Kürekli ve Pedallı Balıkçı Kanolarına Özel Tekne Muamelesi Yapılmasın!


Kürekli ve Pedallı Balıkçı Kanolarına Özel Tekne Muamelesi Yapılmasın!
Kampanya metni
Denizlerin bisikleti gibi olan kanolar limana bağlanacak birer "tekne" değildir!
Rekreasyonel balıkçı kanoları için tanım değişikliği ve mevzuat güncellemesi istiyoruz...
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızdaki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi kurallara bağlanarak tescillenmesini istiyoruz.
MUHATAPLAR: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) Başkanlığı
Denizlerdeki rekreasyon hakkımız mevzuattaki tanımsızlığa ve muğlaklığa kurban edilemez!
Bizler; Türkiye’nin dört bir yanında denizle bağını sadece kas gücüyle kuran, doğaya saygılı kano ve kayak balıkçılarıyız. Bugün bizler gibi rekreasyonel deniz kanoları ve deniz kayakları kullanarak rekreasyonel balıkçılıkla uğraşanlar, mevzuattaki tanımların yetersizliği nedeniyle ciddi bir "kimlik krizi" ve "denetim belirsizliği" ile karşı karşıyadır. Mevcut yönetmeliklerin boşlukları, sahadaki faaliyetlerimizin kurallardan ziyade denetçilerin kişisel görecesi doğrultusunda değerlendirildiği sancılı ve edilgen bir sürece dönüşmüştür.
Önce "REKREASYON" nedir bir hatırlayalım...
Fransızca kökenli bir isim olan (recreation) ve Türkçe literatüre "rekreasyon" şeklinde girmiş bu ifade;
insanların zamanlarını değerlendirmek için, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak yaptıkları, herhangi bir ticari eldesi olmaksızın bireysel ya da sosyal gruplar olarak katıldıkları etkinlikleri ve sürdürdükleri kişisel uğraşıları tanımlar. Olta balıkçılığı, kano, kayak, bisiklet, kampçılık gibi doğada ve açık havada gayretine giriştiğimiz uğraşılar tamamen rekreasyon altında tanımlanan uğraşılar olup rekreasyona dönük üretilmiş gereçler de "rekreasyonel/rekreatif" olarak tanımlanarak bu şekilde sınıflandırılır. ( a)Ticari, b)Sportif, c)Rekreatif şeklinde..)
Neden böyle bir imza kampanyası başlatıyoruz?
Kano ve kayak "motorlu tekne" ya da "gemi" gibi hacimli, kuvvetli ve hızlı bir su gereci değildir. Kol ya da bacak kaslarına yani insan gücüne dayanan kürek ya da pedallı basit mekanizmalar sayesinde suda düşük hızla ilerleyebilen; bir kişinin kaldırabileceği kadar hafif ve motorlu herhangi bir su gerecine göre oldukça iptidai su gereçleri olan deniz kanoları ve kayaklar; bir anlamda karada kullandığımız bisikletlerin sudaki karşılığıdır. Bu tamamen rekreatif ve sportif nitelikteki basit gereçlerin -sadece onlar gibi su yüzünde yüzebildikleri için- motorlu özel teknelerle veya tonajlı gemilerle aynı kapsamda değerlendirilmesi ve onlarla aynı bürokrasiye dahil edilmesi, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mevzuattaki çelişki
Oysa su Sporları kulüplerinde "sportif" amaçla kullanılan deniz kanoları ve kayaklar böyle bir bürokrasiden muaf tutulurken, biz sivillerin "rekreatif" amaçla kullandığı hemen hemen aynı kapasite ve kabiliyetteki deniz kanoları ve kayaklarının "liman kaydına" zorlanması büyük bir hukuksal çelişkidir. Tasarım baz özellikleri/fiziği itibarı ile AYNI, sudaki seyir kabiliyeti ve yüzer kapasitesi açısından AYNI, işletilme şekli/kullanma yöntemi ile AYNI, faaliyet alanı/etkinlik sahası yönünden AYNI olan bir gerecin "sportif" ve "rekreatif" tanımlaması üzerinden gidildiğinde yasada AYRI görülmesi ne kadar anlamlı !?...
