İSTİHDAMDA ENGEL DEĞİL, EŞİTLİK İSTİYORUZ ! GÖRME ENGELLİLERİN ÇABASI YOK SAYILMASIN !

Yakın zamanlı imzacılar
Pınar Çalışkan ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

Gözlerimiz görmüyor olabilir…
Ama hayal kurabiliyoruz.
Sevinebiliyoruz.
Üzülüyoruz.
Ve her şeyden önce… Umut edebiliyoruz. 

Sabahları herkes gibi uyanıyoruz.
Çalar saati kapatıyoruz, yüzümüzü yıkıyoruz, belki sevdiğimiz bir müziği açıyoruz.
Ama bir yerde duruyoruz.
Çünkü bizim hayallerimiz, çoğu zaman daha kapıdan içeri girmeden geri çevriliyor.

Görme engelli olmak, sadece gözlerin karanlığında yaşamak değil…
Bazen telefonun bir daha hiç çalmayacağını bilmek.
Bir başvurudan sonra dönmeyecek cevabı bile bile beklemek.
“Size geri dönüş sağlayacağız” cümlesinin aslında ne anlama geldiğini ezbere bilmek.
Umutla yazılan her CV’nin, kimse okumadan kenara bırakıldığını hissetmek.
İşte biz buna alışmak zorunda kalıyoruz.

Bazılarımız EKPSS’ye hazırlanıyor.
Kimi annesinin sesli okuduğu notlarla, kimi ekran okuyucularla…
Saatlerce, günlerce, aylarca çalışıyoruz.
Belki o sınav bizim için tek çıkış kapısı.
Ama sistem ağırlaşıyor.
Sorular zorlaşıyor.
Kontenjanlar azalıyor.
Ve biz, elimizden gelenin fazlasını yapsak da çoğu zaman bir rakamın dışında kalıyoruz.

Hayat, bizi hep “bir dahaki sefere”ye erteliyor.
Ama kaç kere ertelenebilir bir insan?
Kaç defa “sen olmazsın” denilebilir bir kalbe?

Bazen evimizin bir köşesinde sessizce otururken, kendimize şunu soruyoruz:
“Ben gerçekten bu toplumda yer edinebilir miyim?” 
Çünkü ne kadar güçlü olmaya çalışsak da, bu görünmeyen yalnızlık yavaş yavaş içimize işliyor.
Bazen kimseye söyleyemediğimiz bir mahcubiyet gibi…
Bazen ağlamamak için yutkunduğumuz bir kırgınlık gibi…

Peki ya özel sektör?

Orası bizim için çoğu zaman hiç başlamayan bir yol gibi…
Kapı çalmıyoruz çünkü kapıların hiç açılmadığını biliyoruz.
İlana başvurmuyoruz çünkü “görme engelli adaylar” ifadesinin hiç yer almadığını artık ezbere biliyoruz.

Bir iş görüşmesine gittiğimizde, bazen bize sorulmadan elimizdeki beyaz bastona bakılıyor.
Göz temasımız eksik sanılıyor, ama biz zaten gözle değil, yürekle konuşuyoruz.
Ama ne yazık ki, bu yürek hiç duyulmuyor.

Özel sektörün çoğu, görme engelli bir bireyi işe almak yerine “zor olur”, “riskli olur”, “verim alamayız” gibi kalıplaşmış yargıların arkasına saklanıyor.
Oysa çoğu bizi hiç tanımadı.
Bizi tanımadan hüküm verdi.

Ve biz zamanla şunu öğrendik:
Başarısız olmadığımız halde, şans verilmediği için hep başarısız gibi hissettik.
Yetersiz olmadığımız halde, bize güvenilmediği için hep eksik hissettik.
Ve o eksiklik hissi, zamanla içimizde bir suskunluk yarattı.
Konuşmadığımız bir kırgınlık…
Adını koyamadığımız bir boşluk…

İstiyoruz ki artık kamu ve özel sektör bu potansiyeli görsün.
EKPSS erişilebilir hale gelsin.
Kurumlar engelli bireyleri sadece kontenjan değil, değer olarak değerlendirsin.
İş dünyası önyargılarını bıraksın, tanımaya cesaret etsin.

Bu kampanya, sadece bir dilek değil.
Binlerce görme engellinin yüreğinden yükselen sessiz bir haykırış.
Biz eksik değiliz.
Fırsat verilirse, biz de varız.
Bu kampanyada bizleri yalnız bırakmayın, imzalarınızla bir çok görme engellinin hayatında küçücük de olsa bir ışık yakabilirsiniz.

