DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİF BOZUKLUK - DEHB FARKINDAYIM & HAYAT DEHB İLE GÜZEL


DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİF BOZUKLUK - DEHB FARKINDAYIM & HAYAT DEHB İLE GÜZEL
Kampanya metni
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİF BOZUKLUK
Çocuklarımız Devlet okullarında istenmiyor. Özel okula kayıt yaptırırken durumu anlatmamıza açık olmamıza rağmen ticari kaygılarla kayıt alıp yeni dönem geldiğinde kayıt yenilemiyorlar. Hukuki yollara başvurmak uzun yıllar süren ve aileleri madden manen yıpratan bir süreç ve bu konuda koruyucu ya da özel okula yaptırımı olan bir kanun yok. Kayıt için okul ikna edilse bile çocuğa ve aileye türlü psikolojik baskı ve yıldırma politikaları uygulayıp çocukları okuldan almamız için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu resmen eğitim mafyası bir çeşit terör.
TÜİK 2020 verilerine göre ülkemizde Canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 112 bin 859 oldu. DEHB GÖRÜLME SIKLIĞI 2019 da 20 çocuktan 1 i iken, günümüzden bu rakam 20 çocukta 2-3 oldu.
Her yıl ilkokula başlayan çocuk sayısına doğum oranından ulaşıyoruz.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının en sık görülen nöropsikiyatrik bozukluklarından biridir ve dünya çapında yaygınlığı %8 ile 12 arasında değişmektedir. Ülkemizde DEHB yaygınlığı epidemiyolojik verilere göre %8.6 ile %8.1; klinik örneklemlerde ise %8.6 ile %29.4 arasında bildirilmiştir.
DEHB oluşumunda genetiğin rolü %80 - 90 oranlarındadır. Yani her yıl artarak devam etmektedir. Bu durum hakkında ne uzman doktorlar toplum bilinci için ön ayak olmakta ne de eğitim sistemi Devlet bir önlem almış değildir. Bırakın önlem almayı eğitimciler, geleceği şekillendirdiğini söylediğimiz kutsal dediğimiz öğretmenlerin bu çocuklara davranış şekillerini Avrupa ülkelerindeki eğitimci ve uzmanlarla paylaştığımızda dehşete düşüyorlar. Çocuklar bizzat öğretmenler tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar. Burada detaylara girmiyorum fakat asıl önemli olanlar suç teşkil edenler tam olarak o detaylar. Öğretmeninin yanlışını düzeltti diye otoritesini sarstığı için şikayet eden öğretmenden, arkadaşları önünde tahtaya kaldırılıp aşağılanan küçük düşürülen çocuklar, akranları yaptığında asla konusu açılmayan olayları dehb bir çocuk yaptığında tutanaklar tutup çocuğa cinayet işlemiş gibi muamele eden veliye sürekli baskı yapan öğretmenler ve okul müdürleri, diğer velileri örgütleyen ve dehb çocuk o okuldan gönderilene kadar yalan söylemekten tutun, çocuğun gözünün üstünde kaşı varsa bunu şikayet konusu yapacak kadar alçalan öğretmenler yüzünden mesleğe ve adalete, devlete ve eğitime inancımız saygımız kalmadı. Aayasal hak olan eğitimi alamıyorlar.
Çocukluk çağında zaten var olan dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ilk olarak okula başlamayla fark edilir bir hale gelmektedir. Yıllardır eğitim sistemi ve toplum tarafından göz ardı edilen bu durum kontrolden çıkmıştır ve gerek devlet okulları gerekse özel okullar tarafından yönetilememektedir.
Mevcut eğitim sisteminde çocuklarımız devlet okullarında ve özel okullarda her türlü etiket yafta ile başta ilgilenmek istemeyen öğretmenler ve farkındalık sahibi olmayan veliler tarafından dışlanıyor. Ne Milli Eğitim Bakanlığı ne sınıf öğretmenleri ne diğer branşlara bu konu hakkında yeterli ve gerekli eğitimi vermemektedir.
Öğretmenler Dikkat dağınıklığı ve DEHB arasındaki farkı dahi bilmemektedir. Devlet okullarında kalabalık sınıfları yönetmekte zorlanan öğretmenler sınıflarında DEHB bir çocuk istemiyorlar. Yıllardır aileler çocuklarını okuldan okula taşımaktadır. Binlerce ailenin gerek Milli Eğitim müdürlüklerine gerek CİMER e yazdığı dilekçeler, açılan ve yıllarca süren davalar hiçbir sonuç vermediği gibi zaten DEHB tedavisi ile ciddi maddi yükü olan ailelere madden ve manen zarar vermektedir.
