Atıl durumdaki kamu tesisleri Alzheimer (Demans) hastalarının bakımı için tahsis edilsin.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 2.500.


Önümüzdeki yıllarda, Alzheimer illeti ülkeleri işgal etmek için nükleer silahlardan daha tehlikeli duruma gelebilir, çünkü Alzheimer illeti ile ülkenin yaşayan insan kaynağının kayıtlı geçmiş hafızası siliniyor yani toplumun "Ansiklopedisi" silinmek üzere!...  Geçmişini unutan toplumlar, hayaller kuramaz ve geleceğini inşa edemezler, dolayısıyla vakit kaybedilmeden ulusal bazda acil eylem planları ile çözüm odaklı projeler üretmesi gerektiğini düşünüyorum…

Farkında mıyız?

Alzheimer hastalığı, beyindeki “Nöron” adı verilen sinir hücrelerinin çevresinde Amyloid-β (Aβ) plakalar ve sinir hücrelerinin içinde Fosfo TAU yumakları gibi proteinlerin birikmesi sonucunda sinir hücrelerinin tahribata uğraması ve hızla ölümü sonucunda, beyinin normal yaşlanmaya göre 4 kat daha fazla küçülmesi ile unutkanlığın ön planda olduğu, düşünmeyi, sosyal becerileri ve fiziksel aktiviteyi ciddi derecede negatif etkileyen ilerleyici “Nörodejeneratif” bir hastalıktır.

Demans’ın % 60 ile en sık gözlenen türüdür ve Alzheimer yaşlılık sonucu ortaya çıkan bir hastalık değildir, beyin hücrelerindeki dejenerasyon ile oluşur, hastaların % 5’i genetik nedenlerden dolayı 30-55 yaşlarında bu illete yakalandığı istatiksel bir veridir.

Her Alzheimer hastasının kendine özgü yakalanma sebebi ve hikayesi var, dolayısıyla her hastada farklı seyir süreci gelişiyor yani kişiye özel bir hastalık olmasının getirdiği bilinmeyenler ve beynin karmaşık sinir ağı yapısı nedeniyle Tıp dünyasının Alzheimer illetine karşı çaresiz kaldığını ve ortak bir çözüm üretemediğini söylemek mümkün.

Risk Grupları;

  • Yaşam tarzı (%50); Kötü beslenme, uzun süreli uykusuzluk, stres, asosyal yaşam, diyabet, aşırı Anti-depresan ilaç kullanımı gibi,
  • Yaş nedeniyle beyin yaşlanması (%40); 65 yaş ve üstü pasif yaşam sürdürenler
  • Genetik (%5); Ailede Alzheimer hastalığının olması nedeniyle.
  • Diğer (%5); Genç yaşlarda kafatasına alınan darbeler gibi.

Erken – Orta Evre Belirti Sinyalleri;

Aslında çok erken evre teşhisi zor, çünkü erken evre semptomları sık sık yaygın hastalık semptomlarını taklit eder veya yaşlanmaya bağlı gelişen beyin fonksiyonları kaybı gibi algılanır, dolayısıyla genelde “Erken-Orta Evre” arası fark edilir, dolayısıyla risk grubundaki ve 65 yaşı altındaki insanlar aşağıdaki belirtileri gösteriyorsa bir uzmana görünmesinde yarar var;

  • Görme bozukluğu zannedilen aslında nesneleri doğru algılayamama zorlukları,
  • Merdiven inerken, sık sık basamak yüksekliğini algılayamama ve düşme tehlikesi yaşama durumu,
  • Yürürken çok küçük adımlar ile yürüme,
  • Kelimeleri bulmakta zorluk çekilmesi nedeniyle konuşma bozuklukları yaşanması,
  • Konuşma esnasında çok sık tekrar yapılması,
  • Nesneleri bir yere koyarken, yüksekliği algılayamama ve sık sık düşürmek,
  • Ceket, kazak gibi giysileri ters giymek,   
  • Ani ve anlık agresif davranışlar,
  • Yakın zamanı hatırlamakta sürekli zorluk çekilmesi,
  • Periodontal, dişler ve onları çevreleyen dokuların tümünün ya da bir bölümünü etkileyen diş eti hastalıkları,
  • Tüm işitme spektrumunda görülen yaklaşık 10dB’lik işitme kaybının bilişsel gerilemeyi tetikleyeceğini işaret eden araştırmalar var.

