Cemevine Yasal Statü Verilsin!


Cemevine Yasal Statü Verilsin!
The Issue
#CemevineYasalStatüVerilsin
7 Haziran Pazar günü, Türkiye seçim için koştururken geldi acı haber. Kemal Amca, sevgili dostumuz Derya’nın babası, bir kaplumbağayı kurtarmak isterken karşıdan gelen motorsikletin çarpması ile ağır yaralıydı. Edremit Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış ve 1 hafta sürecek yaşam mücadelesine başlamıştı.
Kemal Divrikli, nam-ı diğer Kaplumbağa Adam, eş, 2 evlat babası ve dünyalar güzeli 2 kız çocuğunun dedesiydi. Ve bir kaplumbağayı kurtarmak uğruna canını tehlikeye atacak kadar “yaşamın tanıştırdığı emanetlere” saygılı bir insandı. Bu kadar bilgi hepimize yeterdi öyle değil mi? Bu satırları okuyan herhangi biriniz Kaplumbağa Adam Alevi mi, Sünni mi diye merak etti mi? Sanmıyorum. Çünkü hala okuyorsanız hepimiz bir insanlık çerçevesinde buluştuk. Bize ne? Size ne? Ne fark eder?
Etti ama! Kaplumbağa Adam öldü. Ve o Alevi’ydi.
Kemal Divrikli’nin oğlu cezaevindeydi. Doktorlar ”umut yok, getirin oğlunu, vedalaşsın” dediği an gözü yaşlı eş ve damat koştu cezaevine. İzin çıkmadı.
Aynı gün hastane “beyin ölümü gerçekleşti” deyince aile organ bağışına karar verdi. Ve Kaplumbağa Adam 4 insana can oldu. O gece bir evde cenaze hüznü yaşanırken, 4 ev yaşama dönüyordu ve Divrikli ailesi sadece bununla bile ayakta kalabildi. Çünkü ucunda başka yaşamlara saygı vardı.
Ailenin tek kızı saatlerce kardeşinin babasına son vedasını edebilmesi için evraklarla uğraşırken Cemevi yüzlerce insanla doluydu.
Ailenin damadı Savaş, cezaevinden bir iyi bir kötü haberler verirken Cemevi’ndeki yüzlerce insan sabırla çocuğun babasına son vedasını bekliyordu. Haberler gitti geldi saatlerce; imzalanan izinler iptal edildi, yine izin verildi, yine iptal edildi... En sonunda babasına son görevine yapmaya yola çıkan çocuğun içinde bulunan cezaevi aracı durduruldu ve dendi ki “Mezarlık olur ama Cemevi, uygun değil”. Ardından daha acısı geldi: ”Güvenlik sebebiyle...”
Araya giren hatırlı dostlar sayesinde sadece 15 dakikası Cemevi’nde olacak şekilde 2 saat izin çıktı ama şartlar vardı: Cenazede taşkınlık olmayacak, etraf boşaltılacaktı. İstek aşağılayıcıydı ama sustu insanlar, bir evladın babasına vedası engellenmesin diye gömdüler öfkelerini içlerine. Herkes gitti mezarlığa, sadece çok yakınlar kaldı.
Doğan geldi. 2 minibüs,1 otobüs jandarma eşliğinde! Cemevi arandı, sokak başları tutuldu. Kaplumbağa Adam’ın kefeni bile güvenlik gerekçesi ile izinsiz, hukuksuz arandı.
Belki hepsine susulurdu, hepsi sineye çekilirdi ama herkes biliyordu; bu ne ilkti, ne de son olacaktı.
Aynı cezaevinden bir başka çocuk babasının cenazesi için 12 gün izin aldı. Çok değil, 1 hafta sonra. Sünni’ydi o, demek ki hakkıydı...
Bizler, bu ülkede birlikte yaşadığımız insanların, kendi seçimleriyle sahip olmadıkları dinleri, mezhepleri, etnik kimlikleriyle cezalandırılmalarından, ödüllendirilmelerinden yorulduk!
Bizler bu ülkede yaşayan her vatandaşın inancını dilediği gibi yaşayabilmesini savunuyoruz.
Bizler, devletimizin Cami – Cemevi – Kilise – Sinagog ve dilediği her yerde ibadet eden her vatandaşa eşit muamele yapmasını talep ediyoruz.
Sen de yasalar önünde eşit olmamızı savunuyor, komşunun, belki bizim gibi dostunun “ötekileştirilmesini” doğru bulmuyorsan Cemevi’ne yasal statü verilmesine destek ver lütfen. Her insanın, kendince kutsal kabul ettiği yerde ibadet etmesi lütuf değil haktır, unutma.
Sen de “ötekileştirilen” dostunun sevincinde, üzüntünde bizimle aynı utancı yaşamak istemiyorsan eğer, sadece imzalama, yay bunu, bitsin bu ayıp.
Ve bu satırları sonuna kadar okuduysan, kaplumbağadan salyangoza, rastladığın her canlıya gözün gibi bak olur mu? Belki birileri onun için can verdi, veriyor. Sevgiyle kal.
