

"Bavulunu Hazırla, 1.250 Lirayı da Unutma: Erasmus Öğrencisinden Çıkış Harcı Alınmasın"


"Bavulunu Hazırla, 1.250 Lirayı da Unutma: Erasmus Öğrencisinden Çıkış Harcı Alınmasın"
Kampanya metni
Avrupa'nın yolunu tutan Türk öğrencisinden, ülkesinden çıkmak için vergi alınıyor. Erasmus+ programı ile yurt dışına eğitim almaya, staj yapmaya, gençlik projelerinde yer almaya giden her öğrenci 1.250 TL ödüyor. Bu rakam, gittiği şehirde bir aylık ulaşım kartı, bir haftalık market alışverişi ya da vize harcının üçte biri demek. Bu harcı kaldırın.
Bir öğrencinin çantası
Onu hayal edin. Adı ne olursa olsun fark etmez, Ayşe olsun. Anadolu'nun bir şehrinden, devlet üniversitesinde okuyan, ailesi ona aylık birkaç bin lira gönderebilen bir kız öğrenci. İki senedir Erasmus'a gitmenin hayalini kuruyor. Dil sınavına çalışırken aldığı kahveler, başvuru evraklarını tamamlarken ödediği noter ücretleri, vize için verdiği randevu parası, uçak biletini parça parça biriktirmek için yaptığı garsonluk hepsi onu bir hedefe taşıyordu: Polonya'da bir üniversite, beş aylık bir akademik dönem, Avrupa'yı görme şansı.
Sonunda hibesi onaylandı. Polonya gibi orta gelirli bir AB ülkesinde aylık 450 ile 600 euro arasında değişen bir hibe. Vakıfbank'ta avro hesabı açtı. Vize için VFS'ye gitti, başvuru ücretini ödedi. Sağlık sigortasını yaptırdı. Yurdun ilk ay depozitosunu yolladı. Bavulunu hazırladı. Aileye veda etti.
Havalimanına gitti. Pasaport kontrolünden önce karşısına çıkan ekrana baktı: "Yurt dışı çıkış harcı: 1.250 TL."
Euro hesabındaki paranın bir bölümünü Polonya'daki ilk ay için ayırmıştı. Şimdi o paradan, daha uçağa binmeden, 28 euroluk bir kesinti yapması gerekiyor. Bu kesinti onun Krakow'daki bir aylık tramvay kartının tamamı. Ya da yurdundaki bir haftalık kira. Ya da ilk haftanın market alışverişi.
Ödüyor. Uçağa biniyor. Avrupa'ya, biraz daha az parayla varıyor.Bu hikaye binlerce öğrencinin hikayesi
Türkiye, Erasmus+ programına 2004 yılında katıldı. O günden bu yana yüz binlerce öğrencimiz Avrupa üniversitelerinde eğitim aldı, staj yaptı, gençlik değişim programlarına katıldı. Sadece son sekiz yılda yaklaşık 29 bin Türk öğrenci, Erasmus aracılığıyla Avrupa'ya gitti. Türkiye, programın en aktif katılımcı ülkelerinden biri. Biz bu serüveni destekliyoruz.
Erasmus, sıradan bir değişim programı değil. Avrupa Komisyonu'nun finanse ettiği, kıtanın gençleri arasında akademik, kültürel ve insani bağlar kurmayı amaçlayan, uluslararası ilişkilerin yumuşak gücünü temsil eden bir köprü. Türkiye'nin AB ile ilişkisinin en somut ve kesintisiz alanlarından biri. Siyasi gerilimlerin bile devam ettiremediği, öğrencisinden gencine, akademisyeninden idari personeline yıllardır işleyen bir hareketlilik.
Hak kazandığında bile ona ödenen hibe masrafların tamamını karşılamaz Hibeler, yalnızca destek niteliğindedir. Yani öğrenci uçak biletini, vize masrafını, sağlık sigortasını, ilk ay yurt depozitosunu, çoğu zaman ailesinin gönderdiği parayla ya da kendi birikimiyle karşılar.
Bu harç ne anlama geliyor?
1.250 TL'yi soyut bir rakam olarak görmek kolay. Ama bu parayı Erasmus öğrencisinin gerçek yaşamına çevirelim.
Güncel kurla yaklaşık 28 euro. Bu rakam, Polonya'nın Krakow şehrinde bir öğrenci için neye karşılık geliyor?
Devlet yurdunda bir haftalık konaklamanın tamamına. Aylık tramvay-otobüs kombine kartının fiyatına: çıkış harcı, beş aylık dönem boyunca kullanılacak ulaşımın bir aylık tamamını ödüyor. Vize başvurusunda VFS'ye yatırılan ücretin neredeyse üçte birine. Polonya'ya gittikten sonra ilk hafta yapılacak ana market alışverişine. Üniversitenin sunduğu zorunlu sağlık sigortasının iki aylık primine.