Bugün için değiştiremeyeceğimiz gerçekler;

• Günümüzde Tıp bilimi tarafından önlenemeyen, yavaşlatılamayan ve tedavi edilemeyen tek hastalık Alzheimer’dır. Tıp dünyası tarafından, Alzheimer hastalığının geciktirilebilir hatta yavaşlatılabilir olduğunu iddia edilse de bunun somut istatistiksel kanıtları yoktur.

• Toplumda bu hastalığa yakalanma yaşı olarak; 65 ve üstü olduğu şeklinde bir algı ve istatiksel veri vardır.

• Genetik durumlarda, genç yaşlarda yani 30-55’li yaşlarda Alzheimer illetine yakalanma olasılığı yüksektir. 

Sayılar ile farkındalık yaratalım mı?

2019 itibariyle, dünyada 47 milyon Alzheimer hastası var, 2030’da 76 milyon, 2050’de ise, 135,5 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Alzheimer illeti ile ilgili en iyi kayıt tutulan ülke Amerika olduğu için Amerika Alzheimer’s Association’ın (https://alz.org/ “2019 Alzheimer’s Disease Facts and Figures” verilerine göre;

• Amerika’da, 2019 itibariyle, 5.8 milyon Alzheimer hastası var, projeksiyonlara göre, bu sayının 2050 yılında yaklaşık 14 milyon olacağı öngörülüyor.

• Amerika, Alzheimer ölümleri açısından yapılan sıralamada dünya da 6. sırada,

• 65 yaş ve üstü 10 kişiden biri yani nüfusun %10’u Alzheimer hastası.

• Her 3 yaşlı kadından ikisi Alzheimer hastası yani kadınlar daha riskli grup.

• Her 65 saniyede bir kişi Alzheimer illetine yakalanıyor.

• Her üç yaşlıdan bir kişi Alzheimer veya Demans’ın diğer türlerinden ölüyor, bu oran göğüs kanseri ve prostat kanserinin toplamından daha fazla.

• 2000-2017 yılları arasında kalp krizi sonucu ölenlerin sayısı %9 azalırken, Alzheimer nedeniyle ölenlerin sayısı %145 arttı. 

“Alzheimer’s Research UK” verilerine göre;

İngiltere’de, 2019 itibariyle, 850.000 Alzheimer hastası var, projeksiyonlara göre; bu sayı 2021 yılında yaklaşık 1 milyon olacağı öngörülüyor.

“Alzheimer’s Society of Canada” verilerine göre;

Kanada’da, 2016 itibariyle, 564.000 Alzheimer hastası var, projeksiyonlara göre; bu sayı 2031 yılında yaklaşık 937.000 olacağı öngörülüyor.

Türkiye'de ise; TÜİK’in “İstatistiklerle Yaşlılar 2018” raporuna göre;

• Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2014 yılında %8 iken, 2018 yılında %8,8‘e yükselmiş. 

• Nüfus projeksiyonlarına göre; Yaşlı nüfus oranının 2023 yılında %10,2, 2030 yılında %12,9, 2040 yılında %16,3, 2060 yılında %22,6 ve 2080 yılında %25,6 olacağı öngörüldü.

• 2023 yılında yani 3,5 sene sonra, Türkiye’deki 65 yaş üzeri nüfus ülke nüfusunun %10,2’si olacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletlerin nüfus tanımına göre, ülkemiz 2023 yılında “çok yaşlı” nüfusa sahip olacak.

• Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı arttı; 2013 yılında %3,6 iken bu oran 2017 yılında %4,6'ya yükseldi. 

• Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2013 yılında erkeklerde %2,9, kadınlarda %4,2 iken bu oranlar 2017 yılında erkeklerde %3,6'ya, kadınlarda ise %5,6'ya yükseldi.

• 2050 yılında, Türkiye’nin dünyada en fazla Alzheimer hastasına sahip 4. ülke olacağı düşünülmektedir.

• Türkiye’de; 2019 itibariyle, yaklaşık 1 milyon Demans hastası ve bunlardan 600.000’i Alzheimer hastası olduğu biliniyor. 

• Türkiye’de, 65 yaş altında yaklaşık 30.000 - 40.000 Demans hastası var. 

Sayılar ile Alzheimer Ekonomisi; 

Demans’ın dünya çapındaki ekonomik yükü her yıl yaklaşık 604 milyar Amerikan Doları olarak hesaplanmış. 

