kanunsuz eylemlerini’’ zorla icra etmişlerdir. Kamu vicdanını zedelemiş olan
bu tesisi millet olarak denetlemek kamunun asıl sahipleri olan bu milletin fertlerine haiz bir
durumken, kamu yararı bahanesiyle ‘’kanunsuz idari talimatla ve kanunsuz eylemle’’ biz millet fertleri
ve ilgili kuruluşlar içeriye alınmamışızdır. Adeta suçlu görevlileri koruyan bir tavır takınılmış, tesisin
kusur ve ayıplarını örtmek için zaman kazanılmıştır. Bu uygulama karşısında böyle düşünmememiz
içinde hiçbir bahane de uyduramazsınız. B u sebeplerle bu dilekçe kaleme alınmıştır.
Görevlilerin hayvanlara bu şekilde hunharca yapmış oldukları vahşi şiddet (devlet ve memur şiddeti)
uygulamaları kamu vicdanında onarılamaz yaralar açmıştır. Dolayısıyla bu davranışları gösteren
görevlilerin salt iş hadlerinin fesh edilmeleriyle kurtulmaları kamu vicdanını daha da çok
zedelemektedir. Bu tür vahşet uygulayan görevlilerin görevlerinin bu olmadığını, görevlerini fevri bir
biçimde psikolojik saplantı ve şizofrenik eğilimlerle birlikte uyguladıkları keyfi vahşet ve şiddet
uygulamalarını hiçbir bakanlık ve kurum dokunulmazlığı hatta memur dokunulmazlığını düzenleyen
yasalarında bu usulsüz uygulamaların üzerini örtemeyeceğini de ayrıca beyan etmek gerekir.
Dokunulmazlık usul koruma kanun ve usulleri bu vahşi uygulamaların cezalandırılmasına da engel
teşkil etmemektedir. Her ne kadar memur suçları kapsamında idari cezaları düzenleyen yasalarımız
var olsa da, siyasi partizan kültürün (kendi adamını ve kendi parti yandaşını koruyan çifte standartlı
uygulamaların yerleşik bir hal aldığı siyasi) egemen olduğu ortamda kamu vicdanı sürekli kanayan bir
yara haline almıştır. Dolayısıyla memur suçları kapsamındaki yasaların, çifte standartlı
uygulamalarının yaygın olduğu ülkemizin siyasi koşullarında kamu vicdanında oluşan inanç gereği
olarak ve yürütmeye bağlı yargı kurumuna olan güvenin hemen hemen olmadığı bu koşullarda, ilgili
suçlu memurlar hakkında salt idari cezaların dışında, vatandaşın (ve bu milletinde) memurları direkt
olarak yargılatabilecek yasalarının da olması zorunluluğu açısından konunun ayrıca hukuki olarak
değerlendirilip, gerekli vatandaş-denetim yasalarının çıkarılması gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER;
A-)Vatandaş açısından memur suçlarını direkt yargılatabilecek ceza yasaları her ne kadar yoksa da, bu
açıdan ceza yasalarının çıkarılması bile başlı başına siyasal partizancılığı ya da çiftestandartlı yandaş
siyasal çalışma ve uygulama biçimlerine yok edebileceği göz önüne alınarak, konunun bu yönden idari
mahkemeye taşınması da vicdani ve hukuki bir gereklilik arz etmektedir.
B-)Mülk-i Amirlik kapsamında valilik ve kaymakamlığın bünyesi altında bulunan;
1-)Çevre şehircilik Bakanlı ve ilgili birimleri, 2-) Belediyecilik ve belediyeciliğin ilgili birimleri,
3-)Sağlık Bakanlığının ilgili birimleri, 4-) Orman Bakanlığının ilgili birimleri, 5-) İçişleri Bakanlığının ilgili
birimleri, 5-)Anayasa, kanun ve bakanlıkların ilgili birimlerinin usul koruma dokunulmazlık, iç tüzük
yönetmelik ve ilgili mevzuat kanunları,
Bütün bu yasalarda var olan uygulamaların totali ile ister hayvan hakları evrensel beyannamesi
şahsında oluşan uyuşmazlıklar olursa olsun, ister anayasa ve kanunlar arasındaki uyuşmazlıklar olursa
olsun, ister usullerle ilgili yönetmeliklerle ilgili (dokunulmazlık, koruma yasaları, iç tüzük vs vs)
meselelerde çıkan uyuşmazlık konuları olursa olsun, ya da bu müracaattan sonra çıkabilecek
uyuşmazlık konularında olursa olsun, tüm bu uyuşmazlıklarda idari mercilerin sorumlulukları asla göz
ardı edilemez bir durumdur. Her ne kadar devlet ve memur şiddetini önleyici yasal düzenlemelerimiz
yasalarımızda kısıtlı olsa da, temel haklar kapsamında hayvan haklarının savunulması ve pratik hayata
geçirilmesinin önünün açılması ve tedbirlerinin alınması açısından da bu durum gerekli bir durumdur.
