Petition updateHande Kader'i unutanlar, ölüm yıldönümü yaklaşırken de hatırlamasın !!!Hande Kader : Kimse Sesimizi Duymuyor !!!

Deniz Şapkaİstanbul, Türkiye

Aug 26, 2016
"Hande dünyanın en iyi insanlarından bir tanesiydi. Normalde çok sakindi ama bir tarafı da hiperaktifti. LGBTİ yürüyüşlerine giderdi mutlaka. Haklı olduğu bir davayı sonuna kadar kovalardı."
Cesedi geçen hafta İstanbul'da ormanlık bir alanda yanmış halde bulunan 23 yaşındaki trans kadın Hande Kader ile yıllardır birlikte aynı evde yaşayan Davut Dengiler onu böyle anlatıyor.
En son bir gece müşterisinin otomobiline binerken görülmüştü. Davut Dengiler uzun süre ona canlı ulaşma umuduyla çabaladıktan sonra Hande'yi Yenibosna'da kimliği tespit edilemeyenlerin götürüldüğü morgda buldu.
O günü, "Tam oradan ayrılmak üzereydim. Orada bulamadım diye de üzerime bir hafiflik gelmişti. Son anda oradaki bir doktor, 'bir de yanmış bir ceset var, ona da bakın' dedi. Baktım. Sonra onu tanıyabilecekleri şeyleri söyledim. Sonra bilgisayara, rapora baktılar. Sırtıma dokundu doktor, başınız sağ olsun dedi, kendimden geçtim" diye anlatıyor.
Sonra Hande'nin diğer ölümler; trans ölümleri karşısında verdiği tepkileri anlatıyor:
"Translar öldürüldüğü zaman çıldırıyordu. Çok üzülüyordu. Evden çıktığı anda kelle koltukta. Bazen çok tedirgin oluyordu. Daha önce de bıçaklandı, dövüldü. Sırf Hande'nin değil ki hepsinin başına geliyor" diyor.
'Türkiye, Avrupa'da en çok trans cinayetinin işlendiği ülke'
Avrupa merkezli kuruluş Trans Europe'un verilerine göre Türkiye Avrupa'da en çok trans cinayetinin işlendiği ülke. Dünyada ise Brezilya translar için en güvensiz ülke.
Ancak kuruluşun 2016 raporunun ilk cümlesinde yazdığı gibi "Dünyada translar için güvenli bir ülke yok."
Hande ise Türkiye'deki trans cinayetlerine ve tepki gösterdiği haksızlıklara dikkat çekmek isteyen ve eylemlerde önde yer alan diğerlerinden biriydi.
Teşhis, otopsi, DNA testi gibi süreçler nedeniyle henüz cenazesi defnedilmeyen trans kadın Hande Kader'i belki en iyi ifade eden ise, sosyal medyada sayısız kere paylaşılan görüntüleriydi.
2015 yılı, polisin LGBTİ'nin her yıl Taksim'de düzenlediği Onur Yürüyüşü'ne izin vermemiş, tazyikli su, plastik mermi ve biber gazı ile kalabalığı dağıtmaya çalışmıştı. Bütün bunlara rağmen Hande Kader "dağılmamış" ve inatla polislerin karşısına dikilmişti.
Bir ara naif bir öfkeyle kenarda olan biteni kaydeden gazetecilere sitem etmişti: "Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz, sesimizi kimse duymuyor."
Hande Kader'in ve diğer transların duyulmayan sesi bu kez onun ölüm haberini getirdi. Kimsenin aklına hayaline getirmek istemeyeceği bir biçimde: yakılarak.
Seks işçiliği yaparak kazandığı hayat hep tehlikeliydi. Tıpkı buna zorlanan diğer translar gibi dışarıda, sokakta çalışıyordu. Tıpkı diğerleri gibi bundan bir çıkış arayıp, bulamıyordu.
Yakın arkadaşı Funda, "bu işi severek yapmıyordu" diyor ve ekliyor, "kim severek yapar ki zaten."
"Eceliyle ölen trans çok az"
Konuştuğum transların iki ortak özelliği var. Birincisi, hepsi benzer şekilde yakılarak öldürülen Özgecan Aslan cinayetinin milyonlarca kişiyi sokağa dökmesini hatırlatarak topluma sitem ediyor. İkincisi ise hemen hepsinin "ölümden döndükleri" bir hikayeleri var.
Bunlardan biri Kemal Ördek. Sorularımı yanıtlayan Ördek, evinde uğradığı saldırıdan nasıl kurtulduğunu "şans eseri" diyerek açıklıyor.
"Eceliyle ölen trans sayısı çok az. Neredeyse hiç yok. 50-60'lı yaşları görmüş trans sayısı da çok az Türkiye'de. Dolayısıyla bu kadar seks işçiliğine sürüklenmişken, insanların ileri yaşları görmesi mümkün olmuyor. Öldürülüyor. Ben de nasıl hayatta kaldığımı bilmiyorum. İşin acın tarafı bu" diyor.
Birincilikle girdiği Bilkent Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünü burslu olarak okumaya hak kazanıp bitirdikten sonra, ODTÜ'de sosyoloji yüksek lisansı yapan Ördek de geçimini esas olarak seks işçiliğinden kazanıyor.
"Seks işçiliğine mecburlar mı?"
Trans seks işçilerinin haklarını savunmak için kurulan Kırmızı Şemsiye adlı derneğin başkanı da olan Kemal Ördek'e toplumun translara en çok sorduğu sorulardan birini yöneltiyorum: Seks işçiliğine mecbur musunuz?
Ördek, "Bize topluma entegre olabilecek insanlar olarak değil, toplumun kirlileri olarak bakıyorlar. Biz sokakta yürüdüğümüz zaman en çok dikkatimizi çeken şey bizi cinsel obje olarak gören bakışlar. Laf atan insanların bile bizimle birlikte olmak üzerinden laf atmaları. Kadın erkek fark etmiyor. Biz cinsel obje olan insanlarız" diyor.
Dünyanın yarısını oluşturan kadınların iş dünyasında eşitsizlik ve ayrımcılık ile mücadele ettiği bu çağda, translar için okulunu okudukları mesleklerde bile istihdam edilmek imkansız gibi görünüyor.
"Bitmeyen bir yas"
Ördek sürüklendikleri bu noktada transların karşı karşıya kaldığı güvencesiz, her türlü tehlikeye açık ve kırılgan koşullarını anlatırken "bitmeyen bir yas" diyerek tarif ediyor hissettiklerini:
"Ben ilk aktivizm yapmaya başladığı süreçte, gecenin bir yarısı bana ne haber gelecek diye uyuyamazdım. Şimdi de gece uyurken sesi sonuna kadar açıktır. Bir haber gelecek, biri bıçaklanmış, diğeri dövülmüş diye aranacağım ve hemen gitmem gerekecek diye bekliyorum. Bu bitmeyen bir yas ve travmatize olma hali."
Transların kimlik değiştirme süreçleri Türkiye'de hayli uzun ve sancılı bir süreç olduğundan pek çoğu bunu göze alamıyor. Bu nedenle örneğin trans kadınlar kimliklerinin rengini değiştiremiyor ve aslında görece olarak daha güvende olacakları genelevlerde çalışamıyorlar.
Transların kimlik değiştirme süreçleriyle ilgili davalarla yakından ilgilenen avukatlardan biri olan Sinem Hun, Türkiye'de cinsiyet değiştirmeyi düzenleyen Medeni Kanun'un ilgili maddesini "çok fazla hak ihlali barındıran bir süreçler bütünü" olarak yorumluyor.
Kaynak: BBC Rengin Arslan
Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X