
Geleneksel Ürün Hazırlayan Küçük Üreticiler Korunsun, Fahiş Cezalar Kaldırılsın!
Kampanya metni
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ YETKİLİLERİNE
GELENEKSEL YÖNTEMLERLE ÜRÜN HAZIRLAYAN VATANDAŞLARA UYGULANAN YÜKSEK İDARİ PARA CEZALARI HAKKINDA
Sayın Yetkililer,
Bu başvuruyu, yalnızca kendi yaşadığımız bir mağduriyeti dile getirmek amacıyla değil, ülkemizde benzer durumda bulunan çok sayıda vatandaşın sesini duyurabilmek amacıyla kaleme alıyorum.
Özellikle son dönemde Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların sosyal medya ve internet ortamındaki satış ve tanıtımlara yönelik denetimleri kapsamında, evlerinde geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan ve bunları internet üzerinden satışa sunan vatandaşlara çok yüksek miktarlarda idari para cezaları uygulandığına şahit oluyoruz.
Burada söz konusu olan insanların büyük şirketler kurarak, fabrikalar işleterek veya milyonlarca liralık ticari faaliyetler yürüterek yaptıkları işler değildir.
Bunların arasında;
- Ev hanımları,
- Emekliler,
- Geçimini küçük çaplı satışlarla sağlamaya çalışan vatandaşlar,
- Geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan aileler
bulunmaktadır.
Örneğin vatandaş kendi imkânlarıyla kantaron toplayıp zeytinyağı içerisinde bekleterek geleneksel anlamda kantaron yağı hazırlayabiliyor. Başka bir vatandaş evinde geleneksel yöntemlerle bir macun veya krem hazırlayabiliyor. Ancak bu kişilerin önemli bir bölümü, yürürlükteki mevzuatın bütün ayrıntılarını bilmemektedir.
Mevzuata aykırı bir durum varsa elbette devletin denetim yapması gerektiğini kabul ediyoruz.
Ancak burada asıl itirazımız, vatandaşın karşı karşıya kaldığı yaptırımın ölçüsüzlüğü ve uygulama biçimidir.
Bir ev hanımının veya küçük çaplı üretim yapan bir vatandaşın bir anda yüz binlerce liralık idari para cezasıyla karşı karşıya bırakılması, o kişinin ekonomik hayatını tamamen bitirebilecek niteliktedir.
Bugün 800 bin TL civarında bir ceza, birçok aile için sadece bir para cezası değildir. O ailenin yıllarca çalışarak biriktirebileceği paranın çok üzerinde, hayatını altüst edebilecek bir borç anlamına gelebilir.
ÖNCE VATANDAŞA YOL GÖSTERİLMELİ
Devletin görevi yalnızca ceza kesmek değil, aynı zamanda vatandaşın mevzuata uygun hareket edebilmesini sağlamaktır.
Özellikle küçük üreticiler ve ev hanımları açısından;
Önce bilgilendirme ve uyarı,
sonra süre verilmesi,
uygunsuzluğun devam etmesi halinde kademeli yaptırım uygulanması
gibi daha ölçülü bir sistem üzerinde düşünülmesini istiyoruz.
Vatandaş mevzuatı bilmiyor olabilir.
Eğer yaptığı ürünün internet ortamında satılması veya tanıtılması yasaksa, kendisine bunun açıkça bildirilmesi ve mevzuata uygun hale gelebilmesi için imkân tanınması gerekir.
VATANDAŞ ÜRETMEK İSTİYORSA ÖNÜ AÇILMALI
Bizim talebimiz denetimsizlik değildir.
Tam tersine, açık, anlaşılır ve uygulanabilir bir mevzuat istiyoruz.
Eğer ev hanımlarının kendi hazırladıkları geleneksel ürünleri internet üzerinden satmaları mümkün değilse, o zaman devletimizin bu insanların önünü tamamen kapatmak yerine, hangi şartlarda üretim ve satış yapabileceklerini açıkça ortaya koyacak bir mevzuat oluşturmasını istiyoruz.