Evrensel hukuk normlarına uyumlu, evrensel hayvan haklarına uyumlu yasal uyum prosüdürü
uygulanmalı, ilgili bakanlık ve ilgili birimlerin mevzuat ve yönetmelikleri de ona göre uyum içerisinde
yenilenmek zorundadır. Ayrıca ilgili kurum ve memurlarının yapmış oldukları sorumsuzluklar,
usulsüzlükler, ihlaller ve hukuka uygun olmayan her türlü davranışlarına karşı ceza-i müeyyelerini
düzenleyen ve cezai sorumluluklarını genişleten yasaların çıkarılmasıyla birlikte, yasaya kanuna ve
anayasaya ve evrensel hukuka (madde 90 ve ilgili maddeler) tam uygunluğun oluşmasını sağlamakta
sorumlu idari mercilerden önce kamu vicdanını da yakından ilgilendiren hususlar arasında yer
almaktadır. Bu ölçekte devletin şeffaflığı ve kamu vicdanının hafifletilmesi meselesinde köklü
hukuksal çözümün üretilmesi meselesinde devletin ve memurların vatandaş tarafından denetiminin önünün açılması içinde zorunlu bir durumdur. Hal böyle olunca toplumdaki ve devletteki şiddet
kültürünün yok edilmesinin önünün açılması için, şiddeti ister memur ister kim olursa olsun yapmış
olursa olsun, hiç ayrım yapmaksızın şiddeti yapan tarafa ceza yasası (yasalar yeterli değilse de yeterli
yasalar çıkarılarak) düzenlenmesi gerekmektedir. Vatandaşın şiddetine ceza yasası düzenleyip de aynı
oranda memura da ceza yasası (hatta daha fazlası) düzenlemesi yapmak zorunludur. Memur suçlarına
ilişkin idari ceza yasaları siyasal yandaşlıktan ve çifte standartlı uygulamalardan (Adalet bakanlığının
yürütme kurumu olmasından) dolayı uygulanamamaktadır. Dolayısıyla vatandaşın memuru
yargılatabileceği ‘’vatandaş denetim yasaları’’ şiddete ve şiddet kültürüne memur suçlarına karşı en
etkili çözüm üretmektedir.
İSTEM VE SONUÇ OLARAK;
Yukarda açıkladığım re’sen nedenlerden dolayı;
1-)…. Tarihli video görüntüsündeki ilgili memurların cezalandırılması, yukarda bahsini yaptığım
nedenlerle cezalandırılması mümkün değilse de cezalandırılması için ceza yasalarının düzenlenerek
cezalandırılması,
2-) Tüm vatandaşlara ve STK’lara (derneklere vakıflara vs vs) barınakların 7-24 açık olmasının
sağlanması ile vatandaşın denetim haklarına ve kamu vicdanının kriterlerine uygun valilik tarafından
idari bir kararın alınmasını ve bunun süresiz onaylanmasını,
3-)Ve bu konudaki hangi bakanlık ya da hangi birim olursa olsun, verilmiş olan hukuksuz talimatların
yok sayılmasının karar altına alınmasını,
4-)Bu onay ve karar verilmediği takdirde idari mahkemeye başvurulup konuya ilişkin davanın açıla
bileceğini,
5-) Dilekçenin işleme girdiği gün itibarıyla, konunun ivediliğinden dolayı hayvan katliamının aciliyet
içermesinden dolayı gün içerisinde valilik bünyesindeki ilgili birimlerin toplanıp ivedilikle cevap
verilmesi gerektiğini,
6-) Bundan dolayı can bahsi söz konusu olması nedeniyle ‘’makul hukuksal sürenin’’ idari kanunda ön
görülen ve belirtilen sürelere de uyum sağlanmamanın hukuka uygunluğu bahsiyle, cevap verilmediği
takdirde 1 sonraki gün idari mahkemeye başvurulabileceğini talep eder.
BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİZ. SAYGIYLARIMIZLA.
