Osmanlı padişahları arasında bilindiği kadarıyla II.Mahmut’tan itibaren, Sultan Abdülaziz ve Mehmet Reşat dışındaki hemen tüm padişahların hepsinin kendi ve/veya aileleri veremli idi. II.Mahmut, Maslak’ta sonradan Prevantoryum olarak kullanılan ilk verem hastanesini yaptırmıştı. Marmara Denizinde eskiden Prens Adaları olarak bilinen bu Adalara bir verem hastanesi yapılma fikri ilk kez II.Abdülhamit döneminde, o zaman İstanbul’da bulunan Rus Doktor Stchepatiew tarafından önerildiği bilinmektedir. Bu fikrin hayata geçmesi, 1924'te Atatürk'ün emriyle Rum vatandaşlara ait binanın, 16 yataklı sanatoryuma dönüştürülmesi ile olmuştur. Daha sonra İsviçre’de bir sanatoryum model alınarak, ana bina ona göre inşa edilir. Heybeliada Sanatoryumu, sadece bir hastahane değil, aynı zamanda bir rehabilitasyon merkeziydi. Hastalara ayakkabıcılık, çorapçılık, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, saatçilik, daktilo vs dersleri veriliyor yani mesleği olmayanlar, eğer isterlerse buradan meslek sahibi olarak çıkıyordu. İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü, ünlü edebiyatçılarımız Rıfat Ilgaz ve Ece Ayhan gibi ünlülerin de bir dönem kaldığı bu sanatoryum, Dr.Siyami Ersek başta olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı tıp uzmanı ve sağlık personeli yetiştirmişti.
2005 yılında kapatılmasına rağmen hala uygun bir restorasyonla burası bir karantina merkezi ve tıp tarihi müzesi olabilir durumdadır. Böylelikle geçmişindeki yaşanmışlıklara da saygı gösterilmiş olacaktır. İstanbul’un ve Türkiye’nin Heybeliada’da bir Karantina Merkezi ve Tıp Tarihi Müzesine ihtiyacı vardır.