Coronaya Çözüm “Diyanet Vakfı Yayınları Risalei Nur Hastalar Risalesi” Ücretsiz Dağıtılsın

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 1.000.


Dünyayı etkisi altına alan Korona hastalığıyla mücadele kapsamında,“Diyanet İşleri Başkanlığı” tarafından korona hastalığına yakalanan vatandaşlarımıza morel motivasyon olması açısından TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI “RİSALE-İ NUR HASTALAR RİSALESİNİ” hastaların ücretsiz temin etmesinin sağlanmasını talep ediyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Takdim

Bediüzzaman Said Nursî milletimizin yetiştirdiği büyük âlim ve mütefekkirlerdendir. O hayâtını bu çağın insanlarına îmân hakikatlerini anlatmaya adamıştır. Bediüzzaman'ın en büyük arzusu ve hayâli, yüzyılın başında 60-70 cilt olarak tasarladığı büyük bir Kur'ân tefsiri kaleme almaktır. Tefsirin mukaddimesi olarak da Muhâkemât adlı eserini kaleme almıştır. Birinci Dünya Savaşında bu tefsirin birinci cildi olan İşârâtü'l-i'câzı cephede yazmıştır. Ancak 1915-1918 yıllan arasında, Bolşevik ihtilâlinin hemen öncesinde uzun bir zaman Rusya'da esîr kalmış ve bu esareti sırasında pozitivizm, materyalizm ve komünizm gibi cereyânların Müslümanlar ile Hristiyanların inanç dünyâları üzerinde meydâna getirdiği sarsılmaları bizzat müşahede ettiğinden bu fikrinden vazgeçmiştir. Bunun yerine Kur'ân-ı Kerîmden hareketle özellikle bu günün inanç problemlerini kaleme almayı tercîh etmiştir.

O eserlerinde îmân hakikatleri, ahlâk-ı İslâmiye, ibâdetlerin hikmetleri, İslâm birliği, İslâm'ın mebde' ve me'âd anlayışı, inşânın varoluş gayesi, mevcudatın yaratılış hikmetleri, esmâ-i hüsnânın mevcudattaki tecellîleri, mikro kozmos olan inşân ile makro kozmos olan kâinat arasındaki rabıtalar, îmân hakikatlerinin günümüz gençliğine anlatılması, ihlâs, uhuvvet, iktisâd, kanâat, şükür, gençlik, hastalık ve ihtiyarlık gibi temel konular üzerinde durarak Kur'ân âyetlerini etkileyici bir dil ve üslûb ile çağımızın idrâkine sunmayı tercîh etmiştir.

Ancak onun kaleme aldığı bu eserler, te'lîfleriyle eşzamanlı olarak ta'kîbâta uğramış, kendisi ve talebeleri defâatle sürgünlere, mahkemelere ve hapislere ma'rûz bırakılmıştır. 27 Mayıs ihtilâline kadar onlarca, 1980'li yılların sonlarına kadar da yüzlerce kere mahkemede bu eserler yargılanmış ve bu yargılamaların tamâmı beraatla neticelenmiştir. Söz konusu mahkeme her defasında Diyanet İşleri Başkanlığından ve Din İşleri Yüksek Kurulundan bilirkişi raporu istemiştir. Din İşleri Yüksek Kurulu da her defasında bu eserlerin Kur'ân-ı Kerîm'in bir tefsiri mâhiyetinde îmân hakîkatlerini ele alan eserler olduğunu herhangi bir menfi düşüncenin bu eserlerde yer almadığını açıkça belirtmiştir. Buna rağmen Bediüzzaman ve eserleri üzerinde ortaya konan menfi mülâhazalar sonraki dönemlerde de uzun süre devam etmiştir. Kendisi ma'rûz kaldığı tüm bu sıkıntı ve tazyiklere rağmen eserlerini yazmayı ve neşretmeyi hayatî bir vazife addetmiştir.

1947 yılında Diyanet İşleri Başkanı Merhum Ahmed Hamdi Akseki, Dârü'l-Hikmeti'l İslâmiye yıllarından beri tanıyıp dostu olduğu ve devrin ulemâsı arasındaki yüksek mevkiini takdir ettiği Bediüzzaman'dan ısrarla bir takım Risâle-i Nûr Külliyâtı istemiştir. Ancak o günlerde Külliyât'ın elyazması ve bazı nüshalarının teksir olması münâsebetiyle tashih gerektiği ve 1948-1950 yılları arasında Bediüzzaman'ın Afyon'da hapiste bulunmasından dolayı ancak 1950 yılında bir takımı Din İşleri Yüksek Kurulu'na verilmek üzere, iki takım hâlinde gönderebilmiştir. Merhum Ahmed Hamdi Akseki eserlerin bir kısmını neşretmeyi arzulamasına rağmen buna ömrü yetmemiştir.

