At ve faytonlarımız geri gelsin! Ölen ve Kaybolan Yüzlerce Atın Hesabı Sorulsun!

At ve faytonlarımız geri gelsin! Ölen ve Kaybolan Yüzlerce Atın Hesabı Sorulsun!

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 2.500.
2.500 imzaya ulaşıldığında, bu kampanyanın yerel basında yer bulma ihtimali artar.
Ekrem İmamoğlu (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı) ve tarafına Melis Kanik bu kampanyayı başlattı

FAYTON ve ATLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ...

#860AtNerede?  Ya kendi ahırlarınızdaki diğer #750AtNerede? #1610AtNerede?

Hatay #Dörtyol’a gidenler Irak’a gönderilip ağır işçi olmuslar, geri kalanlar kıyma. Bunu oğrendik. Peki sahiplendirdiğiniz toplam #860AtNerede?

Atlar “özgürleşti” mi?

Bilakis.... Tam tersi...

Kasım 2019’daki ruam gerekçesiyle, test sonuçları paylaşılmadan 105 atın katliamı ile ve Şubat 2020’de gelen fayton yasağıyla başlayan süreç sonunda, #860AtKayıp #EnAz750Öldü #AdalardaOtobusVar #İmarPlanı rantları yolda...

1600 atın iplerin uçlarında ahırlara hapsedilmesinden sonra neler oldu?

Atlar “kurtulmadı.” #AtlardanKurtulundu... Atlar “sahiplendirilmedi.” Yüzlerce at yıllardır bildikleri sahiplerinden ayrılıp meçhule gönderildi...

IBB ahırlarında, en az #750at sahiplerinden, evlerinden uzak, birer metrelik sicimlere bağlı bir şekilde hareketsizlikten, ümitsizlikten öldü. #860at at ise “kayıp” veya âkibeti meçhul.  Soru “#100AtNerede” degil.  Esas soru #860AtNerede?  IBB ahırlarındaki en az #750at neden öldü?  Sorumuz #1600AtNerede?

Prens Adaları’na SİT statüsüne aykırı olarak getirilen fayton yasağı,  Adalar’ın imara ve talana açılmasına kapıyı araladı.  Adalar motorize edilmekte. İmar planı değişiklikleri yolda.  Orman arazileri tehlikede.  Atlar artık yok.

Atların Adalar’da  Adalar’da tekrar sürdürebilir bir şekilde yaşam bulması, ancak faytonun geri gelmesiyle mümkün.  Seçim öncesi söz verildigi gibi denetimle, düzenle, bakımlı at ve ahırlar, at uzmanı veterinerler  ve sağlık hizmeti ile faytonların geri gelmesini istiyoruz.

Lütfen bu kampanyayı imzalayarak atlarımıza ve faytonlarımıza tekrar kavuşmamıza, Adalarımızı ve atlarımızı korumamıza yardımcı olun.

#FaytonlarGelsin #AtlarYaşasın.

Detaylar aşağıda.

FAYTON YASAĞINDAN BERİ NELER OLDU?

ATLAR ÖLDÜ, ATLAR KAYBOLDU.

-Adalar’da fayton yasağı öncesi, 1800 civarı at vardı.  Bunlarda 105 at, paylaşılmayan test sonuçlarına rağmen ruam gerekçesiyle katledilmişti.  Kalan 1695 attan, ahirlara tikilmisti.  

-860 at, 81 ile ücretsiz dağıtıldı. Cip numaraları olduğu halde, takipleri yapılmadı.  “ATLARDAN KURTULMAK” zihniyetiyle, ücretsiz  “tarım ve turizm de her türlü amaçta” kullanılmak üzere dağıtıldılar.  Bazıları denek hayvanı olarak kullanılıyor. Buyukada’nin ılıman ikliminden Kars’ın buz soguğuna kızak çekmey sürülenler var. Sucuk olduğu bariz olanlar var.  Takip yok.  

İBB’ye defalarca sorduğumuz halde “sahiplendirilen atlar” ile ilgili bir yanıt alamadık.

Bu yasaktan etkilenen atlara, ayrıca emekli yarış atlarını da ekleyebiliriz. Her sene onlarca emekli yarış atı, sahadan emekli edildikten soran, fayton atı olarak, hayatta ikinci bir şans elde ediyordu. Bu emekli atlar artık nerelere gidiyor, o da bilinmez.

-1695 attan, 860i “sahiplendirildi.”  Geriye 820 at kalmasi gerekirken, hatta doğan 40 civari ile bu sayınin da 860 olmasi gerekirken, Büyükada’daki İBB ahırlarında şu anda 100 civari at var. Yani 750 at “buharlaştı.” Daha doğrusu, bir seneyi aşkın süredir birer metre iplere bağlı, ahırlarda tutsak olarak tutulan atlar arpalama ve kareketsiz kalmaktan meydana gelen kas ve iskelet sorunlarından can verdiler.

