
Batılı dediğimiz kendilerini modern, Ortadoğu ve müslüman coğrafyanın ilkel olduğunu düşünen kavimlerin her çağda işkence, öldürme arzularına dair, bir nevi değişik ölüm şekillerinden tad almaları üzerine sadece ilginç bir örnek:
ModernAtinalı pirinç dökümcüsü ve saray heykeltraşı olan Perilaus (Perillos), yeni eserini göstermek için Tiran Phalaris’e getirir.
Bu bir boğanın parlak pirinçten kopyası, ama sıradan bir heykelden çok daha fazlasıdır..! Yüzsüz yapılmış içi boş bu boğanın yan tarafında bir kapağı bulunmaktaydı. Kurban bu boğanın içine konuluyor ve boğa altta yanan ateşten kırmızıya dönene kadar metalin sıcaklığı ile kavruluyordu. Boğanın baş kısmında Perilaus’un (Perillos) tasarladığı çeşitli borular ve düdük benzeri bazı karmaşık aletler yerleştirilmişti. Bu aletler sayesinde kurbanın sesi kızmış bir boğa böğürmesini andıran bir sese dönüşüyordu.
Belçika’nın Bruges kentindeki İşkence Müzesi’ndeki yüzsüz boğanın tasviri.
Tarihçi Diodorus Siculus, Perilaus’un şunları söylediğini yazdı:
“Ey Phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ”
Phalaris, heykeltraşın bu anlatımından çok etkilenmiş olsa gerek, ondan bu ses düzenini göstermesini ister. Perilaus boğanın içine girince de kapağı kapatır ve ateşi yakar. İcadın ses sistemini de böylece gerçek ustasından öğrenmiş olur.
Neyse ki yüce tiran ölmeden Perilaus’u boğadan çıkartır. Muhtemelen bir ödül alacağını düşünen heykeltraşı ise bir uçurumdan aşağı attırır.
Tiran Phalaris’in, bu boğa ile kaç kişiyi öldürdüğü tarihi kayıtlara geçmese de aynı icadın Roma döneminde oldukça rağbet gördüğü bellidir.
Söylentilere göre Telemachus tarafından tacı elinden alınan Phalaris KENDİ SİPARİŞ ETTİĞİ BU BOĞA İÇERİSİNDE YANARAK CAN VERİR.
Herodot, antik Yunan’da pirinç boğa içinde kızartılmanın iyi bilinen bir işkence yöntemi olduğundan bahseder. Boğa içinde işkencenin sorgulamadan ziyade bir idam şekli