Tuhaf bir "GÜVENLİK" mazereti
Bu zorlamanın sebebi olarak gösterilen "suda kaybolma ve yaşanacak kaza durumunda kimlik tespiti imkânı" gibi "güvenlik" vurgulu gerekçeler, bu iptidai gereçleri hantal bir liman kayıt sistemine dahil etmek için yeterli değildir. Uygulayıcıların sahadaki güvenliği, kullandıkları kanoları en yakın limana bağlayarak kağıt üzerinde değil, kullananları bilinçlendirip lisanslayarak su üstünde sağlanabilir. Amaç; eğer denildiği gibi biz rekreasyonist kano balıkçılarının sudaki güvenliğini sağlamak ise; motorlu bir tekne ya da gemi gibi limana bağlanan/kaydedilen bir kanonun kullanıcısının güvenliğine fazladan nasıl bir kapasite kazandırdığının da detayı ile anlatılması gerekir. Güvenlik, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir eğitim süreci sonunda ancak uygulayıcı kitleye yani bizlere kazandırılacak farkındalık ve bilinçle sağlanabilir, kanolarımızı tekneleştirmek, kayaklarımızı kayıklaştırmak pahasına kıç omuzluklarından numaralandırarak değil.
Göreceli yorumlamalar yüzünden suda yaşanan hak erozyonu
Gerek "yetkileri ile yetkinlikleri denk olmayan" kimi denetçinin rekreasyonel kano balıkçılarına dönük sahada sergilediği kişisel yaklaşım ve tutum gerekse sudaki bilinçsiz ve deneyimsiz kano-kayak kullanıcılarının tavır, söylem ve kabulleri bizleri artık daha sık karşılaştığımız tartışmalı idari para cezaları yanında haksız "sudan men" müdahaleleri ve kimi yerde gayriresmî yasaklamalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Rekreasyonist kano balıkçıları kendi sularında adeta bir "hırsız veya kaçak bir suçlu gibi" endişeyle kürek çekip olta atmaya mahkûm edilmektedir.
O hâlde biz kano balıkçılarının başta Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) olmak üzere bu işle ilgili resmî makamlardan talepleri nelerdir?
Özellikle son birkaç yıldır kullanıcı sayısı hızla artan rekreasyonel balıkçı kanoları ile ilgili olarak sahada yaşanan bu belirsizliğin bir an önce sona ermesi için, denizcilik ve balıkçılıkla ilgili tüm yönetmeliklerde deniz kanolarının ve deniz kayaklarının tıpkı aşağıda yer verilen çerçeve tanımdaki gibi net ve boşluksuz şekilde yeniden tanımlanarak;
A) “Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlilikleri Hakkındaki Yönetmelik”de hususi olarak ayrıca ele alınması ve fizik koşulları dahilinde kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun olarak ayrı, gerçekçi ve yoruma kapalı net hükümlere bağlanmasını,
B) "Özel "sportif" kullanıma dönük deniz kanoları ve kayaklar gibi "rekreatif" kullanıma dönük deniz kanoları ve kayakların da liman kaydı olarak anılan Liman Kütük Bağlama Kaydı'ndan (bağlama kütüğü ruhsatnamesinden) muafiyetinin ilgili yönetmeliklerde alenen belirtilmesini ya da
C) Eğer deniz kanoları ve deniz kayaklarının belirli bölgelerde artan rekreasyonel kullanımından ötürü topyekûn kayıt altına alınarak sahada takibi amaçlanıyorsa bu işin; asgari 2,5 metrelik tekne boyunu sınıf belirleyici kritik bir "esas" olarak kabul eden -ki 9-12 yaş aralığındaki çocuklar için üretilen eğitim modelleri ve özel olarak üretilen engelli modelleri dışında bundan daha kısa rekreatif deniz kanosu/kayağı üretimi zaten söz konusu değildir-, bu eşiğin üzerine çıkan şahsi/özel kullanıma dönük donatılmış bilumum tip ve kapasitedeki motorlu ve/veya yelkenli teknelerle ağır deniz vasıtalarını "hepsi de 2,5 metreden uzun”, diyerek sadece kas gücüyle işletilen kano ve kayaklarla esas'tan denkleştiren/birleştiren, üstelik su üstünde kalmak dışında hiçbir ortak özellik ve kapasite taşımadığı bu yüzer vasıtalara dönük fiziki ve idari mesuliyetleri kürek ve pedal zoruyla işleyen rekreasyonel deniz kanolarına/kayaklarına da usul'en yükleyen tekne tipi genel bir mevzuatla değil, kano ve kayağa dönük doğru bir tanımlama eşliğinde mesuliyet ve muafiyetlerin netleştirildiği özelleştirilmiş mevzuat ekleriyle kotarılmasını talep ediyoruz.