Deliller ve belgeler ektedir

Kampanya metni
T.C.KONYA VALİLİĞİ’NE
TARİH 07.12.2022
KONU:25.11.2022 tarihinde Konya Hayvan Bakımevinde görevliler tarafından hunharca işlenmiş bir hayvan
cinayetinin, ilgili görevliler ve ilgili bakanlıkların sorumluluğu altında yaşanmış ve kamu vicdanını
onarılamaz bir şekilde zedelemiş olan bu elim olayın hayvan hakları yasasının ihlali ve ilgililer
hakkında ceza-i müeyyedenin uygulanması hakkında!
AÇIKLAMALAR;
Konya Hayvan bakım evi görevlilerinden bir görevlinin, hayvanı sabit tutacak şekilde bir köpeğin
boynuna ip geçirmesi ve diğer görevlinin ise defalarca başına kürekle vurarak hayvanın ölümüne
sebep olması olayını, kasıtlı ve planlayarak işlenmiş bir cinayet olarak herkes gibi bizlerde dehşet
içerisinde basından (sosyal basın ve videodan) izledik.
Ayrıca köpeklerin çok uzun zamandır aç ve halsiz, bakımsız sağlıksız koşullarda hayatlarını idame
ettirildiğine şahit olduk. Günlük bakımlarının yeterince yapılmadığını ve sağlıklı koşullarda
bakılmadıklarını, haddinden fazla hayvanın üstü üste daracık yerlerde tutulduğunu, tesisin onca
hayvana yeterli gelmediğini de gördük. Bakımlarla ilgili olarak yeterli teknik ekipmanların olmadığını
da gördük. Tesis ve hayvan nüfusuna bakarak yeterli sayıda liyakat sahibi görevlilerin olmadığını da
tespit ettik. Hayvanların kalabalık sayılarda yetersiz dar alanlarda aç sefil, hasta ve bakımsız bir arada
tutulduklarını, bu durumun hayvanlar için güvenli olmadığını da gördük. Çok sayıda ihmalden ve hatta
işkence ile oluşan hayvan ölümlerinin olduğunu, ilgili tesisin hayvan haklarına riayet etmeyen
yöneticilerden ve görevlilerden oluştuğuna şahit olduk. Hatta küpeli sağlıklı köpeklerinde sağlıksız
koşullarda tutulduğu da ortaya çıktı. Adeta bakımevi bakım evi olma özelliğini kaybetmiş, bakımevi
olmaktan çıkmış, hayvanlar için işkence evine dönüşmüş bir yer gözlemledik. Hayvanların yeterli
besin ve gıdadan da yoksun olduklarına şahit olduk. Bu denetimden muzdarip sorumsuz görevliler,
kim bilir hayvanları birbirlerine kırdırıp, hatta birbirlerini yemeleri de sağlanıyor olabilirdi. Her ne
kadar biz buna şahit olmasak da, bu yönlü söylentilerde hiç yok değildi. Tesisin kapasitesinin bir hayli
üzerinde hayvanın olması, belki de sırf bu nedenle de olsa, hayvan nüfusunu belli bir oranda
tutabilmek adına da olsa, videoda gördüğümüz gibi planlı işlenen cinayetler ya da hayvanların
birbirlerine yem edilmeleri vakaları ile birlikte tesisin hayvan nüfusu da belli bir oranda bilinçli bir
politika ile azaltılıyor da olabilirdi. Bunların olmaması, planlı hayvan kıyımının olmaması bile hiç abartı
değildi.
Bu durumu, hayvan hakları konusunda mücadele eden hayvan sever dernekler kuruluşlar, vakıflar,
federasyonlar (STK’lar vs) ve aktivist ve gönüllüler olarak (başka şehirlerde olmak üzere idari birçok
engellemelere rağmen)tesisin önüne geldik. Hayvanların durumlarını ve koşullarını kendi gözlerimizle
görmek istedik. Emniyet birimleri de tesisin kapısında idi. İçeriye girmek istediğimizde ise emniyet
yetkilileri ‘’Kimsenin içeriye alınmayacağına dair TALİMAT OLDUĞUNU’’ söylediler. Her ne kadar
emniyet ve tesis yetkililerine gönderilen talimatı görmek istediğimizi beyan etsek de, ‘’kanunsuz-
emir’’ sıfatına haiz talimatlarını göstermedikleri gibi, biz hayvan gönüllülerini içeriye almayarak bizlere
ve Türk milletine karşı ‘’kanunsuz eylemlerini’’ zorla icra etmişlerdir. Kamu vicdanını zedelemiş olan
bu tesisi millet olarak denetlemek kamunun asıl sahipleri olan bu milletin fertlerine haiz bir
durumken, kamu yararı bahanesiyle ‘’kanunsuz idari talimatla ve kanunsuz eylemle’’ biz millet fertleri
ve ilgili kuruluşlar içeriye alınmamışızdır. Adeta suçlu görevlileri koruyan bir tavır takınılmış, tesisin
kusur ve ayıplarını örtmek için zaman kazanılmıştır. Bu uygulama karşısında böyle düşünmememiz
içinde hiçbir bahane de uyduramazsınız. B u sebeplerle bu dilekçe kaleme alınmıştır.
