

Kürekli ve Pedallı Balıkçı Kanolarına "Özel Tekne" Muamelesi Yapılmasın!


Kürekli ve Pedallı Balıkçı Kanolarına "Özel Tekne" Muamelesi Yapılmasın!
Kampanya metni
BALIKÇI KANOLARI LİMANA BAĞLANACAK BİRER "TEKNE" DEĞİLDİR!
Denizlerin bisikleti gibi görülmesi gereken "rekreasyonel balıkçı kanoları ve deniz kayakları" için yasal tanımlama ve mevzuat değişikliği istiyoruz...
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızdaki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi kurallara bağlanarak tescillenmesini istiyoruz.
MUHATAPLAR: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) Başkanlığı
Denizlerdeki rekreasyon hakkımız mevzuattaki tanımsızlığa ve muğlaklığa kurban edilemez!
Bizler; Türkiye’nin dört bir yanında denizle bağını sadece kas gücüyle kuran, doğaya saygılı kano ve kayak balıkçılarıyız. Bugün bizler gibi rekreasyonel deniz kanoları ve deniz kayakları kullanarak rekreasyonel balıkçılıkla uğraşanlar, mevzuattaki tanımların yetersizliği nedeniyle ciddi bir “kimlik krizi” ve “denetim belirsizliği” ile karşı karşıyadır. Mevcut yönetmeliklerin boşlukları, sahadaki faaliyetlerimizin kurallardan ziyade denetçilerin kişisel görecesi doğrultusunda değerlendirildiği sancılı ve edilgen bir sürece dönüşmüştür. Herşeyin çözümü meselenin odağında yer alması gereken şu üç kavramın doğru şekilde anlaşılması ve ilgili mevzuatta lüzumunca anılması ile mümkündür: 1- Rekreasyon olgusu, 2- Kas gücüyle işletilme, 3- İptidai kapasite
Önce "REKREASYON" nedir bir anlayalım/hatırlayalım...
Fransızca kökenli bir isim olan (recreation) ve Türkçe literatüre “rekreasyon” şeklinde girmiş bu ifade;
insanların zamanlarını değerlendirmek için, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak yaptıkları, herhangi bir ticari eldesi olmaksızın bireysel ya da sosyal gruplar olarak katıldıkları etkinlikleri ve sürdürdükleri kişisel uğraşıları tanımlar. Olta balıkçılığı, kano, kayak, bisiklet, kampçılık gibi doğada ve açık havada gayretine giriştiğimiz uğraşılar tamamen rekreasyon altında tanımlanan uğraşılar olup rekreasyona dönük üretilmiş gereçler de “rekreasyonel/rekreatif” olarak tanımlanarak bu şekilde sınıflandırılır. ( Örneğin; a)Ticari, b)Sportif, c)Rekreatif şeklinde olduğu gibi..)

Neden böyle bir imza kampanyası başlatıyoruz?
Kano ve kayak “motorlu tekne” ya da “gemi” gibi hacimli, kuvvetli ve hızlı bir su gereci değildir. Kol ya da bacak kaslarına yani insan gücüne dayanan kürek ya da pedallı basit mekanizmalar sayesinde suda düşük hızla ilerleyebilen; bir kişinin kaldırabileceği kadar hafif ve motorlu herhangi bir su gerecine göre oldukça iptidai su gereçleri olan deniz kanoları ve kayaklar; bir anlamda karada kullandığımız bisikletlerin sudaki karşılığıdır. Bu tamamen rekreatif ve sportif nitelikteki basit gereçlerin -sadece onlar gibi su yüzünde yüzebildikleri için- motorlu özel teknelerle veya tonajlı gemilerle aynı kapsamda değerlendirilmesi ve onlarla aynı bürokrasiye dahil edilmesi, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mevzuattaki çelişki
Oysa su Sporları kulüplerinde “sportif” amaçla kullanılan deniz kanoları ve kayaklar böyle bir bürokrasiden muaf tutulurken, biz sivillerin “rekreatif” amaçla kullandığı hemen hemen aynı kapasite ve kabiliyetteki deniz kanoları ve kayaklarının “liman kaydına” zorlanması büyük bir hukuksal çelişkidir. Tasarım baz özellikleri/fiziği itibarı ile AYNI, sudaki seyir kabiliyeti ve yüzer kapasitesi açısından AYNI, işletilme şekli/kullanma yöntemi ile AYNI, faaliyet alanı/etkinlik sahası yönünden AYNI olan bir gerecin "sportif" ve "rekreatif" tanımlaması üzerinden gidildiğinde yasada AYRI görülmesi ne kadar anlamlı !?...