Evet, yürürlükteki mevzuatta “kano” ifadesi geçmektedir, ama bu mevzuat söz konusu gereçlerin kayıt altına alınması noktasında kanonun ne olduğunu bilmemektedir. O yüzden talebimizin özü; kanoyu bilmeden usul’en anan değil, kanonun ve kayağın ne olduğunu bilerek onu esas’tan tanımlayan bir mevzuatın yürürlüğe alınmasıdır.
Çerçeve tanımımız:
"Kano ve deniz kayağı; gezi, eğlence ve balıkçılık gibi rekreasyonel amaçlar için öncelikle kas gücünü kullanmak sureti ile hem kürek hem de düşük devirli basit pedal mekanizmaları vasıtası ile işletilen/ilerleyen, bunlara ek olarak uyarlanmış tek yelkenli basit donatılar sayesinde ilerlemek için rüzgâr gücünden de belirli ölçüde istifade edebilen, ahşap gibi doğal materyallerin yanı sıra plastiklerden ve sentetik reçineli kompozit türevlerinden imal edilmiş, 1-4 oturaklı, uzunluğu 7 metreyi ve boş ağırlığı 60 kg'ı aşmayan iptidai su araçlarıdır." (Kaynak: Nehirden Denize®)
Böylesi bir çerçeve tanım ekseninde ACİL aksiyon beklediğimiz konu başlıkları
1- "Rekreasyon" vurgulu alt branş tanımlanmalıdır: Türkiye Kano federasyonu (TÜRKAF) bünyesinde yakın geçmişte açılan "deniz kanosu" branşı altında -ne kavramsal ne de işlevsel bir çelişkiye düşülmeksizin- derhal "Sportif Deniz Kanosu" ve "Rekreatif Deniz Kanosu" şeklinde iki alt branşın tanımlanarak "Rekreasyonel Kano Balıkçılığı" bu ikinci alt branş kapsamında beynelmilel bir faaliyet olarak anılmalıdır. Bu bağlamda sportif ve rekreatif kullanıma dönük kürekli ya da pedallı tüm deniz kanolarının/kayaklarının liman kaydından muaf iptidai yüzer gereçler olduğuna dair resmî bir bildirinin ivedilikle yayınlanarak resmi kurumlara tebliği Federasyonca atılması gereken ilk ve en önemli adımdır.
2- "Lisanslı ve Vizeli kullanıcı" kayıt/takip sistemi planlanmalıdır: Bir rekreasyonistin pratik kapasitesi ile örtüşmeyen resmî mesuliyetler üstlenmesine sebep olacak şekilde sahip olduğu rekreatif deniz kanosunu/kayağını bir liman kütüğüne bağlayarak kayıt altına almaya çalışmak yerine; ilgili federasyon veya resmî kurumlarca hazırlanarak yetkinliği onanacak özel ve tüzel kişilikler üzerinden yerinde veya çevrimiçi yürütülecek sertifikalı/lisanslı tematik bir eğitim programı kapsamında periyodik bir "vize/yeterlilik" sistemi işletilerek hem rekreasyonist kanocuların kayıt altına alınması hem de sahadaki etkinliklerin takibi kolaylıkla sağlanabilir.