“Eğer demans bakım masrafları, bir ülke ekonomisi olsaydı şu anda dünyanın 18. büyük ekonomisini oluştururdu.”

Amerika Alzheimer’s Association’in (https://alz.org/ “2019 Alzheimer’s Disease Facts and Figures” verilerine göre; 

• 2019 yılında, Alzheimer ve diğer Demans hastalarının Amerikan ulusal ekonomisine maliyeti 290 milyar $ (dolar), 

• 2050 yılında, bu maliyetin 1.1 trilyon $ (dolar) a kadar yükseleceği öngörülüyor.

İngiltere’de “Alzheimer’s Research UK” verilerine göre ise;

2019 yılında, itibariyle Demans hastasının maliyeti 26 milyar £ (pound),

• 2040 yılında, bu maliyetin 55 milyar £’a (pound) kadar yükseleceği öngörülüyor.

Türkiye’deki durum;

Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisinin 29. sayısında 2017 yayınlanan “ALZHEİMER HASTALIĞININ MALİYET ANALİZİ” çalışmasına göre;

Sosyal ve ekonomik maliyetleri içeren yıllık toplam maliyet “erken evre” Alzheimer Hastası için 11.410.10 TL, “orta evre” için 34.381,15 TL ve “ileri evre” için 61.268,67 TL yani güncel dolar kuru (1 $ = 5.70 TL) üzerinden maliyetin “erken evre” Alzheimer Hastası için 2.000 $, “orta evre” için 6.000 $ ve “ileri evre” için 10.750 $ olduğunu görürüz. Bu durumda, hasta başına ortalama yıllık maliyeti 8.000 $ olarak kabul edersek;

• 2019 yılında, Alzheimer hasta sayısı (600.000) x 8.000 $ = 4.8 milyar dolar yıllık maliyet.

• 2050 yılında, Türkiye’nin dünyada en fazla Alzheimer hastasına sahip 4. ülke olacağı düşünüldüğünde, Türkiye’nin ulusal ekonomisine Alzheimer illetinin yıllık maliyetinin yüzlerce milyar dolarları bulabileceğini öngörebiliriz.

Ekonomik Açıdan, Sözün Özü; 

Türkiye’nin ekonomisi ve kaynakları Alzheimer illetinin yaratacağı ciddi sağlık giderini karşılayamaz, dolayısıyla acilen ulusal çapta, siyaset üstü stratejiler oluşturarak, toplumda farkındalık yaratılması için acil eylem planları yapılmalı, ayrıca empati, saygı ve içtenlik üçgeni çerçevesinde hastaların yaşam kalitesini olabildiğince arttırmak için devlet, belediyeler ve vakıflar gibi kamu kurumları tarafından yeni nesil yani doğa içinde yaşam köyleri konseptinde bakım merkezleri yapılmalı ki Alzheimer illeti nedeniyle ülkemizin sağlık ve sosyal barışı bozulmasın, geçmiş hafızamız silinmesin.

Buz Dağının Görünmeyen Kısmı; Alzheimer Hastası Bakıcıları (Caregivers)

Erken ve Orta evre Alzheimer hasta bakımında ilk akla gelen uygulama; Evde bakımdır.

Bu konu, ülkemizde devlet tarafından Sosyal Hizmetler kurumu vasıtasıyla ekonomik olarak da desteklendiği için hem ülkemizde, hem de gelişmiş ülkelerde, toplumsal yaşam tarzı tercihleri değişmesine rağmen hala güçlü aile ilişkilerinin varlığını sürdürmesi nedeniyle yaşlı bireylerin bakım sorumluluğunun yaklaşık %60-80’i aile bireyleri tarafından yerine getirilmektedir.

Aile içerisinde bakım hizmeti verenlerin çoğunu kadınlar oluştururken bu durum son yıllarda değişmiş ve erkek bakıcıların sayısında da artış gözlenmiştir.

Amerika Alzheimer’s Association’in (https://alz.org/ “2019 Alzheimer’s Disease Facts and Figures” verilerine göre;

16 milyondan fazla kişi hiçbir gelir elde etmeden Alzheimer veya Demans’ın diğer tür hastalarının bakımı ile ilgileniyor yani ekonomik üretim dışında kalmış durumdalar, belki devletin kasasından bu kişilere bir ödeme yapılmamasını tasarruf olarak görenler olabilir ancak bu ülke ekonomisine kar değil zarar yazıyor, çünkü;

Yaklaşık 18.5 milyar saat karşılığı 234 milyar dolar ekonomik kayıp var, ayrıca Alzheimer hastası bireylere bakım hizmeti veren aile bireyleri de potansiyel Alzheimer hastalığı adayıdır yani sağlık giderlerini ileriki zamanlarda artıracak potansiyel hasta adaylarıdır.