Tuhaf bir “GÜVENLİK” mazereti
Bu zorlamanın sebebi olarak gösterilen “suda kaybolma ve yaşanacak kaza durumunda kimlik tespiti imkânı” gibi “güvenlik” vurgulu gerekçeler, bu iptidai gereçleri hantal bir liman kayıt sistemine dahil etmek için yeterli değildir. Uygulayıcıların sahadaki güvenliği, kullandıkları kanoları en yakın limana bağlayarak kağıt üzerinde değil, kullananları bilinçlendirip lisanslayarak su üstünde sağlanabilir. Amaç; eğer denildiği gibi biz rekreasyonist kano balıkçılarının sudaki güvenliğini sağlamak ise; motorlu bir tekne ya da gemi gibi limana bağlanan/kaydedilen bir kanonun kullanıcısının güvenliğine fazladan nasıl bir kapasite kazandırdığının da detayı ile anlatılması gerekir. Güvenlik, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir eğitim süreci sonunda ancak uygulayıcı kitleye yani bizlere kazandırılacak farkındalık ve bilinçle sağlanabilir, kanolarımızı tekneleştirmek, kayaklarımızı kayıklaştırmak pahasına ruhsatlandırıp kıç omuzluklarından numaralandırarak değil.
Göreceli yorumlamalar yüzünden suda yaşanan hak erozyonu
Gerek “yetkileri ile yetkinlikleri denk olmayan” kimi denetçinin rekreasyonel kano balıkçılarına dönük sahada sergilediği kişisel yaklaşım ve tutum gerekse sudaki bilinçsiz ve deneyimsiz kano-kayak kullanıcılarının tavır, söylem ve kabulleri bizleri artık daha sık karşılaştığımız tartışmalı idari para cezaları yanında haksız “sudan men” müdahaleleri ve kimi yerde gayriresmî yasaklamalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Rekreasyonist kano balıkçıları kendi sularında adeta bir “hırsız veya kaçak bir suçlu gibi” endişeyle kürek çekip olta atmaya mahkûm edilmektedir. Denize ve balığa gönül vererek kendini kişisel gayreti ile suda dinlendiren, eğlendiren, kürek çekip balık tutmaya çalışarak iyileştirip güzelleştiren insanların hak ettiği şey kesinlikle bu değildir.

O hâlde biz kano balıkçılarının başta Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) olmak üzere bu işle ilgili resmî makamlardan talepleri nelerdir?
Özellikle son birkaç yıldır kullanıcı sayısı hızla artan rekreasyonel balıkçı kanoları ile ilgili olarak sahada yaşanan bu belirsizliğin bir an önce sona ermesi için, denizcilik ve balıkçılıkla ilgili tüm yönetmeliklerde deniz kanolarının ve deniz kayaklarının tıpkı aşağıda yer verilen çerçeve tanımdaki gibi net ve boşluksuz şekilde yeniden tanımlanması gereğine inançla;
A) “Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlilikleri Hakkındaki Yönetmelik” kapsamında rekreatif kullanıma dönük kano ve kayakların kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun şekilde tanımlanarak ayrıca ele alınmasını, fizik koşulları dahilinde kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun olarak ayrı, gerçekçi ve yoruma kapalı net hükümlere bağlanmasını,
B) “Sportif” kullanıma dönük deniz kanoları ve kayaklar gibi “rekreatif” kullanıma dönük deniz kanoları ve kayakların da saha da kısaca liman kaydı olarak anılan Liman Kütük Bağlama Kaydı'ndan (bağlama kütüğü ruhsatnamesinden) muafiyeti sağlanarak ilgili yönetmeliklerde bu muafiyetin alenen ve hususiyetle belirtilmesini ya da
C) Eğer rekreasyonel amaçlarla kullanılan deniz kanoları ve deniz kayaklarının belirli bölgelerde yoğunlaşan rekreasyonel faaliyetlerinden ötürü bizlerin topyekûn kayıt altına alınarak sahada takibi amaçlanıyorsa, bu işin;
'asgari 2,5 metrelik tekne boyu'nu belirleyici esas olarak kabul edip şahsi/özel kullanıma dönük bilumum tip ve kapasitedeki motorlu ve/veya yelkenli tekne ile ağır deniz vasıtasını -su üstünde kalmak dışında başkaca hiçbir ortak özelliği ve kapasitesi olmaksızın- sadece kas gücüyle işletilen kano ve kayaklarla esas'tan birbirine denkleştirirken adeta 2,5 metreden daha boylu her yüzen gereci “özel tekne” söylemiyle aynılaştıran, üstelik hem fiziği hem de dinamiği bambaşka olan tüm bu yüzer vasıtalara dönük başkaca idari ve fiziki mesuliyetleri de kürek ve pedal zoruyla işletilen rekreasyonel deniz kanolarına/kayaklarına usul'en yükleyen tekne tipi genel bir mevzuatla çözülmeye çalışılması yerine kano ve kayağa dönük mesuliyet ve muafiyetlerin doğru bir çerçeve tanım eşliğinde netleştirildiği özelleştirilmiş mevzuat ekleriyle kotarılmasını talep ediyoruz.