3- Kullanıcı/Rekreasyonist güvenliği desteklenmelidir: Deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan biz sivil rekreasyonistlerin sudaki yetkinliği ve kişisel güvenliği ile doğrudan ilişkili olarak verilecek sertifikalı tematik bu eğitimin ardından ADB belgesi ve KMT lisansı edinmeleri şart koşulmalı, kolluk tarafından suda mevcudiyeti sorulacak olan şey liman bağlama ruhsatı yerine bu üç belge (Deniz Kanosu Eğitim sertifikası, ADB belgesi ve KMT lisansı) olmaldır. Akabinde KMT lisanslı her bir kano ve kayak kullanıcısının kendilerine ait uluslararası MMSI kimliği oluşturacak şekilde sahip olduğu KMT lisansı ile 1 adet el tipi deniz telsizi edinebilmesinin ve ek bir yükümlülük almadan ilgili kurumlar üzerinden bu cihazların kaydını yaptırabilmesinin yolu yönetmeliklerde açılmalıdır. Aynı şekilde TÜRKAF'tan eğitim alarak tur liderliği belgesi edinmiş profesyonel rekreasyonistler ise bu belge ile belirlenen ve liderlik edebildikleri kano/kayak sayısı doğrultusunda kendi adlarına 5 adete kadar el tipi deniz telsizi edinerek tüm cihazların geçerli MMSI kimliği olacak şekilde kayıtlarını yaptırabilmesinin yolu da açılmalıdır.
4- Kolluk birimleri için "Saha Kontrol-Uygulama Kılavuzları" hazırlanmalıdır: Sahil Güvenlik, Deniz Polisi gibi sahadaki kolluk ve kontrol birimlerinin denetimlerde kürekli veya pedallı deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan rekreasyonistlerde neyi kontrol etmesi gerektiğine dair, göreceli yorumlamalara mahal bırakmayacak netlikte bir "saha kontrol-uygulama kılavuzu" ilgili federasyon ve/veya kurumlarca hazırlanarak yayınlanmalıdır.
5- Tematik topluluklarla iletişim kurulmalıdır: Bu işin sadece sportif/olimpik değil rekreasyonel bir faaliyet alanı olduğu unutulmayıp yalnız lisanslı sporculardan oluşan kapalı bir zümre uğraşısı olmadığının kabulü ile bu alandaki "nitelikli" tematik paylaşımları ve faaliyetleri üzerinden sahada değer üreten kişi, sivil organizasyon ve topluluklarla iletişime geçilerek meseleye taraf olmuş kurumların resmi yöneylemi rasyonel şekilde belirlenmelidir.
Sonuç olarak; meseleyi "eğlence-dinlence" yani "rekreasyon" dairesinde ele alan, gerçekçi bir yasal düzenleme/güncelleme bekliyoruz. Garajımızda, balkonumuzda muhafaza edip aracımızın üzerinde taşıdığımız çoğu plastikten mamül bu basit ve iptidai su gereçlerinin sırf tanım yetersizliğinden ve henüz bu konuya hassasiyet gösteren kurumsal bir irade ortaya konulmadığı için daha fazla "gemi veya özel tekne" muamelesi görmesini istemiyor; kürek çekip pedal basarak yapageldiğimiz dinlence, eğlence ve spor amaçlı kişisel faaliyetlerimiz lüzumunu aşan mesuliyetlerle boyunu aşan külfetli ve kısıtlanmış bir uğraşıya dönüşmesin, diye imza veriyoruz.
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızın en iddiasız ama en çevreci vatanperverleri olarak; denizlerdeki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi bir bakış açısıyla tanımlanmış kurallara bağlanarak, su üstündeki varlığımızın genel yaklaşımlarla değil kendine özgü koşullarıyla değerlendirilip tescillenmesini istiyoruz.

86
Kampanya metni
Denizlerin bisikleti gibi olan kanolar limana bağlanacak birer "tekne" değildir!
