#SosyalDuvarlarıYıkalım: Devlet korumasındaki çocuk ve gençler haber, dizi ve filmlerde etiketlenmesin!

Kampanya Kapatıldı

#SosyalDuvarlarıYıkalım: Devlet korumasındaki çocuk ve gençler haber, dizi ve filmlerde etiketlenmesin!

Bu kampanya 1.387 destekçiye ulaştı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve tarafına Sosyal Duvarları Yıkalım bu kampanyayı başlattı

“Yetimhanede yetişen çocuk hırsızlık yaptı”

“Devlet korumasındaki çocuklara fuhuş yaptırdılar”

“Evlatlık çocuk anne babasına şiddet uyguladı”

Devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin medyada çıkan haberlerde, dizi ve filmlerde farkında olmadan nasıl etiketlendiğini biliyor musunuz? Ve bu etiketlemelerin onları nasıl bir yalnızlığa ve geleceğe sürüklediğinin, toplum ile aralarında temeli olmayan sosyal duvarlar ördüğünün farkında mısınız?

Çoğumuz hayatımızda bir kez yuva ve yurtlara gitmemiş, devlet korumasında yetişen herhangi bir birey ile yakın temas kurmamışken, nasıl oluyor da devlet korumasında yetişenler hakkında bu kadar çok önyargıya ve bu kadar keskin görüşlere sahip oluyoruz? Hiç düşündünüz mü?

Bu önyargıların sebebi, yaşanmışlıklarımız değil, bize dikte edilen şeyler. Yuvada ve yurtlarda yetişen çocuk ve gençler medyada çoğu zaman toplum değerleriyle uyumsuz, şiddete eğilimli ve potansiyel suçlu gibi gösteriliyor. Televizyon dizilerinden tutun da ana haber bültenlerine kadar hemen her yerde devlet korumasındaki çocuk ve gençlerin yaptığı iyi ya da kötü şeylerden önce “nereden geldikleri” vurgulanıyor.

Nasıl mı?

Çocukların çoğunun kimsesi varken, haber başlıkları ve dizi senaryoları bu çocuklara “kimsesiz” demekte diretiyor. Ne zaman şiddet olayları boy gösterse, bu çocuk ve gençler medyada orantısız bir şekilde yer alıyor. Suçta bireysellik esas olmasına rağmen, suçu devlet korumasındaki bir çocuk işlediğinde, “Yuvalı çocuklar suç işliyor” manşetleri gazeteleri süslüyor. “Yurttan kaçan kızlar” bir kalıp halini almışken ve artık “fuhuş” sözcüğü ile birlikte zihnimizde normalleştirilmişken, bahsi geçen “bu kızların” aslında 18 yaşından küçük “çocuklar” olduğuna ve “çocuk cinsel istismarına” maruz kaldıklarına değinilmiyor.

Sistemdeki olumsuzlukların büyük bölümü, ister istemez, tıpkı “sokak çocuğu” veya “taş atan çocuklar” gibi benzer bir sınıflandırmaya maruz kalan devlet korumasındaki çocuk ve gençler üzerinden dile getiriliyor. Kullanılan baskın medya dili bu çocuk ve gençleri yaralıyor, sosyal yoksunluğa sürüklüyor. Etiket ve genellemeler, devlet korumasında büyüyen çocuk ve gençleri ötekileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bilincimizi de lekeleyerek geride silinmesi zor izler bırakıyor;  hepimizi onlardan korkar hale getiriyor.

İşte bu etiketlemelere, ötekileştirmeye dur diyebilmek için haber ajanslarına ve medyaya seslenerek bu kampanyayı başlattık. İstiyoruz ki, Türkiye’nin en büyük haber ajansları muhabirlerine rehber olsun ve medyada yapılan bu ayrımcılığı durdurmak için yazım politikaları geliştirsin. Bizler bu değişimin ancak yayın organlarını yönetenlerin başlatacağı uygulamalarla düzeleceğini biliyoruz. Bu yüzden ajanslara, gazetelere, yayın kuruluşlarına sesleniyoruz.

Unutmayalım: Hayata tutunamayan her çocukta, devlet ve sivil toplum kuruluşları kadar medyanın da sorumluluğu var. Medya dönüşürse toplum da dönüşür.

“Çocuk Evi” veya “çocuk yuvası” yerine “yetimhane”, “devlet korumasında kalan çocuk” yerine “kimsesiz çocuk”, “evlat edinme" veya "koruyucu aile olma" yerine “yuvadan çocuk alma” veya “evlatlık” gibi kalıplar bilinçsizce seçiliyor. Devlet korumasında büyüyen çocuk ve gençler, alınıp satılabilen birer metaymış, büyük bölümünün aileleri yokmuş gibi yansıtılıyor. Bu çocuklara ilişkin toplumun bakışı acıma, korku ve merak duygularıyla karışık bir hal alıyor; her bir hatalı kullanım, bizi hak temelli bir yaklaşımdan uzaklaştırıyor. Devlet kurumlarında mevcut sistemde bireysellikleri yok edilen çocuklarımız, bu kez toplum kendilerine nasıl bakıyorsa, onlar da kendilerini öyle görmeye alışıyorlar. Nihayetinde kendilerini toplumsal hiyerarşinin en altına koyarak kendi potansiyellerini gerçekleştirme yönünde büyük bir umutsuzluğa kapılıyorlar.

Bizler bu algı yönetimi ile mücadele etmek için medya kuruluşlarından adım atmalarını ve #DoğruSözlük ile etiketleme ve karalamadan uzak bir medya dili geliştirmelerini talep ediyoruz.

#DoğruSözlük ile etiketlemeden ve ötekileştirmeden uzak bir medya dili için kampanya muhataplarımıza seslenelim ve hep birlikte #SosyalDuvarlarıYıkalım!

Çünkü devlet korumasında yetişen çocuk ve gençler:

- Yalnızca olumsuz haberler ile etiketlenmek istemiyorlar.

- Büyük mücadeleler sonunda elde ettikleri başarılar ile anılmak istiyorlar.

- İşleyişteki sorunlara, eşitsizliğe ve adaletsizliğe dikkat çekmek isteyen medya çalışanlarının haber ve senaryo metni yazımında daha bilinçli davranmalarını bekliyorlar.

- Medyanın dönüştürücü gücüne inanıyorlar!

www.sosyalduvarlariyikalim.org

www.facebook.com/sosyalduvarlariyikalim

www.twitter.com/duvarlarahayir

 

Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda paylaşım için kampanyamızın kısa linkini kullanabilir (www.change.org/sosyalduvarlariyikalim), mesajımızı daha fazla kişiye ulaştırmamıza yardımcı olabilirsin. 

Kampanya Kapatıldı

Bu kampanya 1.387 destekçiye ulaştı