Zira, 9-12 yaş aralığındaki çocuklar için üretilen eğitim modelleri ve özel olarak üretilen engelli modelleri dışında 2,5 metreden daha kısa boyda rekreatif bir deniz kanosunun/kayağının üretimi de zaten söz konusu değildir. Hâl böyle iken kano ve kayak için karşılığı olmayan bir gövde uzunluğunu liman kaydından muafiyet üst sınırı olarak tanzim eden ve bu sınırı aşan her yüzer gereci liman bağlama ruhsatı gerektiren özel bir tekne olarak yoruma açık biçimde tasnif eden bir mevzuatın rekreasyon bağlamındaki kifayetsizliği artık anlaşılmalı ve gereğince sorgulanmalıdır.
Evet, yürürlükteki mevzuatta “kano” ifadesi geçmektedir, ama bu mevzuat söz konusu gereçlerin kayıt altına alınması noktasında rekreasyonel deniz kanosunun ve deniz kayağının ne olduğunu bilmemekte, lüzumunca açıklayamamaktadır. O yüzden talebimizin özü; deniz kanosunu bilmeksizin usul’en anan değil, kanonun ve kayağın rekreasyon odağında ne olduğunu bilerek onu esas’tan tanımlayan doğru düzgün bir mevzuat güncellemesinin yapılmasıdır.
Çerçeve tanımımız:
“Kano ve deniz kayağı; gezi, eğlence ve balıkçılık gibi rekreasyonel amaçlar için öncelikle kas gücünü kullanmak sureti ile hem kürek hem de düşük devirli basit pedal mekanizmaları vasıtası ile işletilen/ilerleyen, bunlara ek olarak uyarlanmış tek yelkenli basit donatılar sayesinde ilerlemek için rüzgâr gücünden de belirli ölçüde istifade edebilen, ahşap gibi doğal materyallerin yanı sıra plastiklerden ve sentetik reçineli kompozit türevlerinden imal edilmiş, 1-4 oturaklı, uzunluğu 7 metreyi ve boş ağırlığı 60 kg'ı aşmayan iptidai su araçlarıdır." (Kaynak: Nehirden Denize®)
Böylesi bir çerçeve tanım ekseninde ACİL aksiyon beklediğimiz konu başlıkları
1- “Rekreasyon” vurgulu alt branş tanımlanmalıdır: Türkiye Kano federasyonu (TÜRKAF) bünyesinde yakın geçmişte açılan "deniz kanosu" branşı altında -ne kavramsal ne de işlevsel bir çelişkiye düşülmeksizin- derhal “Sportif Deniz Kanosu” ve “Rekreatif Deniz Kanosu” şeklinde iki alt branşın tanımlanarak “Rekreasyonel Kano Balıkçılığı” bu ikinci alt branş kapsamında beynelmilel bir faaliyet olarak anılmalıdır. Bu bağlamda gerek sportif gerekse rekreatif kullanıma dönük kürekli ya da pedallı tüm deniz kanolarının/kayaklarının liman kaydından muaf/ruhsat gerektirmeyen iptidai yüzer gereçler olduğuna dair resmî bir bildirinin ivedilikle yayınlanarak resmi kurumlara tebliği Federasyonca atılması gereken ilk ve en önemli adımdır.
2- “Lisanslı ve Vizeli kullanıcı” kayıt/takip sistemi planlanmalıdır: Bir rekreasyonistin pratik kapasitesi ile örtüşmeyen resmî mesuliyetler üstlenmesine sebep olacak şekilde sahip olduğu rekreatif deniz kanosunu/kayağını bir liman kütüğüne bağlayarak kayıt altına almaya çalışmak yerine; ilgili federasyon veya resmî kurumlarca hazırlanarak yetkinliği onanacak özel ve tüzel kişilikler üzerinden yerinde veya çevrimiçi yürütülecek sertifikalı/lisanslı tematik bir eğitim programı oluşturulmalıdır. Böylesi bir kısa süreli tematik eğitim kapsamında periyodik bir “vize/yeterlilik” sistemi işletilerek hem rekreasyonist kanocuların denizde can ve seyir güvenliği odağında bilinçlendirilerek kayıt altına alınması hem de sahadaki rekreasyonel etkinliklerinin takibi kolaylıkla sağlanabilir.
