Can Candan İşine İade Edilsin/Can Candan Should Be Reinstated


Can Candan İşine İade Edilsin/Can Candan Should Be Reinstated
Kampanya metni
(Scroll down for English)
2 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Boğaziçi Üniversitesi’nin akademisyenlerine danışılmadan atanan kayyım rektör Melih Bulu ve yönetiminin, demokratik ve özerk yönetime ve akademik özgürlüğe sekte vuran eylemlerine karşı tüm bileşenler sekiz aydır dirayetli şekilde direniyor. Bu uzun soluklu hak mücadelesinin karşısında durulamadığındandır ki kararname ile bir gecede getirilen kayyım rektör, 15 Temmuz 2021’de, yine bir gece kararnamesi ile görevinden alındı. Bu, direnişin gücüdür!
Bununla birlikte, gönderilen kayyım rektörün yerine “vekaleten” atanan Naci İnci, göreve “atanmasının” hemen ertesi günü sekiz yıldır Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevliliği yapan Feyzi Erçin hocanın, önce yaz okulunda sonra da Boğaziçi’nde ders vermesini engelledi. Hemen ardından da 14 senedir aynı bölümde tam zamanlı öğretim görevlisi olan hocamız Can Candan’ın “işine son verildiğini,” akademik gerekçelerden uzak, iftiralara dayanan ve Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenlerinin de altını çizdiği üzere “hukuki açıdan sorunlu” bir yazı ile kendisine iletti.
Başından itibaren direnişin ve akademisyen nöbetlerinin görsel-işitsel kaydını ve arşivini yapan, ve bu sürece dair kayyımlığın, kamuoyunun görmesini istemediği pek çok anı bizlerle paylaşan hocamız, çok değerli akademisyen ve belgesel sinemacı Can Candan zamanında öğrencisi olmuş bizlerin gurur kaynağıdır. Kendisini tanıyan, açtığı dersleri alan ve ondan hayata ve bilime dair çok fazla şey öğrenmiş ve öğrenmeye devam eden (hayat boyu) öğrencileri ve meslektaşları olarak, her zaman olduğu gibi yanında olmaktan onur duyuyoruz. Kayyım rektör vekili tarafından kendisine iletilen sözde kararda zikredilen “kişileri aşağılama ve küçük düşürme amacı güden ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde paylaşımlarla amirlerine ve Üniversitemiz yöneticilerine hakarette bulunma” iddiası, onu tanıyanlar için aleni bir iftiradan öteye geçemez. Kayyım yandaşlarının gözünde karalamak için Can Candan hocamızın hedef gösterilmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Kendisinin de belirttiği gibi, kayyım vekili imzasıyla iletilen kararı kabul etmiyoruz; tüm üniversite bileşenlerinin direnişine desteğimizi sürdürüyoruz.
Boğaziçi direnişi ile bir kez daha gördük ki, kayyımlar ve kayyımlıklar geçicidir; kalıcı olan ise demokratik seçimlerin yapıldığı, liyakate ve akademik özgürlüğe dayalı yönetim anlayışıdır. Mevcut kayyımlıklara tepeden atananlar (Can Hocamızın da belirttiği üzere), kendisinin “işine son vermek” şöyle dursun; çok sevilen derslerini açmaya ve bizim gibi pek çok kişiyi yetiştirmeye devam edeceğini bilmeliler. Kendisi nezaketiyle, insanlığıyla, hakkaniyetiyle, bilgeliğiyle ve her daim umut ve güç veren varlığıyla, bu ülkenin düzlüğe çıkması için hiç yılmadan üreten, çalışan ve emek veren çok değerli bilim insanlarından ve sanatçılardan biridir. Onun yetiştirdiği ve bu ülkenin karanlıktan kurtulması için onun gibi hak mücadelesi veren bizler de, meslektaşları ve her daim öğrencileri olmakla övünüyoruz. Bir an evvel bu haksızlığa son verilmesini ve hocamızın işine iadesini talep ediyoruz.
#CanCandanYalnızDeğildir
#CanCandanOnurumuzdur
#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
#CanCandanİşineİadeEdilsin
--
On January 2nd, 2021, Melih Bulu was appointed as the rector of Boğaziçi University with a Presidential decree without consulting or informing any of the faculty members. For the last eight months, all the constituents of Boğaziçi University have been astutely resisting the appointed rector and his administration as this new administration blatantly impedes the academic freedom, autonomy, and democratic processes that Boğaziçi University was founded upon and have been operating on for decades. As a result of this resistance, and the will to seek justice that fuels it, the appointed rector Melih Bulu was dismissed on July 15th, 2021, by yet another Presidential decree. That’s the power of resistance!