Toplum tarafından tanınmayan bir durum olmasına rağmen aslında uzun zamandan beri tüm dünyada bilinmekte olup her yıl hastalık ve tedavisi hakkında yüzlerce yeni araştırma yayınlanmaktadır.
Çoğunlukla genetik olduğu düşünülen, beynin belli fonksiyonları düzenlemesi ve yönetmesiyle ilgili olan beyin tabanlı bir sendromdur. Bu kısımlar beynin genellikle dikkat, konsantrasyon, hafıza, motivasyon, dürtüsellik, hiperaktivite, organizasyon ve sosyal yetenekler gibi çok önemli fonksiyonları içeren bölgelerini etkiler.
Davranış kontrolü yeterli olan kişiler bu isteklerine engel olabilirken dikkat eksikliği olan bireyler engel olamazlar. Bunun tam tersi durumlarda yani fazlaca ilgilerini çeken bir şeylerle uğraşırken dikkatlerini oldukça uzun süre devam ettirebilirler, çünkü o sırada başka bir şey yapma isteği duymazlar.
“ Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dakika. ”
Dürtüselliğin temel nedeni de, bir şey yapmadan önce düşünmek için gereken süreyi sağlayan sistemin iyi çalışmamasıdır. Yani frenlerinin olmamasıdır. Bu nedenle de akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler. Davranışlarını ortama ve sonuçlarına göre düzenlemekte ve yönlendirmekte zorluk çekerler. Çünkü tüm bunları yapabilmek için onlara “dur” diyen merkezlerinde sorun vardır.. Bu durum gerek anababa gerekse öğretmeni daha çok öfkelendirir.
Yazı yazmak, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar için oldukça zor bir iştir. Düşünceleri düzgün biçimde kağıda dökebilmek için yavaşlamak, plan yapmak, düşünceleri organize etmek bu arada da noktalama, imla, dilbilgisi kuralları gibi pek çok ayrıntıya dikkat edebilmek gerekir. Yazı yazmak bir çocuğun beyninin idare edebileceği en büyük orkestralardan biridir ve iyi çalışan bir şef olmadan başarıya ulaşılamaz.
DEHB li çocuklarla başa çıkabilmesi için öğretmenlerin olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla), sahip olması gerekir. DEHB li çocukların %80 i normal sınıflarda eğitilebilir. Geriye kalan %20si ise özel eğitim ve ilgili hizmetleri gerektirir. Bu %80 nin yaklaşık çoğunlu da normal sınıflarda bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi şekilde etkilenen diğer kısım için özel sınıflar gereklidir. Öğretmen bu çocukların ihtiyaçlarını tanıyacak ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta bir sinir savaşı yaşanır.
Öğretmenlerin ders anlatırken dikkat dağınıklığı bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir. Bazen dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB li çocuklar normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak istenmez. Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara önerilerde bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal hatta çoğu zaman normalin üzerinde olduğu halde dürtüsel ve hiperaktif davranışları nedeniyle bir çocuğun alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır. Aile ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir ancak normal IQ ‘ya sahip DEHB li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel açıdan kapasitelerinin çok daha altında performans göstermeye başlar.
BİZİM BİRÇOK İYİ ÖZELLİĞİMİZ VAR
DEHB’li öğrencilerin, Öğretmenleri ve anne babalar çocukların güçlü yönleri hakkında bilgi sahibi olduklarında, bu çocuklara ilişkin bakış açıları değişebilmektedir. meraklı ve heyecanlı ve enerji dolu olmaları, diğer insanlarla kolay iletişim kurabilmeleri, adalet ve adaletsizlik konularında oldukça duyarlı olmaları, sempatik olmaları, risk almayı sevmeleri, şakacı ve empatik olmaları gibi birçok olumlu özellikleri var. . Bu sorunlarla baş etmede özellikle öğretmen davranışları önemli. Eğer öğretmenler, bu öğrencilerin meraklarını, enerjilerini ve yaratıcılıklarını, öğrenme sürecinde yapıcı bir biçimde kullanabilirlerse, sınıf ortamındaki zarar verici davranışları ile daha kolay baş edebilirler.
ÇOCUKLARI ANLAMAK !!!
