Gençlerden Çağrı: Güçlü Bir İklim Hedefi!

Kampanya metni

Kasım 2025 Güncellemesi:

Türkiye, 24 Eylül’de Amerika’da gerçekleştirilen İklim Zirvesi’nde 2. Ulusal Katkı Beyanı’nı açıkladı. Bu yeni hedefe göre ülkemiz, 2035 yılına kadar emisyonları 466 milyon ton azaltmayı ve toplam emisyonları 643 milyon ton seviyesine düşürmeyi planlıyor. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bu azaltım, mevcut emisyon seviyesinden değil, gelecekteki öngörülen artıştan yapılıyor. Yani Türkiye, hâlihazırdaki emisyonlarını düşürmek yerine, “artıştan azaltım” hedefliyor. Bu da 2023’e kıyasla 2035’e gelindiğinde emisyonların %16 artacağı anlamına geliyor. 


Emisyonların son yıllarda beklenenden daha yavaş artması da bu hedefin görece yetersiz kaldığını gösteriyor. Kısacası, açıklanan güncel NDC hâlâ Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu değil.  Bilim ve tekniğin ışığında hazırlanmış, adil, kapsayıcı ve uygulanabilir bir  iklim politikası gelene kadar kampanyamıza devam ediyoruz.

......

Kampanya metni:

Bereketiyle yüzyıllardır medeniyetlere hayat veren Anadolu toprakları iklim krizi yüzünden yok olmaya mahkum mu? Bu topraklar, binlerce yıllık tarihimizin ve medeniyetimizin mirası. Anadolu’yu korumak, yalnızca çevreyi değil, geleceğimizi, kültürümüzü ve neslimizi iklim krizine karşı korumak demektir.

Çünkü iklim krizi artık bizim de topraklarımızda.

Çukurova’dan Konya Ovası’na, bir zamanlar sofralarımızı bereketle donatan ekinler artık susuzluktan yeşeremiyor. Mavinin en güzel tonlarını barındıran kıyılarımız, Akdeniz’den Ege’ye kadar her yıl yükselen sıcaklıklarla orman yangınlarına teslim oluyor. Termik santrallerin ve fabrikaların gölgesinde yaşayan mahallelerimizde insanlarımız zehirli havayı solumak zorunda kalıyor; kanser ve astım hastalıklarıyla mücadele ediyor. İklim krizi artık bizim topraklarımızda da yıkıcı etkisini gösteriyor.

Türkiye’nin Payına Düşen, Daha Güçlü Bir İklim Hedefi Var.

Türkiye, Paris İklim Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar %41 azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak, emisyon artışı üzerinden azaltımı hedefleyen bu ulusal katkı beyanı günümüz ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. Ayrıca Türkiye, küresel sera gazı emisyonlarında dünyada 14. sırada. Bu yüzden kendi “payımıza düşeni” yapmak, kadim kültürümüzü korumak için sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda hayatidir.

Payımıza düşen ise net: Güçlü bir Ulusal Katkı Beyanı sunmak.

Peki nedir bu Ulusal Katkı Beyanı?

Aslında çok basit, bir ülkenin iklim kriziyle mücadele için neler yapacağına dair bir sözleşme gibi düşünebiliriz. Bu sözleşmede ülke, şöyle diyor: "Ben, bu ülke olarak iklim değişikliğini yavaşlatmak için şunları yapacağım: Daha az fosil yakıt kullanacağım, ormanlarımı koruyacağım, temiz enerji kaynaklarına yatırım yapacağım..." gibi.

Ulusal Katkı Beyanı, bir ülkenin iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası topluma verdiği taahhüdün yazılı belgesidir. Bu belgede, bir ülkenin sera gazı emisyonlarını azaltmak, iklim değişikliğine uyum sağlamak ve iklim finansmanı sağlamak için ne yapacağı belirtilir.

Neden Güçlü Bir Ulusal Katkı Beyanı İhtiyacımız Var?

Son 50 yılda aşırı hava olaylarının iki milyon ölüme neden olduğu ve 4 trilyon ABD doları tutarında ekonomik kayba yol açtığı tahmin ediliyor. Tahminlere göre iklimle ilgili tehlikeler 2050 yılına kadar 12,5 trilyon dolarlık ek ekonomik kayba yol açması bekleniyor. Ulusal Katkı Beyanı, ülkemiz için hem ekonomik hem hayati sonuçları olan bir hedefler bütünü. 