Rekreasyonel balıkçı kanoları için tanım değişikliği ve mevzuat güncellemesi istiyoruz...
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızdaki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi kurallara bağlanarak tescillenmesini istiyoruz.
MUHATAPLAR: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) Başkanlığı
Denizlerdeki rekreasyon hakkımız mevzuattaki tanımsızlığa ve muğlaklığa kurban edilemez!
Bizler; Türkiye’nin dört bir yanında denizle bağını sadece kas gücüyle kuran, doğaya saygılı kano ve kayak balıkçılarıyız. Bugün bizler gibi rekreasyonel deniz kanoları ve deniz kayakları kullanarak rekreasyonel balıkçılıkla uğraşanlar, mevzuattaki tanımların yetersizliği nedeniyle ciddi bir "kimlik krizi" ve "denetim belirsizliği" ile karşı karşıyadır. Mevcut yönetmeliklerin boşlukları, sahadaki faaliyetlerimizin kurallardan ziyade denetçilerin kişisel görecesi doğrultusunda değerlendirildiği sancılı ve edilgen bir sürece dönüşmüştür.
Önce "REKREASYON" nedir bir hatırlayalım...
Fransızca kökenli bir isim olan (recreation) ve Türkçe literatüre "rekreasyon" şeklinde girmiş bu ifade;
insanların zamanlarını değerlendirmek için, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak yaptıkları, herhangi bir ticari eldesi olmaksızın bireysel ya da sosyal gruplar olarak katıldıkları etkinlikleri ve sürdürdükleri kişisel uğraşıları tanımlar. Olta balıkçılığı, kano, kayak, bisiklet, kampçılık gibi doğada ve açık havada gayretine giriştiğimiz uğraşılar tamamen rekreasyon altında tanımlanan uğraşılar olup rekreasyona dönük üretilmiş gereçler de "rekreasyonel/rekreatif" olarak tanımlanarak bu şekilde sınıflandırılır. ( a)Ticari, b)Sportif, c)Rekreatif şeklinde..)
Neden böyle bir imza kampanyası başlatıyoruz?
Kano ve kayak "motorlu tekne" ya da "gemi" gibi hacimli, kuvvetli ve hızlı bir su gereci değildir. Kol ya da bacak kaslarına yani insan gücüne dayanan kürek ya da pedallı basit mekanizmalar sayesinde suda düşük hızla ilerleyebilen; bir kişinin kaldırabileceği kadar hafif ve motorlu herhangi bir su gerecine göre oldukça iptidai su gereçleri olan deniz kanoları ve kayaklar; bir anlamda karada kullandığımız bisikletlerin sudaki karşılığıdır. Bu tamamen rekreatif ve sportif nitelikteki basit gereçlerin -sadece onlar gibi su yüzünde yüzebildikleri için- motorlu özel teknelerle veya tonajlı gemilerle aynı kapsamda değerlendirilmesi ve onlarla aynı bürokrasiye dahil edilmesi, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mevzuattaki çelişki
Oysa su Sporları kulüplerinde "sportif" amaçla kullanılan deniz kanoları ve kayaklar böyle bir bürokrasiden muaf tutulurken, biz sivillerin "rekreatif" amaçla kullandığı hemen hemen aynı kapasite ve kabiliyetteki deniz kanoları ve kayaklarının "liman kaydına" zorlanması büyük bir hukuksal çelişkidir. Tasarım baz özellikleri/fiziği itibarı ile AYNI, sudaki seyir kabiliyeti ve yüzer kapasitesi açısından AYNI, işletilme şekli/kullanma yöntemi ile AYNI, faaliyet alanı/etkinlik sahası yönünden AYNI olan bir gerecin "sportif" ve "rekreatif" tanımlaması üzerinden gidildiğinde yasada AYRI görülmesi ne kadar anlamlı !?...
