Dr. Erdal Hatipoğlu'nun Adaleti Sağlansın!


Dr. Erdal Hatipoğlu'nun Adaleti Sağlansın!
Kampanya metni
Erdal Hatipoğlu, 29 Ocak 2025 tarihinde aracıyla eve dönüş yolundayken arkadan süratle ve makas atarak gelerek aracına çarpan F.G. tarafından yaralandı. Şahsın sürüş şekli ve olaydan sonra babamın yanına yardım amaçlı gitmek, 112'yi aramak yerine kendi aracının yanında soğukkanlılıkla beklemesi değerlendirildiğinde olayın niteliği katliamla örtüşmekte, kazadan tamamen ayrışmaktadır.
Babam olayın hemen ardından ambulans aranmış olmasına rağmen 9 km kadar uzaklıktaki Bursa Şehir Hastanesi'ne 40 dk içinde ulaştırılmıştır. Babam aracında sıkışık değildi üstelik bilinci açıktı, kendini çevredekilere anlatıyordu. Bu kadar uzun bir süre ihmaldir.
Çarpan şahıs ifadesi alındıktan sonra gözaltına bile alınmadan evine gönderildikten, babam hastaneye ulaştırıldıktan sonra, olayın üzerinden 1,5 saat geçtikten sonra babamın şahsi telefonundan jandarma ekiplerinin aramasıyla bize haber verildi. Sorduğumuzda bunu insanlık namına yaptıklarını, normalde bunun kendi görevleri olmadığını, hemşirenin telefonu kendilerine uzattıklarını söylediler.
Biz hastaneye aramanın hemen ardından vardık. Babam kırmızı alan odasında tek başına uzanıyordu, bütün suratı kanla kaplanmıştı. Yanında ne bir doktor ne de bir hemşire vardı. Hastaneye ambulansla getirilmiş ve müdahale gerektiren bir durumda olmasına rağmen babam yapayalnız bırakılmıştı. Babamı MR çekimine yine hiçbir sağlıkçı eşliği olmadan biz ailesi götürdük. Babamın bilinci ve gücü yerindeydi, MR makinesine yerleştirmişti kendini. MR sonucunda boynunda kırık olduğu tespit edildi, muayeneye gelen "KBB uzmanı" ise babamın boyunluğunu açmaya çalıştı! Bunun çok tehlikeli olduğunu bilen ablam uyararak engel oldu, cevaben "Aa, öyle mi?" denilerek babamın boyunluğu geri kapatıldı. Bir uzman bunu neden yapar, hastası hakkında temel ve hayati bilgileri neden almaz?
Babamın boyun kırığını ameliyat etmeleri gerektiğini söylediler ancak babamın kan sulanırıcı kullanımı sebebiyle şu an ameliyatın uygun olmadığını, babamın yoğun bakıma alınıp kanından ilacın temizlenmesi gerektiğini söylediler. Bursa Şehir Hastanesi'nde ise o anda boş yoğun bakım yatağı yoktu. Biz bunun üzerine sevk istedik ancak bize sevk izni verilmedi. Kendimiz sevk sağlamayı bile teklif ettik ancak "Hastanemiz son model tıp teknolojilerine sahip, endişelenmeyin." denilerek tekrar reddedildik.
Babam acilin kırmızı alanında 7 saat boyunca bekletildi. "Nefes alamıyorum" diye çırpınmasına, bir eliyle boyunluğunu çıkarmaya çalışmasına rağmen kendisini kontrole gelen hiçbir doktor ona sakinleştirici veya sedasyon uygulamadı. Kendi haline terk edildi.
7 saatin sonunda oksijen seviyesi yeterli olmasına rağmen babamı entübe ettiler. Hiçbir sedasyon uygulanmamıştı. Babam çok uzun süre hem entübe, hem bilinci açık şekilde bekletildi. Tanıklık eden hemşireler kendisinin oldukça uyanık ve hareketli olduğunu ifadelerinde belirttiler. Kaldırıldığı dahiliye yoğun bakımın (uygun olmayan bir bölüm, babam travma hastası) sorumlu hekimi, beyin-sinir cerrahi bölümünü defalarca aramasına, ilaç order edip etmeyeceklerini sormasına rağmen ekibin ilgilenmediğini aktardı. Babam tüm bu ihmallere dayanamadı kısıtlanmış olmasına rağmen entübasyonunu çıkardı. Bunun ardından babamın kalbi durdu. Sorumlular gerekli ve yeterli müdahaleyi gerçekleştirmedikleri için babam hipoksik tabloya girdi. (Oksijen azlığı ve bu sebeple beyin hasarı) Doktorlar ihmali itiraf etmek zorunda kaldılar, bize "self-ekstübasyon" diyerek açıklama yaptılar. Tedavi vadettikleri babam ise çok daha ağır bir tabloyla yoğun bakımda 44 gün boyunca hayat mücadelesi verdi. Cerrahpaşa mezunu, 30 yıldır aile hekimi olan babam Dr. Erdal Hatipoğlu, 14 Mart 2025 Cuma günü aramızdan ayrıldı.