Maalesef mevcut Ulusal Katkı Beyanı, iklim krizinin aciliyeti karşısında yetersiz kalmaktadır. Dünyada yaşamın devam edebilmesi küresel ortalama sıcaklığa bağlı. Ve bu sıcaklığın 1,5°C eşiğinin altında kalması gerekiyor. Ancak uluslararası analizler Türkiye’nin mevcut iklim hedeflerinin “kritik derecede yetersiz” olduğunu söylüyor. Eğer bu politikalarla devam edersek, dünya 4°C’yi aşan bir ısınma riskiyle karşı karşıya kalacak. 

Sosyal Etkiler: İklim krizi, toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Özellikle savunmasız gruplar, göç, işsizlik ve sağlık sorunlarıyla daha fazla yüzleşiyor. Biz gençler, iklim kriziyle mücadelede kimseyi geride bırakmadığımız bir dönüşümün mümkün olduğuna inanıyoruz.  Sağlıklı, adil ve kapsayıcı bir gelecek için acil çözüm talep ediyoruz.

Ekonomik Riskler: Sürdürülebilir adımlar atılmazsa, ekonomik sistemler çökebilir. Tarım, sanayi, enerji ve iş gücü doğrudan iklim krizinin tehditi altında. Biz gençler, iklim değişikliğiyle uyumlu bir ekonomi için yenilikçi çözümlere inanıyoruz. Geleceğimizin bugünden şekillenebilmesi için, net sıfır emisyon hedefiyle uyumlu, iklim dostu bir ekonomi talep ediyoruz. 

Güvencesizlik ve Gelecek Kaygısı: İklim krizinin etkileri, bireylerin ve toplumların güvenliğini tehdit ediyor. Gıdaya ve suya erişim zorlaşıyor, afetler artıyor. Biz gençler, güvenceli bir geleceğin ancak bugün alacağımız kararla mümkün olduğuna inanıyor, geleceğimiz için söz hakkı talep ediyoruz.

Bu yüzden Türkiye gibi her ülke ‘payına düşen’i yaparak küresel ortalama sıcaklığı düşürmek için iklim hedefleri ortaya koymak zorunda. Geleceğimiz dediğiniz gençlerin ve bizden sonra geleceklerin kaderi buna bağlı.

avatar of the starter
İklim ÖncüleriKampanyayı Başlatan Kişi

15.979

Kampanya metni

Kasım 2025 Güncellemesi:

Türkiye, 24 Eylül’de Amerika’da gerçekleştirilen İklim Zirvesi’nde 2. Ulusal Katkı Beyanı’nı açıkladı. Bu yeni hedefe göre ülkemiz, 2035 yılına kadar emisyonları 466 milyon ton azaltmayı ve toplam emisyonları 643 milyon ton seviyesine düşürmeyi planlıyor. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bu azaltım, mevcut emisyon seviyesinden değil, gelecekteki öngörülen artıştan yapılıyor. Yani Türkiye, hâlihazırdaki emisyonlarını düşürmek yerine, “artıştan azaltım” hedefliyor. Bu da 2023’e kıyasla 2035’e gelindiğinde emisyonların %16 artacağı anlamına geliyor. 


Emisyonların son yıllarda beklenenden daha yavaş artması da bu hedefin görece yetersiz kaldığını gösteriyor. Kısacası, açıklanan güncel NDC hâlâ Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu değil.  Bilim ve tekniğin ışığında hazırlanmış, adil, kapsayıcı ve uygulanabilir bir  iklim politikası gelene kadar kampanyamıza devam ediyoruz.

......

Kampanya metni:

Bereketiyle yüzyıllardır medeniyetlere hayat veren Anadolu toprakları iklim krizi yüzünden yok olmaya mahkum mu? Bu topraklar, binlerce yıllık tarihimizin ve medeniyetimizin mirası. Anadolu’yu korumak, yalnızca çevreyi değil, geleceğimizi, kültürümüzü ve neslimizi iklim krizine karşı korumak demektir.

Çünkü iklim krizi artık bizim de topraklarımızda.

Çukurova’dan Konya Ovası’na, bir zamanlar sofralarımızı bereketle donatan ekinler artık susuzluktan yeşeremiyor. Mavinin en güzel tonlarını barındıran kıyılarımız, Akdeniz’den Ege’ye kadar her yıl yükselen sıcaklıklarla orman yangınlarına teslim oluyor. Termik santrallerin ve fabrikaların gölgesinde yaşayan mahallelerimizde insanlarımız zehirli havayı solumak zorunda kalıyor; kanser ve astım hastalıklarıyla mücadele ediyor. İklim krizi artık bizim topraklarımızda da yıkıcı etkisini gösteriyor.