Aynı para Almanya'da bir öğrenci için bir aylık öğrenci semester ticket'ın yarısı; Çekya'da Prag toplu taşıma indirimli kartının iki aylık ücreti; Portekiz'de Lizbon'da bir haftalık market sepetinin tamamı.
Yani bu, "ödenir geçer" bir miktar değil. Bu paranın gitmesi, Avrupa'da yenilmemiş bir öğün, kullanılmamış bir ulaşım kartı, gidilmemiş bir komşu şehir gezisi anlamına geliyor. Erasmus'un asıl ruhu olan "Avrupa'yı görmek, hareket etmek, paylaşmak" deneyiminin doğrudan bir kesintisi.
Üstelik bu para yapısı gereği en kötü zamanda alınıyor: çıkış öncesinde, vize ücreti, uçak bileti ve depozito üzerine binerek. Öğrenci bu parayı Avrupa'da değil, henüz havalimanındayken ödüyor. Yani gideceği şehre 28 euro eksik varıyor birikim için en zorlandığı, masrafların en yığıldığı anda.Beyin göçü değil, beyin döngüsü
Türkiye uzun yıllardır beyin göçüyle mücadele ediyor. Genç nüfusumuzun en parlak isimleri yurt dışında lisansüstü yapıyor, oradaki şirketlerde işe başlıyor, ülkemize geri dönmüyor. Bu konuda haklı bir kaygı var.
Ama Erasmus, beyin göçünün panzehiri.
Erasmus öğrencisi tanımı gereği geri döner. Çünkü kayıtlı olduğu üniversite Türkiye'de, mezuniyeti Türkiye'de, derecesi Türkiye'de. Yurt dışında geçirdiği süre maksimum 12 ay. Ve döndüğünde geriye getirdiği şeyler Türkiye için saf kazanç: bir yabancı dil daha, uluslararası akademik bir ağ, kültürlerarası deneyim, küresel bir bakış açısı.
Türkiye'nin uluslararası rekabette eksik kaldığı tam da bu nitelikler. Avrupa pazarlarında iş yapacak şirketlerimizin bu profilde çalışana ihtiyacı var. Diplomasi kadromuzun bu deneyime ihtiyacı var. Akademimizin uluslararası dergilere makale gönderecek araştırmacılarına bu deneyim lazım.
Erasmus öğrencisi, Türkiye'nin yurt dışına gönderdiği bir kayıp değil, yatırım. Bu yatırımı vergilendirmek, devletin kendi stratejik çıkarına aykırı.
AB üyesi ülkelerin neredeyse hiçbirinde vatandaşlardan ülke dışına çıkış için harç alınmıyor. Türkiye, AB üyesi olmasa bile programa tam katılımcı olarak girdiği andan itibaren öğrenci hareketliliğini kolaylaştıracak adımları atmakla yükümlü. Çıkış harcı muafiyeti, bu yükümlülüğün asgari göstergesi.
Talebimiz 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 33. maddesi ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun çerçevesinde aşağıdaki düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz:
- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 33. maddesi ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun çerçevesinde aşağıdaki düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz:
- Erasmus+ programı kapsamında yurt dışına çıkan tüm katılımcılar yurt dışı çıkış harcından muaf tutulsun. Bu kapsam şunları içermelidir:
- Erasmus öğrenim hareketliliği (KA131, KA171)
- Erasmus staj hareketliliği
- Erasmus gençlik değişimleri (KA152)
- Erasmus gençlik çalışanları hareketliliği (KA153)
- Avrupa Dayanışma Programı (ESC)
- Karma yoğun programlar (BIP)
- Yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim hareketlilikleri (KA122)
- Personel hareketliliği (öğretim ve eğitim alma)
Bu kampanyayı neden imzalamalısınız?
Çünkü Erasmus, sadece o programa giden öğrencinin meselesi değil. Avrupa'da eğitim almış bir doktorun, üç dil bilen bir mühendisin, uluslararası tecrübeli bir öğretmenin Türkiye'de çalışması toplumun hepsi için kazanç.
Çünkü bu harcın kaldırılması, devletin gencine "git, gör, geri dön, anlat" mesajını verecek. Onu çıkış kapısında karşılayan ilk şey bir vergi değil, bir uğurlama olacak.
Çünkü Türkiye'nin Avrupa'yla, dünyayla, kendi geleceğiyle olan bağı, uçaklara binen bu öğrencilerden geçiyor.
