

Dr Afiye Sıddıkiye Özgürlük


Dr Afiye Sıddıkiye Özgürlük
Kampanya metni
Afiyet Sıddıki neden kaçırıldı ?
Afiyet Sıddıki 2008'de Afgan polisi tarafından tutuklandı. Sıddıki'nin 900 gram sodyum siyanür ve New York anıtlarına yönelik kitle saldırı planlarıyla yakalandığı iddia edilmişti.
Afiyet Sıddıki'nin davası Eylül 2010'da ABD'de görüldü. Sıddıki, cinayete teşebbüs, silahlı saldırı ve başka suçlamalardan mahkum oldu.
Yakalandıktan sonra ABD'ye götürülen Sıddıki, sorgulama odasında eline geçirdiği bir M-4 tüfeğiyle etrafa ateş açmıştı. Olayda vurulan asker olmamış, fakat Sıddıki askerlerin ateşi sonucu yaralanmıştı.
Afganistan'da Taliban 2010 yılında, aralarında bir İngiliz kadının da bulunduğu dört kişinin kaçırılmasını üstlenerek, karşılığında ABD'de hapis cezası verilen Pakistanlı Müslüman kadın doktorun serbest bırakılmasını istedi.
Afiyet Sıddıki yıllarca işkence altında tutulduğu hapishanede akli dengesini kaybetmişti. Sıddıki'nin kocası ise 11 Eylül saldırılarının planlanmasına yardım ettiği iddiası ile 2003 tutuklandı ve halen Amerikan Guantanamo askeri üssünde tutuklu bulunuyor.
CIA'in kaçırdığı, işkence yaptığı Pakistanlı nöroloji uzmanı, Afiyet Sıddıki Yeni Şafak gazetesinde Hayrettin Karaman tarafından hatırlatıldı
Hayrettin Karaman'ın yazısı:
Adı Âfiyet Sıddiki, otuz yaşlarında, Pakistanlı bir nöroloji uzmanı, Harvard’dan fahri diploma almış tek doktor, çeşitli üniversitelerden 144 fahri diploması var, sinir sistemi alanında birçok üniversitede çalışarak diploma almış, onun seviyesinde ABD’de dahi bir tıp adamı yok…
Tıbbı ve nörolojiyi ABD’nin en önemli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Teknoloji Üniversitesi (MIT)’nde tamamladı, annesi, kardeşleri ve kocası da tıpçı. Kritik çalışmasını Amerikalılara duyuran kocasından ayrıldığı için üç çocuğu da yanında kaldı.
İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir orijinal program üzerinde çalışıyordu, bu programın başarılı sonuçlanması ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği bu silahları etkisiz hale getirecekti.
ABD istihbâratı kendisine “programı sonlandırması ve geldiği noktaya kadar olanı büyük bir meblağ karşılığında satın almayı” teklif etti, o, “henüz bitirmedim” diyerek teklifi reddetti.
ABD istihbaratı, asılsız ve delilsiz olarak onu el-Kaide ilişkisi ile itham ederek üç çocuğu ile birlikte ve Pakistan’dan izin alarak kaçırdı, 2003 Mart’ından bugüne kadar zindanda. Onu, ABD-Afganistan’ın şöhreti en kötü olan Bagram Cezaevi’ne ve erkeklerin yanına hapsettiler. Koğuşu gardiyanlara ve diğer tutuklulara açık, gardiyanlar durmadan işkence yapıyorlar, mahkumların tecavüzleri sebebiyle onun çığlıkları gece boyunca kulakları tırmalıyordu.
Bir İngiliz gazetesinin (Yvonne Ridley) açıklamasına göre ona yapılan işkencelere değil bir kadın en güçlü erkeklerin bile dayanması mümkün değildi. New York’ta ilk mahkemeye çıktığında durumu içler acısı idi, yakalandığı sırada göğsünden yaralanmış doğru dürüst tedavi edilmemişti, böbreklerinden biri ve bağırsaklarından bir kısmı alınmıştı, ayakta duramıyordu, otururken de birilerine dayanıyordu, çok zayıf düşmüştü, vücudunda kanamalar görülüyordu.