However, after Melih Bulu was dismissed, his vice-rector Naci İnci was appointed as the acting rector (and as of August 20th, he was appointed as the rector by a Presidential decree). The day after he was appointed as the acting rector, Naci İnci started his job by not approving the summer courses that lawyer-academic Feyzi Erçin was set to teach at the Department of Western Languages and Literatures. Feyzi Erçin has been teaching courses at Boğaziçi University for the last eight years. He then sent a letter to Can Candan, a full-time faculty at the same department, informing him that he has been dismissed from the university “by proxy.” Naci Inci’s letter clearly shows that the dismissal of our professor Can Candan was solely based on non-academic reasons and is a part of a smear campaign against him. It is important to note that the said letter has also been defined as “legally problematic” by the Boğaziçi University Faculty.
As the students of Can Candan, we would like to emphasize that we are very proud of our professor. Can Candan is a brilliant academic and a documentary filmmaker, who has been recording and archiving the faculty vigils as well as other resistance against the appointed rector and his administration since day one. He shared many instances of this process that the appointed rector and his circle did not want the public to witness. As his (life-long) students and colleagues who continue to learn from him every day, we are honored to stand in solidarity with our beloved professor. The smear campaign that the appointed rectorship conducts against Can Candan is unacceptable. Just like Can Candan himself, we do not accept his dismissal from Boğaziçi University with the signature of an appointed rector and we continue to stand in solidarity with all the constituents of the university.
The Boğaziçi resistance showed us one more time that the appointed rectors and administrations are temporary. What is permanent is to cultivate an administrative culture that is based on democracy, merit, and academic freedom, all of which the current administration is operating against. The current administration should know that, contrary to their belief that “they can dismiss him from teaching,” Can Candan will continue to offer his well-loved courses and mentor many more students just as he mentored us. With his grace, humanity, fairness, wisdom, and presence that gives us hope and power to go on, he is one of the most precious scholars and artists of this country. As his proud students and colleagues, we are following our professor as he rightfully seeks justice. We demand that this wrongdoing be amended immediately. We demand that Can Candan be reinstated to his position at Boğaziçi University.
#CanCandanIsNotAlone
#WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
#CanCandanShouldBeReinstated
Kampanya metni
(Scroll down for English)
2 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Boğaziçi Üniversitesi’nin akademisyenlerine danışılmadan atanan kayyım rektör Melih Bulu ve yönetiminin, demokratik ve özerk yönetime ve akademik özgürlüğe sekte vuran eylemlerine karşı tüm bileşenler sekiz aydır dirayetli şekilde direniyor. Bu uzun soluklu hak mücadelesinin karşısında durulamadığındandır ki kararname ile bir gecede getirilen kayyım rektör, 15 Temmuz 2021’de, yine bir gece kararnamesi ile görevinden alındı. Bu, direnişin gücüdür!
Bununla birlikte, gönderilen kayyım rektörün yerine “vekaleten” atanan Naci İnci, göreve “atanmasının” hemen ertesi günü sekiz yıldır Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevliliği yapan Feyzi Erçin hocanın, önce yaz okulunda sonra da Boğaziçi’nde ders vermesini engelledi. Hemen ardından da 14 senedir aynı bölümde tam zamanlı öğretim görevlisi olan hocamız Can Candan’ın “işine son verildiğini,” akademik gerekçelerden uzak, iftiralara dayanan ve Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenlerinin de altını çizdiği üzere “hukuki açıdan sorunlu” bir yazı ile kendisine iletti.
Başından itibaren direnişin ve akademisyen nöbetlerinin görsel-işitsel kaydını ve arşivini yapan, ve bu sürece dair kayyımlığın, kamuoyunun görmesini istemediği pek çok anı bizlerle paylaşan hocamız, çok değerli akademisyen ve belgesel sinemacı Can Candan zamanında öğrencisi olmuş bizlerin gurur kaynağıdır. Kendisini tanıyan, açtığı dersleri alan ve ondan hayata ve bilime dair çok fazla şey öğrenmiş ve öğrenmeye devam eden (hayat boyu) öğrencileri ve meslektaşları olarak, her zaman olduğu gibi yanında olmaktan onur duyuyoruz. Kayyım rektör vekili tarafından kendisine iletilen sözde kararda zikredilen “kişileri aşağılama ve küçük düşürme amacı güden ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde paylaşımlarla amirlerine ve Üniversitemiz yöneticilerine hakarette bulunma” iddiası, onu tanıyanlar için aleni bir iftiradan öteye geçemez. Kayyım yandaşlarının gözünde karalamak için Can Candan hocamızın hedef gösterilmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Kendisinin de belirttiği gibi, kayyım vekili imzasıyla iletilen kararı kabul etmiyoruz; tüm üniversite bileşenlerinin direnişine desteğimizi sürdürüyoruz.