DEHB yaşayan öğrenciler okulda ve evde birçok sorunla karşılaşırlar. Bu öğrencilerin, öğretmenleri, akranları, sınıf arkadaşları, ebeveynleri, kardeşleri ve kendileri ile pek çok problemlerinin olduğu yadsınamaz. Davranış problemleri nedeniyle hemen sınıfın karıştırıcıları ya da oyun-bozanları olarak ilan edilirler ve böylece öğretmenler ve sınıf arkadaşları tarafından karşı taraf olarak algılanırlar. ÖTEKİLEŞTİRMEK Bunun yanı sıra diğer insanların sözsüz işaretleri ve beden dilini anlayamamaları ve uygun tepkileri verememeleri de sınıftaki iletişim sorunlarını artırmaktadır.
DEHB’li öğrencileri öğretmenleri ilk anlarda bu öğrencilerin davranışlarını anlamlandırmakta zorlanır ve öğrenci ile öğretmen arasındaki iletişim kopar. Malesef çoğu öğretmen uğraşmak istemez, bıkar. Ülkemizde öğretmenler bu durumu yönetebilmekte çoğunlukla yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle öğretmenlerin bu öğrencilerin davranış özellikleri konusunda yeterli bilgiye eğitim ve donanıma sahip olmaları önemlidir.
Öğretmenler öğrencinin sınıf içinde hareketli ve yaramaz olduğunu söyler, aileler evde bunun tam tersi olduğunu ve öğretmenlerin sınıftaki durumu abarttıklarını savunur.Öğretmen aileyi “Çocuklarının yaptıklarına göz yummakla ve onları kötü eğitmekle suçlar. öğretmenler, genellikle DEHB konusunda yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıklarını belirtmektedirler . Bu sebeple öncelikle öğretmenleri DEHB ile ilgili bilinçli hale getirmek gerekir. Hatta sürekli artan veli şikayetlerinin önüne geçebilmek için toplumun da bilinçli olması şarttır.
Gerek devlet okulları gerekse özel okullarda her geçen gün sayısı artan DEHB tanısı almış çocuklarımızı emanet ettiğimiz geleceğe birer nefer yetiştiren öğretmenlerimizin bu konuda eğitilmesini devlet denetimi altında gerekli eğitim ve donanımın kazandırılmasını istiyoruz.

6.494
Kampanya metni
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİF BOZUKLUK
Çocuklarımız Devlet okullarında istenmiyor. Özel okula kayıt yaptırırken durumu anlatmamıza açık olmamıza rağmen ticari kaygılarla kayıt alıp yeni dönem geldiğinde kayıt yenilemiyorlar. Hukuki yollara başvurmak uzun yıllar süren ve aileleri madden manen yıpratan bir süreç ve bu konuda koruyucu ya da özel okula yaptırımı olan bir kanun yok. Kayıt için okul ikna edilse bile çocuğa ve aileye türlü psikolojik baskı ve yıldırma politikaları uygulayıp çocukları okuldan almamız için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu resmen eğitim mafyası bir çeşit terör.
TÜİK 2020 verilerine göre ülkemizde Canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 112 bin 859 oldu. DEHB GÖRÜLME SIKLIĞI 2019 da 20 çocuktan 1 i iken, günümüzden bu rakam 20 çocukta 2-3 oldu.
Her yıl ilkokula başlayan çocuk sayısına doğum oranından ulaşıyoruz.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının en sık görülen nöropsikiyatrik bozukluklarından biridir ve dünya çapında yaygınlığı %8 ile 12 arasında değişmektedir. Ülkemizde DEHB yaygınlığı epidemiyolojik verilere göre %8.6 ile %8.1; klinik örneklemlerde ise %8.6 ile %29.4 arasında bildirilmiştir.