Görevlilerin hayvanlara bu şekilde hunharca yapmış oldukları vahşi şiddet (devlet ve memur şiddeti)
uygulamaları kamu vicdanında onarılamaz yaralar açmıştır. Dolayısıyla bu davranışları gösteren
görevlilerin salt iş hadlerinin fesh edilmeleriyle kurtulmaları kamu vicdanını daha da çok
zedelemektedir. Bu tür vahşet uygulayan görevlilerin görevlerinin bu olmadığını, görevlerini fevri bir
biçimde psikolojik saplantı ve şizofrenik eğilimlerle birlikte uyguladıkları keyfi vahşet ve şiddet
uygulamalarını hiçbir bakanlık ve kurum dokunulmazlığı hatta memur dokunulmazlığını düzenleyen
yasalarında bu usulsüz uygulamaların üzerini örtemeyeceğini de ayrıca beyan etmek gerekir.
Dokunulmazlık usul koruma kanun ve usulleri bu vahşi uygulamaların cezalandırılmasına da engel
teşkil etmemektedir. Her ne kadar memur suçları kapsamında idari cezaları düzenleyen yasalarımız
var olsa da, siyasi partizan kültürün (kendi adamını ve kendi parti yandaşını koruyan çifte standartlı
uygulamaların yerleşik bir hal aldığı siyasi) egemen olduğu ortamda kamu vicdanı sürekli kanayan bir
yara haline almıştır. Dolayısıyla memur suçları kapsamındaki yasaların, çifte standartlı
uygulamalarının yaygın olduğu ülkemizin siyasi koşullarında kamu vicdanında oluşan inanç gereği
olarak ve yürütmeye bağlı yargı kurumuna olan güvenin hemen hemen olmadığı bu koşullarda, ilgili
suçlu memurlar hakkında salt idari cezaların dışında, vatandaşın (ve bu milletinde) memurları direkt
olarak yargılatabilecek yasalarının da olması zorunluluğu açısından konunun ayrıca hukuki olarak
değerlendirilip, gerekli vatandaş-denetim yasalarının çıkarılması gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER;
A-)Vatandaş açısından memur suçlarını direkt yargılatabilecek ceza yasaları her ne kadar yoksa da, bu
açıdan ceza yasalarının çıkarılması bile başlı başına siyasal partizancılığı ya da çiftestandartlı yandaş
siyasal çalışma ve uygulama biçimlerine yok edebileceği göz önüne alınarak, konunun bu yönden idari
mahkemeye taşınması da vicdani ve hukuki bir gereklilik arz etmektedir.
B-)Mülk-i Amirlik kapsamında valilik ve kaymakamlığın bünyesi altında bulunan;
1-)Çevre şehircilik Bakanlı ve ilgili birimleri, 2-) Belediyecilik ve belediyeciliğin ilgili birimleri,
3-)Sağlık Bakanlığının ilgili birimleri, 4-) Orman Bakanlığının ilgili birimleri, 5-) İçişleri Bakanlığının ilgili
birimleri, 5-)Anayasa, kanun ve bakanlıkların ilgili birimlerinin usul koruma dokunulmazlık, iç tüzük
yönetmelik ve ilgili mevzuat kanunları,
Bütün bu yasalarda var olan uygulamaların totali ile ister hayvan hakları evrensel beyannamesi
şahsında oluşan uyuşmazlıklar olursa olsun, ister anayasa ve kanunlar arasındaki uyuşmazlıklar olursa
olsun, ister usullerle ilgili yönetmeliklerle ilgili (dokunulmazlık, koruma yasaları, iç tüzük vs vs)
meselelerde çıkan uyuşmazlık konuları olursa olsun, ya da bu müracaattan sonra çıkabilecek
uyuşmazlık konularında olursa olsun, tüm bu uyuşmazlıklarda idari mercilerin sorumlulukları asla göz
ardı edilemez bir durumdur. Her ne kadar devlet ve memur şiddetini önleyici yasal düzenlemelerimiz
yasalarımızda kısıtlı olsa da, temel haklar kapsamında hayvan haklarının savunulması ve pratik hayata
geçirilmesinin önünün açılması ve tedbirlerinin alınması açısından da bu durum gerekli bir durumdur.