Türkiye’de ise;

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalının “Alzheimer Hastalığı'nda Evrelere Göre Hastaya Bakım Veren Kişi(ler)nin Yükü” başlıklı raporunda da belirtildiği üzere;

“Alzheimer Hastalığında hasta yakınlarının vermesi gereken en önemli kararlardan biri, hastaya profesyonel destek alma ve kuruma yatırma aşamasıdır.

Özellikle kapalı toplumlarda, sub-klinik dönemde hasta normal yaşantısına devam etmekte sadece ileri evrelerde profesyonel kurumların desteğine başvurulmaktadır.

Toplumların, ilaç tedavilerine ve doktorların güvenilirliğine, mental hastalıklara, sıkıntı ve zorluklara bakış açılarını belirlemede, sosyo-ekonomik durumları, gelenekleri ya da inançları etkili olmaktadır. Herhangi bir dini inancı olmayan çevrelere kıyasla inançlı toplumlarda yaşayanlar, sağlık problemleri için tıbbi desteğe daha az ihtiyaç hissetmektedirler.”

Hasta yakınları, Alzheimer hastasına “Erken evre” ve “Orta Evre” de evde bakmayı tercih ederken, “İleri evre” de hastaya profesyonel destek alma ve bakım hizmeti veren kurumlara yatırması gereği oluşmaktadır.

İşte bu aşamada, devreye girmesi gereken modeller Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “Sosyal İçerme Politikaları Alanında Kurumsal Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi”nin “Demans Bakım Modeli Raporu” da “Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri” başlığı altında bahsedilmekte.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın organizasyon şeması altında faaliyet gösteren Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün sorumluğu altında aşağıda isimleri belirtilen yönetmelikler çerçevesinden hastaya profesyonel destekli, bakım hizmeti verilmektedir;

  • Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği,
  • Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği,
  • Kamu Kurum ve Kuruluşları Bünyesinde Açılacak Huzurevlerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik,
  • Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Bakımı Sağlanan Engelli ve Yaşlı Bireylere Harçlık Ödenmesine İlişkin Yönetmelik,
  • Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Bakım ile Evde Bakım Hizmetleri Hakkında Yönetmelik,
  • Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği,
  • 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik.

Ancak, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yönetmelikleri çerçevesinde verilen profesyonel destek bakım hizmetleri Alzheimer (Demans) hastaları açısından istenilen seviyede değil, çünkü;

Demans’ın en sık görülen türü Alzheimer illeti, maalesef ülkemizde de hızla yayılmakta ve toplumda psikolojik, sosyolojik ve ekonomik travmalar yaratmaktadır.

Devletin bu konudaki bakım merkezi imkanları yaratma hızı ile Alzheimer hastalığının artış hızı örtüşmemektedir yani devletin sahip olduğu bakım merkezi imkanları çok yetersiz kalmaktadır, dolayısıyla Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan il/İlçe Sosyal Hizmetler Kurumları yönetmelikler çerçevesinde acil durumda, hastaların sevkini özel bakım merkezlerine yaparak hasta yakınlarına destek olmaya çalışmaktadır, ancak “Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği” kapsamında zorunlu uyulması gereken kurallara Özel Bakım Merkezleri tarafından yeterince uyulmaması, özellikle yönetmeliklerde belirtilen “Deprem Dayanıklılık” ve “Yangından Korunma ve Elektrik Tertibatı” gibi zorunlu uyulması gereken kuralların ıskalanmasına, binalardaki fiziki şartların Alzheimer hastalarının yaşamına uygun olmamasına rağmen özel bakım merkezlerine çalışma izinlerinin kolayca verilmesi, periyodik denetim yetersizlikleri ciddi problemler yaratmaktadır.

Ayrıca, bu merkezlerde görevli yönetici ve çalışanların “Alzheimer (Demans) Hasta Bakımı Personel Eğitimi” almamış olması, liyakatsizlik yani eğitimsiz ve çok tecrübesiz olmaları nedeniyle Alzheimer (Demans) hastalarına “kişi merkezli bakım hizmeti” veremiyorlar.