DEHB oluşumunda genetiğin rolü %80 - 90 oranlarındadır. Yani her yıl artarak devam etmektedir. Bu durum hakkında ne uzman doktorlar toplum bilinci için ön ayak olmakta ne de eğitim sistemi Devlet bir önlem almış değildir. Bırakın önlem almayı eğitimciler, geleceği şekillendirdiğini söylediğimiz kutsal dediğimiz öğretmenlerin bu çocuklara davranış şekillerini Avrupa ülkelerindeki eğitimci ve uzmanlarla paylaştığımızda dehşete düşüyorlar. Çocuklar bizzat öğretmenler tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar. Burada detaylara girmiyorum fakat asıl önemli olanlar suç teşkil edenler tam olarak o detaylar. Öğretmeninin yanlışını düzeltti diye otoritesini sarstığı için şikayet eden öğretmenden, arkadaşları önünde tahtaya kaldırılıp aşağılanan küçük düşürülen çocuklar, akranları yaptığında asla konusu açılmayan olayları dehb bir çocuk yaptığında tutanaklar tutup çocuğa cinayet işlemiş gibi muamele eden veliye sürekli baskı yapan öğretmenler ve okul müdürleri, diğer velileri örgütleyen ve dehb çocuk o okuldan gönderilene kadar yalan söylemekten tutun, çocuğun gözünün üstünde kaşı varsa bunu şikayet konusu yapacak kadar alçalan öğretmenler yüzünden mesleğe ve adalete, devlete ve eğitime inancımız saygımız kalmadı. Aayasal hak olan eğitimi alamıyorlar.
Çocukluk çağında zaten var olan dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ilk olarak okula başlamayla fark edilir bir hale gelmektedir. Yıllardır eğitim sistemi ve toplum tarafından göz ardı edilen bu durum kontrolden çıkmıştır ve gerek devlet okulları gerekse özel okullar tarafından yönetilememektedir.
Mevcut eğitim sisteminde çocuklarımız devlet okullarında ve özel okullarda her türlü etiket yafta ile başta ilgilenmek istemeyen öğretmenler ve farkındalık sahibi olmayan veliler tarafından dışlanıyor. Ne Milli Eğitim Bakanlığı ne sınıf öğretmenleri ne diğer branşlara bu konu hakkında yeterli ve gerekli eğitimi vermemektedir.
Öğretmenler Dikkat dağınıklığı ve DEHB arasındaki farkı dahi bilmemektedir. Devlet okullarında kalabalık sınıfları yönetmekte zorlanan öğretmenler sınıflarında DEHB bir çocuk istemiyorlar. Yıllardır aileler çocuklarını okuldan okula taşımaktadır. Binlerce ailenin gerek Milli Eğitim müdürlüklerine gerek CİMER e yazdığı dilekçeler, açılan ve yıllarca süren davalar hiçbir sonuç vermediği gibi zaten DEHB tedavisi ile ciddi maddi yükü olan ailelere madden ve manen zarar vermektedir.
Toplum tarafından tanınmayan bir durum olmasına rağmen aslında uzun zamandan beri tüm dünyada bilinmekte olup her yıl hastalık ve tedavisi hakkında yüzlerce yeni araştırma yayınlanmaktadır.
Çoğunlukla genetik olduğu düşünülen, beynin belli fonksiyonları düzenlemesi ve yönetmesiyle ilgili olan beyin tabanlı bir sendromdur. Bu kısımlar beynin genellikle dikkat, konsantrasyon, hafıza, motivasyon, dürtüsellik, hiperaktivite, organizasyon ve sosyal yetenekler gibi çok önemli fonksiyonları içeren bölgelerini etkiler.
Davranış kontrolü yeterli olan kişiler bu isteklerine engel olabilirken dikkat eksikliği olan bireyler engel olamazlar. Bunun tam tersi durumlarda yani fazlaca ilgilerini çeken bir şeylerle uğraşırken dikkatlerini oldukça uzun süre devam ettirebilirler, çünkü o sırada başka bir şey yapma isteği duymazlar.
“ Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dakika. ”
Dürtüselliğin temel nedeni de, bir şey yapmadan önce düşünmek için gereken süreyi sağlayan sistemin iyi çalışmamasıdır. Yani frenlerinin olmamasıdır. Bu nedenle de akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler. Davranışlarını ortama ve sonuçlarına göre düzenlemekte ve yönlendirmekte zorluk çekerler. Çünkü tüm bunları yapabilmek için onlara “dur” diyen merkezlerinde sorun vardır.. Bu durum gerek anababa gerekse öğretmeni daha çok öfkelendirir.
Yazı yazmak, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar için oldukça zor bir iştir. Düşünceleri düzgün biçimde kağıda dökebilmek için yavaşlamak, plan yapmak, düşünceleri organize etmek bu arada da noktalama, imla, dilbilgisi kuralları gibi pek çok ayrıntıya dikkat edebilmek gerekir. Yazı yazmak bir çocuğun beyninin idare edebileceği en büyük orkestralardan biridir ve iyi çalışan bir şef olmadan başarıya ulaşılamaz.