ATLARIN EVLERİ YIKILDI, SAHİPLERİNDEN AYRILDILAR.

-Atlarını satmayan birkaç faytoncu, ilgili tüm kurumlardan ağır bir baskı gördüler ve görmekteler.  Hem IBB hem Kaymakamlık “Adalar’da tek bir at kalmayacak” diyerekten, halen içinde at yaşayan, ozel at ahırlarıni yıktı.  Adalar halkı tarafından tüm dialog çabalarına ragmen Heybeliada sahipleriyle kalabilen son birkac atın da ahırı, sokağa çıkma yasağı olan bir Cumartesi günü sabah saat 6’da yıkıldı. Atlar ailelerinden ve bildikleri ortamdan uzağa, bir ölüm kampı haline gelmis İb ahırlarına sevk edilmek isteniyor.

Daha önce Heybeliadali 27 yaşındaki 10 yıldır emekli at Nazli ve Büyükadalı iki at da İBB ahırlarına transferinin daha ilk günlerinde hayatlarını kaybetmislerdi.

ATLARI ZİYARET YASAK.

Devamlı “şeffaflıktan” bahseden, “atlar ziyaret edilebilir” diyen IBB’nin ahırlarına hiç bir kimsenin girmesine izin verilmiyor. Bir kere girmesine izin verilen bir at yetiştiricisi ve uzmanı bir kişiye ise, bu izin sadece telefonunu ve her türlü kayıt cihazını kapıda bıraktıktan sonra ve sadece on dakikalığına verilmişti.  Atların eski sahipleri bile isteseler, atlarını ziyaret edemiyorlar.

ADALAR’A MOTORLU TAŞIT GİRDİ, BETON ARTTI, İMAR PLANI YOLDA

-Adalar’a motorlu otobüs ve taksiler girdi, tur yolları mıcırlandı, yol kenarlarına metal bariyerler çekildi, toprak alanlar “temizlenip” yollar genişletildi.

-Bu otobüs ve taksilerin altında onlarca kirpi, pek çok kedi ve köpek can verdi.  İlk kullanım haftasında, bu otobüsler onlarca yaya da çarptılar.  

Daha önce de, Ekim 2011 ayında,  AKP’li İBB yine bir imar planı değisikliği sunmuş, akabinde, Kasım 2011’de ise ilk “faytona binme” protestosu olmuştu.   Şubat 2020’de fayton yasağı geldi.  Şubat 2020’de Adalar’da ilk “imar planı toplantısı” yapıldı. Haziran 2020’de Adalar’a otobüsler geldi. Orman yoluna çelik parmaklıklar çekildi.  Asfalt yollar genişletildi.  Adalar’da “imar planı toplantıları” yapıldı.  Yakın zamanda, Büyükada ve Heybeliada’da orman içinde toprak alanlar “temizlenmeye” ve yollar genişletilmeye başlandı.  Sanırım bir paralellik görüyorsunuz.

IBB “atları kurtarmadı,” “atlardan kurtuldu.” Adalar’a motorlu taşıtlsoktu.  #AtBahaneRantŞahane oldu #1600AtNerede?

 

HALK SAĞLIĞI DA TEHLİKEDE

Fayton yasağı ruam ve halk sağlığı bahane edilerek getirilmişti. Oysa, ruam oldugu iddia edilen tum atlar zaten oldurulmustu.  Adalar’da ruam yoktu. Ayrıca bir IBB yetkilisi tarafindan iddia edilen “ruam mikrobu toprakta yirmi sene yaşar” iddiasi da bilim  tarafindan yalanlamıştı. Kaldı ki, yüz yılı aşkın faytonlu hayat süresince, Adalar’da sadece bir kere, bir insanda görülmüştü. O da ruamlı atıyla aynı ahırda yaşayan bir faytoncuydu. Bu kişi hariç, Adalar’da ne faytconcular ne de halk arasinda tek bir ruam vakası görülmemişti.

Ancak, fayton yasağı akabinde, yüzlerce atın tutsak olarak can vermesi veyahut Adalar’dan sürgün edilmesinin yanısıra, insanlar da olumsuz etkilendi. Pandemi sürecinde, açık havalı, havadar faytonlar dururken, insanlar, kapalı, havasız toplu taşım araçlarına mahkum edildiler. “taksiler” de yine kapalı kutular. Ayrıca onlarca şoför şu anda korona pozitif.  Merkezden uzakta olan Adalılar, evlerine geldiklerinde, bisikletleri yoksa, bu araçlara binmek zorundalar.

Ruam halk için bir tehlike değildi.  Ancak, bu kapalı otobüsler, gerçekten birer sağlık tehtidi.

