Daha Geç Olmadan Edremit Körfezi'ni Kurtaralım

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 1.500.


Edremit Körfezi hızla kirleniyor. Bu nedenle, yaz turizmi için bölgeye gelen nüfusun tercihleri hızla değişiyor. Öte yandan, hem yazlık sahipleri ve hem de sürekli ikamet edenler de bu durumdan şikayetçiler. Körfez’deki kirliliğin temel nedenlerini üç ana başlıkta görmek mümkün.

 

1-) Halen mevcut Biyolojik Arıtma Tesisleri’nin kapasiteleri ve kabiliyetleri yetersiz kalıyor. Kapasite rakamlarını alt alta yazarak toplamak, gerçeği yansıtmıyor, zira tesisler birbirine entegre çalışmıyor. Yetersiz kapasite, özellikle yazın nüfusun iyice arttığı aylarda belirgin hale geliyor. Bu dönemde, tesislere gelen sıvı atıkların bir kısmı, hiçbir işleme tabi tutulmadan, doğrudan derelere boşaltıyor. Bu durum, halkta büyük şikayet yaratıyor. Acilen, Körfez’in reel arıtma ihtiyacı için 50 yıllık bir Master Plan yapılması ve yatırımların gerçekçi olarak belirlenmesi gerekiyor. Kapalı bir havza niteliğinde ve “hassas deniz” statüsünde olan Edremit Körfezi’nde “biyolojik arıtma” değil ”ileri arıtma” tesisleri inşa etmek şart. BASKİ’nin önerdiği Derin Deniz Deşarjı projeleri ise anlamından çok uzakta kalan ve mevcut haliyle arıtılabildiği kadarıyla sıvı atıkların denize boşaltılması anlamına gelen yatırımlardır. Bu projeler gerçekleşirse, Körfez tümüyle can çekişecektir. Halbuki, “ileri arıtma” yapılması halinde, denize kilometrelerce boru döşemeye de gerek kalmayacak, arıtılmış sularla park ve bahçeleri sulamak mümkün olacaktır. Ayrıca, arıtma tesislerinin topluca bir alana yığılması yerine, mahallinde çözüm anlayışına gidilmesi de elzemdir.

 

2-) Körfez’e akan tüm dereler, mevcut durumda denize kirlilik taşıyan birer su kanalı  işlevi görmektedir. Kırsal mahallelerimizin bir kısmında alt yapı sistemi yoktur, kanalizasyon en yakın dereye akıtılmaktadır. Zeytin işletmeleri, besi çiftlikleri ve imalathaneler de, sıvı atıklarını derelere boşaltmaktadır. Piknik ve kamp alanlarından atılan katı atıklar, tarım işletmelerinin kimyasal ilaçlar da dahil olmak üzere saçtıkları, eski çöplüklerden karışan sıvı ve katı atıklar ve hatta kaçak işlem yapan vidanjörler bile dereleri kirleten unsurlardır. Bu nedenle derelerin kontrole alınması, düzenlemesi çok önemlidir.

 

3-) BASKİ’ye ait arıtma tesislerinden başka, Körfez’de özel site ve otellerin işlettiği onlarca arıtma tesisi bulunmaktadır. Bunlar da kapasiteleri yetmediğinde, denetimsiz olarak Körfez’e sıvı atık boşaltmakta, zaman zaman büyük şikayetlere sebep olmaktadırlar. Termal otellerde ve konut ısıtmada kullanılan jeotermal sular da, rezervuarına geri basılmamakta, dereler vasıtasıyla denize gönderilmektedir.

 

Bütün bu kirletici unsurlar denetime alınmaz ve gerekli alt yapı yatırımları da geciktirilirse, Körfez elden gidecektir. Deniz, sonsuz kapasitesi olan, sınırsız bir “alıcı ortam” değildir. Yeniden temizlemenin maliyeti ise kirletmeyi önlemekten çok daha yüksek olacaktır. Bunun pek çok örnekleri vardır. Bu nedenlerle, acilen ilgili tüm kamu kurumları ile yerel yönetimlerin bir araya gelerek, Körfez’in kirlenme sorununa bir çözüm bulunması gerekmektedir.

 

Böyle bir zorunluluk varken, diğer yandan da Körfez’deki tüm sahillerin, giderek halkın özgürce kullanımından uzaklaştırılması, bir diğer önemli sorundur. Sahillerin, yerel yönetimler tarafından gelir temin etmek için her yıl kiralanarak, özel kuruluş ve şahıslara teslim edilmesinden vazgeçilmeli; aksine yerel yönetimlerin kıyılara duş, tuvalet, kabin, oturma grupları ve gölgelikler yapmaları ile halka sağlanan imkanlar arttırmalı ve halkın özgürce kullanımına açılmalıdır. Ne yazık ki, sahillerde haksız bir takım işgaller de sürmektedir. Kamu görevlilerine bile silah çekebilen kişilerin, haksız işgal ve kullanımlarına derhal son verilmelidir. Körfez’de turizm sektörünün hiç olmazsa mevcut gelir sürekliliğini devam ettirebilmesi, daha temiz bir deniz, daha çok yatırım yapılmış bir sahil düzeni ve daha huzurlu bir ortam sağlanması ile mümkün olacaktır.