DEHB li çocuklarla başa çıkabilmesi için öğretmenlerin olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla), sahip olması gerekir. DEHB li çocukların %80 i normal sınıflarda eğitilebilir. Geriye kalan %20si ise özel eğitim ve ilgili hizmetleri gerektirir. Bu %80 nin yaklaşık çoğunlu da normal sınıflarda bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi şekilde etkilenen diğer kısım için özel sınıflar gereklidir. Öğretmen bu çocukların ihtiyaçlarını tanıyacak ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta bir sinir savaşı yaşanır.
Öğretmenlerin ders anlatırken dikkat dağınıklığı bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir. Bazen dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB li çocuklar normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak istenmez. Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara önerilerde bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal hatta çoğu zaman normalin üzerinde olduğu halde dürtüsel ve hiperaktif davranışları nedeniyle bir çocuğun alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır. Aile ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir ancak normal IQ ‘ya sahip DEHB li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel açıdan kapasitelerinin çok daha altında performans göstermeye başlar.
BİZİM BİRÇOK İYİ ÖZELLİĞİMİZ VAR
DEHB’li öğrencilerin, Öğretmenleri ve anne babalar çocukların güçlü yönleri hakkında bilgi sahibi olduklarında, bu çocuklara ilişkin bakış açıları değişebilmektedir. meraklı ve heyecanlı ve enerji dolu olmaları, diğer insanlarla kolay iletişim kurabilmeleri, adalet ve adaletsizlik konularında oldukça duyarlı olmaları, sempatik olmaları, risk almayı sevmeleri, şakacı ve empatik olmaları gibi birçok olumlu özellikleri var. . Bu sorunlarla baş etmede özellikle öğretmen davranışları önemli. Eğer öğretmenler, bu öğrencilerin meraklarını, enerjilerini ve yaratıcılıklarını, öğrenme sürecinde yapıcı bir biçimde kullanabilirlerse, sınıf ortamındaki zarar verici davranışları ile daha kolay baş edebilirler.
ÇOCUKLARI ANLAMAK !!!
DEHB yaşayan öğrenciler okulda ve evde birçok sorunla karşılaşırlar. Bu öğrencilerin, öğretmenleri, akranları, sınıf arkadaşları, ebeveynleri, kardeşleri ve kendileri ile pek çok problemlerinin olduğu yadsınamaz. Davranış problemleri nedeniyle hemen sınıfın karıştırıcıları ya da oyun-bozanları olarak ilan edilirler ve böylece öğretmenler ve sınıf arkadaşları tarafından karşı taraf olarak algılanırlar. ÖTEKİLEŞTİRMEK Bunun yanı sıra diğer insanların sözsüz işaretleri ve beden dilini anlayamamaları ve uygun tepkileri verememeleri de sınıftaki iletişim sorunlarını artırmaktadır.
DEHB’li öğrencileri öğretmenleri ilk anlarda bu öğrencilerin davranışlarını anlamlandırmakta zorlanır ve öğrenci ile öğretmen arasındaki iletişim kopar. Malesef çoğu öğretmen uğraşmak istemez, bıkar. Ülkemizde öğretmenler bu durumu yönetebilmekte çoğunlukla yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle öğretmenlerin bu öğrencilerin davranış özellikleri konusunda yeterli bilgiye eğitim ve donanıma sahip olmaları önemlidir.
Öğretmenler öğrencinin sınıf içinde hareketli ve yaramaz olduğunu söyler, aileler evde bunun tam tersi olduğunu ve öğretmenlerin sınıftaki durumu abarttıklarını savunur.Öğretmen aileyi “Çocuklarının yaptıklarına göz yummakla ve onları kötü eğitmekle suçlar. öğretmenler, genellikle DEHB konusunda yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıklarını belirtmektedirler . Bu sebeple öncelikle öğretmenleri DEHB ile ilgili bilinçli hale getirmek gerekir. Hatta sürekli artan veli şikayetlerinin önüne geçebilmek için toplumun da bilinçli olması şarttır.
Gerek devlet okulları gerekse özel okullarda her geçen gün sayısı artan DEHB tanısı almış çocuklarımızı emanet ettiğimiz geleceğe birer nefer yetiştiren öğretmenlerimizin bu konuda eğitilmesini devlet denetimi altında gerekli eğitim ve donanımın kazandırılmasını istiyoruz.

6.494
Karar Vericiler
Kampanya 19 Nisan 2017 tarihinde başlatıldı