Faytonun yasaklanmasıyla, Adalar’da emsali görülmemiş bir at soykırımı meydana geldi. Yüzlerce at sahiplerinden, evlerinden uzak, iplere bağlı bir şekilde hareketsizlikten, ümitsizlikten oldu. Yüzlerce at ise “kayıp” veya âkıbeti meçhul.  

Adalar motorize edilmekte.  İmar planı değişiklikleri yolda.  Orman arazileri tehlikede.  Atlar artık yok.

IBB, seçim öncesi söz verdiğin gibi, Adalar’da faytonu kaldırmak yerine düzeltmeli.  Bu ölen yüzlerce atı geri getirmez. Ancak binlerce at için, yeniden hayat olur.  Adalar’da ise kültürümüz, atlarımız ve motorlu taşıtsız hayatımız geri gelir.

Nisan 2021,  Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Şubat 2020 Dilekçesi

Bizler Büyükada, Heybeliada, Burgazada, ve Kınalıadalılar, İstanbullular ve Türkiye’nin her yerinden vatandaşlar olarak; 

Doğal ve Kentsel Sit Alanı İstanbul Marmara Adaları’nın ayrılmaz bir parçası olan FAYTONLARIMIZA SAHİP ÇIKIYOR, faytonlarımızı muhafaza etmek istiyoruz. 

Adalar dünyada yegâne bir kültürel miras, Istanbul gibi bir megakentte, Adalar bir "sâkin belde" örneğidir. 

Evet, Adalar’da “ulaşım” bir sorun olmuştur fakat bunun 277 adet faytonla ilgisi yoktur. Adalar'da esas ulaşım sorunu, SİT kararına aykırı olarak adalara getirilen kamu ve özel binlerce akülü-motorlu araçlar, fosil yakıtlı motorlu araçlar ile binlerce kiralık bisikletlerle meydana gelmiştir.

Adalar’a kontrolsuz günübirlik erişimle faytonlara yoğun talep yaratılmış ve yıllardır gerek Adalar sâkinleri, gerek faytoncular tarafindan dillendirilen ancak hep gözardı edilen ahırların sayısal yetersizliği; Adalar’da 7/24 hizmet vermesi lüzum eden bir at veteriner hekimlerinin olmaması,  bir at hastanesinin kurulmaması; hazırlanan yönetmeliklerin kasıtlı olarak uygulamaya konmaması; görevli olan kamu kurumlarının ödev ve denetimlerini yapmaması “fayton sorunu” yaratmıştır. Ancak, çözüm olarak Sn. Ekrem İmamoglu’nun bahsettiği “çağdaş görüntü” FAYTONLARIN KALKMASI OLMAMALIDIR. 

1- Kültürel miras ve “çağdaşlık”

Çağdaşlık, varolan bir mirası, bir değeri ortadan kaldırmak, yok etmek değil; onu korumak, düzenlemek, denetlemektir. Faytonların iyileştirilmesi Adalar halkı ve faytoncular tarafından yıllardır dile getirilmiş ancak görmezden ve duymazdan gelinmiştir. Asıl yapılması gereken ise sorunları ivedilikle çözümlemek ve bu kültürel mirasa artık hakkıyla sahip çıkmaktır. 

Adalar’a “elektrikli araç” veya “lastikli araç” getirmek, çağdaşlık olamaz. Çünkü ülkemizde elektrik enerjisini doğayı katleden HES’lerden alan, Adalar gibi bâkir doğası ile anlamlı bir hazinemize tezattır. “Lastikli araç” terimi ise Adalar ile hiç örtüşmeyen imgeler akla getirmektedir. 

“Çağdaşlık”, atlarımıza ve kültürel mirasımız faytonlarımıza ve doğal değerlerimize sahip çıkmak, onlara örnek bir şekilde bakabilmek, denetleyebilmek ve yıllardır bu yöndeki talepleri karşılamaktır. 

Faytonlar ve atlar “çağ dışı” değil, aksine çağdaşlık, asalet sembolüdür. Bugün en iyi bakımlı atlar, “en gelişmiş”, “en çağdaş ülkelerde” bulunmakta; kültür ve asaleti temsil etmektedir. Faytona koşulan atlarımız da sağlıklıdır.

2- “Citta Slow” teması ve Adalar

Büyükada, Heybeliada ve Burgazada birer “sâkin belde”dir, şehirleşmeden bir kaçıştır ve faytonlar da bu özelliğin hem hayatı yavaşlatan en önemli sembolü, hem de en önemli garantörüdür. Turistik ve teknolojik gelişme adı altında Adalar’ı başka ulaşım araçlarına açmak, Adalar’a ‘motorlu taşıtların’ gelmesine zemin hazırlayacaktır.