Evrensel hukuk normlarına uyumlu, evrensel hayvan haklarına uyumlu yasal uyum prosüdürü
uygulanmalı, ilgili bakanlık ve ilgili birimlerin mevzuat ve yönetmelikleri de ona göre uyum içerisinde
yenilenmek zorundadır. Ayrıca ilgili kurum ve memurlarının yapmış oldukları sorumsuzluklar,
usulsüzlükler, ihlaller ve hukuka uygun olmayan her türlü davranışlarına karşı ceza-i müeyyelerini
düzenleyen ve cezai sorumluluklarını genişleten yasaların çıkarılmasıyla birlikte, yasaya kanuna ve
anayasaya ve evrensel hukuka (madde 90 ve ilgili maddeler) tam uygunluğun oluşmasını sağlamakta
sorumlu idari mercilerden önce kamu vicdanını da yakından ilgilendiren hususlar arasında yer
almaktadır. Bu ölçekte devletin şeffaflığı ve kamu vicdanının hafifletilmesi meselesinde köklü
hukuksal çözümün üretilmesi meselesinde devletin ve memurların vatandaş tarafından denetiminin önünün açılması içinde zorunlu bir durumdur. Hal böyle olunca toplumdaki ve devletteki şiddet
kültürünün yok edilmesinin önünün açılması için, şiddeti ister memur ister kim olursa olsun yapmış
olursa olsun, hiç ayrım yapmaksızın şiddeti yapan tarafa ceza yasası (yasalar yeterli değilse de yeterli
yasalar çıkarılarak) düzenlenmesi gerekmektedir. Vatandaşın şiddetine ceza yasası düzenleyip de aynı
oranda memura da ceza yasası (hatta daha fazlası) düzenlemesi yapmak zorunludur. Memur suçlarına
ilişkin idari ceza yasaları siyasal yandaşlıktan ve çifte standartlı uygulamalardan (Adalet bakanlığının
yürütme kurumu olmasından) dolayı uygulanamamaktadır. Dolayısıyla vatandaşın memuru
yargılatabileceği ‘’vatandaş denetim yasaları’’ şiddete ve şiddet kültürüne memur suçlarına karşı en
etkili çözüm üretmektedir.
İSTEM VE SONUÇ OLARAK;
Yukarda açıkladığım re’sen nedenlerden dolayı;
1-)…. Tarihli video görüntüsündeki ilgili memurların cezalandırılması, yukarda bahsini yaptığım
nedenlerle cezalandırılması mümkün değilse de cezalandırılması için ceza yasalarının düzenlenerek
cezalandırılması,
2-) Tüm vatandaşlara ve STK’lara (derneklere vakıflara vs vs) barınakların 7-24 açık olmasının
sağlanması ile vatandaşın denetim haklarına ve kamu vicdanının kriterlerine uygun valilik tarafından
idari bir kararın alınmasını ve bunun süresiz onaylanmasını,
3-)Ve bu konudaki hangi bakanlık ya da hangi birim olursa olsun, verilmiş olan hukuksuz talimatların
yok sayılmasının karar altına alınmasını,
4-)Bu onay ve karar verilmediği takdirde idari mahkemeye başvurulup konuya ilişkin davanın açıla
bileceğini,
5-) Dilekçenin işleme girdiği gün itibarıyla, konunun ivediliğinden dolayı hayvan katliamının aciliyet
içermesinden dolayı gün içerisinde valilik bünyesindeki ilgili birimlerin toplanıp ivedilikle cevap
verilmesi gerektiğini,
6-) Bundan dolayı can bahsi söz konusu olması nedeniyle ‘’makul hukuksal sürenin’’ idari kanunda ön
görülen ve belirtilen sürelere de uyum sağlanmamanın hukuka uygunluğu bahsiyle, cevap verilmediği
takdirde 1 sonraki gün idari mahkemeye başvurulabileceğini talep eder.
BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİZ. SAYGIYLARIMIZLA.
Deliller ve belgeler ektedir

Kampanya Kapatıldı
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 6 Aralık 2022 tarihinde başlatıldı