3- Kullanıcı/Rekreasyonist güvenliği desteklenmelidir: Deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan biz sivil rekreasyonistlerin sudaki yetkinliği ve kişisel güvenliği ile doğrudan ilişkili olarak yukarıda ifade edildiği üzere verilecek sertifikalı bir tematik eğitimin ardından "Amatör Denizci Belgesi" (ADB) ve "Kısa Mesafe Telsiz (KMT) Lisansı" edinmeleri şart koşulmalı, kolluk tarafından suda mevcudiyeti sorulacak olan evrak ise liman bağlama ruhsatı yerine bu üç belge (1-Deniz Kanosu Eğitim sertifikası, 2-Amatör Denizci belgesi ve 3-Kısa Mesafe Telsiz lisansı) olmaldır. Akabinde KMT lisanslı her bir kano ve kayak kullanıcısının sudaki kişisel güvenliğini arttırarak tanınırlığını sağlamak adına kendisine ait uluslararası MMSI kimliği oluşturacak şekilde 1 adet el tipi deniz telsizi edinebilmesinin ve ek bir yükümlülük almadan ilgili kurumlar üzerinden cihaz kaydını yaptırabilmesinin yolu yönetmeliklerde açılmalıdır. Aynı şekilde TÜRKAF'tan eğitim alarak birinci kademe tur liderliği belgesi edinmiş profesyonel rekreasyonistlerin ise bu belge ile belirlenen ve liderlik edebildikleri kano/kayak sayısı doğrultusunda kendi adlarına 6 adete kadar el tipi ve 1 adet konsol tipi deniz telsizi temin ederek geçerli MMSI kimliği olacak şekilde tüm cihazların kayıtlarını yaptırabilmesinin yolu da açılmalıdır.
4- Kolluk birimleri için “Saha Kontrol-Uygulama Kılavuzları” hazırlanmalıdır: İlgili federasyon ve/veya kurumlarca Sahil Güvenlik, Deniz Polisi gibi sahadaki kolluk ve kontrol birimlerinin kürekli veya pedallı deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan rekreasyonistlerin denetiminde neyi kontrol etmesi gerektiğine dair, göreceli yorumlamalara ve manasız münakaşalara mahal bırakmayacak netlikte bir “saha kontrol-uygulama kılavuzu” hazırlanarak ivedilikle yayınlanmalıdır.
5- Tematik topluluklarla iletişim kurulmalıdır: Bu işin sadece sportif/olimpik değil rekreasyonel bir faaliyet alanı olduğu unutulmayıp kano ve kürek faaliyetlerinin yalnız lisanslı sporculardan oluşan kapalı bir zümre uğraşısı olmadığının kabulü ile bu alandaki “nitelikli” tematik yayınları, içerikleri ve etkinliği üzerinden sahada bilinir hâle gelmiş ve değer üreten, “ciddi” yayın alanları, kişiler, sivil organizasyonlar ve topluluklarla iletişime geçilerek meseleye taraf olan/olacak olan kurumların rekreasyonel deniz kanosu ve deniz kayağı ile ilgili resmi yöneylemi rasyonel şekilde belirlenmelidir.

Sonuç olarak; meseleyi “eğlence-dinlence” yani “rekreasyon” dairesinde ele alan, gerçekçi bir yasal düzenleme/güncelleme bekliyoruz. Garajımızda, balkonumuzda muhafaza edip aracımızın üzerinde taşıdığımız çoğu plastikten mamül bu basit ve iptidai su gereçlerinin sırf tanım yetersizliğinden ve henüz bu konuya hassasiyet gösteren kurumsal bir irade ortaya konulmadığı için daha fazla “gemi veya özel tekne” muamelesi görmesini istemiyor; kürek çekip pedal basarak yapageldiğimiz dinlence, eğlence ve spor amaçlı kişisel faaliyetlerimiz lüzumunu aşan mesuliyetlerle kendi boyunu aşan külfetli ve kısıtlanmış bir uğraşıya dönüşmesin, diye imza veriyoruz.
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızın en iddiasız ama en çevreci vatanperverleri olarak; denizlerdeki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi bir bakış açısıyla tanımlanmış kurallara bağlanarak, su üstündeki varlığımızın genel yaklaşımlarla değil kendine özgü koşullarıyla değerlendirilip tescillenmesini istiyoruz.