 Fotoğrafta genç bir adam yer alıyor. Açık tenli ve kısa, koyu renkli saçlara sahip. Üzerinde açık renk bir tişört ve onun üstünde siyah, şişme kumaştan bir mont var. Sırtında ise bir sırt çantası taşıyor. Gözlerinde koyu renkli güneş gözlükleri bulunuyor ve elinde beyaz bastonunu sıkıca tutuyor. Baston, onun görme engelli olduğunu ifade ediyor.  Genç adam sokakta, şehir ortamında ayakta duruyor. Yüzü ciddi ve düşünceli, kaşları hafif çatılmış. Başını hafifçe sağa doğru çevirmiş, ama doğrudan bir yere bakmıyor. Sanki durup bir şeyleri dinliyor ya da içinden geçenlerle meşgul.  Arka plan flu – binalar, yaya geçidi çizgileri ve birkaç silik insan figürü seçiliyor ama detaylar belirgin değil. Bu flu görüntü, izleyenin dikkatini tamamen genç adamın yüz ifadesine ve bastonuna yönlendiriyor. Fotoğrafın siyah-beyaz olması, duygu yoğunluğunu ve yalnızlık hissini artırıyor.

 

Bu fotoğraf siyah ve beyaz bir şekilde resmedilmiş ve iki kişilik bir sahne içeriyor. Görüşme masasının sol tarafında genç bir erkek yer alıyor. Açık tenli, kısa saçlı ve yüzü tıraşlı. Gözlük yerine koyu renkli güneş gözlüğü takıyor. Üzerinde açık renk bir tişört ve onun üstünde siyah bir şişme mont bulunuyor. Sırtında bir sırt çantasının askısı görülüyor. Her iki eliyle beyaz bastonunu dik şekilde tutuyor, bastonun üst kısmı kadraja yansımış.  Karşısında oturan kadın da açık tenli. Omuz hizasında düz, koyu renk saçlı. Üzerinde beyaz bir bluz ve siyah bir blazer ceket var. Kaşları çatılmış, yüz ifadesi sert ve sorgulayıcı. Gözleri hafif kısmış şekilde genç adama bakıyor. Ellerini masaya dayamış, parmakları birbirine yakın duruyor.  Masada, kadının önünde üzerinde büyük harflerle “APPLICATION” yazan bir başvuru formu bulunuyor. Masanın yüzeyi açık ahşap tonlarında ve pürüzsüz. Arka plan nötr bir duvarla sınırlı, başka hiçbir nesne ya da detay bulunmuyor.  Fotoğrafta iki kişi birbirine dönük ama fiziksel temas ya da etkileşim yok. Her iki kişi de masa boyunca sabit şekilde oturuyor ve tüm dikkat izleyiciye değil, birbirlerine yönelmiş durumda.

 

Fotoğrafta modern ve uzun bir koridor yer alıyor. Koridorun zemini pürüzsüz ve parlak; tavan boyunca sıralanmış dikdörtgen floresan lambalar düzgün aralıklarla yanıyor. Duvarlar sade ve düz renkli. Koridorun iki yanında kapılar bulunuyor, ancak detayları net değil; perspektif nedeniyle uzaklaştıkça küçülerek silikleşiyor.  Kadrajın merkezinde genç bir adam yer alıyor. Koyu renk kısa saçlı ve açık tenli. Gözlerinde koyu renkli güneş gözlüğü var. Üzerinde açık renk tişört ve onun üzerinde siyah şişme mont bulunuyor. Sırtında sırt çantası taşıyor. Her iki eliyle beyaz bastonunu göğüs hizasında tutuyor. Başını hafifçe öne eğmiş. Kaşları düşük, dudakları düz çizgi halinde — ifadesi üzgün, yorgun ve düşünceli.  Adam kadraja doğru yürümekte, ama duraksamış ya da yavaş ilerliyormuş gibi görünüyor. Gözleri görünmese de baş pozisyonu ve yüzündeki gerilim, içsel bir hayal kırıklığını veya yoğun bir düşünceyi ifade ediyor.  Çevrede başka hiçbir kişi ya da hareketli öğe bulunmuyor. Tüm dikkat, genç adamın yalnızlığına ve içinde bulunduğu an’a yoğunlaşıyor.

 

 

 

 

avatar of the starter
Şevval Mert SuiçmezKampanyayı Başlatan KişiDeğişim bir imzayla başlar ✍️ Adalet için, eşitlik için, hep birlikte! ✨

38

Yakın zamanlı imzacılar
Pınar Çalışkan ve 19 kişi daha yakın zamanda imzaladı.

Kampanya metni

Gözlerimiz görmüyor olabilir…
Ama hayal kurabiliyoruz.
Sevinebiliyoruz.
Üzülüyoruz.
Ve her şeyden önce… Umut edebiliyoruz. 