Tuhaf bir "GÜVENLİK" mazereti
Bu zorlamanın sebebi olarak gösterilen "suda kaybolma ve yaşanacak kaza durumunda kimlik tespiti imkânı" gibi "güvenlik" vurgulu gerekçeler, bu iptidai gereçleri hantal bir liman kayıt sistemine dahil etmek için yeterli değildir. Uygulayıcıların sahadaki güvenliği, kullandıkları kanoları en yakın limana bağlayarak kağıt üzerinde değil, kullananları bilinçlendirip lisanslayarak su üstünde sağlanabilir. Amaç; eğer denildiği gibi biz rekreasyonist kano balıkçılarının sudaki güvenliğini sağlamak ise; motorlu bir tekne ya da gemi gibi limana bağlanan/kaydedilen bir kanonun kullanıcısının güvenliğine fazladan nasıl bir kapasite kazandırdığının da detayı ile anlatılması gerekir. Güvenlik, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir eğitim süreci sonunda ancak uygulayıcı kitleye yani bizlere kazandırılacak farkındalık ve bilinçle sağlanabilir, kanolarımızı tekneleştirmek, kayaklarımızı kayıklaştırmak pahasına kıç omuzluklarından numaralandırarak değil.
Göreceli yorumlamalar yüzünden suda yaşanan hak erozyonu
Gerek "yetkileri ile yetkinlikleri denk olmayan" kimi denetçinin rekreasyonel kano balıkçılarına dönük sahada sergilediği kişisel yaklaşım ve tutum gerekse sudaki bilinçsiz ve deneyimsiz kano-kayak kullanıcılarının tavır, söylem ve kabulleri bizleri artık daha sık karşılaştığımız tartışmalı idari para cezaları yanında haksız "sudan men" müdahaleleri ve kimi yerde gayriresmî yasaklamalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Rekreasyonist kano balıkçıları kendi sularında adeta bir "hırsız veya kaçak bir suçlu gibi" endişeyle kürek çekip olta atmaya mahkûm edilmektedir.
O hâlde biz kano balıkçılarının başta Türkiye Kano Federasyonu (TÜRKAF) olmak üzere bu işle ilgili resmî makamlardan talepleri nelerdir?
Özellikle son birkaç yıldır kullanıcı sayısı hızla artan rekreasyonel balıkçı kanoları ile ilgili olarak sahada yaşanan bu belirsizliğin bir an önce sona ermesi için, denizcilik ve balıkçılıkla ilgili tüm yönetmeliklerde deniz kanolarının ve deniz kayaklarının tıpkı aşağıda yer verilen çerçeve tanımdaki gibi net ve boşluksuz şekilde yeniden tanımlanarak;
A) “Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlilikleri Hakkındaki Yönetmelik”de hususi olarak ayrıca ele alınması ve fizik koşulları dahilinde kendi fiziğine ve kullanım şekline uygun olarak ayrı, gerçekçi ve yoruma kapalı net hükümlere bağlanmasını,
B) "Özel "sportif" kullanıma dönük deniz kanoları ve kayaklar gibi "rekreatif" kullanıma dönük deniz kanoları ve kayakların da liman kaydı olarak anılan Liman Kütük Bağlama Kaydı'ndan (bağlama kütüğü ruhsatnamesinden) muafiyetinin ilgili yönetmeliklerde alenen belirtilmesini ya da
C) Eğer deniz kanoları ve deniz kayaklarının belirli bölgelerde artan rekreasyonel kullanımından ötürü topyekûn kayıt altına alınarak sahada takibi amaçlanıyorsa bu işin; asgari 2,5 metrelik tekne boyunu sınıf belirleyici kritik bir "esas" olarak kabul eden -ki 9-12 yaş aralığındaki çocuklar için üretilen eğitim modelleri ve özel olarak üretilen engelli modelleri dışında bundan daha kısa rekreatif deniz kanosu/kayağı üretimi zaten söz konusu değildir-, bu eşiğin üzerine çıkan şahsi/özel kullanıma dönük donatılmış bilumum tip ve kapasitedeki motorlu ve/veya yelkenli teknelerle ağır deniz vasıtalarını "hepsi de 2,5 metreden uzun”, diyerek sadece kas gücüyle işletilen kano ve kayaklarla esas'tan denkleştiren/birleştiren, üstelik su üstünde kalmak dışında hiçbir ortak özellik ve kapasite taşımadığı bu yüzer vasıtalara dönük fiziki ve idari mesuliyetleri kürek ve pedal zoruyla işleyen rekreasyonel deniz kanolarına/kayaklarına da usul'en yükleyen tekne tipi genel bir mevzuatla değil, kano ve kayağa dönük doğru bir tanımlama eşliğinde mesuliyet ve muafiyetlerin netleştirildiği özelleştirilmiş mevzuat ekleriyle kotarılmasını talep ediyoruz.