Örneğin küçük üretici için;
- Uygun üretim şartları,
- Basit ve ulaşılabilir izin süreçleri,
- Ürünlerin hangi ifadelerle tanıtılabileceği,
- Hangi ürünlerin hangi şartlarda satılabileceği,
- Etiketleme ve ambalajlama şartları,
- Küçük üreticiye uygun maliyetli ruhsatlandırma veya kayıt sistemi
gibi konular açık ve anlaşılır şekilde düzenlenebilir.
Böylece hem vatandaş korunur hem de devletin denetim görevi yerine getirilir.
ADALET VE ÖLÇÜLÜLÜK TALEP EDİYORUZ
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yıllardır halka hitap ederken kullandığı temel kavramlardan birisi adalettir.
Bu nedenle özellikle rica ediyoruz:
Bir ev hanımının, emeklinin veya geçimini küçük çaplı geleneksel üretimle sağlamaya çalışan bir vatandaşın karşısına yüz binlerce liralık ceza çıkarıldığında, bunun aile üzerindeki etkisi de hesaba katılsın.
Bir tarafta büyük şirketler ve profesyonel ticari işletmeler vardır.
Diğer tarafta ise mutfağında, evinde, küçük imkânlarla üretim yapan vatandaş vardır.
Bu iki kesimin aynı yaptırım ölçeğiyle değerlendirilmesi halinde ortaya adalet ve ölçülülük bakımından ciddi sorunlar çıkabileceğini düşünüyoruz.
Biz devlete karşı değiliz.
Devletimizin denetimine de karşı değiliz.
Ancak devletimizin vatandaşına önce yol göstermesini, mevzuatı anlaşılır hale getirmesini ve özellikle küçük üreticileri ekonomik olarak yok edecek boyuttaki yaptırımlar konusunda yeniden değerlendirme yapmasını istiyoruz.
TALEPLERİMİZ
Bu nedenle;
1. Evinde geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan küçük üreticilere uygulanan yüksek idari para cezalarının yeniden değerlendirilmesini,
2. Mevzuata aykırılık tespit edilen küçük üreticilere, mümkün olan durumlarda öncelikle açık ve anlaşılır bir uyarı yapılmasını,
3. Vatandaşa eksikliğini gidermesi için makul bir süre tanınmasını,
4. Yaptırımların vatandaşın ekonomik gücü ve ihlalin niteliğiyle orantılı hale getirilmesini,
5. Ev hanımları ve küçük üreticiler için özel ve uygulanabilir bir yasal çerçeve oluşturulmasını,
6. Geleneksel bitkisel ürünler ve benzeri ürünlerin hangi şartlarda hazırlanıp satılabileceğinin vatandaşın anlayabileceği şekilde açıkça düzenlenmesini,
7. Halihazırda yüksek miktarlı cezalarla karşı karşıya kalan mağdurların durumlarının ayrıca incelenmesini,
8. Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların bu konudaki uygulamalarının TBMM ve parti yetkilileri tarafından araştırılmasını
arz ve talep ediyoruz.
Sayın Yetkililer,
Lütfen bu konuyu yalnızca bir mevzuat maddesi olarak değil, bir ailenin hayatı üzerinden düşünün.
Geçim sıkıntısı yaşayan bir ev hanımının veya küçük üreticinin bir sabah yüz binlerce liralık bir ceza ile karşı karşıya kaldığını düşünün.
Bizim istediğimiz denetimsizlik değildir.
Bizim istediğimiz; devletin vatandaşa önce yol göstermesi, üretmek isteyen vatandaşın önünü açması ve cezalandırmada adalet, ölçülülük ve hakkaniyetin gözetilmesidir.