Bavulunu hazırlayan her öğrenciye 1.250 TL daha hafif bir bavul borçluyuz.

16
Kampanya metni
Avrupa'nın yolunu tutan Türk öğrencisinden, ülkesinden çıkmak için vergi alınıyor. Erasmus+ programı ile yurt dışına eğitim almaya, staj yapmaya, gençlik projelerinde yer almaya giden her öğrenci 1.250 TL ödüyor. Bu rakam, gittiği şehirde bir aylık ulaşım kartı, bir haftalık market alışverişi ya da vize harcının üçte biri demek. Bu harcı kaldırın.
Bir öğrencinin çantası
Onu hayal edin. Adı ne olursa olsun fark etmez, Ayşe olsun. Anadolu'nun bir şehrinden, devlet üniversitesinde okuyan, ailesi ona aylık birkaç bin lira gönderebilen bir kız öğrenci. İki senedir Erasmus'a gitmenin hayalini kuruyor. Dil sınavına çalışırken aldığı kahveler, başvuru evraklarını tamamlarken ödediği noter ücretleri, vize için verdiği randevu parası, uçak biletini parça parça biriktirmek için yaptığı garsonluk hepsi onu bir hedefe taşıyordu: Polonya'da bir üniversite, beş aylık bir akademik dönem, Avrupa'yı görme şansı.
Sonunda hibesi onaylandı. Polonya gibi orta gelirli bir AB ülkesinde aylık 450 ile 600 euro arasında değişen bir hibe. Vakıfbank'ta avro hesabı açtı. Vize için VFS'ye gitti, başvuru ücretini ödedi. Sağlık sigortasını yaptırdı. Yurdun ilk ay depozitosunu yolladı. Bavulunu hazırladı. Aileye veda etti.
Havalimanına gitti. Pasaport kontrolünden önce karşısına çıkan ekrana baktı: "Yurt dışı çıkış harcı: 1.250 TL."
Euro hesabındaki paranın bir bölümünü Polonya'daki ilk ay için ayırmıştı. Şimdi o paradan, daha uçağa binmeden, 28 euroluk bir kesinti yapması gerekiyor. Bu kesinti onun Krakow'daki bir aylık tramvay kartının tamamı. Ya da yurdundaki bir haftalık kira. Ya da ilk haftanın market alışverişi.
Ödüyor. Uçağa biniyor. Avrupa'ya, biraz daha az parayla varıyor.Bu hikaye binlerce öğrencinin hikayesi
Türkiye, Erasmus+ programına 2004 yılında katıldı. O günden bu yana yüz binlerce öğrencimiz Avrupa üniversitelerinde eğitim aldı, staj yaptı, gençlik değişim programlarına katıldı. Sadece son sekiz yılda yaklaşık 29 bin Türk öğrenci, Erasmus aracılığıyla Avrupa'ya gitti. Türkiye, programın en aktif katılımcı ülkelerinden biri. Biz bu serüveni destekliyoruz.
Erasmus, sıradan bir değişim programı değil. Avrupa Komisyonu'nun finanse ettiği, kıtanın gençleri arasında akademik, kültürel ve insani bağlar kurmayı amaçlayan, uluslararası ilişkilerin yumuşak gücünü temsil eden bir köprü. Türkiye'nin AB ile ilişkisinin en somut ve kesintisiz alanlarından biri. Siyasi gerilimlerin bile devam ettiremediği, öğrencisinden gencine, akademisyeninden idari personeline yıllardır işleyen bir hareketlilik.
Hak kazandığında bile ona ödenen hibe masrafların tamamını karşılamaz Hibeler, yalnızca destek niteliğindedir. Yani öğrenci uçak biletini, vize masrafını, sağlık sigortasını, ilk ay yurt depozitosunu, çoğu zaman ailesinin gönderdiği parayla ya da kendi birikimiyle karşılar.
Bu harç ne anlama geliyor?
1.250 TL'yi soyut bir rakam olarak görmek kolay. Ama bu parayı Erasmus öğrencisinin gerçek yaşamına çevirelim.
Güncel kurla yaklaşık 28 euro. Bu rakam, Polonya'nın Krakow şehrinde bir öğrenci için neye karşılık geliyor?
Devlet yurdunda bir haftalık konaklamanın tamamına. Aylık tramvay-otobüs kombine kartının fiyatına: çıkış harcı, beş aylık dönem boyunca kullanılacak ulaşımın bir aylık tamamını ödüyor. Vize başvurusunda VFS'ye yatırılan ücretin neredeyse üçte birine. Polonya'ya gittikten sonra ilk hafta yapılacak ana market alışverişine. Üniversitenin sunduğu zorunlu sağlık sigortasının iki aylık primine.