Bize trafik olay anına ait tek bir kamera görüntüsü verildi, daha fazla kamera olmasına rağmen bize sadece tek bir kamera var dendi. Tutulan olay yeri tutanağı ise yanlış ve eksik bilgilerle dolu. Örneğin babamın aracında Bursa Tabip Odası logosu bulunmasına rağmen babam ilkokul mezunu, karşı taraf ise yüksek lisans mezunu olarak kaydedilmiş. (Şahıs verdiği ifadede lise mezunu ve esnaf olduğunu yazmış.) Babamın aracına ait metrelerce uzunluktaki fren izi kayda geçilmemiş, aracın arkasındaki hasar fotoğraflanmış olmasına rağmen tutanağa tutulmamış. Kroki ise babam, şahsın aracına çarpmış gibi çizilmiş. Olaydan sonra bizim aracımız bağlanmış olmasına rağmen şahsın aracı incelenmeden şahsın hür iradesine iade edilmiş. Şahıs olaydan sonra verdiği ifadesinde "Çarptım." ve "Aracım fırladı." demesine ve bu durum kamera kaydıyla örtüşmesine rağmen bize gelen mahkeme karar kağıdında ise babamın araç hakimiyetini kaybederek şahsın aracına çarptığı, şahsın kusursuz olduğu yazılıydı.
Hastane kamera kayıtları ise biz zamanında şikayetçi olmamıza rağmen soruşturmaya 60 gün ve daha geç dahil olan savcı yüzünden yok. Biz vatandaş olarak şikayetçi olduk ve gereğinin yapılmasını bekledik. Hastane veya savcı neden bu kadar hayati bir konuda zafiyet oluşturuyor? Bunlar yetmezmiş gibi T.C. Sağlık Bakanlığı, bilirkişi şahısların soruşturulması gerektiğini belirttiği halde soruşturmaya izin vermedi. Bu karara itiraz ettik, süreci takip ediyoruz.
Babam göz göre göre hayattan koparıldı. Adaletsizlikler yüzünden 30 yıllık bir hekim hayattan koparıldı. Şimdi ailesi olarak adaletin sapmadan biz ailesine ulaştırılmasını istiyoruz.
Yolda gerçekleşen yaralamalı/ölümlü olaylara kaza penceresinden bakılmamalı, bir cinayet olarak yaklaşılmalı ve aynı titizlikle incelenmelidir. Bunun sağlanması için yasaların değişmesi gerektiği ortadadır. Biz aileler olarak canımızı yolda bulmadık, yolda kaybetmek istemiyoruz. Yol güvenliğini tehlikeye atan şahısların ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz.
Hastaneye özellikle acil durum ile gelen her vatandaşın kesintisiz ve güvenilir şekilde iyileştirilmeleri elzemdir. Babam 30 yıllık bir hekim olarak kendi canını geri planda tutar ve hastalarının iyiliğini öncelerdi. Hekimliği bu ciddiyete almayan şahısların hekimlikten uzaklaştırılmalarını ve cezalandırılmalarını talep ediyoruz.
Babam bir yol magandası tarafından yaralanmamış olsaydı, hastaneye vaktinde ulaştırıldıktan sonra gerekli ve yeterli tüm müdahaleler titizlikle uygulansaydı şu an hayatta olabilirdi. Babam korunmadı, yaşam hakkı diğer vatandaşlarımız için korunsun istiyoruz.
Lütfen kampanyamızı imzalayıp paylaşarak destek sağlayın. Sizlerin desteği, hem babamın adaletini sağlamamız için hem de babama yapılanların önlenebilmesi için çok önemli. Yarınlarımızın daha adil olmasını beraber sağlayalım.
