
Ergene Derin Deniz Deşarjını kapatmak için aylarımız yok, günlerimiz var. Hem Marmara'nın tabutuna bir çivi çakmamak için, hem de Karadeniz'i öldürmemek için.
Kentsel atık su daha çok biyolojik kirliliğe sahipken, endüstriyel atık su daha çok kimyasal kirliliğe sahip. Bakanlığın 2015 yılı su kalitesi izleme raporuna göre bu tesisler günde 460 bin metreküp kimyasal kirlilik yükünü bu havzaya boşaltıyor. Rapor “Ergene Nehri su kalitesinin, Genel Şartlar, (A) Oksijenlendirme Parametreleri, (B) Nutrient (Besin Elementleri) Parametreleri, (C) İz Elementler (Metaller) ve (D) Bakteriyolojik Parametrelerinde IV. sınıf su kalitesinde olduğu tespit edilmiştir” diyor. Yani her şekilde kirli diyor.
Ancak bir mesele daha var. Önceden Ergene nehrine ve diğer akarsulara verilen endüstriyel atık su doğrudan Kuzey Ege’ye boşaldığı için durum biraz idare ediliyordu. Yeni tesis ile bu kirlilik Marmara’ya verilmeye başlandı.
Müsilajın patlamasının Ergene DDD ile alakası var, çok iyi biliyoruz. Birincisi, ilk müsilaj, tesis açıldıktan sonraki günlerde görülüyor. İkincisi, arıtma tesislerinin tamamlanmadığını kasım ayındaki açılışta Mustafa Varank söylüyor. Onun bu ifadesi, arıtılmamış suyun deşarj edildiği şüphesini güçlendiriyor. Gelelim üçüncü noktaya, arıtmadan dünya standartlarında su çıkacağını yine bakan söylüyor. Dünya standartlarında arıtmadan çıkan su varsa hemen orada kullanırsın. Asla onlarca kilometrelerce boru çekip, denizin altında 4,5 kilometre ilerleyip 50 metre derinde deşarj etmezsin. Böyle ise ortada ciddi bir kamuyu zarara uğratma durumu söz konusu. Ya da dedikleri gibi temiz bir su değil!
Önder Algedik'in yazısından alıntıdır