1960 ihtilâlinden sonra Bediüzzaman ve eserleri ile ilgili mahkemelerin ve ta'kîbâtın şiddeti daha da artmıştır. Bütün bu süreçlerde mahkemeler Risâle-i Nurlar hakkında Diyanet İşleri Başkanlığından ve Din İşleri Yüksek Kurulundan mütâlâalar istemeye devam etmiştir. Bu mahkemelerin isteklerinin tamâmında Din İşleri Yüksek Kurulu müsbet mütâlâa vermiştir. Nitekim Din İşleri Yüksek Kurulunun 13.05.1955 tarihli mütâlâası şöyledir:

"İlişik eserler teker teker gözden geçirildikde: Münderecâtları itibariyle Kur'ân-ı Kerîm'den alınmış duaları ve âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerin şerhlerini ve âyât-ı celîlede mündemiç olan hakâik-i diniyenin izahlarını ve ibâdetin esrar ve hikmetleriyle faziletlerini ve Ramazan orucunun fazilet ve hikmetlerini ve Cenâb-ı Hakka yaptığı münâcâtı ve kendisinin Tarihçe-i hayâtını ve müslümanlığa ait vâki' sorulara fennî ve felsefi ve iknâî cevâbları muhtevi olduğu; ve 1326 senesinde Cami-i Emevî'de îrâd eylediği Hutbe-i Şâmiyede, İslâmlara lâzım olan ittihâd ve şecaat ve hamasetten ve dine hizmetin ve îmân kuvvetinin maddî ve ma'nevîfâidelerinden bahis bulunduğu anlaşılmış; ve muhtevasında, dinî ve idarî mahzurlu bir ifâdeye tesadüf edilmemiş olduğunun bildirilmesi uygun olacağı mütâlaasiyle Yüksek Reisliğe arzına karar verildi."

Diyanet İşleri Başkanlığı, tarihinin en zor dönemlerinden birini 1960-1966 yıllan arasında geçirmiştir. Bu dönemde 6 Başkan değiştirmiş ve Din İşleri Yüksek Kurulu bu eserler hakkında menfî raporlar vermeye zorlanmıştır. Dinî ve ahlâkî temelde bu talebler reddedilerek eserler hakkında herhangi bir menfî rapor verilmemiştir.

Binaenaleyh Diyanet İşleri Başkanlığı'mız Türkiye'den ve dünyâdan pek çok âlim ve mütefekkirin eserlerini yayınladığı hâlde Bediüzzaman Said Nursî'nin herhangi bir eserini son dönemlere kadar yayınlamamıştır. İlk defa 20 Ocak 2014'de Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'ân-ı Kerîm'in tefsirinin ilk cildi olarak yazılan işârâtül İcâz'ı orijinal metni ve tercümesi ile birlikte neşretmiştir. Eserin yayınlanması milletimizin her kesiminden büyük bir teveccühle karşılanmıştır.

2014 yılının Kasım ayının sonlarına kadar uzun bir süre bazı hukukî gerekçelerle bu eserlere bandrol verilememesi sebebiyle eserler yayınlanamaz hâle gelmiş, 26.11.2014 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile devlet bu eserleri koruma altına almıştır. Bakanlar Kurulu'nun 2014/7007 sayılı karan ile de eserleri yayınlama hakkı ve eserleri neşredecek yayınevlerine eserlerin aslına uygun metnini verme görev ve yetkisi Diyanet İşleri Başkanlığı'na verilmiştir. Esasen Bakanlar Kurulu Kararı hazırlanırken öncelikle eserlerin neşir yetkisinin yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığının uhdesine verilmesi gündeme gelmiş ancak Diyanet İşleri Başkanlığı bu eserlerin neşrinin tamamen kendi tekelinde olmasının uygun olmayacağı yönünde kanâat belirterek eserleri aslına uygun şekilde yayınlamak isteyen tüm yayınevlerine yayın iznini verecek şekilde bu Kararın düzenlenmesini sağlamıştır. Böylece eserlerin sadece Diyanet işleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında değil ayrıca “aslına uygun olarak yayınlama şartını kabul eden tüm yayınevleri " tarafından yayınlanmasının yolu açılmıştır. Bu çerçevede şimdiye kadar müracaat eden yirmi kadar yayınevi bu izni almıştır ve müracaat edecek diğer yayınevlerine de gerekli izin verilecektir

Gerek bu eserleri okurken gerekse de Kur'ân-ı Kerîm dışındaki bütün kitabları okurken Bediüzzaman Said Nursi' nin şu ihtârı dâima göz önünde bulundurmalıdır. "Azîz kardeşlerim! Üstadınız lâyuhtî değil. Onu hatasız zannetmek hatâdır. Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla bahçeye zarar vermez. Bir hazînede silik para bulunmakla, hazîneyi kıymetten düşürtmez.", "Bakî bir hakikat, fanî şahsiyetler üstüne binâ edilmez. Edilse, hakîkata zulümdür. Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye ma'rûz ve mübtelâ şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır. " demek suretiyle âciz, fâni, hatalı gördüğü kendi şahsiyetinden ziyade nazarları yazdığı eserlerine tevcih etmiştir.

İlk dönem büyük âlimlerinden İmâm-ı Şafii ve İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe'nin de kendi düşünceleri için söylediklerini Bediüzzaman da kendi eserleri için şu şekilde ifade etmektedir: "... siz mihenge vurmadan almayınız. .... Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamâmını kabul etmeyiniz. ... Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayâlin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz. " Şübhesiz burada Üstadın sözünü ettiği mihenk Allah'ın kelâmı ve sünnetten başkası değildir.

Her biri kıymeti hâiz olan ve kültür mirasımızın güzide örneklerinden sayılan Bediüzzaman Said Nursî'nin bu eserlerinin okuyucu ile buluşturulması, bilgi, fikir ve kültür hayâtımıza önemli katkılar sunacaktır. Bu vesîleyle eserlerin yayına hazırlanması süreçlerinde emeği geçen herkese teşekkür ederiz. ( Küçük Sözler, bediüzzaman said nursi, diyanet işleri başkanlığı yayınları, risalei nur külliyatı, diyanet yayınları Küçük Sözler , cep boy, kitabı, üstad bediüzzaman, cep risaleleri )

Diyanet İşleri Başkanı
Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