1.385
Kampanya metni
BALIKÇI KANOLARI LİMANA BAĞLANACAK BİRER "TEKNE" DEĞİLDİR!
Denizlerin bisikleti gibi görülmesi gereken "rekreasyonel balıkçı kanoları ve deniz kayakları" için yasal tanımlama ve mevzuat değişikliği istiyoruz...
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızdaki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi kurallara bağlanarak tescillenmesini istiyoruz.
MUHATAPLAR: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) Başkanlığı
Denizlerdeki rekreasyon hakkımız mevzuattaki tanımsızlığa ve muğlaklığa kurban edilemez!
Bizler; Türkiye’nin dört bir yanında denizle bağını sadece kas gücüyle kuran, doğaya saygılı kano ve kayak balıkçılarıyız. Bugün bizler gibi rekreasyonel deniz kanoları ve deniz kayakları kullanarak rekreasyonel balıkçılıkla uğraşanlar, mevzuattaki tanımların yetersizliği nedeniyle ciddi bir “kimlik krizi” ve “denetim belirsizliği” ile karşı karşıyadır. Mevcut yönetmeliklerin boşlukları, sahadaki faaliyetlerimizin kurallardan ziyade denetçilerin kişisel görecesi doğrultusunda değerlendirildiği sancılı ve edilgen bir sürece dönüşmüştür. Herşeyin çözümü meselenin odağında yer alması gereken şu üç kavramın doğru şekilde anlaşılması ve ilgili mevzuatta lüzumunca anılması ile mümkündür: 1- Rekreasyon olgusu, 2- Kas gücüyle işletilme, 3- İptidai kapasite
Önce "REKREASYON" nedir bir anlayalım/hatırlayalım...
Fransızca kökenli bir isim olan (recreation) ve Türkçe literatüre “rekreasyon” şeklinde girmiş bu ifade;
insanların zamanlarını değerlendirmek için, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak yaptıkları, herhangi bir ticari eldesi olmaksızın bireysel ya da sosyal gruplar olarak katıldıkları etkinlikleri ve sürdürdükleri kişisel uğraşıları tanımlar. Olta balıkçılığı, kano, kayak, bisiklet, kampçılık gibi doğada ve açık havada gayretine giriştiğimiz uğraşılar tamamen rekreasyon altında tanımlanan uğraşılar olup rekreasyona dönük üretilmiş gereçler de “rekreasyonel/rekreatif” olarak tanımlanarak bu şekilde sınıflandırılır. ( Örneğin; a)Ticari, b)Sportif, c)Rekreatif şeklinde olduğu gibi..)

Neden böyle bir imza kampanyası başlatıyoruz?
Kano ve kayak “motorlu tekne” ya da “gemi” gibi hacimli, kuvvetli ve hızlı bir su gereci değildir. Kol ya da bacak kaslarına yani insan gücüne dayanan kürek ya da pedallı basit mekanizmalar sayesinde suda düşük hızla ilerleyebilen; bir kişinin kaldırabileceği kadar hafif ve motorlu herhangi bir su gerecine göre oldukça iptidai su gereçleri olan deniz kanoları ve kayaklar; bir anlamda karada kullandığımız bisikletlerin sudaki karşılığıdır. Bu tamamen rekreatif ve sportif nitelikteki basit gereçlerin -sadece onlar gibi su yüzünde yüzebildikleri için- motorlu özel teknelerle veya tonajlı gemilerle aynı kapsamda değerlendirilmesi ve onlarla aynı bürokrasiye dahil edilmesi, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mevzuattaki çelişki
Oysa su Sporları kulüplerinde “sportif” amaçla kullanılan deniz kanoları ve kayaklar böyle bir bürokrasiden muaf tutulurken, biz sivillerin “rekreatif” amaçla kullandığı hemen hemen aynı kapasite ve kabiliyetteki deniz kanoları ve kayaklarının “liman kaydına” zorlanması büyük bir hukuksal çelişkidir. Tasarım baz özellikleri/fiziği itibarı ile AYNI, sudaki seyir kabiliyeti ve yüzer kapasitesi açısından AYNI, işletilme şekli/kullanma yöntemi ile AYNI, faaliyet alanı/etkinlik sahası yönünden AYNI olan bir gerecin "sportif" ve "rekreatif" tanımlaması üzerinden gidildiğinde yasada AYRI görülmesi ne kadar anlamlı !?...