Boğaziçi direnişi ile bir kez daha gördük ki, kayyımlar ve kayyımlıklar geçicidir; kalıcı olan ise demokratik seçimlerin yapıldığı, liyakate ve akademik özgürlüğe dayalı yönetim anlayışıdır. Mevcut kayyımlıklara tepeden atananlar (Can Hocamızın da belirttiği üzere), kendisinin “işine son vermek” şöyle dursun; çok sevilen derslerini açmaya ve bizim gibi pek çok kişiyi yetiştirmeye devam edeceğini bilmeliler. Kendisi nezaketiyle, insanlığıyla, hakkaniyetiyle, bilgeliğiyle ve her daim umut ve güç veren varlığıyla, bu ülkenin düzlüğe çıkması için hiç yılmadan üreten, çalışan ve emek veren çok değerli bilim insanlarından ve sanatçılardan biridir. Onun yetiştirdiği ve bu ülkenin karanlıktan kurtulması için onun gibi hak mücadelesi veren bizler de, meslektaşları ve her daim öğrencileri olmakla övünüyoruz. Bir an evvel bu haksızlığa son verilmesini ve hocamızın işine iadesini talep ediyoruz.
#CanCandanYalnızDeğildir
#CanCandanOnurumuzdur
#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
#CanCandanİşineİadeEdilsin
--
On January 2nd, 2021, Melih Bulu was appointed as the rector of Boğaziçi University with a Presidential decree without consulting or informing any of the faculty members. For the last eight months, all the constituents of Boğaziçi University have been astutely resisting the appointed rector and his administration as this new administration blatantly impedes the academic freedom, autonomy, and democratic processes that Boğaziçi University was founded upon and have been operating on for decades. As a result of this resistance, and the will to seek justice that fuels it, the appointed rector Melih Bulu was dismissed on July 15th, 2021, by yet another Presidential decree. That’s the power of resistance!
However, after Melih Bulu was dismissed, his vice-rector Naci İnci was appointed as the acting rector (and as of August 20th, he was appointed as the rector by a Presidential decree). The day after he was appointed as the acting rector, Naci İnci started his job by not approving the summer courses that lawyer-academic Feyzi Erçin was set to teach at the Department of Western Languages and Literatures. Feyzi Erçin has been teaching courses at Boğaziçi University for the last eight years. He then sent a letter to Can Candan, a full-time faculty at the same department, informing him that he has been dismissed from the university “by proxy.” Naci Inci’s letter clearly shows that the dismissal of our professor Can Candan was solely based on non-academic reasons and is a part of a smear campaign against him. It is important to note that the said letter has also been defined as “legally problematic” by the Boğaziçi University Faculty.
As the students of Can Candan, we would like to emphasize that we are very proud of our professor. Can Candan is a brilliant academic and a documentary filmmaker, who has been recording and archiving the faculty vigils as well as other resistance against the appointed rector and his administration since day one. He shared many instances of this process that the appointed rector and his circle did not want the public to witness. As his (life-long) students and colleagues who continue to learn from him every day, we are honored to stand in solidarity with our beloved professor. The smear campaign that the appointed rectorship conducts against Can Candan is unacceptable. Just like Can Candan himself, we do not accept his dismissal from Boğaziçi University with the signature of an appointed rector and we continue to stand in solidarity with all the constituents of the university.
The Boğaziçi resistance showed us one more time that the appointed rectors and administrations are temporary. What is permanent is to cultivate an administrative culture that is based on democracy, merit, and academic freedom, all of which the current administration is operating against. The current administration should know that, contrary to their belief that “they can dismiss him from teaching,” Can Candan will continue to offer his well-loved courses and mentor many more students just as he mentored us. With his grace, humanity, fairness, wisdom, and presence that gives us hope and power to go on, he is one of the most precious scholars and artists of this country. As his proud students and colleagues, we are following our professor as he rightfully seeks justice. We demand that this wrongdoing be amended immediately. We demand that Can Candan be reinstated to his position at Boğaziçi University.
#CanCandanIsNotAlone
#WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
#CanCandanShouldBeReinstated
Doğrulanmış başarı
Bu kampanyayı paylaş
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 29 Ağustos 2021 tarihinde başlatıldı