Bu konu daha fazla vatandaş mağdur olmadan ivedilikle ele alınmalıdır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin halk nezdindeki güveninin korunması açısından da bu tür uygulamaların vatandaş üzerindeki etkisinin dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Gereğinin yapılmasını, konunun ilgili bakanlık ve kurumlarla görüşülerek araştırılmasını ve mağdur vatandaşların sesinin duyulmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Murat

9
Kampanya metni
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ YETKİLİLERİNE
GELENEKSEL YÖNTEMLERLE ÜRÜN HAZIRLAYAN VATANDAŞLARA UYGULANAN YÜKSEK İDARİ PARA CEZALARI HAKKINDA
Sayın Yetkililer,
Bu başvuruyu, yalnızca kendi yaşadığımız bir mağduriyeti dile getirmek amacıyla değil, ülkemizde benzer durumda bulunan çok sayıda vatandaşın sesini duyurabilmek amacıyla kaleme alıyorum.
Özellikle son dönemde Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların sosyal medya ve internet ortamındaki satış ve tanıtımlara yönelik denetimleri kapsamında, evlerinde geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan ve bunları internet üzerinden satışa sunan vatandaşlara çok yüksek miktarlarda idari para cezaları uygulandığına şahit oluyoruz.
Burada söz konusu olan insanların büyük şirketler kurarak, fabrikalar işleterek veya milyonlarca liralık ticari faaliyetler yürüterek yaptıkları işler değildir.
Bunların arasında;
- Ev hanımları,
- Emekliler,
- Geçimini küçük çaplı satışlarla sağlamaya çalışan vatandaşlar,
- Geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan aileler
bulunmaktadır.
Örneğin vatandaş kendi imkânlarıyla kantaron toplayıp zeytinyağı içerisinde bekleterek geleneksel anlamda kantaron yağı hazırlayabiliyor. Başka bir vatandaş evinde geleneksel yöntemlerle bir macun veya krem hazırlayabiliyor. Ancak bu kişilerin önemli bir bölümü, yürürlükteki mevzuatın bütün ayrıntılarını bilmemektedir.
Mevzuata aykırı bir durum varsa elbette devletin denetim yapması gerektiğini kabul ediyoruz.
Ancak burada asıl itirazımız, vatandaşın karşı karşıya kaldığı yaptırımın ölçüsüzlüğü ve uygulama biçimidir.
Bir ev hanımının veya küçük çaplı üretim yapan bir vatandaşın bir anda yüz binlerce liralık idari para cezasıyla karşı karşıya bırakılması, o kişinin ekonomik hayatını tamamen bitirebilecek niteliktedir.
Bugün 800 bin TL civarında bir ceza, birçok aile için sadece bir para cezası değildir. O ailenin yıllarca çalışarak biriktirebileceği paranın çok üzerinde, hayatını altüst edebilecek bir borç anlamına gelebilir.
ÖNCE VATANDAŞA YOL GÖSTERİLMELİ
Devletin görevi yalnızca ceza kesmek değil, aynı zamanda vatandaşın mevzuata uygun hareket edebilmesini sağlamaktır.
Özellikle küçük üreticiler ve ev hanımları açısından;
Önce bilgilendirme ve uyarı,
sonra süre verilmesi,
uygunsuzluğun devam etmesi halinde kademeli yaptırım uygulanması
gibi daha ölçülü bir sistem üzerinde düşünülmesini istiyoruz.
Vatandaş mevzuatı bilmiyor olabilir.
Eğer yaptığı ürünün internet ortamında satılması veya tanıtılması yasaksa, kendisine bunun açıkça bildirilmesi ve mevzuata uygun hale gelebilmesi için imkân tanınması gerekir.
VATANDAŞ ÜRETMEK İSTİYORSA ÖNÜ AÇILMALI
Bizim talebimiz denetimsizlik değildir.
Tam tersine, açık, anlaşılır ve uygulanabilir bir mevzuat istiyoruz.
Eğer ev hanımlarının kendi hazırladıkları geleneksel ürünleri internet üzerinden satmaları mümkün değilse, o zaman devletimizin bu insanların önünü tamamen kapatmak yerine, hangi şartlarda üretim ve satış yapabileceklerini açıkça ortaya koyacak bir mevzuat oluşturmasını istiyoruz.