Kısacası;

Periyodik denetimlerin yetersizliği ve neticesinde oluşan otorite boşluğu nedeniyle “merdiven altı” olarak tanımlayabileceğimiz, liyakatsiz kişiler tarafından işletilen bakım merkezleri mantar gibi ortaya çıkmakta, üstelik bu merkezlere devlet tarafından yüklü hizmet bedelleri ödenerek hem ekonomik kaynak israfına sebep olunmakta hem de “Temel Hasta Hakları” ve “Temel Anayasal Hakları” ihlalleri gibi insanlık ayıbı durumlara sebep olunarak sıkıntı yaratılmaktadır.

Sonuç Olarak;

Alzheimer hastalığı, kişiye özel bir hastalıktır, dolayısıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın organizasyon şaması altında faaliyet gösteren Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yönetmelikler çerçevesinde verilen bakım hizmetleri Alzheimer hastaları için uygun değildir.

Çünkü, bakım merkezlerinin hem fiziki şartları hem de insan kaynağı profili “kişi merkezli bakım hizmeti” verebilecek bir yeterliliğine sahip değildir,

Günümüzde; Amerika ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde Alzheimer hastaları 3-4 katlı binalarda değil, doğa içindeki tek katlı evlerin olduğu yaşam köylerinde ve günün önemli bir kısmını doğada dolaşarak geçiriyorlar, köyün etrafı yüksek duvarlar ile çevrili olduğu için hastaların kaybolması durumu ile karşılaşılmıyor, ayrıca dışarıdan kaynaklı bir tehlikeye maruz kalmıyorlar.

Bu tip doğal yaşamın hastaların psikolojisi üzerinde olumlu katkılar yarattığı ve hastalığın seyrini ciddi olarak yavaşlattığı söyleniyor, çünkü Alzheimer hastalarının en ciddi sıkıntısı uyku düzenlerinin ve sürelerini bozulmasıdır, dolayısıyla gün boyu doğada dolaşan hasta akşam çok rahat uyuyabiliyor yani beyni dinlenebiliyor, dolayısıyla ülkemizde de devlet, yerel yönetimler ve kamu yararına hizmet veren vakıflar tarafından yeni nesil yani doğa içinde yaşam köyleri kurulmalı ve ölümü bekleyen bu hastalara son günlerinde empati, saygı ve içtenlik üçgeni çerçevesinde insanlık onuruna yakışan bakım hizmeti verilmelidir.

Bir vatandaş olarak çözüm önerilerim;

Alzheimer Hastalığını ortadan kaldıran veya ilerlemesini durduran bir tedavi seçeneği bugün için olmadığından, aşağıda listelenen beklentilerimin değerlendirilmesi durumunda büyük yatırımlara gerek duyulmadan eldeki kaynaklar ile kısa ve orta vadede yaratılacak bakım merkezleri ile empati, saygı ve içtenlik üçgeni ortamında Alzheimer (Demans) hastalarının bakım ve yaşam kalitesinin artabileceğine inanıyorum.

Merkezi Yönetimden Beklentilerim;

1. “Erken Evre” ve “Orta Evre” Alzheimer hastalarına evde bakımı hizmeti veren yakınlarının çalışma hayatından ve sosyal ortamdan kopmaları nedeniyle ülkemiz ciddi sayıda vasıflı insan kaynağını kaybetmekte, üstelik hastaya bakan hasta yakınları, bu sorumluluğun ve duygusal yükün altında ezilmekte, yaşam kalitesi, hatta vücut fizyolojisi bozulmaktadır.

Yani, Alzheimer hastasına evde bakım hizmeti veren kişilerin yaşadığı yetersizlik, çaresizlik, bıkkınlık, yalnızlık duyguları buz dağının görünmeyen diğer kısmıdır, dolayısıyla devlet elindeki kamu tesislerini ve askeri kampları “Erken evre” ve “Orta evre” Alzheimer hastalarının bakımına tahsis edilmesinin kısa ve orta vadede çözüm olacağını düşünüyorum.

Zaten, bu kamplar yaz ayları dışında kışın 8-9 ay atıl durumda devlete ciddi ekonomik zarar vermektedir, eğer basit yapısal restorasyonlar yapılırsa bu tesisler yılın 12 ayı aktif olarak kullanılabilir.

