Mise à jour sur la pétitionABDULLAH DEMİRBAŞ ve DİĞER HASTA TUTSAKLARIN tutuklu kalmaları, yaşam hakkı ihlalidir. O ve tüm HASTA TUKSAKLAR serbest bırakılsın. #freedemirbas #HastaTutsaklaraÖzgürlükArkadaşlar Babamın hepinize çağrısı var

berfin ezgi demirbasistanbul, Turquie
17 sept. 2015
Sağlık durumum ile ilgili çağrı
2004 yılında Diyarbakır ili, Sur ilçesinde oyların % 56’sını alarak belediye başkanı seçildim. Bölgedeki zengin kültürel mirasın ve kimliklerin korunması ve saygı gösterilmesi yaklaşımı çerçevesinde Sur Belediyesi başkanlığı dönemimde, belediye meclisimiz “çok dilli ve çok kültürlü belediye hizmet sunumu” kararı aldı ve bu karar neticesinde demokratik olmayan bir şekilde görevimden uzaklaştırıldım, belediye meclisi düşürüldü.
2009 yılında yapılan yerel seçimlerde tekrar aday oldum ve halkın %65’inin desteğini alarak yeniden belediye başkanı seçildim. Kamuoyunda KCK davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde 24 Aralık 2009 yılında gözaltına alındım.
Kalıtımsal kan pıhtılaşması (derin ven trombozu) hastalığım sebebiyle vücudum aşırı düzeyde demir içermekte ve bu da kan pıhtılaşmasına (tromboz) neden olmaktadır. Kan dolaşımı sağlanamadığında izleri vücudumda özellikle de kollarımda ve bacaklarımda görülebiliyor. Oluşan pıhtının bacak toplardamarını tıkaması sonucu bacakta şişlik, ağrı ve yürüyememe şikâyeti oluşurken, pıhtının bulunduğu yerden kopup akciğere gitmesi ile akciğer embolisi olarak isimlendirilen nefes darlığı, öksürük ve göğüs ağrısı ile karakterize olan ve bazen ölümcül olabilen bir durum gelişebiliyor.
Ulusal ve uluslar arası STK ve kurumların desteğiyle yürütülen büyük kampanya çerçevesinde 10 Mayıs 2010 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından hastalığım düzenli ve sürekli bir tedavi gerektirdiği için özel bir izinle serbest bırakıldım.
Ne yazık ki, Ağustos 2015 yılında tekrar başka bir soruşturma için gözaltına alındım ve tutuklandım. Bana karşı yürütülen suçlamalar henüz kamuoyuna açıklanmadığı gibi avukatlarım da bu bilgiden mahrum bırakılmışlardır. Avukatlarım sağlık problemlerinden dolayı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmam için başvurdular fakat kaçma ve delilleri karartma şüphesi nedeniyle bu başvuru reddedildi.
Belediye başkanı ve politikacı olmadan önce bir öğretmen olarak ülkenin değişik illerine sürgün edildim. Belediye başkanı ve politikacı olduktan sonra da yargısal anlamda bir dizi soruşturmaya maruz kaldım fakat asla ülkeyi terk etmek gibi bir niyetim olmadı. Yukarıda da belirttiğim gibi Sayın Gül zamanında özel izinle serbest bırakılmıştım ve eğer böyle bir niyetim olsaydı o dönemde ülkeyi terk ederdim.
Açıkça bilinmesi gerekir ki fikirlerim için çok emek verdim, kendimi yasal çerçevede savundum ve bundan sonra da yasal çerçevede savunacağım. Yargılanmaktan korkmuyorum, fakat sağlıklı bir şekilde yargılanmayı istiyorum. Ölüme terk edilerek yargılanmayı istemiyorum. Orantılılık ilkesi ve diğer ilkeler gereğince hasta olan ve hastalığı çok ciddi olan birinin tutuklanması yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Yaşam hakkı, tüm temel hak ve özgürlükler bakımından en olmazsa olmaz koşuldur. Bu nedenle yaşam hakkının öncelikle korunması, kollanması ve göz önünde bulundurulması gerekir. Bu sebeple benim ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılması için desteğinizi istiyorum.
Saygılarımla
Abdullah Demirbaş
…………………………………………….
A call due to my urgent health condition
I, Abdullah Demirbaş, was elected mayor of Sur district in Diyarbakır province in 2004 with 56% support from voters. During my tenure, within the framework for respect and protection of the rich cultural heritage and diversity of the peoples living in the region, our municipal council approved the “delivery of multilingual and multicultural municipal services”. After this decision, I was undemocratically removed from office and the municipal council was dismissed.
I put forth my candidacy once again for local elections in 2009 and was elected mayor with 65% support from our citizens. I was detained on December 24, 2009 within the scope of an investigation for a case popularly known as the KCK.
Due to a genetic disease called ‘innate hemochromatosis’ (deep vein thrombosis), my body contains an excessive level of iron, which causes blood clotting (thrombosis). When there is a lack of blood circulation, the clots are easily traceable on my body, especially on my arms and legs. Due to the blockage these create on the veins in my leg, I suffer from swelling, pain and an inability to walk. This also creates the danger that the clots may detach from their origin and travel to my lungs, causing lung anemia. This is a serious condition that causes breathing difficulties, coughing and chest pain and can result in death.
As the result of a huge campaign led by national and international NGOs and institutions on my behalf, I was released on a special permit by former president Mr. Abdullah Gül on May 15, 2010 as my disease required periodic and regular treatment.
Sadly, I was detained for another case in August 2015 and was arrested. The charges filed against me have not been made publicly available and not even my lawyers have been privy to that information. My lawyers made an appeal for my release pending trial due to my health conditions. The appeal was rejected on the grounds that I might leave the country illegally and destroy evidence.
Before becoming a mayor and a politician, I served as a teacher who was exiled to many different cities of Turkey because of my identity. After becoming a mayor and a politician, I was subjected to a series of judicial inquiries and yet I never intended to leave the country. As mentioned above, I was formerly released from prison by special permit of Mr. Gül and if I had an intention to leave the country, I would have left at that time.
It should be clearly known that I worked very hard for my ideals during my life. And I always defended myself within the legal framework and will continue to do so. I am not afraid of being put on trial but I want to be tried as a healthy person. I do not want to be tried while I am left to die. Based on the principle of proportionality, keeping an individual who suffers from a serious medical condition in prison is an outright violation of one’s right to life. Right to life has primary importance among all basic rights and liberties. Therefore, it should be protected, guarded, and given utmost consideration. For this reason, I want your support for my release and for the release of all sick prisoners.
With my sincerest regards,
Abdullah Demirbaş
Copier le lien
Facebook
WhatsApp
X
E-mail