#DrErdalHatipoğlu

16.434
Kampanya metni
Erdal Hatipoğlu, 29 Ocak 2025 tarihinde aracıyla eve dönüş yolundayken arkadan süratle ve makas atarak gelerek aracına çarpan F.G. tarafından yaralandı. Şahsın sürüş şekli ve olaydan sonra babamın yanına yardım amaçlı gitmek, 112'yi aramak yerine kendi aracının yanında soğukkanlılıkla beklemesi değerlendirildiğinde olayın niteliği katliamla örtüşmekte, kazadan tamamen ayrışmaktadır.
Babam olayın hemen ardından ambulans aranmış olmasına rağmen 9 km kadar uzaklıktaki Bursa Şehir Hastanesi'ne 40 dk içinde ulaştırılmıştır. Babam aracında sıkışık değildi üstelik bilinci açıktı, kendini çevredekilere anlatıyordu. Bu kadar uzun bir süre ihmaldir.
Çarpan şahıs ifadesi alındıktan sonra gözaltına bile alınmadan evine gönderildikten, babam hastaneye ulaştırıldıktan sonra, olayın üzerinden 1,5 saat geçtikten sonra babamın şahsi telefonundan jandarma ekiplerinin aramasıyla bize haber verildi. Sorduğumuzda bunu insanlık namına yaptıklarını, normalde bunun kendi görevleri olmadığını, hemşirenin telefonu kendilerine uzattıklarını söylediler.
Biz hastaneye aramanın hemen ardından vardık. Babam kırmızı alan odasında tek başına uzanıyordu, bütün suratı kanla kaplanmıştı. Yanında ne bir doktor ne de bir hemşire vardı. Hastaneye ambulansla getirilmiş ve müdahale gerektiren bir durumda olmasına rağmen babam yapayalnız bırakılmıştı. Babamı MR çekimine yine hiçbir sağlıkçı eşliği olmadan biz ailesi götürdük. Babamın bilinci ve gücü yerindeydi, MR makinesine yerleştirmişti kendini. MR sonucunda boynunda kırık olduğu tespit edildi, muayeneye gelen "KBB uzmanı" ise babamın boyunluğunu açmaya çalıştı! Bunun çok tehlikeli olduğunu bilen ablam uyararak engel oldu, cevaben "Aa, öyle mi?" denilerek babamın boyunluğu geri kapatıldı. Bir uzman bunu neden yapar, hastası hakkında temel ve hayati bilgileri neden almaz?
Babamın boyun kırığını ameliyat etmeleri gerektiğini söylediler ancak babamın kan sulanırıcı kullanımı sebebiyle şu an ameliyatın uygun olmadığını, babamın yoğun bakıma alınıp kanından ilacın temizlenmesi gerektiğini söylediler. Bursa Şehir Hastanesi'nde ise o anda boş yoğun bakım yatağı yoktu. Biz bunun üzerine sevk istedik ancak bize sevk izni verilmedi. Kendimiz sevk sağlamayı bile teklif ettik ancak "Hastanemiz son model tıp teknolojilerine sahip, endişelenmeyin." denilerek tekrar reddedildik.
Babam acilin kırmızı alanında 7 saat boyunca bekletildi. "Nefes alamıyorum" diye çırpınmasına, bir eliyle boyunluğunu çıkarmaya çalışmasına rağmen kendisini kontrole gelen hiçbir doktor ona sakinleştirici veya sedasyon uygulamadı. Kendi haline terk edildi.
7 saatin sonunda oksijen seviyesi yeterli olmasına rağmen babamı entübe ettiler. Hiçbir sedasyon uygulanmamıştı. Babam çok uzun süre hem entübe, hem bilinci açık şekilde bekletildi. Tanıklık eden hemşireler kendisinin oldukça uyanık ve hareketli olduğunu ifadelerinde belirttiler. Kaldırıldığı dahiliye yoğun bakımın (uygun olmayan bir bölüm, babam travma hastası) sorumlu hekimi, beyin-sinir cerrahi bölümünü defalarca aramasına, ilaç order edip etmeyeceklerini sormasına rağmen ekibin ilgilenmediğini aktardı. Babam tüm bu ihmallere dayanamadı kısıtlanmış olmasına rağmen entübasyonunu çıkardı. Bunun ardından babamın kalbi durdu. Sorumlular gerekli ve yeterli müdahaleyi gerçekleştirmedikleri için babam hipoksik tabloya girdi. (Oksijen azlığı ve bu sebeple beyin hasarı) Doktorlar ihmali itiraf etmek zorunda kaldılar, bize "self-ekstübasyon" diyerek açıklama yaptılar. Tedavi vadettikleri babam ise çok daha ağır bir tabloyla yoğun bakımda 44 gün boyunca hayat mücadelesi verdi. Cerrahpaşa mezunu, 30 yıldır aile hekimi olan babam Dr. Erdal Hatipoğlu, 14 Mart 2025 Cuma günü aramızdan ayrıldı.
