Victory

 

Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunanların yakınlarının ve avukatlarının ifadelerine ve basında çıkan haberlere göre başta Tekirdağ F tipi cezaevi olmak üzere, Türkiye’nin diğer F tipi hapishanelerinde bulunan hükümlü ve tutuklu başına en fazla 10 kitap (dini kitap dışındaki tüm kitaplar, ders kitapları da dahil) veya yayın bulundurma uygulamasına 15 mart 2013 tarihinde Tekirdağ 2 nolu F tipi hapishanede geçildi. Birinci derecede sorumlu müdür Ali Haydar Ak önderliğinde gardiyanlar hücrelere girip kitaplara zorla el koymuşlar, direnenleri de darp etmişler.

Tecrit içindeki mahpuslara yeni bir tecrit dayatılmaktadır. Politik mahpuslar için kitap en yakın dosttur, kitap onlar için hava ve su kadar temel bir ihtiyaçtır. Kitap sınırlaması aynı zamanda bilgiye ulaşım sınırlamasıdır. Kitap okumak ve yazmak, dört duvar arasındaki bir insan için zamanının çoğunu alacağı bir aktivitedir. Bilgiye ulaşan mahpuslar bilgilerini esere, üretime dönüştürürler. Bundandır ki hapishanelerden ünlü romancı, öykücü, şair ve karikatürüstler çıkmıştır.

Okuma-araştırma ve bilimsel üretimler için 10 kitabın çok yetersiz olduğu aşikardır. Kaynakların çokluğu yazılacak eseri zenginleştirir. Dönüp dönüp bakılacak kitaplar vardır. Bilgisayarın da yasak olduğu düşünülürse başka nasıl olacak kitap yazmak? İçerideki kitap ve yayın çeşitliliği, mahpusların yaşama bağlılığı ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmelerinde elzemdir. Bu konudaki kısıtlama, hatta açıköğretimde okuyanlar için yasaklama kabul edilemez. Bir yandan tutuklu ve hükümlüleri okumaya özendirirken, okuyanlara kısıtlama büyük bir çelişki ve çifte standart değil mi?

Okumanın yeni eserler üretmenin kendileri için varolma sorunu olduğuna inanan politik mahpusların en iyi arkadaşları olan kitaplarını vermeyecekleri, direnecekleri açıktır. Bu durumda olanları Tekirdağ 2 nolu hapishanede gördük. Direnenler darp edilerek kitaplarına el konuldu. Hapishane kütüphanesine konulacağı söyleniyor ama kütüphanede kitap almak bir kaç haftayı buluyor.

Kitap okumak, kitap yazmak ve eser uretmek en tabii insan haklarından biridir ve aydınlanmanın olmazsa olmaz sartıdır. Bu konudaki bir sınırlama insan aklına ve aydınlıga bir sınırlama, gerilige ve karanlıga bir davetiyedir.

Tutuklu yakınları, aydınlar ve duyarlı vatandaslar olarak Öfkeliyiz, kaygılıyız. Bizler, idarenin tasaruflarını geri çekmesini, mahpusların kitaplarının geri verilmesini, kısıtlamaların kaldırılmasını talep ediyor ve bu konuda gerekli adımların acil olarak atılacagını ümit ediyoruz.

 

Letter to
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Mustafa Onuk
Adalet Bakanı Sadullah Ergin
Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunanların yakınlarının ve avukatlarının ifadelerine ve basında çıkan haberlere göre başta Tekirdağ F tipi cezaevi olmak uzere , Türkiye’nin diğer F tipi hapishanelerinde bulunan hükümlü ve tutuklu başına en fazla 10 kitap (dini kitap dışındaki tüm kitaplar, ders kitapları da dahil) veya yayın bulundurma uygulamasına 15 mart 2013 tarihinde Tekirdağ 2 nolu F tipi hapishanede geçildi. Birinci derecede sorumlu müdür Ali Haydar Ak önderliğinde gardiyanlar hücrelere girip kitaplara zorla el koymuşlar, direnenleri de darp etmişler.

Tecrit içindeki mahpuslara yeni bir tecrit dayatılmaktadır. Politik mahpuslar için kitap en yakın dosttur, kitap onlar için hava ve su kadar temel bir ihtiyaçtır. Kitap sınırlaması aynı zamanda bilgiye ulaşım sınırlamasıdır. Kitap okumak ve yazmak , dört duvar arasındaki bir insan için zamanının çoğunu alacağı bir aktivitedir. Bilgiye ulaşan mahpuslar bilgilerini esere, üretime dönüştürürler. Bundandır ki hapishanelerden ünlü romancı, öykücü, şair ve karikatürüstler çıkmıştır.

Okuma-araştırma ve bilimsel üretimler için 10 kitabın çok yetersiz olduğu aşikardır. Kaynakların çokluğu yazılacak eseri zenginleştirir. Dönüp dönüp bakılacak kitaplar vardır. Bilgisayarın da yasak olduğu düşünülürse başka nasıl olacak kitap yazmak? İçerideki kitap ve yayın çeşitliliği, mahpusların yaşama bağlılığı ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmelerinde elzemdir. Bu konudaki kısıtlama, hatta açıköğretimde okuyanlar için yasaklama kabul edilemez. Bir yandan tutuklu ve hükümlüleri okumaya özendirirken, okuyanlara kısıtlama büyük bir çelişki ve çifte standart değil mi?

Okumanın yeni eserler üretmenin kendileri için varolma sorunu olduğuna inanan politik mahpusların en iyi arkadaşları olan kitaplarını vermeyecekleri, direnecekleri açıktır. Bu durumda olanları Tekirdağ 2 nolu hapishanede gördük. Direnenler darp edilerek kitaplarına el konuldu. Hapishane kütüphanesine konulacağı söyleniyor ama kütüphanede kitap almak bir kaç haftayı buluyor.

Kitap okumak, kitap yazmak ve eser uretmek en tabii insan haklarından biridir ve aydınlanmanın olmazsa olmaz sartıdır. Bu konudaki bir sınırlama insan aklına ve aydınlıga bir sınırlama, gerilige ve karanlıga bir davetiyedir.

Tutuklu yakınları, aydınlar ve duyarlı vatandaslar olarak Öfkeliyiz, kaygılıyız.
Bizler , idarenin tasaruflarını geri çekmesini, mahpusların kitaplarının geri verilmesini, kısıtlamaların kaldırılmasını talep ediyor ve bu konuda gerekli adımların acil olarak atılacagını ümit ediyoruz.