Yapılan işkencelerin birini şöyle naklediyorlar: Kur’an-ı Kerim parçalanmış, sayfaları yere serilmiş ve kanları akarken üzerinden yürümesi istenmişti, maksat diğer mahkumlara, onun kanı ile kirlenmiş Kutsal Kitab’ı göstermekti.
Yakaladıklarında zerk ettikleri bir ilaç ve sonraki işkenceler yüzünden psikolojisi altüst olan, kaybolan çocuklarının acısıyla hayal görmeye başlayan, ruh ve bedeni acil müdahale ve tedaviye muhtaç olduğu halde buna izin verilmeyen mazlum Afiyet’in son durumu hakkında bilgiye ulaşamadım. Yapılanların dünya kamuoyuna ve bilgisine ulaştırılması her bilenin birinci vazifesi olmalıdır.
Annesi onunla bir Ramazan’da telefonla konuşma imkanını bulmuştu, annesine şunu anlatmıştı:
Peygamberimiz’i (s.a.) sıkça rüyamda görüyorum. Bir keresinde beni Hz. Aişe’ye götürdü, “kızımızı yanına al” buyurdu.
Afiyet Sıddîka’nın başından geçenlerin hikayesini bana Arapça bir metin olarak gönderenler şu dua ile yazıya son veriyorlar:
Ey Hz. Yusuf gibi zindana kapatılan ve Hz. Aişe gibi zulme (iftiraya) uğrayan kızımız, Allah acılarını dindirsin, hürriyetini lütfeylesin; Efendimiz’in (s.a.) seni sevmesi ne büyük mutluluk, cennetin en küçük nasibi bile sana bütün acılarını unutturacak, zalimler de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir!

4.078
Kampanya metni
Afiyet Sıddıki neden kaçırıldı ?
Afiyet Sıddıki 2008'de Afgan polisi tarafından tutuklandı. Sıddıki'nin 900 gram sodyum siyanür ve New York anıtlarına yönelik kitle saldırı planlarıyla yakalandığı iddia edilmişti.
Afiyet Sıddıki'nin davası Eylül 2010'da ABD'de görüldü. Sıddıki, cinayete teşebbüs, silahlı saldırı ve başka suçlamalardan mahkum oldu.
Yakalandıktan sonra ABD'ye götürülen Sıddıki, sorgulama odasında eline geçirdiği bir M-4 tüfeğiyle etrafa ateş açmıştı. Olayda vurulan asker olmamış, fakat Sıddıki askerlerin ateşi sonucu yaralanmıştı.
Afganistan'da Taliban 2010 yılında, aralarında bir İngiliz kadının da bulunduğu dört kişinin kaçırılmasını üstlenerek, karşılığında ABD'de hapis cezası verilen Pakistanlı Müslüman kadın doktorun serbest bırakılmasını istedi.
Afiyet Sıddıki yıllarca işkence altında tutulduğu hapishanede akli dengesini kaybetmişti. Sıddıki'nin kocası ise 11 Eylül saldırılarının planlanmasına yardım ettiği iddiası ile 2003 tutuklandı ve halen Amerikan Guantanamo askeri üssünde tutuklu bulunuyor.
CIA'in kaçırdığı, işkence yaptığı Pakistanlı nöroloji uzmanı, Afiyet Sıddıki Yeni Şafak gazetesinde Hayrettin Karaman tarafından hatırlatıldı
Hayrettin Karaman'ın yazısı:
Adı Âfiyet Sıddiki, otuz yaşlarında, Pakistanlı bir nöroloji uzmanı, Harvard’dan fahri diploma almış tek doktor, çeşitli üniversitelerden 144 fahri diploması var, sinir sistemi alanında birçok üniversitede çalışarak diploma almış, onun seviyesinde ABD’de dahi bir tıp adamı yok…
Tıbbı ve nörolojiyi ABD’nin en önemli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Teknoloji Üniversitesi (MIT)’nde tamamladı, annesi, kardeşleri ve kocası da tıpçı. Kritik çalışmasını Amerikalılara duyuran kocasından ayrıldığı için üç çocuğu da yanında kaldı.
İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir orijinal program üzerinde çalışıyordu, bu programın başarılı sonuçlanması ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği bu silahları etkisiz hale getirecekti.
ABD istihbâratı kendisine “programı sonlandırması ve geldiği noktaya kadar olanı büyük bir meblağ karşılığında satın almayı” teklif etti, o, “henüz bitirmedim” diyerek teklifi reddetti.
ABD istihbaratı, asılsız ve delilsiz olarak onu el-Kaide ilişkisi ile itham ederek üç çocuğu ile birlikte ve Pakistan’dan izin alarak kaçırdı, 2003 Mart’ından bugüne kadar zindanda. Onu, ABD-Afganistan’ın şöhreti en kötü olan Bagram Cezaevi’ne ve erkeklerin yanına hapsettiler. Koğuşu gardiyanlara ve diğer tutuklulara açık, gardiyanlar durmadan işkence yapıyorlar, mahkumların tecavüzleri sebebiyle onun çığlıkları gece boyunca kulakları tırmalıyordu.
Bir İngiliz gazetesinin (Yvonne Ridley) açıklamasına göre ona yapılan işkencelere değil bir kadın en güçlü erkeklerin bile dayanması mümkün değildi. New York’ta ilk mahkemeye çıktığında durumu içler acısı idi, yakalandığı sırada göğsünden yaralanmış doğru dürüst tedavi edilmemişti, böbreklerinden biri ve bağırsaklarından bir kısmı alınmıştı, ayakta duramıyordu, otururken de birilerine dayanıyordu, çok zayıf düşmüştü, vücudunda kanamalar görülüyordu.
Yapılan işkencelerin birini şöyle naklediyorlar: Kur’an-ı Kerim parçalanmış, sayfaları yere serilmiş ve kanları akarken üzerinden yürümesi istenmişti, maksat diğer mahkumlara, onun kanı ile kirlenmiş Kutsal Kitab’ı göstermekti.
Yakaladıklarında zerk ettikleri bir ilaç ve sonraki işkenceler yüzünden psikolojisi altüst olan, kaybolan çocuklarının acısıyla hayal görmeye başlayan, ruh ve bedeni acil müdahale ve tedaviye muhtaç olduğu halde buna izin verilmeyen mazlum Afiyet’in son durumu hakkında bilgiye ulaşamadım. Yapılanların dünya kamuoyuna ve bilgisine ulaştırılması her bilenin birinci vazifesi olmalıdır.
Annesi onunla bir Ramazan’da telefonla konuşma imkanını bulmuştu, annesine şunu anlatmıştı:
Peygamberimiz’i (s.a.) sıkça rüyamda görüyorum. Bir keresinde beni Hz. Aişe’ye götürdü, “kızımızı yanına al” buyurdu.
Afiyet Sıddîka’nın başından geçenlerin hikayesini bana Arapça bir metin olarak gönderenler şu dua ile yazıya son veriyorlar:
Ey Hz. Yusuf gibi zindana kapatılan ve Hz. Aişe gibi zulme (iftiraya) uğrayan kızımız, Allah acılarını dindirsin, hürriyetini lütfeylesin; Efendimiz’in (s.a.) seni sevmesi ne büyük mutluluk, cennetin en küçük nasibi bile sana bütün acılarını unutturacak, zalimler de yaptıklarının cezasını çekeceklerdir!

4.078
Karar Vericiler
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 16 Ekim 2019 tarihinde başlatıldı