Sabahları herkes gibi uyanıyoruz.
Çalar saati kapatıyoruz, yüzümüzü yıkıyoruz, belki sevdiğimiz bir müziği açıyoruz.
Ama bir yerde duruyoruz.
Çünkü bizim hayallerimiz, çoğu zaman daha kapıdan içeri girmeden geri çevriliyor.

Görme engelli olmak, sadece gözlerin karanlığında yaşamak değil…
Bazen telefonun bir daha hiç çalmayacağını bilmek.
Bir başvurudan sonra dönmeyecek cevabı bile bile beklemek.
“Size geri dönüş sağlayacağız” cümlesinin aslında ne anlama geldiğini ezbere bilmek.
Umutla yazılan her CV’nin, kimse okumadan kenara bırakıldığını hissetmek.
İşte biz buna alışmak zorunda kalıyoruz.

Bazılarımız EKPSS’ye hazırlanıyor.
Kimi annesinin sesli okuduğu notlarla, kimi ekran okuyucularla…
Saatlerce, günlerce, aylarca çalışıyoruz.
Belki o sınav bizim için tek çıkış kapısı.
Ama sistem ağırlaşıyor.
Sorular zorlaşıyor.
Kontenjanlar azalıyor.
Ve biz, elimizden gelenin fazlasını yapsak da çoğu zaman bir rakamın dışında kalıyoruz.

Hayat, bizi hep “bir dahaki sefere”ye erteliyor.
Ama kaç kere ertelenebilir bir insan?
Kaç defa “sen olmazsın” denilebilir bir kalbe?

Bazen evimizin bir köşesinde sessizce otururken, kendimize şunu soruyoruz:
“Ben gerçekten bu toplumda yer edinebilir miyim?” 
Çünkü ne kadar güçlü olmaya çalışsak da, bu görünmeyen yalnızlık yavaş yavaş içimize işliyor.
Bazen kimseye söyleyemediğimiz bir mahcubiyet gibi…
Bazen ağlamamak için yutkunduğumuz bir kırgınlık gibi…

Peki ya özel sektör?

Orası bizim için çoğu zaman hiç başlamayan bir yol gibi…
Kapı çalmıyoruz çünkü kapıların hiç açılmadığını biliyoruz.
İlana başvurmuyoruz çünkü “görme engelli adaylar” ifadesinin hiç yer almadığını artık ezbere biliyoruz.

Bir iş görüşmesine gittiğimizde, bazen bize sorulmadan elimizdeki beyaz bastona bakılıyor.
Göz temasımız eksik sanılıyor, ama biz zaten gözle değil, yürekle konuşuyoruz.
Ama ne yazık ki, bu yürek hiç duyulmuyor.

Özel sektörün çoğu, görme engelli bir bireyi işe almak yerine “zor olur”, “riskli olur”, “verim alamayız” gibi kalıplaşmış yargıların arkasına saklanıyor.
Oysa çoğu bizi hiç tanımadı.
Bizi tanımadan hüküm verdi.

Ve biz zamanla şunu öğrendik:
Başarısız olmadığımız halde, şans verilmediği için hep başarısız gibi hissettik.
Yetersiz olmadığımız halde, bize güvenilmediği için hep eksik hissettik.
Ve o eksiklik hissi, zamanla içimizde bir suskunluk yarattı.
Konuşmadığımız bir kırgınlık…
Adını koyamadığımız bir boşluk…

İstiyoruz ki artık kamu ve özel sektör bu potansiyeli görsün.
EKPSS erişilebilir hale gelsin.
Kurumlar engelli bireyleri sadece kontenjan değil, değer olarak değerlendirsin.
İş dünyası önyargılarını bıraksın, tanımaya cesaret etsin.

Bu kampanya, sadece bir dilek değil.
Binlerce görme engellinin yüreğinden yükselen sessiz bir haykırış.
Biz eksik değiliz.
Fırsat verilirse, biz de varız.
Bu kampanyada bizleri yalnız bırakmayın, imzalarınızla bir çok görme engellinin hayatında küçücük de olsa bir ışık yakabilirsiniz.