Örneğin küçük üretici için;
- Uygun üretim şartları,
- Basit ve ulaşılabilir izin süreçleri,
- Ürünlerin hangi ifadelerle tanıtılabileceği,
- Hangi ürünlerin hangi şartlarda satılabileceği,
- Etiketleme ve ambalajlama şartları,
- Küçük üreticiye uygun maliyetli ruhsatlandırma veya kayıt sistemi
gibi konular açık ve anlaşılır şekilde düzenlenebilir.
Böylece hem vatandaş korunur hem de devletin denetim görevi yerine getirilir.
ADALET VE ÖLÇÜLÜLÜK TALEP EDİYORUZ
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yıllardır halka hitap ederken kullandığı temel kavramlardan birisi adalettir.
Bu nedenle özellikle rica ediyoruz:
Bir ev hanımının, emeklinin veya geçimini küçük çaplı geleneksel üretimle sağlamaya çalışan bir vatandaşın karşısına yüz binlerce liralık ceza çıkarıldığında, bunun aile üzerindeki etkisi de hesaba katılsın.
Bir tarafta büyük şirketler ve profesyonel ticari işletmeler vardır.
Diğer tarafta ise mutfağında, evinde, küçük imkânlarla üretim yapan vatandaş vardır.
Bu iki kesimin aynı yaptırım ölçeğiyle değerlendirilmesi halinde ortaya adalet ve ölçülülük bakımından ciddi sorunlar çıkabileceğini düşünüyoruz.
Biz devlete karşı değiliz.
Devletimizin denetimine de karşı değiliz.
Ancak devletimizin vatandaşına önce yol göstermesini, mevzuatı anlaşılır hale getirmesini ve özellikle küçük üreticileri ekonomik olarak yok edecek boyuttaki yaptırımlar konusunda yeniden değerlendirme yapmasını istiyoruz.
TALEPLERİMİZ
Bu nedenle;
1. Evinde geleneksel yöntemlerle ürün hazırlayan küçük üreticilere uygulanan yüksek idari para cezalarının yeniden değerlendirilmesini,
2. Mevzuata aykırılık tespit edilen küçük üreticilere, mümkün olan durumlarda öncelikle açık ve anlaşılır bir uyarı yapılmasını,
3. Vatandaşa eksikliğini gidermesi için makul bir süre tanınmasını,
4. Yaptırımların vatandaşın ekonomik gücü ve ihlalin niteliğiyle orantılı hale getirilmesini,
5. Ev hanımları ve küçük üreticiler için özel ve uygulanabilir bir yasal çerçeve oluşturulmasını,
6. Geleneksel bitkisel ürünler ve benzeri ürünlerin hangi şartlarda hazırlanıp satılabileceğinin vatandaşın anlayabileceği şekilde açıkça düzenlenmesini,
7. Halihazırda yüksek miktarlı cezalarla karşı karşıya kalan mağdurların durumlarının ayrıca incelenmesini,
8. Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların bu konudaki uygulamalarının TBMM ve parti yetkilileri tarafından araştırılmasını
arz ve talep ediyoruz.
Sayın Yetkililer,
Lütfen bu konuyu yalnızca bir mevzuat maddesi olarak değil, bir ailenin hayatı üzerinden düşünün.
Geçim sıkıntısı yaşayan bir ev hanımının veya küçük üreticinin bir sabah yüz binlerce liralık bir ceza ile karşı karşıya kaldığını düşünün.
Bizim istediğimiz denetimsizlik değildir.
Bizim istediğimiz; devletin vatandaşa önce yol göstermesi, üretmek isteyen vatandaşın önünü açması ve cezalandırmada adalet, ölçülülük ve hakkaniyetin gözetilmesidir.
Bu konu daha fazla vatandaş mağdur olmadan ivedilikle ele alınmalıdır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin halk nezdindeki güveninin korunması açısından da bu tür uygulamaların vatandaş üzerindeki etkisinin dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Gereğinin yapılmasını, konunun ilgili bakanlık ve kurumlarla görüşülerek araştırılmasını ve mağdur vatandaşların sesinin duyulmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Murat

Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 17 Eylül 2026 tarihinde başlatıldı