

Bizlerin de katkı sunduğu “Kömürün Ötesinde Milas“ başlıklı rapor yayımlandı. Rapor Milas’ta kömürden çıkışın istihdam üzerindeki olası olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak yerel ekonomik alternatifleri barındıran kömürden adil bir çıkışın yol haritasını sunuyor. (detaylı bilgi için tıklayınız)
Milas'ın sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle bu mümkün.
Özellikle coğrafi işaretli Milas zeytinyağı ve çam balının güvenceli, doğayı koruyan yeşil işler yaratarak kömüre alternatif olabileceğini ortaya koyuyor. (Konuyla ilgili haber için tıklayınız)
Muğla/Milas uzun yıllardır kömür ve termik santraller sebebiyle ciddi bir yıkım yaşıyor. Ekosistem tahrip edildi, halk sağlığı tehdit altında. Hava kirliliği, tarımsal verim kaybı, zeytin ağaçlarının verimsizleşmesi, kanser ve solunum yolu hastalıklarının artması, susuzluk gibi pek çok sorunun kömürden kaynaklanıyor.
Oysa kömür yerine alternatif sektörlere yatırım yapılabilir, Milas’ın kaderi bambaşka çizilebilirdi. Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan bu rapor da gösteriyor ki kömürden çıkış ve adil geçiş bir kaynak sorunu değil, tercih meselesi ve iktidardakiler ile sermayedarlar kömürü tercih edip önce Milas’ı sonra da ülkemizi kömürün karasına hapsettiler.
2 yıldır verdiğimiz mücadele, neredeyse 2.yıla yaklaşan nöbetimiz boyunca kömürden çıkışın mümkün olduğunu, acilen kömür ve kömürlü termik santrallerden vazgeçilmesi gerektiğini, doğamızı koruyacak şekilde istihdam olanaklarının mümkün olabileceğini söyledik, herkese anlatmaya çalıştık. Şimdi hazırlanan bu rapor ile de bunun mümkün olduğu yapılan araştırmalarla yeniden ortaya konuyor.
Uğruna nöbet tutup, meclise gidip yasal düzenleme görüşmelerine katılıp, mitingler yaptığımız zeytinliklerimiz de bu raporda önemli istihdam alanlarından biri olarak belirtiliyor. Üstelik zeytinciliğe yapılacak yatırım Milas’taki termik santrallere verilen bir yıllık kapasite mekanizmasına eşit ve neredeyse madencilik sektöründeki istihdam kadar yeni iş yaratabilir deniyor.
Durum bu kadar açıkken, uzmanlar kömürün zararlarından bahseder ve bizler de bu zararlardan etkilenirken ve doğadan, insanlardan yana başka bir yol varken bugün bizim zeytinliklerimizin, Akbelen ormanımızın, yaşam alanlarımızın yok edilmesi bir tercih meselesidir. Ve birileri tercihini kömürden yana kullanadursun biz yılmadan yorulmadan tercihimizi yaşamdan yana kullanacağız. #AkbelenOrmanınıVermeyeceğiz diye haykırmaya devam edeceğiz.
Sen de Akbelen'e gelerek, nöbetimize katılarak, taleplerimizi ve kömürsüz bir geleceğin mümkün olduğu bilgisini paylaşarak, imza kampanyamızı duyurarak, yaygınlaştırarak bize destek olabilirsin. Birlikte mücadeleye devam!