Türkiye’nin Payına Düşen, Daha Güçlü Bir İklim Hedefi Var.

Türkiye, Paris İklim Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar %41 azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak, emisyon artışı üzerinden azaltımı hedefleyen bu ulusal katkı beyanı günümüz ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. Ayrıca Türkiye, küresel sera gazı emisyonlarında dünyada 14. sırada. Bu yüzden kendi “payımıza düşeni” yapmak, kadim kültürümüzü korumak için sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda hayatidir.

Payımıza düşen ise net: Güçlü bir Ulusal Katkı Beyanı sunmak.

Peki nedir bu Ulusal Katkı Beyanı?

Aslında çok basit, bir ülkenin iklim kriziyle mücadele için neler yapacağına dair bir sözleşme gibi düşünebiliriz. Bu sözleşmede ülke, şöyle diyor: "Ben, bu ülke olarak iklim değişikliğini yavaşlatmak için şunları yapacağım: Daha az fosil yakıt kullanacağım, ormanlarımı koruyacağım, temiz enerji kaynaklarına yatırım yapacağım..." gibi.

Ulusal Katkı Beyanı, bir ülkenin iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası topluma verdiği taahhüdün yazılı belgesidir. Bu belgede, bir ülkenin sera gazı emisyonlarını azaltmak, iklim değişikliğine uyum sağlamak ve iklim finansmanı sağlamak için ne yapacağı belirtilir.

Neden Güçlü Bir Ulusal Katkı Beyanı İhtiyacımız Var?

Son 50 yılda aşırı hava olaylarının iki milyon ölüme neden olduğu ve 4 trilyon ABD doları tutarında ekonomik kayba yol açtığı tahmin ediliyor. Tahminlere göre iklimle ilgili tehlikeler 2050 yılına kadar 12,5 trilyon dolarlık ek ekonomik kayba yol açması bekleniyor. Ulusal Katkı Beyanı, ülkemiz için hem ekonomik hem hayati sonuçları olan bir hedefler bütünü. 

Maalesef mevcut Ulusal Katkı Beyanı, iklim krizinin aciliyeti karşısında yetersiz kalmaktadır. Dünyada yaşamın devam edebilmesi küresel ortalama sıcaklığa bağlı. Ve bu sıcaklığın 1,5°C eşiğinin altında kalması gerekiyor. Ancak uluslararası analizler Türkiye’nin mevcut iklim hedeflerinin “kritik derecede yetersiz” olduğunu söylüyor. Eğer bu politikalarla devam edersek, dünya 4°C’yi aşan bir ısınma riskiyle karşı karşıya kalacak. 

Sosyal Etkiler: İklim krizi, toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Özellikle savunmasız gruplar, göç, işsizlik ve sağlık sorunlarıyla daha fazla yüzleşiyor. Biz gençler, iklim kriziyle mücadelede kimseyi geride bırakmadığımız bir dönüşümün mümkün olduğuna inanıyoruz.  Sağlıklı, adil ve kapsayıcı bir gelecek için acil çözüm talep ediyoruz.

Ekonomik Riskler: Sürdürülebilir adımlar atılmazsa, ekonomik sistemler çökebilir. Tarım, sanayi, enerji ve iş gücü doğrudan iklim krizinin tehditi altında. Biz gençler, iklim değişikliğiyle uyumlu bir ekonomi için yenilikçi çözümlere inanıyoruz. Geleceğimizin bugünden şekillenebilmesi için, net sıfır emisyon hedefiyle uyumlu, iklim dostu bir ekonomi talep ediyoruz. 

Güvencesizlik ve Gelecek Kaygısı: İklim krizinin etkileri, bireylerin ve toplumların güvenliğini tehdit ediyor. Gıdaya ve suya erişim zorlaşıyor, afetler artıyor. Biz gençler, güvenceli bir geleceğin ancak bugün alacağımız kararla mümkün olduğuna inanıyor, geleceğimiz için söz hakkı talep ediyoruz.

Bu yüzden Türkiye gibi her ülke ‘payına düşen’i yaparak küresel ortalama sıcaklığı düşürmek için iklim hedefleri ortaya koymak zorunda. Geleceğimiz dediğiniz gençlerin ve bizden sonra geleceklerin kaderi buna bağlı.

avatar of the starter
İklim ÖncüleriKampanyayı Başlatan Kişi

Karar Vericiler

Recep Tayyip Erdogan
Presidente della Turchia
Murat Kurum
Murat Kurum
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı

Kampanya güncellemeleri

Bu kampanyayı paylaş

Kampanya 23 Ocak 2025 tarihinde başlatıldı