 Fotoğrafta genç bir adam yer alıyor. Açık tenli ve kısa, koyu renkli saçlara sahip. Üzerinde açık renk bir tişört ve onun üstünde siyah, şişme kumaştan bir mont var. Sırtında ise bir sırt çantası taşıyor. Gözlerinde koyu renkli güneş gözlükleri bulunuyor ve elinde beyaz bastonunu sıkıca tutuyor. Baston, onun görme engelli olduğunu ifade ediyor.  Genç adam sokakta, şehir ortamında ayakta duruyor. Yüzü ciddi ve düşünceli, kaşları hafif çatılmış. Başını hafifçe sağa doğru çevirmiş, ama doğrudan bir yere bakmıyor. Sanki durup bir şeyleri dinliyor ya da içinden geçenlerle meşgul.  Arka plan flu – binalar, yaya geçidi çizgileri ve birkaç silik insan figürü seçiliyor ama detaylar belirgin değil. Bu flu görüntü, izleyenin dikkatini tamamen genç adamın yüz ifadesine ve bastonuna yönlendiriyor. Fotoğrafın siyah-beyaz olması, duygu yoğunluğunu ve yalnızlık hissini artırıyor.

 

Bu fotoğraf siyah ve beyaz bir şekilde resmedilmiş ve iki kişilik bir sahne içeriyor. Görüşme masasının sol tarafında genç bir erkek yer alıyor. Açık tenli, kısa saçlı ve yüzü tıraşlı. Gözlük yerine koyu renkli güneş gözlüğü takıyor. Üzerinde açık renk bir tişört ve onun üstünde siyah bir şişme mont bulunuyor. Sırtında bir sırt çantasının askısı görülüyor. Her iki eliyle beyaz bastonunu dik şekilde tutuyor, bastonun üst kısmı kadraja yansımış.  Karşısında oturan kadın da açık tenli. Omuz hizasında düz, koyu renk saçlı. Üzerinde beyaz bir bluz ve siyah bir blazer ceket var. Kaşları çatılmış, yüz ifadesi sert ve sorgulayıcı. Gözleri hafif kısmış şekilde genç adama bakıyor. Ellerini masaya dayamış, parmakları birbirine yakın duruyor.  Masada, kadının önünde üzerinde büyük harflerle “APPLICATION” yazan bir başvuru formu bulunuyor. Masanın yüzeyi açık ahşap tonlarında ve pürüzsüz. Arka plan nötr bir duvarla sınırlı, başka hiçbir nesne ya da detay bulunmuyor.  Fotoğrafta iki kişi birbirine dönük ama fiziksel temas ya da etkileşim yok. Her iki kişi de masa boyunca sabit şekilde oturuyor ve tüm dikkat izleyiciye değil, birbirlerine yönelmiş durumda.

 

Fotoğrafta modern ve uzun bir koridor yer alıyor. Koridorun zemini pürüzsüz ve parlak; tavan boyunca sıralanmış dikdörtgen floresan lambalar düzgün aralıklarla yanıyor. Duvarlar sade ve düz renkli. Koridorun iki yanında kapılar bulunuyor, ancak detayları net değil; perspektif nedeniyle uzaklaştıkça küçülerek silikleşiyor.  Kadrajın merkezinde genç bir adam yer alıyor. Koyu renk kısa saçlı ve açık tenli. Gözlerinde koyu renkli güneş gözlüğü var. Üzerinde açık renk tişört ve onun üzerinde siyah şişme mont bulunuyor. Sırtında sırt çantası taşıyor. Her iki eliyle beyaz bastonunu göğüs hizasında tutuyor. Başını hafifçe öne eğmiş. Kaşları düşük, dudakları düz çizgi halinde — ifadesi üzgün, yorgun ve düşünceli.  Adam kadraja doğru yürümekte, ama duraksamış ya da yavaş ilerliyormuş gibi görünüyor. Gözleri görünmese de baş pozisyonu ve yüzündeki gerilim, içsel bir hayal kırıklığını veya yoğun bir düşünceyi ifade ediyor.  Çevrede başka hiçbir kişi ya da hareketli öğe bulunmuyor. Tüm dikkat, genç adamın yalnızlığına ve içinde bulunduğu an’a yoğunlaşıyor.

 

 

 

 

avatar of the starter
Şevval Mert SuiçmezKampanyayı Başlatan KişiDeğişim bir imzayla başlar ✍️ Adalet için, eşitlik için, hep birlikte! ✨

Karar Vericiler

TBMM engelli hakları Komisyonu
TBMM engelli hakları Komisyonu
Kemal Kılıç – TBMM Engelli Hakları Komisyonu Başkanı
Türkiye belediyeler birliği
Türkiye belediyeler birliği
Fatma Şahin – Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı
ÖSYM
ÖSYM
Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy – ÖSYM Başkanı
Engelli ve yaşlı hizmetler müdürlüğü
Engelli ve yaşlı hizmetler müdürlüğü
Op. Dr. Sadrettin Aydın – Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü
İşkur
İşkur
Osman Yıldırım – İŞKUR Genel Müdürü

Kampanya güncellemeleri