Bu tahsis ile, evde bakımı hizmeti veren Alzheimer hasta yakınlarının kaybolan iş güçleri ve sağlıkları kurtarılmış olunacağı gibi ailelerin hastası nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntılar da devlet tarafından üstlenilerek ailelerin nefes alması sağlanacak.

“Atıl durumdaki kamu tesisleri ve askeri kamplar “Erken evre” ve “Orta Evre” Alzheimer hastalarına bakım merkezi olarak tahsis edilsin”

2. Devletin şu an sahip olduğu bakım merkezlerinin fiziksel imkanları ve sayıları “İleri Evre” deki Alzheimer hastalarına hizmet vermek için yeterli değil, dolayısıyla ağır engelliler için bakım hizmetleri ciddi bedel karşılığı özel bakım merkezlerinden alınmaktadır.

Eğer, TÜİK’in yaşlı nüfus artış projeksiyonları öngörüldüğü gibi gerçekleşirse, özel bakım merkezlerine yapılan ödemeler de 2023 yılından itibaren devlet bütçesine ciddi miktarda darbe vurabilir, dolayısıyla şu an devletin elinde imkanlar varken bu problemi çözmek gerekir;

Bilindiği üzere, yeni hizmete açılan şehir hastaneleri nedeniyle birçok ildeki devlet hastanesi atıl durumda hurdaya çıktı, çürümeye bırakıldı.

Eğer, bu hastaneler yapısal olarak “İleri evre” deki Alzheimer hastalarının bakım hizmetine tahsis edilirse, özellikle tıp fakültelerinin Geriatri ve Nöroloji bölümlerine tahsis edilirse hem “İleri Evre” deki Alzheimer hastalarına yatılı profesyonel destek hizmeti verilmiş olunur hem de bu hastaneler, Alzheimer illeti gibi çağımızın en büyük belası ile mücadele konusunda araştırma yapan merkezlere dönüştürülerek bilimsel araştırmaları ile bilim dünyasına katkılar yapılabilir. 

Bu araştırmaların, ülke ekonomisine yapacağı ekonomik katkının da hayal dahi edilemeyecek boyutta olabileceğini, yapılabilecek hızlı bir fizibilite çalışması ile görmek mümkün…

Zaten, tıp dünyasındaki bilimsel araştırmaların ekonomiye katma değer getirisi teknolojik araştırmaların ekonomiye yaptığı katma değer getirisinden çok daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir, ayrıca dünyada aynı sorunu yaşayan ama imkanları kısıtlı olan birçok ülkenin “İleri Evre” deki Alzheimer hastalarına verilebilecek sağlık hizmeti ile de sağlık turizmi oluşturmak mümkün, kısacası; 

“Şehir hastaneleri nedeniyle hurdaya çıkarılmış, atıl durumdaki kamu hastaneleri tekrar sağlık sürecine katılarak “İleri Evre” deki Alzheimer hastalarının bakım hizmetine tahsis edilmeli, bu durum, hem ekonomik hem de sosyal açıdan ülkemize ciddi katkı sağlayacaktır.”

Yerel Yönetimlerde Beklentim;

Büyükşehir Belediyesi Kanununa göre yerel yönetimlere de uzun süreli bakım konusunda görev, yetki ve sorumluluklar tanımlanmıştır.

Bu çerçevede 16 milyon nüfuslu İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İstanbul Darülaceze Müdürlüğü Kayışdağı Yerleşkesinde 9 farklı yaşam sitesinde bireylerin fiziksel, zihinsel ve mental durumlarına göre yaşam imkanı sunulmaktadır. Bu yaşam sitelerinden;

  • Çınar Sitesi: Demans ve Alzheimer tanılı bayan sakinlerimizin yaşamını sürdürdüğü site, 55 yatak kapasitesine sahiptir.
  • Umut Sitesi: Demans ve Alzheimer tanılı bay sakinlerimizin yaşamını sürdürdüğü site, 40 yatak kapasitesine sahiptir.

Ancak, Alzheimer tanılı bayan hastaları için 55 yatak kapasitesi ve bay hastaları için 40 yatak kapasitesi 16 milyon nüfuslu İstanbul’a yakışmıyor, belediyeden bu kapasiteleri İstanbul nüfusu ile örtüşen bir seviyeye acilen çıkarılmasını bekliyoruz.

Orta vadede Yerel Yönetimlerden beklentim;

“Alzheimer hastaları için yerel yönetimler tarafından doğa içinde yaşam köyleri kurulmalı.”