Bize trafik olay anına ait tek bir kamera görüntüsü verildi, daha fazla kamera olmasına rağmen bize sadece tek bir kamera var dendi. Tutulan olay yeri tutanağı ise yanlış ve eksik bilgilerle dolu. Örneğin babamın aracında Bursa Tabip Odası logosu bulunmasına rağmen babam ilkokul mezunu, karşı taraf ise yüksek lisans mezunu olarak kaydedilmiş. (Şahıs verdiği ifadede lise mezunu ve esnaf olduğunu yazmış.) Babamın aracına ait metrelerce uzunluktaki fren izi kayda geçilmemiş, aracın arkasındaki hasar fotoğraflanmış olmasına rağmen tutanağa tutulmamış. Kroki ise babam, şahsın aracına çarpmış gibi çizilmiş. Olaydan sonra bizim aracımız bağlanmış olmasına rağmen şahsın aracı incelenmeden şahsın hür iradesine iade edilmiş. Şahıs olaydan sonra verdiği ifadesinde "Çarptım." ve "Aracım fırladı." demesine ve bu durum kamera kaydıyla örtüşmesine rağmen bize gelen mahkeme karar kağıdında ise babamın araç hakimiyetini kaybederek şahsın aracına çarptığı, şahsın kusursuz olduğu yazılıydı.
Hastane kamera kayıtları ise biz zamanında şikayetçi olmamıza rağmen soruşturmaya 60 gün ve daha geç dahil olan savcı yüzünden yok. Biz vatandaş olarak şikayetçi olduk ve gereğinin yapılmasını bekledik. Hastane veya savcı neden bu kadar hayati bir konuda zafiyet oluşturuyor? Bunlar yetmezmiş gibi T.C. Sağlık Bakanlığı, bilirkişi şahısların soruşturulması gerektiğini belirttiği halde soruşturmaya izin vermedi. Bu karara itiraz ettik, süreci takip ediyoruz.
Babam göz göre göre hayattan koparıldı. Adaletsizlikler yüzünden 30 yıllık bir hekim hayattan koparıldı. Şimdi ailesi olarak adaletin sapmadan biz ailesine ulaştırılmasını istiyoruz.
Yolda gerçekleşen yaralamalı/ölümlü olaylara kaza penceresinden bakılmamalı, bir cinayet olarak yaklaşılmalı ve aynı titizlikle incelenmelidir. Bunun sağlanması için yasaların değişmesi gerektiği ortadadır. Biz aileler olarak canımızı yolda bulmadık, yolda kaybetmek istemiyoruz. Yol güvenliğini tehlikeye atan şahısların ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz.
Hastaneye özellikle acil durum ile gelen her vatandaşın kesintisiz ve güvenilir şekilde iyileştirilmeleri elzemdir. Babam 30 yıllık bir hekim olarak kendi canını geri planda tutar ve hastalarının iyiliğini öncelerdi. Hekimliği bu ciddiyete almayan şahısların hekimlikten uzaklaştırılmalarını ve cezalandırılmalarını talep ediyoruz.
Babam bir yol magandası tarafından yaralanmamış olsaydı, hastaneye vaktinde ulaştırıldıktan sonra gerekli ve yeterli tüm müdahaleler titizlikle uygulansaydı şu an hayatta olabilirdi. Babam korunmadı, yaşam hakkı diğer vatandaşlarımız için korunsun istiyoruz.
Lütfen kampanyamızı imzalayıp paylaşarak destek sağlayın. Sizlerin desteği, hem babamın adaletini sağlamamız için hem de babama yapılanların önlenebilmesi için çok önemli. Yarınlarımızın daha adil olmasını beraber sağlayalım.
#DrErdalHatipoğlu

16.434
İmzacılar Ne Diyor?
Kampanya 9 Aralık 2025 tarihinde başlatıldı