Evet, yürürlükteki mevzuatta “kano” ifadesi geçmektedir, ama bu mevzuat söz konusu gereçlerin kayıt altına alınması noktasında kanonun ne olduğunu bilmemektedir. O yüzden talebimizin özü; kanoyu bilmeden usul’en anan değil, kanonun ve kayağın ne olduğunu bilerek onu esas’tan tanımlayan bir mevzuatın yürürlüğe alınmasıdır.
Çerçeve tanımımız:
"Kano ve deniz kayağı; gezi, eğlence ve balıkçılık gibi rekreasyonel amaçlar için öncelikle kas gücünü kullanmak sureti ile hem kürek hem de düşük devirli basit pedal mekanizmaları vasıtası ile işletilen/ilerleyen, bunlara ek olarak uyarlanmış tek yelkenli basit donatılar sayesinde ilerlemek için rüzgâr gücünden de belirli ölçüde istifade edebilen, ahşap gibi doğal materyallerin yanı sıra plastiklerden ve sentetik reçineli kompozit türevlerinden imal edilmiş, 1-4 oturaklı, uzunluğu 7 metreyi ve boş ağırlığı 60 kg'ı aşmayan iptidai su araçlarıdır." (Kaynak: Nehirden Denize®)
Böylesi bir çerçeve tanım ekseninde ACİL aksiyon beklediğimiz konu başlıkları
1- "Rekreasyon" vurgulu alt branş tanımlanmalıdır: Türkiye Kano federasyonu (TÜRKAF) bünyesinde yakın geçmişte açılan "deniz kanosu" branşı altında -ne kavramsal ne de işlevsel bir çelişkiye düşülmeksizin- derhal "Sportif Deniz Kanosu" ve "Rekreatif Deniz Kanosu" şeklinde iki alt branşın tanımlanarak "Rekreasyonel Kano Balıkçılığı" bu ikinci alt branş kapsamında beynelmilel bir faaliyet olarak anılmalıdır. Bu bağlamda sportif ve rekreatif kullanıma dönük kürekli ya da pedallı tüm deniz kanolarının/kayaklarının liman kaydından muaf iptidai yüzer gereçler olduğuna dair resmî bir bildirinin ivedilikle yayınlanarak resmi kurumlara tebliği Federasyonca atılması gereken ilk ve en önemli adımdır.
2- "Lisanslı ve Vizeli kullanıcı" kayıt/takip sistemi planlanmalıdır: Bir rekreasyonistin pratik kapasitesi ile örtüşmeyen resmî mesuliyetler üstlenmesine sebep olacak şekilde sahip olduğu rekreatif deniz kanosunu/kayağını bir liman kütüğüne bağlayarak kayıt altına almaya çalışmak yerine; ilgili federasyon veya resmî kurumlarca hazırlanarak yetkinliği onanacak özel ve tüzel kişilikler üzerinden yerinde veya çevrimiçi yürütülecek sertifikalı/lisanslı tematik bir eğitim programı kapsamında periyodik bir "vize/yeterlilik" sistemi işletilerek hem rekreasyonist kanocuların kayıt altına alınması hem de sahadaki etkinliklerin takibi kolaylıkla sağlanabilir.