Tuhaf bir “GÜVENLİK” mazereti
Bu zorlamanın sebebi olarak gösterilen “suda kaybolma ve yaşanacak kaza durumunda kimlik tespiti imkânı” gibi “güvenlik” vurgulu gerekçeler, bu iptidai gereçleri hantal bir liman kayıt sistemine dahil etmek için yeterli değildir. Uygulayıcıların sahadaki güvenliği, kullandıkları kanoları en yakın limana bağlayarak kağıt üzerinde değil, kullananları bilinçlendirip lisanslayarak su üstünde sağlanabilir. Amaç; eğer denildiği gibi biz rekreasyonist kano balıkçılarının sudaki güvenliğini sağlamak ise; motorlu bir tekne ya da gemi gibi limana bağlanan/kaydedilen bir kanonun kullanıcısının güvenliğine fazladan nasıl bir kapasite kazandırdığının da detayı ile anlatılması gerekir. Güvenlik, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir eğitim süreci sonunda ancak uygulayıcı kitleye yani bizlere kazandırılacak farkındalık ve bilinçle sağlanabilir, kanolarımızı tekneleştirmek, kayaklarımızı kayıklaştırmak pahasına ruhsatlandırıp kıç omuzluklarından numaralandırarak değil.
Göreceli yorumlamalar yüzünden suda yaşanan hak erozyonu
Gerek “yetkileri ile yetkinlikleri denk olmayan” kimi denetçinin rekreasyonel kano balıkçılarına dönük sahada sergilediği kişisel yaklaşım ve tutum gerekse sudaki bilinçsiz ve deneyimsiz kano-kayak kullanıcılarının tavır, söylem ve kabulleri bizleri artık daha sık karşılaştığımız tartışmalı idari para cezaları yanında haksız “sudan men” müdahaleleri ve kimi yerde gayriresmî yasaklamalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Rekreasyonist kano balıkçıları kendi sularında adeta bir “hırsız veya kaçak bir suçlu gibi” endişeyle kürek çekip olta atmaya mahkûm edilmektedir. Denize ve balığa gönül vererek kendini kişisel gayreti ile suda dinlendiren, eğlendiren, kürek çekip balık tutmaya çalışarak iyileştirip güzelleştiren insanların hak ettiği şey kesinlikle bu değildir.

O hâlde biz kano balıkçılarının başta Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) olmak üzere bu işle ilgili resmî makamlardan talepleri nelerdir?
Özellikle son birkaç yıldır kullanıcı sayısı hızla artan rekreasyonel balıkçı kanoları ile ilgili olarak sahada yaşanan bu belirsizliğin bir an önce sona ermesi için, denizcilik ve balıkçılıkla ilgili tüm yönetmeliklerde deniz kanolarının ve deniz kayaklarının tıpkı aşağıda yer verilen çerçeve tanımdaki gibi net ve boşluksuz şekilde yeniden tanımlanması gereğine inançla;
A) “Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlilikleri Hakkındaki Yönetmelik” kapsamında rekreatif kullanıma dönük kano ve kayakların kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun şekilde tanımlanarak ayrıca ele alınmasını, fizik koşulları dahilinde kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun olarak ayrı, gerçekçi ve yoruma kapalı net hükümlere bağlanmasını,
B) “Sportif” kullanıma dönük deniz kanoları ve kayaklar gibi “rekreatif” kullanıma dönük deniz kanoları ve kayakların da saha da kısaca liman kaydı olarak anılan Liman Kütük Bağlama Kaydı'ndan (bağlama kütüğü ruhsatnamesinden) muafiyeti sağlanarak ilgili yönetmeliklerde bu muafiyetin alenen ve hususiyetle belirtilmesini ya da
C) Eğer rekreasyonel amaçlarla kullanılan deniz kanoları ve deniz kayaklarının belirli bölgelerde yoğunlaşan rekreasyonel faaliyetlerinden ötürü bizlerin topyekûn kayıt altına alınarak sahada takibi amaçlanıyorsa, bu işin;
'asgari 2,5 metrelik tekne boyu'nu belirleyici esas olarak kabul edip şahsi/özel kullanıma dönük bilumum tip ve kapasitedeki motorlu ve/veya yelkenli tekne ile ağır deniz vasıtasını -su üstünde kalmak dışında başkaca hiçbir ortak özelliği ve kapasitesi olmaksızın- sadece kas gücüyle işletilen kano ve kayaklarla esas'tan birbirine denkleştirirken adeta 2,5 metreden daha boylu her yüzen gereci “özel tekne” söylemiyle aynılaştıran, üstelik hem fiziği hem de dinamiği bambaşka olan tüm bu yüzer vasıtalara dönük başkaca idari ve fiziki mesuliyetleri de kürek ve pedal zoruyla işletilen rekreasyonel deniz kanolarına/kayaklarına usul'en yükleyen tekne tipi genel bir mevzuatla çözülmeye çalışılması yerine kano ve kayağa dönük mesuliyet ve muafiyetlerin doğru bir çerçeve tanım eşliğinde netleştirildiği özelleştirilmiş mevzuat ekleriyle kotarılmasını talep ediyoruz.