Faytonlarımız sadece belli başlı ana yollarda seyahat etmektedir. Bu erişilmezliktir ki Adalar'ın korularını, tepelerini, yokuşlarını betonlaşma ve doğa katlinden koruyabilmiştir.

Alternatif ulaşım araçlarının daha yüksek, daha dik, daha uzak köşelere ulaşabilecek olması, o alanların korunabilmesı için son derece büyük birer tehlike oluşturacaktır. 

3- Atların akıbeti

Atlar ve Adalılar arasında yüzyıllara dayanan bir bağ vardır ve atlar Adalar halkı için ayrılmaz birer komşu ve candırlar. Adalılar evlerinin önüne su koyarlar, atlar içsin diye. Faytoncu “atım yorgun” dediği zaman, Adalılar faytona binmez, yayan gider veya bisikletine yönelir. Onlara kapılarının önünde elma, havuç bırakırlar, dinlenirken veya dolaşırken yesinler diye... 

Bu atlar yaban atı değildir. Yıllar boyu insana alışmış, insan ile ilişkisi olan, sevilen, bakılan hayvanlardır. Onları alıştıkları ortamdan almak ve meçhule göndermek asla düşünülmemelidir. 

Kaldi ki Antalya’da kaldırılan atların akibeti hala açıklanmamıstır. Faytonların kaldırılmasında en yüksek sesi çıkan derneğin başkanı bile, sorulduğunda “bilmediklerini, araştırdıklarını” ifade etmiştir. İzmir’deki atlar ise vadedilen “özgürülüğe kavuşamamış” Ankara Veteriner Fakültesi'ne kobay olarak gönderilmiştir. 


4) Şu anki durum

Kasım 2019 tarihinde başlayan ruam testleri sonucunda "ruam salgını" gerekçesiyle 105 at öldürülmüştür. 

Haftalardır gerek Adalar halkı, gerekse atların sahibi faytoncular bir bilinmezin içindedir ve Adalar’ın ve atlarının akibetini endişe içinde beklemektedirler.  Aileri gibi gördükleri atlarından ayrılmak, onları meçhule göndermek istememektedirler. 

Yıllardır aynı kişiler tarafından bakılmış, sevilmiş, maddî manevî sahiplenilmiş atlar evlerinden, sahiplerinden, ortamlarından koparılarak ahırlara hapsedilmiştir. Testlerin nasıl yapıldığı sorusu bir yana, test sonucu negatif çıktığı söylenen sağlıklı atların ne olacağı da meçhuldür. Ahırlara hapsedilen atlar faytoncuların söylediğine göre hastalanmaya başlamış, birkaçı da ölmüştür.

5) Faytonlar birer turistik eğlence değil, Adalar'ın tarihî ve kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası, yerel halkın da iç ulaşımda bisikletle birlikte yegâne meşrû ulaşım aracıdır. “Temsili olarak” ve “turistik” amaçlarla birkaç faytonun bırakılıp, faytonları Adalar'ın hayatından söküp almak düşünülmemelidir bile. 

6) Adalılar’ın sesi duyulmamıştır

Faytonların kaldırılması veya “azaltılması” konusunda, sık sık 28.8.2019 tarihinde Büyükada’da gerçekleştirilen Ulaşım Çalıştayı’na değinilmektedir. Ancak bilinmelidir ki, bu Çalıştay'da, Adalılar çok büyük ölçüde dışlanmıştır. Adalılar’a haber verilmemiş, katılmak isteyen Adalılar Çalıştay’a kabul edilmemiştir. Çalıştay’dan kendi girişimleriyle haberdar olup, toplantılara katılabilenler; Adalar ile hiçbir âlâkası ve bilgisi olmayan pek çok dernek ve kuruluş temsilcileri arasında, son derece az bir oranla temsil edilmişlerdir. 

Bütün bunlara rağmen, Adalar Belediyesi Başkanı Sn. Erdem Gül, Çalıştay sonrası toplantı sonuçlarını değerlendirirken “Görülüyor ki, faytonların kalkması söz konusu olamaz. Ancak denetim ve iyileştirme için ortak bir talep var,” demiştir. Bu da bizi yukarıda bahsi geçen noktaya geri getiririr: Çözüm, yok etmek değil; atlarımıza ve faytonlarımıza, etkin bir denetim, yönetim ve at hastanesiyle verilecek veterinerlik hizmetleriyle sahip çıkmaktır.

Bizler Büyükada, Heybeliada, Burgazada'daki ATLARIMIZI ve FAYTONLARIMIZI istiyor; bu eşsiz kentsel, kültürel ve tarihî mirasımıza sahip çıkıyoruz.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 2.500.
2.500 imzaya ulaşıldığında, bu kampanyanın yerel basında yer bulma ihtimali artar.