3- Kullanıcı/Rekreasyonist güvenliği desteklenmelidir: Deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan biz sivil rekreasyonistlerin sudaki yetkinliği ve kişisel güvenliği ile doğrudan ilişkili olarak verilecek sertifikalı tematik bu eğitimin ardından ADB belgesi ve KMT lisansı edinmeleri şart koşulmalı, kolluk tarafından suda mevcudiyeti sorulacak olan şey liman bağlama ruhsatı yerine bu üç belge (Deniz Kanosu Eğitim sertifikası, ADB belgesi ve KMT lisansı) olmaldır. Akabinde KMT lisanslı her bir kano ve kayak kullanıcısının kendilerine ait uluslararası MMSI kimliği oluşturacak şekilde sahip olduğu KMT lisansı ile 1 adet el tipi deniz telsizi edinebilmesinin ve ek bir yükümlülük almadan ilgili kurumlar üzerinden bu cihazların kaydını yaptırabilmesinin yolu yönetmeliklerde açılmalıdır. Aynı şekilde TÜRKAF'tan eğitim alarak tur liderliği belgesi edinmiş profesyonel rekreasyonistler ise bu belge ile belirlenen ve liderlik edebildikleri kano/kayak sayısı doğrultusunda kendi adlarına 5 adete kadar el tipi deniz telsizi edinerek tüm cihazların geçerli MMSI kimliği olacak şekilde kayıtlarını yaptırabilmesinin yolu da açılmalıdır.
4- Kolluk birimleri için "Saha Kontrol-Uygulama Kılavuzları" hazırlanmalıdır: Sahil Güvenlik, Deniz Polisi gibi sahadaki kolluk ve kontrol birimlerinin denetimlerde kürekli veya pedallı deniz kanosu ve deniz kayağı kullanan rekreasyonistlerde neyi kontrol etmesi gerektiğine dair, göreceli yorumlamalara mahal bırakmayacak netlikte bir "saha kontrol-uygulama kılavuzu" ilgili federasyon ve/veya kurumlarca hazırlanarak yayınlanmalıdır.
5- Tematik topluluklarla iletişim kurulmalıdır: Bu işin sadece sportif/olimpik değil rekreasyonel bir faaliyet alanı olduğu unutulmayıp yalnız lisanslı sporculardan oluşan kapalı bir zümre uğraşısı olmadığının kabulü ile bu alandaki "nitelikli" tematik paylaşımları ve faaliyetleri üzerinden sahada değer üreten kişi, sivil organizasyon ve topluluklarla iletişime geçilerek meseleye taraf olmuş kurumların resmi yöneylemi rasyonel şekilde belirlenmelidir.
Sonuç olarak; meseleyi "eğlence-dinlence" yani "rekreasyon" dairesinde ele alan, gerçekçi bir yasal düzenleme/güncelleme bekliyoruz. Garajımızda, balkonumuzda muhafaza edip aracımızın üzerinde taşıdığımız çoğu plastikten mamül bu basit ve iptidai su gereçlerinin sırf tanım yetersizliğinden ve henüz bu konuya hassasiyet gösteren kurumsal bir irade ortaya konulmadığı için daha fazla "gemi veya özel tekne" muamelesi görmesini istemiyor; kürek çekip pedal basarak yapageldiğimiz dinlence, eğlence ve spor amaçlı kişisel faaliyetlerimiz lüzumunu aşan mesuliyetlerle boyunu aşan külfetli ve kısıtlanmış bir uğraşıya dönüşmesin, diye imza veriyoruz.
Türkiye'nin kano balıkçıları ve kayak oltacıları olan bizler mavi vatanımızın en iddiasız ama en çevreci vatanperverleri olarak; denizlerdeki kürekli ve pedallı özgürlüğümüzün net ve gerçekçi bir bakış açısıyla tanımlanmış kurallara bağlanarak, su üstündeki varlığımızın genel yaklaşımlarla değil kendine özgü koşullarıyla değerlendirilip tescillenmesini istiyoruz.

86
Karar Vericiler
Kampanya güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 15 Nisan 2026 tarihinde başlatıldı