Zira, 9-12 yaş aralığındaki çocuklar için üretilen eğitim modelleri ve özel olarak üretilen engelli modelleri dışında 2,5 metreden daha kısa boyda rekreatif bir deniz kanosunun/kayağının üretimi de zaten söz konusu değildir. Hâl böyle iken kano ve kayak için karşılığı olmayan bir gövde uzunluğunu liman kaydından muafiyet üst sınırı olarak tanzim eden ve bu sınırı aşan her yüzer gereci liman bağlama ruhsatı gerektiren özel bir tekne olarak yoruma açık biçimde tasnif eden bir mevzuatın rekreasyon bağlamındaki kifayetsizliği artık anlaşılmalı ve gereğince sorgulanmalıdır.
Evet, yürürlükteki mevzuatta “kano” ifadesi geçmektedir, ama bu mevzuat söz konusu gereçlerin kayıt altına alınması noktasında rekreasyonel deniz kanosunun ve deniz kayağının ne olduğunu bilmemekte, lüzumunca açıklayamamaktadır. O yüzden talebimizin özü; deniz kanosunu bilmeksizin usul’en anan değil, kanonun ve kayağın rekreasyon odağında ne olduğunu bilerek onu esas’tan tanımlayan doğru düzgün bir mevzuat güncellemesinin yapılmasıdır.
Çerçeve tanımımız:
“Kano ve deniz kayağı; gezi, eğlence ve balıkçılık gibi rekreasyonel amaçlar için öncelikle kas gücünü kullanmak sureti ile hem kürek hem de düşük devirli basit pedal mekanizmaları vasıtası ile işletilen/ilerleyen, bunlara ek olarak uyarlanmış tek yelkenli basit donatılar sayesinde ilerlemek için rüzgâr gücünden de belirli ölçüde istifade edebilen, ahşap gibi doğal materyallerin yanı sıra plastiklerden ve sentetik reçineli kompozit türevlerinden imal edilmiş, 1-4 oturaklı, uzunluğu 7 metreyi ve boş ağırlığı 60 kg'ı aşmayan iptidai su araçlarıdır." (Kaynak: Nehirden Denize®)
Böylesi bir çerçeve tanım ekseninde ACİL aksiyon beklediğimiz konu başlıkları
1- “Rekreasyon” vurgulu alt branş tanımlanmalıdır: Türkiye Kano federasyonu (TÜRKAF) bünyesinde yakın geçmişte açılan "deniz kanosu" branşı altında -ne kavramsal ne de işlevsel bir çelişkiye düşülmeksizin- derhal “Sportif Deniz Kanosu” ve “Rekreatif Deniz Kanosu” şeklinde iki alt branşın tanımlanarak “Rekreasyonel Kano Balıkçılığı” bu ikinci alt branş kapsamında beynelmilel bir faaliyet olarak anılmalıdır. Bu bağlamda gerek sportif gerekse rekreatif kullanıma dönük kürekli ya da pedallı tüm deniz kanolarının/kayaklarının liman kaydından muaf/ruhsat gerektirmeyen iptidai yüzer gereçler olduğuna dair resmî bir bildirinin ivedilikle yayınlanarak resmi kurumlara tebliği Federasyonca atılması gereken ilk ve en önemli adımdır.
2- “Lisanslı ve Vizeli kullanıcı” kayıt/takip sistemi planlanmalıdır: Bir rekreasyonistin pratik kapasitesi ile örtüşmeyen resmî mesuliyetler üstlenmesine sebep olacak şekilde sahip olduğu rekreatif deniz kanosunu/kayağını bir liman kütüğüne bağlayarak kayıt altına almaya çalışmak yerine; ilgili federasyon veya resmî kurumlarca hazırlanarak yetkinliği onanacak özel ve tüzel kişilikler üzerinden yerinde veya çevrimiçi yürütülecek sertifikalı/lisanslı tematik bir eğitim programı oluşturulmalıdır. Böylesi bir kısa süreli tematik eğitim kapsamında periyodik bir “vize/yeterlilik” sistemi işletilerek hem rekreasyonist kanocuların denizde can ve seyir güvenliği odağında bilinçlendirilerek kayıt altına alınması hem de sahadaki rekreasyonel etkinliklerinin takibi kolaylıkla sağlanabilir.