Aynı para Almanya'da bir öğrenci için bir aylık öğrenci semester ticket'ın yarısı; Çekya'da Prag toplu taşıma indirimli kartının iki aylık ücreti; Portekiz'de Lizbon'da bir haftalık market sepetinin tamamı.
Yani bu, "ödenir geçer" bir miktar değil. Bu paranın gitmesi, Avrupa'da yenilmemiş bir öğün, kullanılmamış bir ulaşım kartı, gidilmemiş bir komşu şehir gezisi anlamına geliyor. Erasmus'un asıl ruhu olan "Avrupa'yı görmek, hareket etmek, paylaşmak" deneyiminin doğrudan bir kesintisi.
Üstelik bu para yapısı gereği en kötü zamanda alınıyor: çıkış öncesinde, vize ücreti, uçak bileti ve depozito üzerine binerek. Öğrenci bu parayı Avrupa'da değil, henüz havalimanındayken ödüyor. Yani gideceği şehre 28 euro eksik varıyor birikim için en zorlandığı, masrafların en yığıldığı anda.Beyin göçü değil, beyin döngüsü
Türkiye uzun yıllardır beyin göçüyle mücadele ediyor. Genç nüfusumuzun en parlak isimleri yurt dışında lisansüstü yapıyor, oradaki şirketlerde işe başlıyor, ülkemize geri dönmüyor. Bu konuda haklı bir kaygı var.
Ama Erasmus, beyin göçünün panzehiri.
Erasmus öğrencisi tanımı gereği geri döner. Çünkü kayıtlı olduğu üniversite Türkiye'de, mezuniyeti Türkiye'de, derecesi Türkiye'de. Yurt dışında geçirdiği süre maksimum 12 ay. Ve döndüğünde geriye getirdiği şeyler Türkiye için saf kazanç: bir yabancı dil daha, uluslararası akademik bir ağ, kültürlerarası deneyim, küresel bir bakış açısı.
Türkiye'nin uluslararası rekabette eksik kaldığı tam da bu nitelikler. Avrupa pazarlarında iş yapacak şirketlerimizin bu profilde çalışana ihtiyacı var. Diplomasi kadromuzun bu deneyime ihtiyacı var. Akademimizin uluslararası dergilere makale gönderecek araştırmacılarına bu deneyim lazım.
Erasmus öğrencisi, Türkiye'nin yurt dışına gönderdiği bir kayıp değil, yatırım. Bu yatırımı vergilendirmek, devletin kendi stratejik çıkarına aykırı.
AB üyesi ülkelerin neredeyse hiçbirinde vatandaşlardan ülke dışına çıkış için harç alınmıyor. Türkiye, AB üyesi olmasa bile programa tam katılımcı olarak girdiği andan itibaren öğrenci hareketliliğini kolaylaştıracak adımları atmakla yükümlü. Çıkış harcı muafiyeti, bu yükümlülüğün asgari göstergesi.
Talebimiz 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 33. maddesi ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun çerçevesinde aşağıdaki düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz:
- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 33. maddesi ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun çerçevesinde aşağıdaki düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz:
- Erasmus+ programı kapsamında yurt dışına çıkan tüm katılımcılar yurt dışı çıkış harcından muaf tutulsun. Bu kapsam şunları içermelidir:
- Erasmus öğrenim hareketliliği (KA131, KA171)
- Erasmus staj hareketliliği
- Erasmus gençlik değişimleri (KA152)
- Erasmus gençlik çalışanları hareketliliği (KA153)
- Avrupa Dayanışma Programı (ESC)
- Karma yoğun programlar (BIP)
- Yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim hareketlilikleri (KA122)
- Personel hareketliliği (öğretim ve eğitim alma)
Bu kampanyayı neden imzalamalısınız?
Çünkü Erasmus, sadece o programa giden öğrencinin meselesi değil. Avrupa'da eğitim almış bir doktorun, üç dil bilen bir mühendisin, uluslararası tecrübeli bir öğretmenin Türkiye'de çalışması toplumun hepsi için kazanç.
Çünkü bu harcın kaldırılması, devletin gencine "git, gör, geri dön, anlat" mesajını verecek. Onu çıkış kapısında karşılayan ilk şey bir vergi değil, bir uğurlama olacak.
Çünkü Türkiye'nin Avrupa'yla, dünyayla, kendi geleceğiyle olan bağı, uçaklara binen bu öğrencilerden geçiyor.
Bavulunu hazırlayan her öğrenciye 1.250 TL daha hafif bir bavul borçluyuz.

16
Karar Vericiler
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 7 Mayıs 2026 tarihinde başlatıldı