The Issue
#CemevineYasalStatüVerilsin
7 Haziran Pazar günü, Türkiye seçim için koştururken geldi acı haber. Kemal Amca, sevgili dostumuz Derya’nın babası, bir kaplumbağayı kurtarmak isterken karşıdan gelen motorsikletin çarpması ile ağır yaralıydı. Edremit Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış ve 1 hafta sürecek yaşam mücadelesine başlamıştı.
Kemal Divrikli, nam-ı diğer Kaplumbağa Adam, eş, 2 evlat babası ve dünyalar güzeli 2 kız çocuğunun dedesiydi. Ve bir kaplumbağayı kurtarmak uğruna canını tehlikeye atacak kadar “yaşamın tanıştırdığı emanetlere” saygılı bir insandı. Bu kadar bilgi hepimize yeterdi öyle değil mi? Bu satırları okuyan herhangi biriniz Kaplumbağa Adam Alevi mi, Sünni mi diye merak etti mi? Sanmıyorum. Çünkü hala okuyorsanız hepimiz bir insanlık çerçevesinde buluştuk. Bize ne? Size ne? Ne fark eder?
Etti ama! Kaplumbağa Adam öldü. Ve o Alevi’ydi.
Kemal Divrikli’nin oğlu cezaevindeydi. Doktorlar ”umut yok, getirin oğlunu, vedalaşsın” dediği an gözü yaşlı eş ve damat koştu cezaevine. İzin çıkmadı.
Aynı gün hastane “beyin ölümü gerçekleşti” deyince aile organ bağışına karar verdi. Ve Kaplumbağa Adam 4 insana can oldu. O gece bir evde cenaze hüznü yaşanırken, 4 ev yaşama dönüyordu ve Divrikli ailesi sadece bununla bile ayakta kalabildi. Çünkü ucunda başka yaşamlara saygı vardı.
Ailenin tek kızı saatlerce kardeşinin babasına son vedasını edebilmesi için evraklarla uğraşırken Cemevi yüzlerce insanla doluydu.
Ailenin damadı Savaş, cezaevinden bir iyi bir kötü haberler verirken Cemevi’ndeki yüzlerce insan sabırla çocuğun babasına son vedasını bekliyordu. Haberler gitti geldi saatlerce; imzalanan izinler iptal edildi, yine izin verildi, yine iptal edildi... En sonunda babasına son görevine yapmaya yola çıkan çocuğun içinde bulunan cezaevi aracı durduruldu ve dendi ki “Mezarlık olur ama Cemevi, uygun değil”. Ardından daha acısı geldi: ”Güvenlik sebebiyle...”
Araya giren hatırlı dostlar sayesinde sadece 15 dakikası Cemevi’nde olacak şekilde 2 saat izin çıktı ama şartlar vardı: Cenazede taşkınlık olmayacak, etraf boşaltılacaktı. İstek aşağılayıcıydı ama sustu insanlar, bir evladın babasına vedası engellenmesin diye gömdüler öfkelerini içlerine. Herkes gitti mezarlığa, sadece çok yakınlar kaldı.
Doğan geldi. 2 minibüs,1 otobüs jandarma eşliğinde! Cemevi arandı, sokak başları tutuldu. Kaplumbağa Adam’ın kefeni bile güvenlik gerekçesi ile izinsiz, hukuksuz arandı.
Belki hepsine susulurdu, hepsi sineye çekilirdi ama herkes biliyordu; bu ne ilkti, ne de son olacaktı.
Aynı cezaevinden bir başka çocuk babasının cenazesi için 12 gün izin aldı. Çok değil, 1 hafta sonra. Sünni’ydi o, demek ki hakkıydı...
Bizler, bu ülkede birlikte yaşadığımız insanların, kendi seçimleriyle sahip olmadıkları dinleri, mezhepleri, etnik kimlikleriyle cezalandırılmalarından, ödüllendirilmelerinden yorulduk!
Bizler bu ülkede yaşayan her vatandaşın inancını dilediği gibi yaşayabilmesini savunuyoruz.
Bizler, devletimizin Cami – Cemevi – Kilise – Sinagog ve dilediği her yerde ibadet eden her vatandaşa eşit muamele yapmasını talep ediyoruz.
Sen de yasalar önünde eşit olmamızı savunuyor, komşunun, belki bizim gibi dostunun “ötekileştirilmesini” doğru bulmuyorsan Cemevi’ne yasal statü verilmesine destek ver lütfen. Her insanın, kendince kutsal kabul ettiği yerde ibadet etmesi lütuf değil haktır, unutma.
Sen de “ötekileştirilen” dostunun sevincinde, üzüntünde bizimle aynı utancı yaşamak istemiyorsan eğer, sadece imzalama, yay bunu, bitsin bu ayıp.
Ve bu satırları sonuna kadar okuduysan, kaplumbağadan salyangoza, rastladığın her canlıya gözün gibi bak olur mu? Belki birileri onun için can verdi, veriyor. Sevgiyle kal.
Petition Closed
Share this petition
The Decision Makers
Petition created on June 26, 2015