3- Kullanıcı/Rekreasyonist güvenliği desteklenmelidir: Deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan biz sivil rekreasyonistlerin sudaki yetkinliği ve kişisel güvenliği ile doğrudan ilişkili olarak yukarıda ifade edildiği üzere verilecek sertifikalı bir tematik eğitimin ardından "Amatör Denizci Belgesi" (ADB) ve "Kısa Mesafe Telsiz (KMT) Lisansı" edinmeleri şart koşulmalı, kolluk tarafından suda mevcudiyeti sorulacak olan evrak ise liman bağlama ruhsatı yerine bu üç belge (1-Deniz Kanosu Eğitim sertifikası, 2-Amatör Denizci belgesi ve 3-Kısa Mesafe Telsiz lisansı) olmaldır. Akabinde KMT lisanslı her bir kano ve kayak kullanıcısının sudaki kişisel güvenliğini arttırarak tanınırlığını sağlamak adına kendisine ait uluslararası MMSI kimliği oluşturacak şekilde 1 adet el tipi deniz telsizi edinebilmesinin ve ek bir yükümlülük almadan ilgili kurumlar üzerinden cihaz kaydını yaptırabilmesinin yolu yönetmeliklerde açılmalıdır. Aynı şekilde TÜRKAF'tan eğitim alarak birinci kademe tur liderliği belgesi edinmiş profesyonel rekreasyonistlerin ise bu belge ile belirlenen ve liderlik edebildikleri kano/kayak sayısı doğrultusunda kendi adlarına 6 adete kadar el tipi ve 1 adet konsol tipi deniz telsizi temin ederek geçerli MMSI kimliği olacak şekilde tüm cihazların kayıtlarını yaptırabilmesinin yolu da açılmalıdır.
4- Kolluk birimleri için “Saha Kontrol-Uygulama Kılavuzları” hazırlanmalıdır: İlgili federasyon ve/veya kurumlarca Sahil Güvenlik, Deniz Polisi gibi sahadaki kolluk ve kontrol birimlerinin kürekli veya pedallı deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan rekreasyonistlerin denetiminde neyi kontrol etmesi gerektiğine dair, göreceli yorumlamalara ve manasız münakaşalara mahal bırakmayacak netlikte bir “saha kontrol-uygulama kılavuzu” hazırlanarak ivedilikle yayınlanmalıdır.
5- Tematik topluluklarla iletişim kurulmalıdır: Bu işin sadece sportif/olimpik değil rekreasyonel bir faaliyet alanı olduğu unutulmayıp kano ve kürek faaliyetlerinin yalnız lisanslı sporculardan oluşan kapalı bir zümre uğraşısı olmadığının kabulü ile bu alandaki “nitelikli” tematik yayınları, içerikleri ve etkinliği üzerinden sahada bilinir hâle gelmiş ve değer üreten, “ciddi” yayın alanları, kişiler, sivil organizasyonlar ve topluluklarla iletişime geçilerek meseleye taraf olan/olacak olan kurumların rekreasyonel deniz kanosu ve deniz kayağı ile ilgili resmi yöneylemi rasyonel şekilde belirlenmelidir.

Sonuç olarak; meseleyi “eğlence-dinlence” yani “rekreasyon” dairesinde ele alan, gerçekçi bir yasal düzenleme/güncelleme bekliyoruz. Garajımızda, balkonumuzda muhafaza edip aracımızın üzerinde taşıdığımız çoğu plastikten mamül bu basit ve iptidai su gereçlerinin sırf tanım yetersizliğinden ve henüz bu konuya hassasiyet gösteren kurumsal bir irade ortaya konulmadığı için daha fazla “gemi veya özel tekne” muamelesi görmesini istemiyor; kürek çekip pedal basarak yapageldiğimiz dinlence, eğlence ve spor amaçlı kişisel faaliyetlerimiz lüzumunu aşan mesuliyetlerle kendi boyunu aşan külfetli ve kısıtlanmış bir uğraşıya dönüşmesin, diye imza veriyoruz.
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızın en iddiasız ama en çevreci vatanperverleri olarak; denizlerdeki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi bir bakış açısıyla tanımlanmış kurallara bağlanarak, su üstündeki varlığımızın genel yaklaşımlarla değil kendine özgü koşullarıyla değerlendirilip tescillenmesini istiyoruz.

1.385
Karar Vericiler
İmzacılar Ne Diyor?
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 15 Nisan 2026 tarihinde başlatıldı